T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/7 Esas
KARAR NO : 2024/508
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/01/2020
KARAR TARİHİ : 13/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sabit olan alacağına ilişkin olarak Küçükçekmece ...... icra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu tarafından tamamı ile haksız ve kötü niyetli olarak sadece zaman kazanmak adına borca itiraz edildiğini ve takibin durdurulmasının sağlandığını, ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak arabuluculuk başvurusunca da davalı ile borçlu ile anlaşma sağlanamadığını, icra takibinin dayanağını teşkil eden fatura itibari ile icra takibi alacağının sabit olduğunu, itirazın hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, icra takibi konusu alacağın müvekkili ve davalı borçlu şirket arasında bulunan fatura itibari ile sabit olup itirazın tamamı ile kötü niyetli olduğunu, davalı-borçlunun haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazlarının iptali ile takibin devamına, itiraz haksız ve kötü niyetli olmakla davalı-borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının 2 adet faturaya dayanarak itirazın iptalini talep ettiğini, bunu faturaların kesin karine olmasına dayandırdığını ve bu nedenle alacaklı olduğunu iddia ettiğini, fatura ile ilgili karine kesin mahiyete haiz olmadığını, davacının akdin ifasını yerine getirmediği faturalardaki ürünleri, hizmeti teslim etmediğini, taraflar arasında önce ürün teslim edilmesi teslime bağlı olarak ta ödeme yapılması kararlaştırıldığını ancak teslim gerçekleşmediğinden ödemenin yapılmadığını, teslim yapılmamasına rağmen ödeme talep etmekle davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle davanın reddi ile % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmşitir.
DELİLLER : (Kapatılan)Küçükçekmece ..... İcra Dairesi ’nün ..... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının, fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
(Kapatılan)Küçükçekmece ...... İcra Dairesi’nün ...... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 120.858,20 TL asıl alacak, 11.299,74 TL işlemiş faiz olmak üzere 132.157,94 TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi Mali Müşavir ...... 07/06/2021 tarihli raporunda; Tacir olan taraflardan davacının defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulduğu ancak yılsonu kapanış tasdikinin yapılmadığı, takip konusu faturanın kayıtlarında yer aldığı, takip konusu fatura konusunda ihtilafın bulunduğu, Davalının borcunun olmadığı yönünde, usulüne uygun ihtarat yapıldığı ve buna karşılık defter belge ibrazında bulunduğu defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulduğu ancak yılsonu kapanış tasdikinin yapılmadığı, Takdiri Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere, davacının resmi defter kayıtlarında davalıdan 31.12.2018 tarih itibari ile 342.377,83 TL alacak bakiyesinin olduğu görülmüş ancak yeterli tevsik edici belge olmadığından Davacının alacağını ispatlayamadığı, davalının resmi defter kayıtlarında davacıya 31.12.2018 tarih itibari ile 67.305,29 TL asıl borç bakiyesinin olduğu görülmüştür. Davacının takip öncesi faiz talebi mevcut olduğu Ancak, Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında Davalının Ticari defter kapanış maddesinde Davacıya 67.305,29 TL asıl borç bakiyesinin olması hasebiyle asıl alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında Yıllık % 9 Yasal Faiz Oranı istemiş olduğu, cari hesap 09/10/2018, genel toplam 67.305,29 TL FAİZ 2.422,99 TL faiz hesaplaması yapıldığı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Bilirkişi Mali Müşavir ..... 18/02/2022 tarihli raporunda; Davacının davalıdan, rapor muhteviyatındaki açıklamalar ışığında (tamamıyla davacı yanın dava dosyasına daha önce sunduğu ticari defterlerden hareketle) ..... numaralı ..... Makina İth.İhr.San.ve Tic.Ltd.Şti. hesabında açık cari hesap bakiyesi tutarı olan 342.377,83 TL kadar alacaklı gözüktüğü, davalının davacıya, rapor muhteviyatındaki açıklamalar ışığında (tamamıyla davalı yanın sunduğu açık cari hesap ilişkisinden hareketle) ...... numaralı ..... Paslanmaz Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi hesabında açık cari hesap bakiyesi tutarı olan 67.305,29 TL kadar borçlu gözüktüğü tarafların ticari defter bakiyelerinde 275.072,54 TL farklılığın bulunduğu, bu farklılığın nedeninin; davalı defterlerinde kayıtlı; 26.03.2018 tarih ...... numaralı yevmiye maddesinde 61.890,00 TL alacak, 27.03.2018 tarih ..... numaralı yevmiye maddesinde 80.000,00 TL alacak, 29.03.2018 tarih ...... numaralı yevmiye maddesinde 32.182,54 TL alacak, 09.10.2018 tarih ..... numaralı yevmiye maddesinde 101.000,00 TL alacak, kayıtlarından kaynaklandığı, davalının ..... Bankası A.Ş. ..... Şubesi TR..... IBAN numaralı hesabına; 26.03.2018 tarihinde 61.890,00 TL, hesabından davacının 27.03.2018 tarihinde 80.000,00 TL, -29.03.2018 tarihinde 32.182,54 TL, olmak üzere toplam 174.072,54 TL tutarında EFT gönderdiği, davalının davacıya 09.10.2018 tarih 0144 no'lu davacı makbuzu ile; ..... bank A.Ş...... Şubesi, ...... numaralı, 25.12.2018 keşide tarihli 11.000,00 TL bedelli, ..... Bankası A.Ş...... Şubesi, ..... numaralı, 31.12.2018 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli, ..... Bankası A.Ş. ..... Şubesi, ...... numaralı, 30.01.2019 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli, ...... bank T.A.Ş. ..... Şubesi, ..... numaralı, 31.01.2019 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli, olmak üzere toplam 101.000,00 TL tutarında 4 adet çeki ciro ve teslim ettiği, dosyada mevcut çek suretlerinden davalının cirosunu davacının cirosunun izlediği, ciro silsilesinin bozuk olmadığı, davalının borç ilişkisini kabul ederek davacıya toplam 275.072,54 TL ödediği, davacının 2018 yılı Ocak ayı mal ve/veya hizmet satışlarına ilişkin bildirim formu Form Bs ile davalı unvanına 4 adet belge karşılığında K.D.V. Hariç 147.519,00 TL bildirimde bulunduğu, davalının 2018 yılı Ocak ayı mal ve/veya hizmet alımlarına ilişkin bildirim formu Form Ba ile davacı unvanına 4 adet belge karşılığında K.D.V. Hariç 147.519,00 TL bildirimde bulunduğu, dosya kapsamında taraflar arasında vadenin belirlendiği mevcut yazılı bir sözleşme, borcun ifa edileceği tarihi kararlaştırdıkları ya da borçlunun borcunu ne zaman ifa edeceğini gösterir bir belge ve bilgiye rastlanılmamış olmakla birlikte takip tarihinden önce davacı tarafından davalıya yapılmış ödetme isteği içeren bir ihtar ya da ihbar da görülemediğinden, davacının takip talebinde alacağın sebebi olarak gösterdiği asıl alacak miktarına yine takip talebinde gösterdiği faizin işlemeye başladığı gün esas alınmak suretiyle 04.03.2019 tarihine kadar 11.269,94 TL işlemiş faiz talep edebileceği, takdirinin ise Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, davaya esas takip talebinde öngörülen faiz istemi gözetilerek, Sayın Mahkeme'ce alacağın kabulü halinde, davacının takip tarihinden itibaren avans faiz talep edebileceği, ancak davacı vekilinin takip talebindeki talebine bağlı kalınarak yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faiz talep edebileceği, faizin infaz aşamasında hesaplanması gerektiği, takdirinin ise Sayın Mahkeme'ye ait olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Bilirkişi Adli Belge İnceleme/ Grafolojik Uzmanı 19/02/2024 tarihli raporunda; İnceleme konusunu oluşturan; 09.10.2018 tarihli ..... Numaralı ...... Makine İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi başlıklı, ...... bank: 11.000 TL .... 25.000 TL .....: 50.000 TL ..... bank: 15.000 TL Yalnız:101.000 TL (Yüzbirbin Türk Lirası) Tahsilat Makbuzu aslında bulunan ..... Paslanmaz Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi kaşesi üzerine atılı imza ile; Davacı ..... Paslanmaz Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi yetkilisi ...... 'ya ait medarı tatbik-örnek imzaların göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik ve grafometrik özellikleri bakımından DOSYADA MEVCUT MUKAYESE BELGELERİNE KIYASEN BENZER YAPI ve GÖRÜNÜMDE imza olmaları nedeniyle 09.10.2018 tarihli Tahsilat Makbuzu aslında bulunan ...... Paslanmaz Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi kaşesi üzerine atılı imzanın davacı ...... Paslanmaz Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi yetkilisi ....... 'nın eli mahsulü olduğunu diğer bir ifadeyle 09.10.2018 tarihli Tahsilat Makbuzu aslında bulunan ...... Paslanmaz Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi kaşesi üzerine atılı imzanın davacı ..... Paslanmaz Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi yetkilisi ..... tarafından atılıp imzalandığı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Genel Olarak; Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir, öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, T:27.06.2003.
Davacının, davalı borçlu ile aralarında akdi bir ilişki olduğunu, bir başka anlatımla takibe konu faturadaki fatura konusu hizmet ifası ile ilgili ticari ilişkiyi ispat etmeden iddia ettiği alacağın tahsilini sağlaması mümkün değildir. Akdi ilişki ise, taraflar arasında düzenlenen imzası davalı tarafından kabul edilmiş bir sözleşme, faturaya konu malların borçluya teslim edildiğine dair bir irsaliye ve teslim fişi ile vb. somut yazılı belgelerle ispat edilebilir.
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır.
İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedelini ödemiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.
Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır.” hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Başka bir deyişle fatura, akdin şartlarını belirleyen değil, belirlenmiş olan şartların bir kısmını gösteren belgedir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir. Bu nedenle faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olması gerekir ve öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının gözönünde tutulması zorunludur.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporu içeriğine göre;
Davacı ve davalı arasında ticari ilişkinin bulunduğu, taraflar arasında TTK 89. Madde anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmadığı, Taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup bu ticari münasebet açık hesap İlişkisi olduğunu, Faturalara
dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve
hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.
Davacı tarafından 17.01.2018 tarihli 42.368,61-TL tutarlı ve 07.03.2018 tarihli 78.489,59-TL bedelli iki adet faturadan kaynaklı alacağı için icra takibi başlatıldığı, icra takibine konu faturalarda emtianın davalıya teslim edildiğini ileri sürmüş, davalı ise borcu inkâr etmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığını ispat yükü davacı tarafta olup, dosya içeriğinde davacı tarafından davalıya malın teslimine ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Davacı hakkında yevmiye defterinin kapanış tasdiğinin bulunmadığı, bu nedenle davacının 2018 yılı ticari defterlerinin birbirini teyit ettiğinin söylenemeyeceği, davacı ..... Paslanmaz San.ve Dış Tic.A.Ş. hakkında sahte belge düzenleme yönünden 23.10.2019 tarih ve ..... sayılı Vergi Tekniği Raporu düzenlendiği, adı geçen raporda; davacı ..... Paslanmaz San.ve Dış Tic.A.Ş.'nin 2017 ve 2018 takvim yıllarında gerçek anlamda bir ticari faaliyetinin bulunmadığı, 2017 ve 2018 takvim yılında düzenlediği yurtiçi satış faturalarının tamamının gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmayan ve komisyon karşılığı düzenlenen sahte belgeler olduğunun ifade edildiği, davalı mükellef kurumun faturalarda belirtilen malları gerçekte aldığı ancak sahte fatura faturaların belgesiz satılan malları belgelendirmek amacıyla satıcı/davacı ..... Paslanmaz San.ve Dış Tic.A.Ş. tarafından davalı mükellef kuruma verildiğinin belirtilmiş olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından dava konusu edilen faturalardaki malların karşı tarafa teslim edildiğini yazılı delil ve belgelerle ispatlayamadığı gibi yemin deliline de açıkça dayanmadığı, bu haliyle davasını ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olarak icra takibi yaptığından söz edilemeyeceği, itirazın iptali davasında kötüniyet tazminatının, kötüniyet olduğunun davalı tarafından ispat edilmesi gerekeceği, talebin yargılamayı gerektirdiği, mahkememizce de verilmiş olan tedbir kararı bulunmadığı dikkate alınarak kötüniyet tazminatı talebinde yasal şartlarının oluşmaması nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmaması nedeniyle reddine,
3-Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafça yatırılan 1.569,14 TL harçtan mahsubuyla bakiye 1.141,57 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-AAÜT gereğince hesap edilen 21.145,28 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/05/2024
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır