T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/1105 Esas
KARAR NO : 2025/76
DAVA : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 29/12/2021
KARAR TARİHİ : 23/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/02/2025
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; Davalı ...'ın Küçükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası kapsamında davacının babası olan ... aleyhine 20/02/2020 ödeme tarihli ve 10/01/2015 düzenlenme tarihli senede dayalı olarak icra takibi başlattığını, ...'in 04/04/2020 tarihinde vefat ettiğini, ...'in mirasçısı olarak; müvekkili ..., ... Ve ...'in olduğunu, dava konusu senedin alacaklısının olan davalı da mirasçılardan ...'in resmi eşi olduğunu, yargılamaya konu icra takibinin vefat sonrasında mirasçıların takibe dahil edilmemesi nedeniyle henüz öğrenildiğini, davalı, murisin damadı olmasına ve vefattan haberdar olmasına karşın mirasçıları dosyaya dahil etmediğini, bu nedenle müvekkilnin takipten ve senet muhteviyatından ancak haberdar olduğunu, icra dosyasında şifahen yapılan incelemede borçlu ...'e ödeme emrinin vefatının hemen evvelinde 06/03/2020 tarihinde kendisine bizzat tebliğ edildiği tespit edildiğini, bu itibarla ...'in ilgili tarihte tedavi gördüğü bilindiğinden, müvekkili tarafından tebliğ mazbatasındaki imzanın incelendiğini ve kati suretle borçluya ait olmadığının beyan edildiğini, bu itibarla ödeme emrine de itiraz mecburiyetleri bulunduğunu, ilgili imzanın da borçluya ait olmadığının değerlendirildiğini, senedin tarafının vefat ettiğini, öncelikle takibin iptalini talep ettiklerini, imza itirazları sonucunda borçluya ait olduğu ortaya çıkarsa, muris muvazaasına dayalı olarak senedin ve takibin müvekkilin miras hakkına binaen iptal edilmesine yönelik talepleri bulunduğunu, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte, müteveffanın ölüm döşeğinde olduğunu, buna ilişkin hastane evraklarının celbini talep ettiklerini, ödeme emrinin borçlu imzasına tebliğ edilmediğini, imza itirazları için dosyanın Adli Tıp veya Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığına gönderilmesini talep ettiklerini, imza itirazlarının haricinde, senette tahribat da yapıldığının gözle görülür biçimde anlaşıldığını, senet ve içermediği unsurlar nedeniyle kambiyo vasfına da haiz olmadığını, senedin farklı kalemlerle, farklı zamanlarda farklı el ürünü olarak doldurulduğunu, imza rakam ve sembollerin yaşı, aynı el ürünü olup olmadıklarının da incelenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin miras payının ve hakkının alıkonulması amacıyla ilgili işlemin gerçekleştiğinin kabulü gerektiğini, senedin bu kapsamda muvazaalı olarak düzenlendiğini, Küçükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında senet borçlusunun neredeyse tüm hakların gözetilerek vasiyetnamesini bıraktığını, yine senet borçlusu ...'in müvekkille ve ailesiyle uzun yıllardır görüşmediğini, küslük nedeniyle mirasından onu mahrum edeceğini beyan ettiğini, ...'in vefatına dek müvekkiline hiçbir şey bırakmayacağını ifade ettiğini, taraflar arasındaki anlaşmazlık yargılamanın konusunu oluşturmamakla birlikte müvekkilinin davalının eşinin (kendi öz kardeşi) söz ve eylemlerine katlanamadığını, taraflara ve kendi ailesine daha fazla zarar gelmemesi adına aile apartmanından ayrılmak zorunda kaldığını, senedin düzenleme ve vade tarihi, bedeli, müteveffanın yaşı, irdelendiğinde bunun hayatın olağan akışına uymadığını, ... ile aralarında bu tarihlerde bu miktarlı bir alışveriş olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, senet borçlusu ve alacaklısının birlikte yaşadıklarını, davaya konu senedin tanzim nedeninin müvekkillerini miras payından mahrum bırakmak olduğunu beyanla, 20/02/2020 ödeme tarihli ve 10/01/2015 düzenlenme tarihli Küçükçekmece .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasında takibine geçilen senedin imza yönünden araştırılarak imzanın borçluya ait olmaması nedeniyle iptaline, hali hazırda ilgili takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, aksi halde senedin muris muvazaasına dayalı olarak müvekkilin miras payı oranında iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle:
Hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarında bulunduklarını, davanın menfi tespit davası olarak değerlendirilmesi halinde, davacı tarafça harcın yatırılmadığı anlaşıldığından, harç tamamlatılması gerektiğini, davacının kendi adına mı bütün mirasçılar adına mı hareket ettiğini, ayrıca davalının icra mahkemesinde ileri sürmesi gerekli beyan ve taleplerde bulunduğunun görüldüğünü, taleplerin ayrıştırılması ve mahkemeler arası bir görev gaspına mahal verilmemesi adına elzem olduğunu, müvekkilinin davalı mirasçılarından ....'in eşi olduğunu, davacının icra takibinin gizli yapılması ve iş bu dava tarihine kadar takipten haberdar olmadığını beyan ettiğini, anca müvekkilin eşi ile kardeş olmalarından dolayı murisin vefatından önce icra takibine başlanıldığını, vefat ile takibe ara verildiğini, kardeşinin evine haciz götürülmediğini, kaldı ki murisin terekesinin borcu fazlasıyla karşılamaya yetecek kadar olduğunu, kaldı ki taraflar arasındaki devam eden tereke tespit davası nedeniyle icra dosyası üzerinden dava neticelenene kadar işlem yapılmadığını, bu noktada müvekkili tarafından iyi niyetli bir yaklaşımda bulunulduğunu, senetteki imzanın muris ...'e ait olduğunu, bunun imza incelemesi neticesinde çıkacağını, tebligatın usulsüz olduğu iddiasının, tebligat memurunun suç işlemesi ve sahte evrak düzenlendiği iddiasına vardığını, bunun ispatının yalnızca yapılacak bir ceza soruşturması ile ortaya çıkacağını, bu iddiasının bu konuda kesin bir mahkeme hükmü olmadığı müddetçe dinlenemeyeceğini, senetteki yazı ve imzaların ...'in eli ürünü olduğunu, yalnızca zorunlu olmayan oturduğu evin adresine ilişkin bir kısmının sonradan doldurulduğunu, senedin zorunlu unsurlarından olmadığını, sahtelik ve tahrifat olarak değerlendirilmeyeceğini, davacının borcun varlığını araştırmak için değil tamamen itiraz amaçlı olarak hareket ettiğini, muris ile davalı müvekkilinin birlikte, muvazaalı iş yaptıklarını ileri sürdüğünü, HMK 29 maddesi gereği tarafların dürüst davranma yükümlülüğü altında olduklarını, davacının bu konuda ispat yükü olduğunu, davacının senedin tanzim tarihi olan 2015 tarihinden önce yüksek miktarda borçlar yaptığını ve ödeyemediğini, bu borçlardan dolayı ...'in sağdan soldan para bularak davacının borçlarını ödediğini, hem de 70 yaşında pazarcılık yaptığını, bu konuda tanıklarının mevcut olduğunu, bu nedenle muris ile konuşmadıklarını, ancak murisin vasiyetnamesinde çocuklarına adaletli davranmaya çalıştığını, davalının o tarihlerde bu kadar büyük miktarda parası olmadığının doğru olduğunu, ancak gerek eşi ... 'in borçları, gerek ... 'in borçları babaları ... 'in para bulmasını zaruri hale getirdiğini, ...'in yakınlarından ve bir kısım insanlardan borç para aldığını, murisin yüksek meblağlı bu rakamları hemen ödemeyeceğini beyan etmesi üzerine 2020 yılına kadar vade istediğini ve 2.500.000 TL lik bu senedi verdiğini, aslında müvekkilin damadı olduğundan kendisinden senet istemediğini, murisin "ölüm var kalım var bir teminatı olsun" diyerek güvence altına aldığını, zira ...'in bu parayı yüksek faizli borç olarak aldığını, vasiyetname bıraktığı tarihlerde de müvekkiline de bu borç senedini verdiğinin anlaşıldığını, bakiye 2.200.000,00 TL'lik kısmı için senedin icraya konulduğunu, murisin vefatından önce bu senet bedelinin vadesinin dolması nedeniyle ödemeleri yapmaya başladığını beyanla davanın reddine, davacının %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Küçükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası,
Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası,
Küçükçekmece .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Tereke sayılı dosyası,
SGK kayıtları, Topkapı Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinden celp edilen hastane kayıtları,
İmza incelemesine esas evrak asılları,
Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... (kapatılan Küçükçekmece .... İcras Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası)
Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyası,
Tanık beyanları,
28/08/2023 tarih ve ... sayılı Adli Tıp Raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava 20/02/2020 ödeme tarihli ve 10/01/2015 düzenlenme tarihli Küçükçekmece .... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasında takibine geçilen senedin imza yönünden araştırılarak imzanın borçluya ait olmaması nedeniyle iptali, takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulması, aksi halde senedin muris muvazaasına dayalı olarak davacının miras payı oranında iptaline ilişkin yasal şartların oluşup oluşmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkememizin 17/05/2022 tarihli celsesinin 5 no'lu ara kararı ile "5235 sayılı kanunun 5. Md. gereğince dava değerinin 500.000,00 TL üzerine çıkmış olması nedeni ile dosyanın heyete tevdine, " karar verilmiş olduğu görülmüştür.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır.
Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir.
Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve 1933/30-6 Sayılı YİBK ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK'nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 E. 2019/58 K. )
6102 sayılı TTK'nın 776/f maddesi uyarınca bonolarda tanzim edildiği gün ve yerin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/c maddesi gereğince bononun vade tarihinin "keşide gününden muayyen bir müddet sonraya" ait bulunması zorunludur. Aksi takdirde dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımaz. Öte yandan takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Ancak, tahrifat öncesi tanzim tarihinin, bononun vade tarihinden sonrası olduğunun belirlenmesi ya da çift vade oluşması yahut lehdar ve cirantalara karşı takipte senedin yasal sürede protesto edilmeme sonucunun doğduğu hallerinde (bu kişiler bakımından) ise senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden İİK'nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerekir. Senedin kambiyo vasfını haiz olmaması ya da alacaklının yetkili hamil olmaması nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi halinde ise İİK'nın 170/a-2. maddesinde tazminat öngörülmediğinden alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesine olanak yoktur.
Sebepten mücerret olan kambiyo senetlerinde borçlu, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamadığı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürebilir. Bir kambiyo senedinin temel alacağı geçersizse, ya da sona ermişse, o kambiyo senedi bedelsiz - karşılıksız demektir. Bu durum diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Bedelsizlik iddiası Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. (TTK, m. 687, 659.1, 825, I). Çünkü Keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def ini ileri sürebilir.
Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacı, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmektedir. Davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek yoktur. Bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükü de davacıya aittir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlu temel alacağın mevcut olmadığını, karinenin aksini öne sürmektedir. Davacı, hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat edecektir.
Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının incelenmesi;
04/03/2020 tarihinde davalı ... tarafından, borçlu müteveffa ... aleyhine, 2.200.000,00 TL bono, 10.773,97 TL işlemiş faiz (avans faizi, 4.400,00 TL bono komisyonu olmak üzere, 2.216.173,97 TL bedelli icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak 10/01/2015 tarihli düzenleme tarihli, İstanbul düzenleme yerli, 20/02/2020 tediye tarihli, 2.500.000,00 TL bedelli, borçlusu ... olan, alacaklısı ... olan senete istinaden takip başlatıldığı görülmüştür.
Mahkememizce dava konusu senet üzerindeki imza ve yazıların müteveffa muris ...'e ait olup olmadığının tespiti hususunda celp edilen evrak asılları ile birlikte senet adli tıp kurumuna sevk edilmiş, 28/08/2023 tarih ve .... sayılı Adli Tıp Raporu, ile "İnceleme konusu senette atılı borçlu imzaları ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olduğu hususlarını bildirir kanaat raporudur." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.
Tarafların iddia ve savunmaları celp edilen tüm deliller, imza ve yazı incelemesine ilişkin adli tıp raporu ve tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda; davacının, dava konusu senet üzerindeki imzaların müteveffaya ait olmadığı iddiasına ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapor ile söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacının muris muvazaası ile ilgili olarak mahkememizce dinlenen davacı ve davalı tanık beyanları değerlendirildiğinde ile muris muvazaası iddiasını tasarruf işleminin gerçekte hiç yapılmamış olduğu, işlemin geçersizliğini de ispat edemediği, ayrıca muvazaanın bulunması bakımından yazılı delil bulunmadığı, yemin delili bakımından da işlemin geçersizliği için beyanda bulunmasının yeterli olmadığı, senet üzerindeki imzaların muteveffaya ait olması olması karşısında tarafları üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği bir vakıa olduğundan, davacıya yemin delilli hatırlatılmamış, bu kapsamda davanın reddine, tazminat talebinin icra takibi durmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİ İLE,
Tazminat taleplerinin icra takibi durmadığından reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harç, peşin alınan 42.753,05 TL harcın mahsubu ile fazla 42.137,65 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 335.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.23/01/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır