T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/143 Esas
KARAR NO : 2026/403
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/04/2019
BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/07/2021
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/05/2026
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA BAKIMINDAN :
TALEP: Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalılardan, ..... ile ..... yatırım amaçlı konut Satım, Satım sözleşmesini 04.03.2016 imzaladığını, karşılığında, 18 adet bono senedi imzaladığını, bu senetlerin 6 tanesinin müvekkiline iade edildiğini ancak 03.03.2019, 03.04.2019, 03.05.2019, 03.06.2019, 03.07.2019, 03.08.2019, 03.09.2019, 03.10.2019, 03.11.2019, 03.12.2019, 03.01.2020, 03.02.2020, 03.03.2020 tarihli senetlerin müvekkiline iade edilmediğini, davalılardan .....'nın söz konusu senetleri diğer davalı olan ..... Bankasına kredi çekmek için kullandığını, davalı ... Bank, Kadıköy ..... noterliği 13.02.2019 tarih, ..... yevmiyeli ihtarını çektiğini ve borcun ödenmesini talep ettiğini, müvekkilinin de bu ihtara cevaben, K.Çekmece .... Noterliği 06.02.2019 tarih, ..... yevmiyeli ihtarını çektiğini ve senetler ile borçlu olmadığını izah ettiğini, ayrıca, ihtar ekin de 06.01.2017 konut satım iptal sözleşmesine ekinde gönderdiğini, müvekkilinin bu durumu davalı ..... ile görüşmeye gittiğinde 14.02.2019 tarihli sözleşmeyi verdiğini, bu sözleşmede bono senetlerin iade edildiği bildirilmişse de, bu zaman kadar söz konusu senetlerin müvekkiline verilmediğini ve müvekkilim mağdur edildiğini, açılan davanın kabul edilmesi ve Davalı ..... 06.01.2017 tarihin de konut satım sözleşmesini iptal ettiği halde müvekkilinin bahse konu senetleri iade etmediğinden bahisle 03.03.2019, 03.04.2019, 03.05.2019, 03.06.2019, 03.07.2019, 03.08.2019, 03.09.2019, 03.10.2019, 03.11.2019, 03.12.2019, 03.01.2020, 03.02.2020, 03.03.2020 senetlerin iptaline, yapılan yargılama giderlerini, masrafların ve vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş safahatta 22/12/2019 havale tarihli dilekçesinde açılan davanın konusunun bedelsiz kalan senetlerin iptali davası olduğunu beyan etmiştir.
SAVUNMA: davalı ...... Bank Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle:
mahkemenin görevli olmadığını, uyuşmazlığın kambiyo evrağından kaynaklandığını ve tarafların tacir olması nedeniyle asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, dava konusu senetlerin müvekkili banka tarafından ..... İnşaat Sanayi ve Ticaret A. Ş. 'den kredi borcuna mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile iktisap edildiğini, müvekkili bankanın yasal ve meşru hamil olduğunu, 03.01.2020,03.02.2020 ve 03.03.2020 tarihli senetlerin müvekkil uhdesinde bulunmadığını ve bu senetler yönünden taraf sıfatının olmadığını, davanın nispi harca tabi olmasına rağmen maktu harç yatırıldığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkil bankanın davacı ile diğer davalı arasındaki iç ilişkiye taraf olmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği kişisel def'ilerin ileri sürülemeyeceğini, senet metinlerinde tüketici sözleşmesine ilişkin bir ibare bulunmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca tüketici hukukuna ilişkin iddiaların iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davanın reddi ile birlikte davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... İnaşat San Ve Tic A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi nezdinde ..... E. numarası ile açılan davada Davacı Tarafın Tüketici Mahkemesi yerine Khk Hükümleri Gereği Görevli Merci Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan görev itirazında bulunulduğunu, uyuşmazlığın tüketici işlemi olmadığını ve davacının konutu ticari amaçla yatırım gayesiyle satın aldığını, bu nedenle Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını belirttiğini, ..... E. ve ..... K. sayılı emsal kararlar uyarınca ticari amaçlı alımlarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını ifade ettiğini, Görev İtirazımızın Kabulü İle Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesini talep ettiğini, 04.03.2016 tarihli ..... Rezidans İstanbul Yatırım Amaçlı Konut Satım Sözleşmesi'nin 13. maddesinde İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili kılındığını, HMK m. 17 uyarınca yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerine gönderilmesini istediğini, davacının adres bilgilerini ve uyruğunu dava dilekçesinde belirtmediğini, HMK m. 119 uyarınca bu noksanlıkların tamamlanması gerektiğini, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiğini, esasa ilişkin olarak ise taraflar arasında 04.03.2016 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca davacının taksit ödemelerinde temerrüde düştüğünü, bu nedenle 06.01.2017 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 3. ve 4. maddeleri gereğince davacının toplam konut satım bedelinin %20'si oranında cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, senetlerin iadesinin ancak bu cezai şartın ödenmesi koşuluyla mümkün olacağını, müvekkil şirketin sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak açtığı davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN :
TALEP: Davacı vekili özetle; 03/01/2019 tarihli, 8.000,00 USD bedelli, 03/02/2019 tarihli, 8.000,00 USd bedelli senetlerin iptalini talep ettiklerini, davacı ile davalılardan ..... ile .... İstanbul, yatırım amaçlı konut alım satım sözleşmesinin 04/03/2016 tarihinde imzalandığını, sözleşme ile imzalanan bono senetlerinin iadesi yapılmayınca, Bakırköy ..... ATM'nin ..... esas sayılı dosyası ile bonoların iptali için dava açıldığını, ancak sehven yukarıda belirtilen senetlerin yazılmadığını, bu nedenle davayı açtıklarını, davanın Bakırköy ...... ATM'nin ..... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve davanın kabulüne karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı ..... Bank Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle: mahkemenin görevli olmadığını, uyuşmazlığın kambiyo evrağından kaynaklandığını ve tarafların tacir olması nedeniyle asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, dava konusu senetlerin müvekkili banka tarafından .... İnşaat Sanayi ve Ticaret A. Ş. 'den kredi borcuna mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile iktisap edildiğini, müvekkili bankanın yasal ve meşru hamil olduğunu, 03.01.2020,03.02.2020 ve 03.03.2020 tarihli senetlerin müvekkil uhdesinde bulunmadığını ve bu senetler yönünden taraf sıfatının olmadığını, davanın nispi harca tabi olmasına rağmen maktu harç yatırıldığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkil bankanın davacı ile diğer davalı arasındaki iç ilişkiye taraf olmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi gereği kişisel def'ilerin ileri sürülemeyeceğini, senet metinlerinde tüketici sözleşmesine ilişkin bir ibare bulunmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca tüketici hukukuna ilişkin iddiaların iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davanın reddi ile birlikte davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... İnaşat San Ve Tic A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy ..... Tüketici Mahkemesi nezdinde ..... E. numarası ile açılan davada Davacı Tarafın Tüketici Mahkemesi yerine Khk Hükümleri Gereği Görevli Merci Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan görev itirazında bulunulduğunu, uyuşmazlığın tüketici işlemi olmadığını ve davacının konutu ticari amaçla yatırım gayesiyle satın aldığını, bu nedenle Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını belirttiğini, ..... E. ve ..... K. sayılı emsal kararlar uyarınca ticari amaçlı alımlarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olmadığını ifade ettiğini, Görev İtirazımızın Kabulü İle Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan görevsizlik kararı verilmesini talep ettiğini, 04.03.2016 tarihli ..... Yatırım Amaçlı Konut Satım Sözleşmesi'nin 13. maddesinde İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerinin yetkili kılındığını, HMK m. 17 uyarınca yetkisizlik kararı verilerek dosyanın İstanbul (Çağlayan) Mahkemelerine gönderilmesini istediğini, davacının adres bilgilerini ve uyruğunu dava dilekçesinde belirtmediğini, HMK m. 119 uyarınca bu noksanlıkların tamamlanması gerektiğini, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini talep ettiğini, esasa ilişkin olarak ise taraflar arasında 04.03.2016 tarihinde imzalanan sözleşme uyarınca davacının taksit ödemelerinde temerrüde düştüğünü, bu nedenle 06.01.2017 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin 3. ve 4. maddeleri gereğince davacının toplam konut satım bedelinin %20'si oranında cezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, senetlerin iadesinin ancak bu cezai şartın ödenmesi koşuluyla mümkün olacağını, müvekkil şirketin sözleşme gereği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olarak açtığı davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... sayılı takip dosyası,
İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... sayılı takip dosyası,
Bakırköy ..... İcra İflas Dairesi'nin ..... iflas sayılı dosyası,
Mahkememizce aldırılan 25/07/2025 tarihli bilirkişi kök raporu, 30/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava 4/03/2016 tarihli satım sözleşmesine istinaden düzenlendiği iddia edilen bonoların davalı .....a teminat amacıyla verilip verilmediği, sözleşmenin feshedilip feshedilmediği, davalı ..... Bank A.Ş'nin bonoları kötü niyetle iktisap edip etmediği, davacı tarafından defilerin davalı ..... Bankasına karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği, davaya konu edilen 03.03.2019, 03.04.2019, 03.05.2019, 03.06.2019, 03.07.2019, 3.08.2019, 03.09.2019, 03.10.2019, 03.11.2019, 03.12.2019, 03.01.2020, 03.02.2020, 03.03.2020 tarihli bonolardan dolayı davacının borçlu olup olmadığı ve bonoların iptali talebinin yerinde olup olmadığının tespitine ilişkindir.
Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı davası 03/01/2019 tarihli 8.000 USD, 03/02/2019 tarihli 8.000 USD bedeli bonolardan dolayı davacının borçlu olup olmadığı ve bonoların iptali talebinin yerinde olup olmadığının tespitine ilişkindir.
İşbu dava dosyası Bakırköy .... Tüketici Mahkemesinin 16/10/2019 gün ve ..... esas ..... karar sayılı görevsizlik kararı üzerine mahkememize intikal etmiştir. İntikal eden dosyanın mahkememizde ..... esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizin ..... esas, ..... karar sayılı, 10/01/2020 tarihli kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ...... esas,..... karar sayılı, 21/01/2021 tarihli ilamı ile kaldırılarak; kaldırma kararı sonrası dosyanın mahkememizin ..... esasına kaydının yapıldığı görülmüştür.
Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyasından verilen ..... karar sayılı, 10/09/2021 tarihli ilamıyla mahkememizin ..... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 25/07/2025 tarihli bilirkişi kök raporu, 30/03/2026 tarihli bilirkişi ek raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunmaları sebebiyle birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır.
04.03.2016 Tarihli Satım Sözleşmesine İstinaden Düzenlendiği İddia Edilen Bonoların Davalı ..... Teminat Amacıyla Verilip Verilmediği Yönünden :
Senedin teminat senedi olduğunun iddia eden taraf HMK’ya göre iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi bu konuya ilişkin ..... E.,..... K. sayılı 21.09.1989 tarihli kararında aynen “Çekin teminat veya borç senedi gibi herhangi bir hukuki ilişki nedeniyle verildiğini iddia eden taraf bu hususu ispat etmekle yükümlüdür” şeklinde içtihat etmiştir.
İspat külfeti altında olan taraf iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorundadır. Zira HMK’da senede karşı senetle ispat kuralı bulunmaktadır. Bu kural gereği senedin üzerine teminatın hangi ilişkiden kaynaklandığı açık bir şekilde yazılmalıdır veyahut sözleşmede teminat senedinin vasıf ve unsurları belirtilerek açıkça atıf yapılmalıdır. Teminat senetlerine ilişkin iddiaların yazılı delille ispatlanması gerektiğine ilişkin doktrinde ve Yargıtay kararlarında görüş birliği bulunmaktadır. Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi;
..... E. ..... K. sayılı 17.10.2017 tarihli kararında; “çekin teminat çeki olduğu hususunda yazılı bir delil ibraz edilemediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine”
..... E. ..... K. sayılı 22.12.2016 tarihli kararında; “Mahkemece, davaya konu çeklerin mücerret borç ikrarına konu olduğu, davacının iddialarını ancak yazılı delil ile ispat edebileceği”, Sonuç olarak teminat senedi alacak veyahut verecek olan tacirler senedin üzerine senedin hangi ilişkiye dayanılarak verildiğini ve şartlarını açık bir şekilde yazmalıdır. Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme söz konusu ise bu durumda sözleşmenin üzerine senedin vasıf ve unsurları yazılarak açıkça atıf yapılmalıdır.
Sözleşmenin Feshedilip Feshedilmediği Yönünden:
Sözleşmeden dönme, taraflar arasındaki hukukî ilişkiyi geriye; bir başka ifade ile geçmişe etkili (ex tune) olarak kuruldukları andan itibaren sona erdirir. Buna karşın sözleşmenin feshi ise, hukukî ilişkiyi ileriye yani geleceğe etkili (ex nune) olarak sona erdirir. Kural olarak sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeler feshedilirken; ani edimli sözleşmeler nitelikleri gereği dönme sonucunu doğururlar ve şayet varsa taraflar her iki halde de birbirlerinden zararlarının giderilmesini talep edebilirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2615, K. 2021/1102 ve 28.09.2021 tarihli kararında bu hususu aynen şu ifadelerle içtihat etmiştir:
“(…) Sözleşmenin feshi sözleşme ilişkisinin ileriye etkili olarak son bulmasıdır. Eser sözleşmeleri ani edimli sözleşmeler arasında sayıldığından sözleşmenin feshi kural olarak geriye etkili sonuç doğurur. Geriye etkili fesih hâlinde de sözleşmeden baştan itibaren dönüldüğünde taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre birbirlerinden talep edebilir ve sözleşme ile karşılıklı olarak üstlendikleri edimlerini ifadan kurtulurlar. Uygulamada her iki hâle de sözleşmenin feshi denilmekle birlikte doktrinde dönme ve fesih farklı anlamlarda kullanılıp değerlendirilmektedir. Geriye etkili fesih olarak tanımlanan dönme, sözleşmeyi sona erdiren ve tarafların iradelerine bağlı sebeplerden birisidir, beyandan ibarettir. Eser sözleşmelerinde nakit bedel karşılığı tek taraflı irade açıklaması olan dönme geriye etkili fesih beyanı bozucu yenilik doğuran bir hak olduğundan karşı tarafa ulaşmasıyla hukukî sonuçlarını doğurur. Dönme-geriye etkili fesih beyanının açık olmasına gerek yoktur. Fesih ve dönme sözcüğü kullanılmasa da iş parasının geri istenmesi gibi dönme-geriye etkili fesih iradesini gösteren beyanlarda bulunulmuş ise sözleşmenin feshi iradesinin bildirildiğinin kabulü gerekir. (…)”
Davalı ..... Bank A.Ş.’nin Bonoları Kötü Niyetle İktisap Edip Etmediği Yönünden :
Hamilin kıymetli evrakı iktisap ederken bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması yerine, 1926 tarihli Türk Ticaret Kanunu hileli anlaşmanın varlığını arıyordu. TK ise -aynen 1956 tarihli Türk Ticaret Kanunu (eTK) gibi- hileli anlaşma yerine sadece hamilin iktisabından bilerek borçlunun zararına hareket edip etmediğini aramakta ve bu konuda ispat yükünü (genel kurala uygun olarak) bilerek borçlunun zararına hareket iddiasını ileri sürene yüklemektedir. (Ülgen, Helvacı, Kendigelen, Kaya, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2014, S.68.)
Davacı Tarafından Defilerin Davalı ..... Bankasına Karşı İleri Sürülüp Sürülemeyeceği Yönünden :
Kambiyo senetlerinde; senette (kağıt üzerinde) taahhüdün sebebi/nedeni gözükmez, gösterilmez. Bu senetlerde, senedin düzenlenmesine (ve alacaklıya teslimine) neden olan bir temel ilişki (borçlar hukuku sözleşmesi ya da hatır ilişkisi) mutlaka vardır. Fakat kambiyo senedinde bu bakımdan bir açıklama yapılamaz. Hal böyle olunca, kambiyo senedinde hamil; talebini sadece senede dayandırabilir. Temel ilişkiden soyutluk kişisel defilerin senedi “iyiniyetle” devralan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini engeller; çünkü üçüncü kişinin elde ettiği talep hakkı soyuttur. Senedi devralanın soyut bir hak iktisap etmiş olması; borçlu tarafından senedi devralmış olan hamile karşı, borçlu ile senedi devreden arasındaki temel ilişkiden kaynaklananlar dışında; kişisel defi kavramına giren, taraflar (borçlu ile senedi devreden) arasındaki özel bir anlaşmadan doğan ve yine taraflar arasında temel ilişki dışındaki bir ilişkiden kaynaklanan defilerin de ileri sürülmesini engeller. (Hüseyin Ülgen, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul-2014 s. 92.)
Kıymetli evrakta soyutluk kambiyo işleminin soyutluğunu ifade eder. Temel ilişki sakat olsa veya hiç bulunmasa dahi kambiyo işlemi sıhhatli olarak doğar. Temel ilişkideki eksiklikler sadece bir şahsi defi teşkil eder ve şahsi defilerin kullanabilme yeteneğinin sınırları içinde ileri sürülebilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki senet tarafları arasında soyut değildir.
Davacının Borçlu Olmadığı ve Bonoların İptali Talebinin Yerinde Olup Olmadığı Yönünden
Emre Muharrer Senetler Yönünden
Davacının, davalı ...... ile akdettiği sözleşmede davalı garanti ..... ’nın edim yükümlülüğünün Arsa ve Blok üzerinde yapılacak bir adet konutun ..... Mahal Lisesi ve Teknik şartnamesine uygun şekilde alıcıya teslimi ve mülkiyetinin devri bunun karşılığında ise davacının bedel ödeme yükümlülüğü altına girdiği anlaşılmaktadır. Sözleşme kapsamında bedelin senet ile ödeneceği ve hangi tarihlerde ödeneceği kararlaştırıldığı görülmektedir. Evvelce de ifade ettiğimiz üzere senetlerin teminat senedi olarak düzenlenmediği fakat taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödeme aracı olduğu düşünülmektedir.
Davacı ile davalı ..... arasındaki sözleşmeden dönüldüğü, .....’nın bu kapsamda birtakım bonoları iade ettiği anlaşılmaktadır. Sözleşmeden dönme halinde tarafların aldıklarını iade ile yükümlü olup davacının davalı .....’ya karşı borçlu olmadığı söylenebilecektir.
Davalı banka yönünden ise davacının sözleşmenin geçersizliğine ilişkin şahsi defisini davalı bankaya karşı ileri süremeyeceğini, davalı bankanın kötü niyetli olduğunun ispatlanması gerektiğini evvelce de ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra somut olayda davacı ile davalı ..... arasında bir tüketici işlemi olduğu kanaatine varılması ihtimaline binaen 6502 sayılı TKHK’nın 4/5.maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Nitekim TKHK’nın 4/5.maddesine göre:
“Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.”
Senetlerin emre yazılı düzenlenmesi halinde senetler tüketici yönünden geçersiz olacaktır.
Dolayısıyla somut ihtilafta davacının tüketici ve düzenlenen senetlerin emre yazılı olduğu kanaatine varılırsa ilgili kanun ve Yargıtay kararlar nazara alındığında senetlerin tüketici yönünden geçersiz olduğu ve geçersizliğin davalılara karşı ileri sürülebileceği ifade edilebilir. Fakat senetlerin iptali talep edilemeyecektir zira senetler yalnızca tüketici yönünden geçersiz olacaktır.
Senedin tüketici kanununa aykırı düzenlenmesinden kaynaklanan geçersizliğin ise bir "mutlak defi" niteliği taşıdığı bir başka deyişle tüketicinin, borçlu olmadığını sadece lehtara karşı değil, senedi ciro yoluyla devralmış olan herkese karşı ileri sürebileceği söylenebilecektir.
Nama Yazılı Senetler Yönünden
Nama yazılı senetler yönünden ise; TKHK’nın 4/5.maddesinde:
“Tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin 08/02/2026 tarihli ıslah dilekçesi doğrultusunda; 19/03/2021 tarihli dilekçe ile de 03.01.2020 tarih, 03.02.2020 tarih, 03.03.2020 tarihli senetler yönünden iade taleplerinden vazgeçtikleri anlaşılmakla ıslah talebi konusu olan senetler bakımından karar verilmiştir.
Birleşen dava bakımından iptal olunan yatırım amaçlı konut satım sözleşmesine dayalı düzenlenen senetlerin iptali istemi davası olmakla; davada mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.
Birleşen dava bakımından kayıt kabule ilişkin davalı talebi ise; davalı ..... bank tarafından, davalı .....'ya yöneltilebilecek bir davada talep edilebileceği, mahkememiz birleşen dosyasında davacının senetler yönünden borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davanın kayıt ve kabule dönmesinin bu doğrultuda mümkün olmadığı anlaşıldığından, bu yöndeki talep reddedilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda:
Dava konusu ..... ile davacı arasında akdedilen 04.03.2016 tarihli ..... Yatırım Amaçlı Konut Satım Sözleşmesi kapsamında İstanbul ili Esenyurt ilçesi, Kapadık köyünde bulunan 382 ada KPSO Blok L10.Kat 1011 no.lu (1+1) bağımsız bölüm olarak gösterildiği, sözleşmenin 3. maddesinde konutun satış bedeli 727.000 USD, peşinat 425.000 USD olarak gösterildiği hususunda anlaşıldığını, karşılığında 18 adet bono senedi imzaladığını, bu senetlerin 6 tanesinin davacıya iade edildiğini ancak 03.03.2019, 03.04.2019, 03.05.2019, 03.06.2019, 03.07.2019, 03.08.2019, 03.09.2019, 03.10.2019, 03.11.2019, 03.12.2019, 03.01.2020, 03.02.3020, 03.03.2020 tarihli senetlerin davacıya iade edilmediği, asıl ve birleşen davalarda 04.03.2016 tarihli satım sözleşmesine istinaden düzenlendiği iddia edilen bonoların davalı ..... teminat amacıyla verilip verilmediği yönünden taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde sözleşmede ödeme planı düzenlendiği, davacının ödemeleri senet aracılığı ile yapacağı, senedin teminat nedeniyle değil ödeme aracı olarak verildiği, dolayısıyla senetlerin teminat senedi olarak düzenlenmediğinin anlaşıldığı, bu noktada dosyaya mübrez belgeler irdelendiğinde taraflar arasındaki hukukî ilişkinin sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşmeye dayanmadığı, tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirmeleri ile sona erecek bir ilişkiye dayandığının anlaşıldığı, Taraflar arasında 04.03.2016 Tarihli ..... Konut Satım Sözleşmesi akdedildiği ancak söz konusu sözleşmenin feshedilmesi yönünden dosyaya mübrez belgelerden davacının senetlerin iadesini talep ederek sözleşmeden dönme iradesinde bulunduğu, 06.01.2017 konut satım iptal sözleşmesi de nazara alındığında taraflar arasındaki sözleşmeden dönüldüğünün anlaşıldığı, davalı .... İnşaat Sanayi Ve Ticaret A.Ş.’nin kredili müşterisi olduğunu, akdedilen kredi sözleşmeleri gereğince davalılardan ..... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye kredi kullandırıldığı, davalının kredi borçlarının devam ettiği, dava konusu senetlerin tahsilinde kredi borcuna mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile ..... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. 'den temlik cirosu ile iktisap edildiğini bildirdiği, dosya kapsamında davalı .....’ın senetleri bilerek davacı zararına iktisap ettiğini tevsik eden herhangi bir bilgi, belge bulunmadığı, davalı bankanın senetleri kötü niyetle iktisap ettiğinin ispat edilemediği, her ne kadar davacı, somut ihtilafta yer alan sözleşmenin geçersizliğini, kambiyo senedinden kaynaklı sorumlu olmadığını ileri sürse de davacının davalı ..... ile yaptığı sözleşmenin geçersiz olduğuna ilişkin şahsi savunmasını davalı .....’a ileri sürülemeyeceği, emre muharrer senetler yönünden, senetlerin emre yazılı düzenlenmesi halinde senetler tüketici yönünden geçersiz olacağı, senetlerin iptali talep edilemeyeceği, zira emre muharrer senetlerin yalnızca tüketici yönünden geçersiz olacağı, nama yazılı senetler yönünden ise; TKHK’nın 4/5.maddesi uyarınca asıl ve birleşen davalarda nama yazılı senetlerin ciro edildiği; alacağın temliki yoluyla devredilmediği, davalı bankaya karşı bu kapsamda da her türlü definin ileri sürülebileceği, diğer yandan ise şekil olarak cironun alacağın temliki şartlarını bünyesinde barındırmadığı, davalı bankanın senede dayalı olarak hak sahibi sıfatını iktisap edemeyeceği ve kambiyo hukukuna ilişkin hukuki imkanlardan ve özellikle İİK’nın 170/a-2 uyarınca kambiyo hukuku kapsamında takip hakkından yararlanamayacağı, nama yazılı senetlerin alacağın temliki sonuçların doğuracak şekilde devredilmesi gerektiği, bu kapsamda asıl davada senetlerin teminat senedi olarak düzenlenmediği, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödeme aracı olduğu, davacı ile davalı ..... arasındaki sözleşmeden dönüldüğü, ......’nın bu kapsamda birtakım bonoları iade ettiği anlaşıldığı, sözleşmeden dönme halinde tarafların aldıklarını iade ile yükümlü olup davacının davalı ......’ya karşı borçlu olmadığının söylenebileceği, birleşen dava bakımından ise davalı şekil olarak cironun alacağın temliki şartlarını bünyesinde barındırdığının söylenemeyeceği, davalı bankanın senede dayalı olarak hak sahibi sıfatını iktisap edemeyeceği ve kambiyo hukukuna ilişkin hukuki imkanlardan ve özellikle İİK’nın 170/a-2 uyarınca kambiyo hukuku kapsamında takip hakkından yararlanamayacağı, asıl ve birleşen davalarda senetlerin iptali şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla; davalılar arasındaki kambiyo senetlerine ilişkin hukuki ilişki ve senetlerin verilme amacı dikkate alındığında, senetlerin iptali taleplerinin reddi bakımından davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek;
Asıl ve birleşen davaların kabulüne; Asıl dosya bakımından; 06.01.2017 tarihindeki konut satım sözleşmesine ilişkin olan, Takibe konu edilen ( İstanbul ..... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. Sayılı dosyasından) 03.03.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.04.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.05.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.06.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.07.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli ve 03.08.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senetler bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine, Takibe konu edilen ( İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. Sayılı dosyasından) 03.10.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.11.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli ve 03.12.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senetler bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine, (Takibe konu edilmemiş olan ) 03.09.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senet bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine, Birleşen dosya bakımından; -Takibe konu edilen( İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyasından) 03.01.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.02.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senetler bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine, asıl ve birleşen davalarda Senet iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜ İLE
1-Asıl dosya bakımından;
06.01.2017 tarihindeki konut satım sözleşmesine ilişkin olan,
-Takibe konu edilen ( İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyasından) 03.03.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.04.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.05.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.06.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.07.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli ve 03.08.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senetler bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine,
-Senet iptali taleplerinin reddine,
-Takibe konu edilen ( İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... E. Sayılı dosyasından) 03.10.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.11.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli ve 03.12.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senetler bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine,
-Senet iptali taleplerinin reddine,
-(Takibe konu edilmemiş olan ) 03.09.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senet bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine,
-Senet iptali taleplerinin reddine,
2-Birleşen dosya bakımından;
-Takibe konu edilen( İstanbul ...... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyasından) 03.01.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli, 03.02.2019 vade tarihli 8.000,00 USD bedelli senetler bakımından davacının davalılara ayrı ayrı borçlu olmadıklarının tespitine,
-Senet iptali taleplerinin reddine,
Asıl dava bakımından harç ve yargılama giderleri :
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 30.493,59 TL harç peşin alınan 7.568,99 TL harcın mahsubu ile eksik 22.924,60 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, (03/04/2019 M.B. Efektif Satış 1USD=5,58 TL)
4-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 25.012,00 TL posta masrafı ile toplam harç gideri 7.568,99 TL olmak üzere toplam 32.580,99 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 512.552,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, (07/05/2026 M.B. Efektif Satış 1USD=45,29 TL)
7-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalılar tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen ilgili davalıya iadesine,
Birleşen dava bakımından harç ve yargılama giderleri :
9-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 9.388,53 TL harç peşin alınan 2.374,45 TL harcın mahsubu ile eksik 7.014,08 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, (28/07/2021 M.B. Efektif Satış 1USD=8,59 TL)
10-Davacı tarafından yapılan harç gideri olan 2.374,45 TL olmak harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
11-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
12-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
13-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 114.696,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, (07/05/2026 M.B. Efektif Satış 1USD=45,29 TL)
14-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalılar tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen ilgili davalıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere hazır olan taraf Asıl ve birleşen davalarda Davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2026
Başkan .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Katip ....
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy