T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/417 Esas
KARAR NO: 2023/1268
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/05/2021
KARAR TARİHİ: 29/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, Antalya İli, Aksu İlçesinde sera sistemleri işi ile uğraştığını, davalı şirketin, müvekkili şirketine ulaşarak ürün alımı hususunda anlaştığını ve faturalar düzenlendiğini, davalı borçlunun faturalar karşılığında ... Bankası A.Ş. .... Şubesine ait 15/02/2019 keşide tarih ve .... seri numaralı 268.715, 00 TL bedelli bir adet çeki müvekkili şirkete teslim ettiğini, müvekkili şirketin, davalı borçlu ile olan ticari ilişkisinden ve karşı tarafa duyduğu güvenden dolayı çeki keşide tarihinde bankaya ibraz etmediğini, borçlunun, müvekkili şirkete olan borcunu gerek faturalardan gerekse takibe dayanak çekten dolayı bildiğini, davalı tarafından işbu faturalara ilişkin müvekkiline yapılan bir ödeme olmadığını, yapılan itirazda herhangi bir ödeme belgesi de sunulmadığını, davalının borçlu olduğunu bildiği halde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının borçlu itirazında hiçbir belge sunamadığını ve takibe konu alacağa ilişkin yapılan hiçbir ödemenin olmadığını, müvekkili şirketin, davalı şirkete mal ve hizmet sağladığını fakat karşılığında ödeme alamadığını bunun birlikte müvekkili şirket açısından büyük bir mağduriyet yarattığını, beyanla davalının taşınır, taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczini, itirazın iptalini, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın bu konuda haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını bildiği için ibraz süresi içerisinde çeki bankaya ibraz etmediğini, çek aslının defalarca talep etmesine rağmen müvekkiline iade edilmediğini, müvekkilinin bu tarihlerden sonra aynı sektördeki başka şirketlerle çalışmaya başlaması sonrasında davacı tarafın, bu hususu haysiyet konusu yaptığını ve müvekkiline zarar verme kastıyla hareket etmeye başladığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında günümüze kadar birçok alış veriş gerçekleştiğini, ödemelerin çoğunluğunun genellikle davacı tarafça şahsi hesaplara yapılmasının istendiğini, özellikle çek bedellerinin şirket hesabına alınmadığını, şahsi hesaba alındıktan sonra çeklerin iade edildiğini, davacı tarafın, şirket hesaplarında sorun olduğunu öne sürerek şirket ortakları ve yetkilileri olan ..... gibi kişilere para gönderiminin sağlandığını, taraflar arasındaki cari döküm ve hesaplara bakıldığında müvekkilinin, davacı şirketten 255.000 USD civarındaki bir tutarda alacaklı olduğunu, bu hususta davacı taraftan defalarca talepte bulunulmasına ve ihtarlar gönderilmesine rağmen bir netice alınamadığını, beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, süresinde ibraz edilmeyen çekten kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerinin subut ve miktarı noktasında toplanmış olduğuna ilişkindir.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 268.715,00 TL asıl alacağın tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 28/01/2022 havale tarihli raporunda; davacı tarafın ticari defterlerinin yerinde incelenmesi hususunda yerinde inceleme yetkisi verilmişse de, davacı vekili ile yapılan görüşmede, incelemenin talimat yoluyla yapılması gerektiğini beyan edilmiş ve defter, kayıt, belgeler sunulmamış olduğundan, davacı defter, kayıt ve belgelerinin tetkik edilemediğini, incelenen davalı defterlerine göre, davacının davalı şirkette alacağının bulunmadığını, aksine davalı defterlerine göre davalının davacıdan 961.682,67 TL alacağının görüldüğünü, bununla beraber, davacı tarafından dosyasına sunulan faturaların UYAP sisteminden de incelenmişse de, bu faturaların okunaklı olmadığının görüldüğünü, sadece fatura seri ve sıra numaralarının net okunabildiğini, seri ve sıra numarasına göre de, davacının sunduğu faturalardan .... no.lu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının görüldüğünü, bu nedenle davalı defterine kayıtlı olmayan bu faturaların irsaliyeli fatura olması nedeniyle teslim alan hanesindeki imza olup olmadığının ve imza atan yetkilinin kim olduğunun belirlenmesini, ayrıca davacı Antalya'da bulunan bir şirket ve davalı da İstanbul'da bulanan bir şirket olduğundan, satışı yapılan emtianın nakliyesine ve teslimine ilişkin belgelerin de incelenmesi gerektiğini, özellikle davalı şirketin ticari defterlerine göre, fatura bedellerinin fevkinde bir ödeme yapıldığının defterlerde görülmüş olduğunu, bu konuda whatsap yazışmaları ve dekont suretleri sunulmuş olduğunu, ..... isimli kişilerin davacı şirket ile ilgisinin ne olduğunun tespiti açısından; Antalya Ticaret Odasından davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının istenmesini, Antalya SGK idaresinden 2017, 2018, 2019 yıllarındaki çalışanlarının kimler olduğunun, işçilerin bölüm ve çalışma alanı kodlarının sorulmasını, talimat kapsamında yapılacak incelemede, defter kayıtlarında bu kişiler adına olan kaydın olup olmadığının gerektiğinin, ayrıca talimat kapsamında yapılacak incelemede davalı carisinde görülen ve detayları belirtilen ödeme kayıtlarının davacı defterinde de kayıtlı olup olmadığının tetkik edilmesini, faturaların Ba-Bs sınırında olanları yönünden uyumlu olup olmadığının tetkiki için, gerek davacı ve gerekse davalı şirketin bağlı olduğu vergi dairelerinden 2017, 2018, 2019 yıllarına ait Ba-Bs formlarının gönderilmesinin istenmesini bildirmiştir.
Bilirkişi 11/04/2022 havale tarihli raporunda; davacının ibraz ettiği 2017 ve 2018 yılı açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yapıldığını, 6100 sayılı HMK.’ nun 222. maddesi gereğince 2017 ve 2018 yılı defter kayıtlarının davacı lehine delil özelliği taşıdığını, 2019 yılı e-defter kayıtlarının süresi içinde sisteme yüklendiğini, 2019 yılı kayıtlarının sahibi lehine delil özelliği taşıdığı kanaatine varıldığını, davacının 2017, 2018 yılı ticari defter kayıtlarının taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisini sağlıklı bir tespit yapılamayacak şekilde düzenlendiğini, dava konusu çekin davacı tarafın 2017, 2018 ve 2019 yılı ticari defterinde herhangi bir kaydının olmadığını, davacı ve davalı arasındaki borç-alacak ilişkisinin incelenerek doğru ve sağlıklı bir rapor düzenlenebilmesi için, tarafların yaptıkları kayıtları ve bu kayıtlara dayanak teşkil eden işlemlere ait belge asıllarının, suretlerinin dosyaya sunmaları gerektiğini bildirmiştir.
Bilirkişi 25/09/2023 havale tarihli ek raporunda; talimat kapsamında alınan bilirkişi raporunda, davalı şirkete ait ticari defter kayıtlarının cari ilişkinin tespiti için yeterli düzeyde olmadığı bildirilmiş olduğunu, davalı tarafın dosyasına sunduğu dekontlar ile ibraz etmiş olduğu cari hesaplarda görülen ödeme kayıtlarında uyumsuzluk bulunduğunu, bunun yanı sıra 576.348,00 TL dikkate şayan bir tutar avans kaydı yapıldığını, cari hesapta lehde olacak şekilde 08.06.2017 tarihinde 16.100 USD, 16.03.2018 tarihinde 150.000 USD, 02.04.2018 tarihinde 50.000 USD olmak üzere toplam 216.100 USD havale kaydı yapıldığını, ancak bunlara ait dekontların sunulmamış olması, dekontların farklı miktarlarda oluşu, yine davalı carisinde davacıdan davalıya gönderilen havale kayıtlarının olması gibi durumlar bulunması nedeniyle, gelinen aşamada denetime elverişli ve tereddütten uzak bir tespit yapılamadığını, bu nedenle; davacı tarafın, 2017, 2018 yıllarına ait ticari defterleri, tüm sayfalarını içerecek şekilde/noksansız ibraz etmesini, 2017, 2018, 2019 yılına ait cari hesabı muhasebe programıyla da oluşturulmuş olsa da, belge kontrolünde doğruluğu teyit edilmek üzere ibraz etmesini, Davalı defterine göre, davacının da davalıya yapmış olduğu havaleleri olduğundan, bu havalelere ait dekontları sunmasını, davalı tarafın; 1.06.2017 tarihinde yapılan 576.348,00 TL avans virman kaydını açıklamasını, açılımın yapmasını, dayanak belgelerini sunmasını, defterinde görülen 08.06.2017 tarihinde 16.100 USD, 16.03.2018 tarihinde 150.000 USD, 02.04.2018 tarihinde 50.000 USD olmak üzere toplam 216.100 USD havaleye ilişkin dekontları ibraz etmesi gerektiği, söz konusu belgelerin aslı veya okunabilir fotokopi nüshası şeklinde ibraz edilmesi durumunda, denetime elverişli ve tereddütten uzak bir tespitin yapılabileceğini, mevcut durumda davalı defterine göre davalının davacıdan alacaklı göründüğünü, davacı tarafça da ticari defterler ibraz edilmemiş olması nedeniyle bunun aksinin ispat edilemediğini, konunun bu yönüyle yeterli kabul edilmesinin, değerlendirilmesinin hukuki niteliği itibariyle Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafın çek nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ettiği, davalı tarafından çek bedeli ödenmesine rağmen çekin geri verilmediği ve bu nedenle de bankaya ibraz edilmediğinin savunma yoluyla ileri sürüldüğü, davacı tarafın ticari defterlerinde taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin yapılamadığı, davalı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde davacıya borcunun gözükmediği, alacaklı durumda olduğu, tacir olan ve aralarındaki temel ilişkiye dayanan tarafların ticari defter kayıtlarına göre davalının ödeme savunmasını ispatladığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuşur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın reddine,
Alınması gerekli 269,85 TL harcın davacı tarafça yatırılan 3.245,41 TL harçtan mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 2.975,56 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
AAÜT gereğince hesap edilen 42.307,25 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davalı tarafından yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde iadesine,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/11/2023
Katip ....
¸e-imzalıdır
Hakim ....
¸e-imzalıdır