T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/475 Esas
KARAR NO : 2025/752
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 07/06/2021
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; davacının, dava dışı sigortalısı olan ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Ve ... San. Tic. Ltd. Şti. lehine ... numaralı Modüler Kurumsal Sigorta Poliçesi tanzim etmek sureti ile 1/02/2020-14/02/2021 tarihleri arasında oluşabilecek yangın ve cam kırılması rizikolarına karşı sigortaladığını, sigorta kapsamında yangın teminatlarına duman, dahili, su, enkaz kaldırma masraflarının da dahil edildiğini, 20/03/2020 tarihinde saat 23 sularında, ... Mah. ... Sokak No:6 adresinde bulunan davacının sigortalısı ... Makina'ya ait işyerinin bulunduğu ve mülkiyeti de ... Makineye ait binanın giriş katında, sigortalının kiracısı sııfatı ile faaliyet gösteren davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin giriş/sevkiyat kapısı olarak kullandığı sol tarafında, dış alanda istifli bulunan plastik tankların olduğu bölümde yangın başladığını, kısa sürede büyüyerek tüm binada etkili olduğunu, ihbar üzerine gelen itfaiye ekiplerinin 21/03/2020, saat 05:17'ye kadar çalışmalarını sürdürdüğünü, yangının meydana geldiği binanın, bodrum+giriş+2 kattan oluşan bir bina olduğunu, binanın sigortalı tarafından 2010 yılında satın alındığını, bodrum katta sigortalı firma ortakları tarafından kurulu olan ve varak sarım işi yapan diğer sigortalı .... Baskı firmasının 1. Ve 2. Katta ithalat ve satış yapan sigortalıı .... Makine'nın faaliyet gösterdiğini, giriş katta ise 2016 yılı başından beri sigortalı firma kiracısı davalı ...'nın faaliyet gösterdiğini, söz konusu yangın neticesinde sigortalılara ait binada ve işyerinde bina, makine, demirbaş ve emta kıymetlerinde hasarlar meydana geldiğini, sigortalııların davacııya hasar bildiriminde bulunmasını müteakip, davacı tarafından Sigortacılık kanunu 22. Maddesi kapsamında, eksper olarak ... Hizmetleri Ltd. Şti.'nin atandığını, .... firması tarafından yapılan incelemeler neticesinde; yapısal hasarlar, elektrik hasarları, makine hasarları, demirbaş hasarları, emtia hasarları, ... Depo/varak hasarları, sarılmış ürün deposu/sarılmış mallar hasarları ve enkaz kaldırma masraf ve zararları ayrı ayrı ve detaylıı olarak tek tek tespit edildiğini, itfaiye raporunda, yangının giriş katta sigortalı firmanın kiracısı ile faaliyet gösteren davalı ... firmasının giriş/sevkiyat kapısının sol tarafında, açık alanda bulunan plastik tankların olduğu bölümde başladığı, bu plastik tankların davalı .. firmasına ait olduğu, plastik tank içinde bulunan kimyasalların reaksiyona girerek tutuşması ile yangının başladığı ve kısa süre içerisinde diğer tankları da tutuşturarak yangının büyüdüğü ve yangının binanın tüm katlarına sirayet ettiği sonucuna varıldığını, davacı tarafından diğer sigortalı ....'nın muvafakati ile, sigortalı .... Makine'ye ... numaralı poliçe kapsamında, bina hasar tutarı 493.040,00 TL, 273.561,00 TL, demirbaş hasar tutarı 167.646,24 TL, emtia hasar tutarı 3.216.507,81 TL, enkaz kaldırma masrafları 47.500,00 TL olmak üzere toplam 4.298.255,05 TL tutarında tazminat ödediğini, sigortalıların, poliçe kapsamında kalan tüm zararlarının davacı tarafından tazmin edilmesi nedeni ile düzenlediği ibranameler ile davacıyı tam ve mutlak suretle ibra ederek 3. Şahıslara yöneltilecek talep ve davalar bakımından tahsil olunan miktara kadar haklarını davacıya devir ve temlik ettiklerini, sigorta poliçesi kapsamında 3. kişilere yöneltilecek talepler yönünden halef haline geldiklerini, davacının TTK madde 1472/1 hükmü uyarınca zararı tazmin eden sigortacı sigortalısının haklarına kanuni halef olduğu gibi, sigortalısı tarafından düzenlenen ibraname ve temliknameler uyarınca da, sigortalı tarafından 3. Kişilere karşı dava ve talep hakları davacıya temlik ve devir etmiş olduğundan TBK madde 183 uyarınca da akdi halefiyete dayanarak rücu davası açma hakkına haiz olduğunu, davalının TBK 71 ve TBK 49 maddeleri uyarınca, sorumlu ve yükümlü olduğunu, bir kişinin tehlike sorumluluğuna dayalı olarak sorumlu tutulabilmesi için, kusurlu olması yada objektif özen veya gözetim ödevini ihlal etmesinin gerekmeyeceğini, davalının İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Kimyasal Maddelerle Çalıışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak gerekli tedbirleri almadığı, faaliyetlerine kullandığı kimyasal maddeleri herhangi bir tehlike yaratmayacak şekilde depolamadığının anlaşıldığını, TBK 316/f.1 uyarınca kiracının kiralananı sözleşme koşullarına uygun olarak özenle kullanma, zarar vermeden koruma yükümlülüğü bulunduğunu, davalının bu yangının ertesinde apar topar taşınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıya gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama olarak sonuçlandığını beyanla 4.298.255,05 TL tazminatın 10/06/2020 tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiz oranı uygulanmak sureti ile birlikte müştereken ve müteselsilen rücuen tahsili ile davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: itfaiye raporuna dayandırılan taleplerin kabulü, raporun uzmanlıktan uzak oluşu ve sadece tahmini kanaatlerden oluşması sebepleriyle mümkün olmadığını, plastik tanklar içerisinde 16 dakika boyunca sönmeyen bir alevin bulunması için oksijene ihtiyaç olduğunu, kapalı olan tanklar içerisinde bu denli uzun süreli alevin yanmayı sürdürmesi ve dahi parlayarak patlamasını sağlayacak miktarda oksijen bulunmasının mümkün olmadığını, raporda da açıkça yazdığı üzere tank içerisindeki maddenin özelikleri bilinmediğini, davalı şirket .... Tekstil'in üretimde kullandığı hammaddeler ve üretilen maddeler incelendiğinde görülecektir ki maddelerin kaynama ve parlama noktaları çok yüksek derecelerde seyretmektedir ve yine davalı şirket tarafından üretilen hammadde ve maddelerin bir çoğu parlayıcı özelliğe değil hatta söndürücü etkiye sahip madde olduklarını, yani dışarıdan uzun süre ısı verilmesi durumunda yanabilecek maddeler olduğu, dışarıdan müdahalenin bulunması gerekliliğinin açık olduğunu, davalı şirket tarafından üretilen hammadde ve maddelerin yanıcı parlayıcı ve kolay tutuşabilir maddeler olmayışı ve yanma hali için dışarıdan müdahale gerekliliği açık olup bu hususta kamera görüntülerinde varlığı tespit edilen ... dükkana gelen kişinin olay ile bağlantısı araştırılması gerektiğini, itfaiye raporundaki belirsizlikler üzerinden hareket ederek yangının kim tarafından çıkartıldığının araştırılmadan, kendiliğinden meydana geldiği sonucuna varılmasının kabul edilemeyeceğini, ekspertiz raporunda hiç bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan fizik ve kimya kurallarına aykırı olan itfaiye raporuna atıf yapılarak aynı kanaate varıldığını, yangın öncesi görüntüler ve görüntülere ilişkin değerlendirmelerin bulunmadığını, sigortalı ... Kimya tarafından motorlu bir kuryenin ... Kimya'nın bulunduğu yerden geçtiği hususunun bildirilmesine rağmen değerlendirmeye alınmadığını, motorlu kuryenin sipariş getirdiği dükkandakilere söylediklerinin yanlış olarak değerlendirildiğini, kamera kayıtlarına göre plastik tankların arka kısmında başlayan yanmanın daha sonra tanklara sirayet ettiği yani yanmanın dış etkenler ile başladığı, plastik tanklar içerisinde bulunan maddelere ilişkin özel rapor alınması gerektiğini, davacının tehlike sorumluğundan bahisle TBK 49'a dayandırdığı tazminat isteminin kabulünün mümkün olmadığını, davalı ... Kimya şirketinin ticari hayatının devamlılığı adına taşınmasının davacı ... tarafından şüpheli adledilmesinin davacı ... kötü niyetini gösterdiğini, davalı şirket ve yetkilileri hakkında başlatılan herhangi bir soruşturma bile bulunmadığını beyanla davanın reddine, uyuşmazlığın açığa kavuşması için bilirkişi raporu alınmasına, davadaki taleplerin kabulünün mümkün olmasa dahi, mahkemece ekspertiz raporu ile tespit edilen demirbaş, emtia ve depo hacimlerinin çok üstünde olması nedeniyle bunlara istinaden de rapor aldırılmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava ... Mah. ... Sk. N:6 Esenyurt/İSTANBUL adresinde 20/03/2020 tarihinde çıkan yangından dolayı TTK'nun 1472 ve TBK'nun 183.maddeleri uyarınca 10/06/2020 tarihinden itibaren rücuen tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının tespitinden ibarettir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetince 25/09/2024 tarihli bilirkişi heyet raporu dosyaya ibraz edilmiştir.
Mahkememizin 08/05/2025 tarihli celsesinin 1 no'lu ara kararı ile "Bilirkişi heyetinin 24.09.2024 tarihli talep dilekçesi içeriğinde ek ücret talebinin kabulü ile bilirkişilere ayrı ayrı 7.000,00'şer TL ek ücretin ödenmesi bakımından toplam 42.000,00TL avansın 6100 Sayılı Yasanın 120/2 maddesi gereğince mahkeme veznesine depo etmesi için davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süreye riayet edilmediği takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, " davacı vekilinin duruşmada hazır bulunduğu, kendisine verilen kesin süreye rağmen takdir edilen ücretin yatırılmadığı, geçen süreye rağmen herhangi bir yazılı beyanda bulunulmadığı gibi, mahkememizin 18/09/2025 tarihli celsesinde de herhangi bir beyanda bulunulmadığı görülmüştür.
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır.
İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır.
03.04.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde:
“(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
(4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmeliğin 45. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesinde "Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez." hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip ilgili tarafların uyarılması gerekir.
Yapılan açıklamalar ışığında, somut olayda, davacıdan kesin süre içinde yatırılması istenilen bilirkişi masrafının delil avansı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, mahkememizin 08/05/2025 tarihli celsesinde delil avansı niteliğinde olan kabulüne karar verilmiş bilirkişi ek ücreti olan bilirkişi giderinin yatırılması hususunda davacı vekiline kesin süre verilmiş olup, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçlar açık olarak anlatılmış ve anlatılanlar tutanağa geçirilmiştir. Davacı tarafça bilirkişi giderinin verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı, mazeret bildirmediği, celse atımına sebebiyet verildiği ek süre talebinde de bulunulmadığı, bu haliyle dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığı, HMK 120/2 gereği kendisine verilen kesin süreye rağmen, delil avansını yatıırmayan davacının HMK 324/2 uyarınca talep olunan delilin ikamesinden vazgeçmiş sayıldığı, HMK. 189/1 maddesi dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26/11/2021 gün 2019/1785 esas 2021/1453 karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2022/1305 esas 2022/1267 karar sayılı ilamı )
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 73.403,46 TL harcın mahsubu ile eksik 72.788,06 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 487.860,40 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 560,00 TL posta masrafı vb. giderlerden oluşan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
18/09/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır