T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/770 Esas
KARAR NO : 2024/794
Büyükçekmece .... İcra Dairesi : ...
DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ : 23/09/2021
KARAR TARİHİ : 17/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin şirket ödemeli televizyon işi ile uğraşmakta olduğunu, müvekkili şirket dava dışı .... A.Ş. ile 26/03/2015 tarihinde, fiber internet ve bir kısım hizmetler için "..... İnternet Hizmetinin Verilmesine İlişkin Usul ve Esasları Düzenleyen Protokol" ("....Sözleşmesi") ve .... İnternet Bağlantı Ücreti Kampanya Taahhütnamesi (".... Taahütnamesi") imzalandığını, müvekkili şirketin imzaladığı sözleşmenin süresiz olduğunu ve sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğunu, .... taahhütnamesinin ise 36 ay süreli olup taahhütnamenin yenileceğine ve sürenin uzayacağına dair bir hüküm bulunmadığını, bu kapsamda müvekkili şirketin .... taahhütnamesinin imza tarihinden 36 ay sonra 26/03/2018 tarihinde son bulduğunu, müvekkili şirketin 09/11/2018 tarihli .... Erişim Hizmetleri İptal Formunu doldurarak hizmet numarasını bildirdiği hizmetlerin iptalini talep ettiğini ve talebi doğrultusunda hizmetin iptal edildiğini, 26/03/2015 tarihinde davalı ... A.Ş. ile de 3 yıl süreli olarak “.... HİZMETİNDE PERAKENDE İNDİRİM SÖZLEŞMESİ (EK SÖZLEŞME) ve “Kampanya Katılım Taahhütnamesi" imzalandığını, davalı tarafın ek sözleşme ve kampanya taahhütnamesinde tahrifat yaptığını, müvekkilinden talep edilen cezai şartların haksız olduğunu, davalı ...'un Büyükçekmece ..... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip ile müvekkili şirketten haksız cezai şart bedellerini talep ettiğini beyan ederek; uygun bir teminat karşılığında telafisi güç veya imkansız zararlara uğramaması için müvekkiline yöneltilen icra takibinin durdurulmasını, mümkün değilse yine belirlenecek uygun bir teminat karşılığında İİK 72/2 maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir ve hacizlerin fekkini, müvekkili firmanın davalıya borçlu olmadığının tespitini, haksız ve kötü niyetle başlatılan icra takibi sebebiyle davalı aleyhine takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmeden kaynaklı faturanın davacı tarafça ödenmemesi sebebiyle Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, takip dosyasına takip dayanağı fatura özetinin sunulduğunu, davacı tarafın icra dosyasındaki sözkonusu borca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gülük sürede itiraz etme hakkı olmasına rağmen itiraz etmediğini ve dava yoluna giderek işbu davayı açtığını, taahhütnameler incelendiğinde taahhüt süresi ile ilgili kısımda paraf bulunduğundan davacı vekilinin sözleşmede/taahhütnamede tahrifat yapıldığına ilişkin beyanının yerinde olmadığını, avantaj kampanyası A kademede taahhüdünden dolayı otomatik yansıtılan erken çıkma bedelinin sistemsel sorun nedeniyle fazla yansıtıldığı tespit edilmiş olduğundan 12.383,99-TL fatura düzeltme işlemi yapılacağını bu nedenle davanın konusuz kaldığını, davacı taraf ile usulüne uygun şekilde yapılan TTVPN sözleşmesinden kaynaklanmakta olup MTS takip sistem, üzerinden başlatılan icra takibinin usulüne uygun olduğunu, mahkememizin görevli olmadığını, arabuluculuk yoluna gidilmediğini beyan ederek; davanın reddini, tedbir kararının kaldırılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine konu edilen faturanın davacı ile davalı taraflar arasındaki ihtilaftan kaynaklandığını, müvekkili şirketin dava konusu icra takibine taraf olmadığını, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeden doğan borca ilişkin davanın müvekkili şirkete ihbar edilmesi hususunu anlayamadıklarını, görevli mahkemenin icra mahkemesi olduğunu, arabuluculuk sürecine başvurulmaması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek; davanın reddini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Büyükçekmece .... İcra Dairesi ’nün .... esas sayılı dosyası, ... Sözleşmesi, taahhütname asılları, fatura örneği ve iptal formu, sistem ekran görüntüleri, davalı ve .... A.Ş. İle davacı şirket arasındaki yazışmalar, e-postalar faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Büyükçekmece .... İcra Dairesi’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 48.320,01 TL toplam alacağın tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı, davanın istirdat davasına dönüştüğü anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi ... ve ...'dan oluşan bilirkişi heyetinin 26.06.2022 tarihli raporunda; "Takdirler Sayın Mahkemenin olmak üzere yukarıda yapılan inceleme ve tespitler sonucunda ve raporumuz içinde açıklanan nedenlerle; Davacı tarafın 2018-2019-2020-2021 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, Davalı tarafın 2018-2019-2020-2021 yılına ait ticari defterler ve kayıtlarının sahibi lehine delil niteliği bulunduğu, Tarafların ticari defter ve kayıtlarında birbirlerinden borç ve alacağının olmadığı, Davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği ve davaya konu olan 2018 yılında 1 adet ve KDV dâhil toplam 36.491,32 TL tutarlı faturanın olduğu, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine işlenmediği, davalı tarafın yasal defterlerine işlendiği, 31.12.2018 tarihli .... numaralı KDV dâhil 36.491,32 TL tutarlı e faturanın, açıklama kısmının, miktar ve birim fiyatı bilgilerinin belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, faturanın ücretler toplamı kısmının 27.969,83 tl, devlete iletilecek vergiler toplamı kısmının 8.521,48 tl olduğu, faturanın davacı tarafa tebliğ/teslim edildiğine ve davacı tarafın faturaya itiraz ettiğine dair dosya muhteviyatında herhangi bir ihtarname, evrak yada belgeye rastlanılmamıştır. “Türk Ticaret Kanununun MADDE 21–(2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. davaya konu olan 1 adet faturanın davalı tarafından bs formu ile beyan edildiği, davacı tarafından ba formu ile beyan edilmediği, davalı tarafın davacı hakkında davaya konu olan fatura için 48.320,01 tL toplam alacak üzerinden Büyükçekmece .... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden 02.02.2021 tarihinde takibe geçtiği, takibin kesinleştiği, 24.09.2021 tarihli kapak hesabında borcun 64.693,73 TL olduğu, 24.09.2021 tarihli dekont ile 64.693,73 TL tutarın icra dosyasına ödendiği, Davalı taraf ile davacı arasında akdedilen 26/03/2015 tarihli .... Hizmetinde Perakende İndirim sözleşmenin Sözleşme Süresi başlığı altında üç yazısının dört ve kampanya katılım taahhütnamesi bölümünde ise 36 rakamının 48 olarak değiştirildiği kanaatine varıldığı, yapılan değişikliklerle ilgili kampanya katılım taahhütnamesinde paraf bulunduğu, parafın davacıya ait olup olmadığı tespitinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı taraf ile davacı arasında akdedilen Ek Sözleşme ve Kampanya Taahhütnamesi, kapsamında süre 48 ay (4 yıl) olarak imza altına alınmış ise (taahhütnamede yapılan değişikliğe ait paraf davacıya ait ise) davacı tarafın 44 ay süresince indirimli olarak hizmetten faydalanmasından dolayı, davalı tarafın 44 aylık indirim miktarını davacı tarafa fatura etmesinin yerinde olduğu, Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirlerine ait olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi ... ve ....'dan oluşan bilirkişi heyetinin 18/07/2023 tarihli ek raporunda; "Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, Sözleşme Süresi başlığı altında ÜÇ yazısının DÖRT ve Kampanya Katılım Taahhütnamesi bölümünde ise 36 rakamının 48 olarak değiştirildiği kanaatine varıldığı, yapılan değişikliklerle ilgili Kampanya Katılım Taahhütnamesinde paraf bulunduğu ancak parafın davacıya ait olup olmadığı tespitinin tarafımızca yapılamadığı, bu husustaki kanaatin Sayın Mahkemede olduğu yönünde kök raporda varılan kanaatin değişmediği, Davalı taraf ile davacı arasında akdedilen Ek Sözleşme ve Kampanya Taahhütnamesi, kapsamında süre 48 ay (4 yıl) olarak imza altına alınmış ise (taahhütnamede yapılan değişiklik için atılan paraf davacıya ait ise) davacı tarafın 44 ay süresince indirimli olarak hizmetten faydalanmasından dolayı, davalı tarafın 44 aylık indirim miktarını davacı tarafa fatura etmesinin yerinde olduğu yönündeki yönünde kök raporda varılan kanaatin değişmediği, Davalı tarafça 31 ARALIK 2018 Tarihli ve 01 ARALIK 2018-31 ARALIK 2018 Dönemi için düzenlenmiş olan fatura tutarının sözleşmeye uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğinin tespit edilmesi için sözleşme dönemindeki Port ücreti ve VPN ücretinin vergisiz indirim miktarı ve hesaplama yöntemine ait açıklayıcı bilgilerin hesaplanması için dosyasına sunulmuş belge olmadığı yönünde kök rapordaki tespitin değişmediği, Yönünde görüş ve kanaate vardığımızı saygılarımızla Yüce Mahkeme’ye arz ederiz." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Bilirkişi .... 23.02.2024 tarihli raporunda; "Bilirkişi olarak görevlendirilmesi üzerine tarafına verilen dava dosyasında 26/03/2015 tarihli .... Ethernet İnternet Hizmetinin Verilmesine İlişkin Usul ve Esasları Düzenleyen Protokol fotokopisinin yer alması ve fotokopi belgedeki imzanın inceleme için yeterli doneleri taşımaması nedeniyle inceleme ve değerlendirmenin yapılamadığını" beyan etmiştir.
Bilirkişi .... 20/05/2024 tarihli ek raporunda; "İnceleme konusunu oluşturan; 26.03.2015 tarihli ... Hizmetinde Perakende İndirim Sözleşmesi (Ek Sözleşme) başlıklı 9 maddeden oluşan ve Sözleşmenin Süresi Başlıklı 3. Madde ile Kampanya Katılım Taahhütnamesi Başlıklı son bölümde bulunan Taahhüt Süresi kısmında bulunan yazı ve rakamlar üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı ile imzaların değerlendirilmesi neticesinde ; İnceleme konusu 26.03.2015 tarihli ... Hizmetinde Perakende İndirim Sözleşmesi (Ek Sözleşme) Fotokopisinde son kısımda ... Anonim Şirketi kaşesi üzerinde bulunan imza ve rakamla 48 yazılı tahrifat iddialı kısımda bulunan imza ile Davacı ... Anonim Şirketi yetkilisi ....’ya ait medarı tatbik-örnek imzaların göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafolojik vegrafometrik özellikleri bakımından DOSYADA MEVCUT MUKAYESE BELGELERİNE KIYASEN BENZER YAPI ve GÖRÜNÜMDE imza olarak değerlendirilmiş, İnceleme konusu 26.03.2015 tarihli ... Hizmetinde Perakende İndirim Sözleşmesi (Ek Sözleşme) Fotokopisinde bulunan rakamla4 ve 48 yazı ile ‘dört’ yazılı yerlerde tahrifatla alakalı asıl belge olmadığı için değerlendirme yapılamayacağı; Sonucuna varıldığını ve tetkiki biten dava dosyası ile evrak asıllarının aynen iade edildiği kanaatini bildirir bilirkişi raporu saygı ile sunulur." yönünde görüş ve kaanat bildirmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir.
İİK’nın 72. maddesinin 5. fıkrası gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (İİK m. 72/6). Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi;
“(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
(4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”
Aynı Kanun’un “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi;
“(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir”
HMK’nın “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;
“ (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacı taraf ... A.Ş. ile 26/03/2015 tarihinde,... Sözleşmesi ve ....Taahütnamesi imzalandığını, .... taahhütnamesinin 36 ay süreli olup taahhütnamenin yenileceğine ve sürenin uzayacağına dair bir hüküm bulunmadığını, taahhütnamenin imza tarihinden 36 ay sonra 26/03/2018 tarihinde son bulduğunu, 09/11/2018 tarihli .... Erişim Hizmetleri İptal Formunu doldurarak hizmet numarasını bildirdiği hizmetlerin iptalini talep ettiğini ve talebi doğrultusunda hizmetin iptal edildiğini, 26/03/2015 tarihinde davalı ile de 3 yıl süreli olarak “.... Hizmetinde Perakende İndirim Sözleşmesi (ek sözleşme) ve “Kampanya Katılım Taahhütnamesi" imzalandığını, ek sözleşmenin davacı tarafça hizmetlerin iptali talebi ile kampanya taahhütnamesi ile ortadan kalktığını, davalı tarafın ek sözleşme ve kampanya taahhütnamesinde 3 yıl olmasına rağmen 4 yıl şeklinde tahrifat yaptığını iddia etmiş olup yargılama esnasında alınan grafolog bilirkişi raporunda sözleşmedeki parafın davacı şirket yetkilisinin örnek imzaları ile benzer yapı ve görünümde imza olarak değerlendirildiğinin, fakat belge aslı sunulmadığından 26.03.2015 tarihli ... Hizmetinde Perakende İndirim Sözleşmesi (Ek Sözleşme) Fotokopisinde bulunan rakamla 4 ve 48 yazı ile ‘dört’ yazılı yerlerde tahrifat yapılıp yapılmadığının tespit edilemediğinin belirtildiği, her ne kadar paraf davacı şirket yetkilisine ait ise de parafın 4 ve 48 yazı ile ‘dört’ yazılı yerlere istinaden atılıp atılmadığının fotokopi belgede tahrifat hususu incelenemediğinden anlaşılamadığı, davalının teknik işlem formu hariç kendilerinde belge bulunmadığına dair beyanda bulunduğu, ihbar olunandan belge aslı istenmesine rağmen sunulmadığı anlaşılmakla yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne, kötü niyet tazminatı talebinin taraflar arasında yargılamayı gerektirdiği, davalının icra takibinde kötüniyetinin kanıtlanamadığı anlaşıldığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası kapsamında cebri icra tehdidi altında ödenen 64.693,73 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya ödenmesine,
2-Davacı vekilinin tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-Alınması gerekli 3.300,74-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 825,19-TL harcın mahsubuyla bakiye 2.475,55-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 59,30-TL başvurma harcı, 825,19-TL peşin harç olmak üzere toplam 884.49-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 6.071,60-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili istinaf dairesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır