T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1042 Esas
KARAR NO : 2024/653
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/11/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın, ...... Kahveci Cd., ..... Beylikdüzü OSB /Beylikdüzü/İSTANBUL adresinde yapılan ..... Lisesi 24 Derslikli Yapım İşi projesi için, aleyhine tespit istenen taraftan "..... Seramik 60*60 ....." modelli fayanslarını satın almış ve satın alınan ürünün kullanıldığı alan /ayıbın ortaya çıktığı yer olan inşaat projesi mezkur fayanslarla döşendiğini, fayanslar döşendikten sonra ilgili binanın kullanıma açıldığını ve kullanıma bağlı olarak fayansların bozulmaya uğradığını, nitekim fayanstaki bozulmanın gün geçtikçe arttığını, piyasada güvenirliğiyle bilinen müvekkili firmanın zor duruma düştüğünü, ....... Seramik yetkilileriyle görüşen müvekkili firma yetkililerin, ilgili ayıbın giderilmesi talebini ilettiğini, ....... Seramik yetkililerinden sorunun kendilerine ait olmadığına dair geri dönüş alındığını, müvekkilinin aldığı malın kullanımını etkileyen bir kusurun varlığının aşikar olduğunu, davalı satıcının, müvekkilinin uğramış olduğu zararları tazminle yükümlü olduğunu, müvekkiline teslim edilen fayansların gizli ayıplı olduğunu, ayıba karşı tekeffül hükümlerince müvekkilinin üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirdiğinden davalı tarafın sözleşmesel yükümlülüklerinin ayıpsız ifası için, satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini öte yandan müvekkilinin uğramış olduğu tüm zararların tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesi belirttiği, dava konusu ayıplı olduğu bildirilen seramiklerin hali hazırda okulda kullanılmaya devam eden seramikler ve söz konusu seramiklerdeki ayıpların tespiti olduğunu, bu hususların zamana dayalı değişiklik arz etmesi söz konusu olmadığını, söz konusu seramiklerin döşendiği okulda oluşan olgular ve fotoğraflar dikkate alındığında tespiti yapılacak seramiklerin olaydaki konumlarının sabit olduğunu, tespite dayanak fotoğraflardaki seramiklerin deforme olması okuldaki öğrenci kullanımı, üzerlerindeki sıra vb eşyalardan kaynaklı oluştuğunu, herhangi bir ayıbın söz konusu olmadığını, tespite dayanak fotoğraflardaki seramiklerin sadece bir kaçında oluşan deformeler sebebiyle tüm ürünün değişim ve bedel iadesi şartları oluşmayacağını, tespite konu seramiklerin üreticisi ....... seramik ve müvekkilinin söz konusu seramikleri ..... Paz. San.tic. Ltd. Şti.'nden satın aldığını, ....... seramiğin ve ...... Paz. San.tic. Ltd. Şti.'nin sorumluluğu oluşacağından söz konusu davanın ....... seramiğe ve ...... Paz. San.tic. Ltd. Şti. ihbarını, ürünlerin küçük bir kısmındaki deformeler sebebiyle tüm ürünlerin ayıplı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davalının taleplerinin yersiz ve kötü niyetli olduğunu, küçük bir kısım ürünlerin deformeleri sebebiyle tüm ürünlerin değişim ve bedel iadesi şartlarının oluşmayacağından davacının açmış olduğu hukuki mesnetten yoksun davanın reddini istemiştir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi 05.06.2023 havale tarihli raporunda; Davalı tarafça düzenlenen faturaların ticari defter kayıtlarında, 145.931,54 TL bedelli, ...... numaralı fatura ile davacı şirkete kesilen faturanın ...... no.lu yevmiye ile yevmiye defterine kaydedildiği, 27.10.2020 tarihli, 14.961,46TL bedelli, ..... numaralı fatura ile davacı şirkete kesilen faturanın ...... no.lu yevmiye ile kaydedildiğinin yevmiye defter kayıt incelemelerinde görüldüğü, 31.10.2020 tarihinde davacı şirket tarafından yapılan 160.893,00TL'lik çek ödemesinin ...... no.lu yevmi; ile deftere işlendiği, davalı şirketin davalıya düzenlemiş olduğu faturadaki malları ...... Paz. San. Tic. Ltd. Ştiimden 26.10.2020 tarihli ...... no.lu fatura ile 42.421,71TL karşılığında tedarik ettiği ve 26.10.2020 tarihinde ...... yevmiye kaydı ile kaydının yapıldığı, yine 26.10.2020 tarihli ...... no.lu fatura ile 228.484,91TL karşılığında satın aldığı ve bu faturanın da ..... no.lu yevmiye kaydı ile kayıtlarına işlendiği, ..... Paz. Şirketinden alınan malların 27.10.2020 ta ....... no.lu nakliye irsaliyesi ile şantiyeye teslim edildiğinin incelemelerde görüldüğünü, dava dosyasına sunulan bilgi, belge ve fotoğrafların titizlikle incelendiğini, dava dosyası üzerinde yapılan incelemeler sonucu ...... Cd., ...... Beylikdüzü OSB /Beylikdüzü/İSTANBUL adresinde bulunan Beylikdüzü ...... Lisesi'de Kullanılan seramiklerde (....... Seramik 60*60 ......) üretimden kaynaklı olarak sırlama hatası bulunduğu, bu tarz sırlama hatalarında kullanım başlamadan tespi yapılmasının yada gözle anlaşılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla da gizli ayıp kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu mahalde zemin kaplamasında Kullanılan seramiklerin (....... Seramik 60*60 Smoot Greige) üretimden kaynaklı olarak sırlama hatası bulunduğu kanaatine varıldığını, fabrikasyon imalatında bu tarz sırlama hatalarının zemin döşeme aşamasında kullanım başlamadan tespitinin yapılmasının yada gözle anlaşılmasının mümkün olamayacağı, dolayısıyla da gizli ayıp kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaati oluştuğunu, dosyada yer alan dilekçe ve deliller incelediğinde; dava konusu seramiklere ilişkin fatura tarihi 27.10.2020” olduğunu. taraf dilekçe ve delillerinden seramiklerin tam olarak hangi tarihte tesliminin gerçekleştiğinin anlaşılamadığını, teslim tarihi olarak; 27.10.2020 tarihi kabul edilecek olursa, bu kapsamda dava konusu seramiklerin teslim tarihi itibariyle süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığı ayıbın açık veya gizli ayıp olmamasına göre farklılık göstereceğini, seramikler ile ilgili yapılan yerinde incelemede; sırlama hatalarının zemin döşeme aşamasında kullanım başlamadan tespitinin yapılmasının yada gözle anlaşılmasının mümkün olamayacağını, dolayısıyla da gizli ayıp kapsamında değerlen kanaati oluştuğundan gizli ayıba ilişkin ihbar sürelerini dikkate almak gerekeceğini, gizli ayıba ilişkin mevzuatta açık ve net bir süre öngörülmemişse de gizli ayıbın ortaya çıktığı zaman durumun derhal ilgililere ihbar edilmesi gerektiğini, dosya içerisinde davacı şirket tarafından yapılan ayıp ihbarına dair yazılı bir ihtar bulunmadığını, ancak Türk Borçlar Kanunu” nda ihbarın şekline dair bir düzenleme bulunmadığından ihbarlar sözlü veya yazılı da yapılabilmekte olduğunu, satıcının ayıp sorumluluğu bir süre ile sınırlandırıldığını, Türk Borçlar Kanunu”nun 231. Maddesine göre; 2 yıllık bir zamanaşımı öngörüldüğünü, zamanaşımı süresi malın alıcıya teslimi ile başladığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre ise; "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.” Yine Türk Borçlar Kanunu'nun 231/2 maddesine göre; “Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.” denilmektedir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'ndaki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağını bildirmiştir.
Bilirkişi 02/05/2024 havale tarihli raporunda; Dava dosyası yeniden incelendiğini ve davalı vekilinin kök rapora karşı itiraz beyanlarının değerlendirildiğini, dava konusu hususların yerinde incelenmesi için 19.04.2024 tarihinde ..... Cd., .... Beylikdüzü OSB /Beylikdüzü/İSTANBUL adresinde bulunan ..... Lisesine gidilerek yerinde incelemeler yapıldığını ve bahse konu huşuların fotoğrafları çekilerek rapora eklendiğini, dava konusu ..... Cd., ..... Beylikdüzü OSB /Beylikdüzü/İSTANBUL adresinde bulunan ..... Lisesine uygulandığı tespit edilen seramiklerde (....... Seramik 60*60 Smoot Greige) üretimden kaynaklı olarak sırlama hatası bulunduğunun tespit edildiğini, bu tarz sırlama hatalarında kullanım başlamadan tespitinin yapılmasının ya da gözle anlaşılmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla da gizli ayıp kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ..... Cd., 34528 Beylikdüzü OSB /Beylikdüzü/İSTANBUL adresinde bulunan ..... Lisesine yapılan yerinde incelemede giriş kat, 1.,2.,3. Katlar ve taşınmazın bodrum katında zeminde uygulandığı görülen seramiklerin (....... Seramik 60*60 Smoot Greige) imalattan kaynaklı hatalı ürün olduğunun tespit edildiğini, mahalde uygulanan seramiklerin (....... Seramik 60*60 Smoot Greige) üretimden kaynaklı olarak sırlama hatası bulunduğunu bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının davalıdan satın aldığı fayansların ayıplı olması sebebiyle davacının öncelikle malların ayıpsız benzeriyle değişimi, olmazsa sözleşmeden dönülerek uğranılan zarar tazmini ve her halükarda zarar tazmini istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Davalı şirketin davacı şirkete satmış olduğu "........" ürünlerin ayıplı olduğundan bahisle, davacı tarafça Büyükçekmece ..... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...... D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırılarak, alınan rapora dayanak göstererek satış sözleşmesinin ayıplı ifa edilmesi gerekçesiyle doğan ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun gereği olarak ayıplı teslim edilen malın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini, malın ayıpsız benzerinin temini mümkün değilse sözleşmeden dönülerek davacının uğramış olduğu tüm zararların tazmin edilmesini talep etmiş olduğu görülmüştür.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 25/4’de zamanaşımı süresi altı ay olduğunun belirlenmesi nedeniyle gizli ayıplarda azami ihbar süresi altı aydır. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 818 sayılı Borçlar Kanununun 200. maddesine (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine) göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
Gerek 818 sayılı yasa ve 6762 TTK sayılı ve Türkiye'nin de tarafı olduğu Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (Viyana Sözleşmesi)'nin CISG 38.Maddesine göre;
(1) Alıcı, malları, koşulların izin verdiği ölçüde kısa bir süre içerisinde muayene etmek veya ettirmek zorundadır.
(2) Sözleşme, malların taşınmasını gerektiriyorsa, muayene, malların varma yerine ulaşması sonrasına ertelenebilir.
(3) Mallar alıcı tarafından, muayene etmek için yeterli imkâna sahip olmaksızın, taşıma halindeyken başka bir yere yönlendirilir veya onun tarafından başka bir yere gönderilirse ve satıcı sözleşme kurulurken böyle bir yönlendirme veya başka yere gönderme ihtimalini biliyor veya bilmesi gerekiyor idiyse, muayene, malların yeni varma yerine ulaşması sonrasına ertelenebilir.
Madde 39
(1) Alıcı, bir sözleşmeye aykırılık saptadığı veya saptaması gerektiği tarihten itibaren makul bir süre içinde satıcıya, sözleşmeye aykırılığı türünü de belirterek bildirmezse, bu sözleşmeye aykırılığa dayanma hakkını kaybeder.
(2) Her halde, alıcı, malların fiilen kendisine verildiği tarihten itibaren en geç iki yıllık bir süre içinde sözleşmeye aykırılığı satıcıya bildirmezse, bu sözleşmeye aykırılığa dayanma hakkını kaybeder; meğerki, bu süre sözleşmesel bir garanti süresiyle bağdaşmıyor olsun.
5870 sayılı yasadaki düzenlemeler ile TK ve BK' daki düzenlemelerin birbirlerine paralel düzenlemeyi içerdiği gözetildiğinde:
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 25/3. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 25/3. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 198. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 198/3. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 202 ve 203. maddelerinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.
Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.
Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.
İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1).
Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davacı kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davacıya bildirimde bulunduğunu iddia etmiştir. Bu durumda, ayıp ihbarının yapıldığını ispat yükü davacı taraftadır. Davacı davalıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu yazılı bir delil ile kanıtlayamamıştır. B.K.nun 207/3. maddesine göre, satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu husus ispat edilmiş de değildir. Satın alınan malın 28.01.2011 tarihinde teslim edildiği tuz üzerinde laboratuvar incelemesinin ise 14.07.2011'de yapıldığı ayıp ihbarının ise 22.12.2011'de ve davanın 31.05.2012 tarihinde açılmıştır.
Açıklanan nedenlerle TTK'nin 23.maddesine göre alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, 8 günlük muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının TBK'nun 227/2 maddesinden de yararlanamayacağı, Kaldıki gizli ayıp bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğü bulunduğu halde, her ne kadar davacı, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin ayıbını cins, miktar, nev' i bakımından ispat edebilmiş ise de dava konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğu, yukarıda detayı verilen açıklamalar doğrultusunda, davacının ilgili mevzuat hükümleri gereği söz konusu ayıbın ortaya çıkması ile derhal satıcıya bildirme külfeti altında olduğu ve ancak gerek dava dilekçesi gerek tüm safahatta ayıbın davalıya ihbarına ilişkin bir beyan ve iddianın bulunmadığı görülmüş olup davacının anılan ihbar ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği davacının iddialarını dosya kapsamında ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.747,66 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.320,06 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacının davalı yönünden yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 25.742,88 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.
11/06/2024
Katip ......
Hakim ......
¸