T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/150 Esas
KARAR NO : 2024/674
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/02/2022
KARAR TARİHİ : 24/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul içerisinde faaliyet göstermekte olan ve uluslararası turizm ile uğraşan köklü bir şirket olduğunu, özellikle Hindistan , Azerbaycan ,İran , Irak , Endonezya, Avusturya , Kanada gibi ülkelerdeki turistlere ülkemizin tanıtımı amacıyla ve turistik amaçlı hizmetler vermekte ve bu kapsamda sayısız uluslararası dernekler ve otellerle çalıştığını ve iş ilişkisi kurduğunu, müvekkilinin bazı uluslararası derneklerin Türkiye temsilciliğini yürüttüğünü, turizm sektöründe bilinen ve tanınan bir isim olduğunu, davalı ......'un ise bir dönem müvekkili şirket bünyesinde çalıştığını ancak sonraki süreçte özellikle iş arkadaşları ile uyumsuzluklar yaşadığını, şirket yetkililerine saygısız davranışlarda bulunduğunu, zamanla kendisini müvekkili şirket ve müvekkili ...... 'in üzerinde görmeye başladığını, müvekkili şirketi hakir gördüğünü beyan eden mailler attığını ve ardından kendi iradesi ve isteği ile işten ayrıldığını, işten ayrıldıktan sonra müvekkili şirketten gerçekleşmesi mümkün olmayan tutarlar talep ettiğini ve hatta şirkette çalışmadığı ve hak edişinin olmadığı dönemlere ilişkin alacak kalemleri talep ettiğini, davalının bu talebinin müvekkillerince kabul görmemesi üzerine davalının müvekkillerinin birlikte çalışmalar yürüttüğü Büyükelçilere ve uluslararası derneklerin başkanlarına, sekreterlerine müvekkili şirketin birlikte çalıştığı ve itibarının kuvvetli olduğu hangi kurum varsa tamamına asılsız iddialar içeren mailler ve mesajlar göndermeye başladığını, davalının ilgili davranışlarının müvekkilinin 23-31 Temmuz 2021 tarihlerinde Tokat ilinde gerçekleştirdiği "......" adlı etkinliğe denk geldiğini ve söz konusu etkinliğe sayısız yabancı konuk ve büyükelçinin katılım sağladığını, davalının amacının müvekkilini en üst düzeyde olumsuz olarak etkilemek ve müvekkilinin ticari faaliyetlerini baltalamak olduğunu beyan ederek; davanın kabulünü, dava sonuçlanıncaya kadar davalının menkul ve gayrimenkul mallarına ve tespit edilecek olan banka hesaplarına dava değeri tutarında tedbir konulmasını, taraflarına takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, müvekkili şirket için 20.000,00-TL ve müvekkili gerçek kişi için 30.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte alınmasını ve müvekkillerine ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı 11/10/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; kendisinin de bir davaya konu edebileceği iddia ve talepleri olduğunu ancak maddi sebeplerden dolayı dava sürecini başlatamadığını, talep olunan tazminat bedeli ila kendisinin şirketten alacağı tutarın eşdeğer olduğunu dolayısıyla davacı tarafının maksadının denklik yaratmak suretiyle yasal sorumluluktan kurtulmak olduğunu, davacı vekilinin kendisine dava öncesindeki arabuluculuk sürecinde kendisinin alacağına istinaden 2.400,00-TL etkinlik özel primi teklifi teklif ettiğini, kendisinin kıdem tazminatı istemesinin iş bırakmadığının ispatı olduğunu, mümkünse Fethiye mahkemelerinde ifade vermek yönünde talebi olduğunu, hak edişlerinin ödenmediğini, pandemi ortasında işten çıkarılmasının bakmakla yükümlü çocukları olması sebebiyle mağduriyetine sebep olduğunu, fazla mesailer sebebiyle evliliğinin de zarar gördüğünü beyan etmiştir.
DELİLLER :Arabuluculuk tutanakları, davacı şirkete ait marka tescil belgesi, davalı tarafından işçilik alacakları için başvurulmuş olan arabuluculuğa ilişkin evraklar, davacı vekili tarafından sunulan davacının bilinirliğini ve tanınırlığını gösteren haberler ve gazete röportajları, davalı tarafından gönderilmiş olan mailler mesajlar ve her türlü döküman, Bakırköy ...... Asliye Ceza Mahkemesi ...... sayılı dosya
bilirkişi incelemesi, iddianame, davalının sosyal medya hesaplarından attığı gönderiler, ..... etkinliğine ilişkin evraklar, ihtarnameler, İto kayıtları, bilirkişi , keşif , tanık , tercüman ve yasal her türlü delil
tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının haksız rekabet iddiasından kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bilirkişi ..... 20/10/2023 tarihli raporunda; "Somut olay yönünden yukarıda yapılan tüm tespit ve değerlendirmeler sonucunda, davalının, davacı/lar ile arasında bulunan iş hukukuna ilişkin ihtilaf nedeniyle, çeşitli kişi ve kurumlara gerek mail gerekse ...... yoluyla, davacı ...... hakkında yazılı olarak beyanda bulunmuştur. Bu beyanların tarihleri de dikkat çekici olup,.... ’ndan hemen öncedir. Bu noktada, davalının, haksız rekabet teşkil eden bir davranışı olup olmadığı yönünden, yukarıda ayrıntılı olarak incelediğimiz, mevzuat, doktrin görüşü ve Yargıtay kararları da dikkate alındığında; Öncelikle, “Haksız rekabet, ekonomik düzenin taraflarının dürüstlük kuralına aykırı olan ve bir taraf aleyhine rekabeti bozan hareket ve fiillerin tümünü ifade etmektedir. Haksız rekabetin varlığı için tarafların rakip olmaları, failin haksız rekabetten yarar sağlaması yahut eylemi gerçekleştirenin kusurlu olması zorunlu değildir. Haksız rekabetin varlığı için esas olan; ekonomik rekabet etme hakkının dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılmasıdır.” Temel ilkeleri yönünden yapılan değerlendirmede, davalının fillerinin haksız rekabet teşkil edebileceği sonucuna ulaşılmıştır. “Kötüleme yoluyla haksız rekabet”, 6102 sayılı TTK m. 55/1.a.1’de, “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” şeklinde düzenlenmiştir. Kötüleme, somut olaya göre karalamayı, perdelemeyi, değerini küçümsetmeyi ve düşürtmeyi kapsar(TTK Madde 55/1-a.1’in Gerekçesinden) Kötüleme fiili TDK’da “biri veya bir şey için olumsuz, aşağılayıcı, hoş olmayan sözler söylemek” olarak tanımlanmıştır. TTK md.55/1-a’nın gerekçesinde ise kötülemenin, soyut olaya göre karalamayı, perdelemeyi, değerini küçümsetmeyi ve düşürtmeyi kapsadığı belirtilmiştir. Öyleyse, kötüleme eylemini kısaca bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılması olarak ifade edilebilir. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir açıklamanın/beyanın olması; bu açıklamanın başkalarının şahsı, malı, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında olması; bu açıklamanın yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici olması gerekmektedir. Somut olayda, davalının ifade ettiği huşuların, “yanlış ve/veya yanıltıcı” olduğu konusu açık değildir. Ancak, yukarıda da ayrıntılı olarak yazılan, özellikle “…ancak maliyetler ve prosedürleri dikkate almayan eski patronum şu anda kar amaçlı olarak reklamını yaptığı kurumların(ki kar amacı gütmeyen kurumlar olması ayrıca bir tezat oluşturmaktadır) vergisini Türkiye’de ödememekte ve operasyonları illegal olarak, photoshopta birkaç dakikada hazırlanabilecek bir sertifikayla temsil etmektedir. Pandemi fırsatçılığıyla çalışanlarının haklarını gasp etmek bir yana…” “….Nitekim herhangi biri adobe photoshop yazılım uygulamaları ile 15 dakikada oluşturulacak bir taklit sertifikayla bu aidiyeti meşru gösterebileceğinden ötürü..” gibi ifadelerin, tarafımızca, en azından, “gereksiz yere incitici” olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Zira, bu beyanların, “orantısız, sınırı aşan, aşırıya kaçan “ özellikte olduğu, bu beyanların, davacılardan ...... hakkında, olumsuz bir intiba yaratma ve oluşan olumsuz intibaın kişinin ticari hayatını da etkilemesi ihtimali açıktır. Bu beyanların, özellikle de Çalıştay öncesi tarihte, Büyükelçilik, DEIK gibi önemli kurumlar ve kişiler nezdinde gerçekleşmiş olması da dikkat çekicidir. Tüm dosya içeriği, yapılan incelemeler ve yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen tespitlerimiz sonucunda; Davalının gerçekleştirmiş olduğu fillerinin, “bütün katılanların menfaatinin korunması, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması”nı hedefleyen haksız rekabet hükümlerinden özellikle; TTK m. 55/1.a.1’de, “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” şeklinde düzenlenen maddeye gereğince haksız rekabet teşkil edebileceği kanaatine varılmış olup, Takdiri Sayın Makamınıza ait olmak üzere, görüş ve kanaatlerimizi bildirir 3 nüshadan oluşan raporumuzu, saygılarımızla sunuyoruz." yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır.
İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar ise TTK'nın 55. maddesinde belirtilmiştir.
TTK'nın 55. maddesinde, dürüstlük kurallarına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar başlığı altında yapılan düzenlemede haksız rekabete ilişkin haller başlıca olarak sayılmış olup, maddenin "1-a dürüstlük kurallarına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar özellikle başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işlerine karıştırılmaya yol açan önlemler almak, malların iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin özelliklerini, miktarını, kullanma amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak" hükmü getirilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.
Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın (Anayasa) 48/1. maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestîsi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmektir.
Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).
Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı TTK) hem de 6102 sayılı TTK’da haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 54/(1) maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacının “bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması” olduğu belirtildikten sonra; 6102 sayılı TTK’nın 54/(2) maddesinde ise haksız rekabete ilişkin genel ilke “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” şeklinde belirtilmiştir. Buna göre genel ilke belirlenirken haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması aranmamıştır. Bununla birlikte failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında rol oynamaktadır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 55. maddesinde sayılan hâllerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hâllerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hâllerine tam olarak uymuyorsa veya bu hâllerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dâhil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nın 54/2. maddesinin uygulanması mümkün olacaktır.
Bu aşamada uyuşmazlığın kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu’nun 55/(1)-a-1 maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Buradaki “kötüleme” kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir.
Kötüleme yoluyla haksız rekabette, doğrudan mağdura yönelik bir hareket yer almamakta, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek bu kişilerin mağdur hakkında yanlış kanaat edinmeleri sağlanarak mağdur kötülenmektedir. Bu haksız rekabet türünde, konu mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dâhil değerler, muhatap ise mağdurun müşterileridir. 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Susma ise bu madde kapsamına girmemekle birlikte bilgilendirme yükümlülüğünün söz konusu olduğu yerde susmanın haksız rekabet sayılması ancak 6102 sayılı TTK’nın 54/2. maddesindeki genel ilke kapsamında mümkün olmaktadır.
Görüldüğü üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir açıklamanın (beyanın) olması; bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.
Yanlış açıklama (beyan), içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır (Suluk, Cahit/Karasu, Rauf/Nal, Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2017, s. 428).
Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Öte yandan gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargılarını ifade etmektedir. Açık gerçek olsalar bile amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama (beyan) gereksiz yere incitici olmaktadır. Örneğin bir kişinin “taklit” ve “korsan” mal ürettiğini anlatan ifadeler; tüketiciyi uyarmanın ötesinde, somut olayın özelliğine göre teamülün kabul ettiği toleransı aşması durumunda gereksiz yere incitici bir nitelik ve amaç taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1994 tarihli ve 1993/11-965 E., 1994/252 K. sayılı kararı). Başka bir deyişle somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırı aşılması hâlinde açıklama; 6102 sayılı TTK’nın 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir. Belirtilmesi gerekir ki, bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir anlatımla açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı algılama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir (Ülgen, Hüseyin/Helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abuzer/Kaya, Aslan/Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540).
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre; davalının ..... Çalıştayından önce T.C. Kültür Bakanlığı Turizm Geliştirme Ajansı'na, DEİK ve Büyükelçiliğe göndermiş olduğu maillerde “ancak maliyetler ve prosedürleri dikkate almayan eski patronum şu anda kar amaçlı olarak reklamını yaptığı kurumların( ki kar amacı gütmeyen kurumlar olması ayrıca bir tezat oluşturmaktadır) vergisini Türkiye'de ödememekte ve operasyonları illegal olarak, photoshopta birkaç dakikada hazırlanabilecek bir sertifikayla temsil etmektedir. Pandemi fırsatçılığıyla çalışanlarının haklarını gasp etmek bir yana.. ","nitekim herhangi biri adobe photoshop yazılım uygulamaları ile 15 dakikada oluşturulacak bir taklit sertifikayla bu aidiyeti meşru gösterebileceğinden ötürü..” şeklindeki beyanların haksız rekabet teşkil edecek nitelikte beyanlar olduğu anlaşılmakla tarafların ekonomik sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi, aradan geçen zaman, ve paranın satın alma gücü birlikte değerlendirilerek manevi tazminat talebinin tam kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/11-286 Esas 2022/1697 Karar 08/12/2022 tarihli ilamı)
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile her bir davacı için 3.000,00'er TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL manevi tazminatın 14/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafça yatırılan 853,88-TL harçtan mahsubuyla bakiye 426,28-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 508,30-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 2.024,85-TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 242,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine bakiye 1.782,85-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 6.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00-TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 187,00-TL tutarının davalıdan, bakiye 1.373,00-TL tutarının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacılar vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/06/2024
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim ....
e-imzalıdır