T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/574 Esas
KARAR NO : 2024/581
Bakırköy .... İcra Dairesi : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/06/2022
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı ..... San. Dış. Tic. Ltd. Şti den 107.356,93 TL alacağının tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ....E. Sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalının e-tebligat adresine 18/03/2022 tarihinde ödeme emri gönderildiğini, akabinde borçlu vekili tarafından 24/03/2022 tarihinde hiçbir belge, makbuz, evrak vs. sunmadan borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazın müvekkili tarafça öğrenilmesinin akabinde zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamaması üzerine işbu haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali için dava açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, Müvekkili şirket ile davalı .... Teknoloji arasında alım-satım ilişkisinden kaynaklı cari şeklinde ilerleyen ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirket, davalıdan 8.848.91 TL alacaklı olduğu dönemde 0.1625-TL birim fiyattan 1.310.542 adet ultrasonik maske alım-satımı ve poşetleme işi konusunda anlaşıldığını ve ön ödeme olarak müvekkili şirketin keşidecisi olduğu 18/11/2021 tarihli 130.000.00 TL bedelli ...bank .... Şubesi 3612179 numaralı çeki ve 30/12/2021 tarihli 100.000.00 TL bedelli ...bank .... Şubesi 3612180 numaralı 2 adet çek verdiğini, 1.310.542 adet teslim edilecek ultrasonik maske teslimini davalı şirket 700.000 Adetini Eylül (2021 yılı) ayının ikinci haftasında kalan 610.542 adeti ise Ekim (2021) ayının ikinci haftasında teslimini taahhüt ettiğini, davalı şirketin Eylül ayında yapılması lazım gelen teslimatı temerrüte düşerek 8 Kasım 2021 tarihinde tamamladığını, ikinci teslimatı ise hiç gerçekleştirmediğini, Müvekkili şirketin tüm ödemeleri ve ön ödeme kapora ödemelerini eksiksiz bir şekilde ifa ettiğini, müvekkili şirkete, davalı şirketin 107.356,)3 TL borcu bulunduğunu, hukuka aykırı ve kötü niyetli bir şekilde ikinci teslimatı hiç gerçekleştirmemesine rağmen davalı tarafça borç bakiyeyi kapatmak adına vade farkı faturası düzenlendiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında vade farkı uygulanabilecek hiçbir haklı sebep, vade farkı uygulamasına yönelik sözleşme veya ticari teamül olmamasına rağmen vade farkı faturası düzenlendiğini, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre vade farkının mal bedelinin geç ödenmesi nedeniyle borçluya tanınan vade nedeniyle satış bedeline yapılan ilave olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirket ile aralarında yazılı vade farkı sözleşmesi olduğu düşünülse dahi temerrüt halinde olan ve edimlerini ifa etmeyen tarafın davalı şirket olduğunu, fiilen ve hukuken de vade farkı faturası düzenlemesinin mümkün olmadığını, vade faturası düzenlenebilmesi için; bedelin vadesinde ödenmemiş olması gerektiğini, vade farkının alınacağına dair sözleşmede açık hüküm bulunması veya vade farkı uygulamasının taraflar arasında sürekli uygulanan teamül haline gelmiş olması gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik uygulaması ve hukuk daireleri arasındaki görüş birliğinin, vade farkının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşmede kayıtlı olması veya taraflar arasındaki bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması gerektiği yönünde olduğunu, bu iki durum dışında ise vade farkının talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile davalı arasında vade farkına ilişkin bir yazılı sözleşme olmadığı gibi bu konuda ticari teamülde bulunmadığını, Müvekkili şirketin vermiş olduğu çeklerin tahsilinden sonra davalı şirket teslimatlar konusunda hem temerrüte düştüğünü hem de yapması lazım gelen 2. Parti mal teslimini yapmadığını, davalı şirketin yapması gereken paketleme işini dahi işçilik olarak zorlandıklarını belirttiklerinden iyi niyetli olarak müvekkili şirket tarafından yapılmasına rağmen müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeler, ön ödeme ve kaporanın iade edilmediğini, davalının müvekkili şirketi ödemenin iade edileceği konusunda oyaladığını, sonrasında davalı şirketin borç bakiyeyi kapatmak maksadıyla müvekkili şirketin tüm iyi niyetli tavrına karşılık kötü niyetli olarak bilgi vermeden 21/02/2022 tarihli ... nolu "peşin ödenmeyen faturaların kur farkı bedeli" açıklamalı vade farkı faturası düzenlendiğini, işbu faturanın E-fatura sisteminde müvekkili şirket tarafından farkedildiğini ve müvekkili tarafça derhal Üsküdar .... Noterliği 23/02/2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile 102.522,08 TL bedelli fatura 21/02/2022 tarih ... Nolu "iade" açıklamalı iade faturasının davalıya tebliğ edildiğini, faturaya açıkça itiraz edildiğini ve sözleşmenin feshi ile bedelin derhal iadesinin ihtar edildiğini, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu 27/06/2003 tarihli kararının; "taraflar arasında yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.nun 23/2. Maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura kapsamının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının diğer tarafça kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği” yönünde birleştirilmesine karar verdiğini, Yargıtayın bu içtihadı birleştirme kararıyla faturanın zorunlu unsurlarından olmayan vade farkına itiraz edilmediği takdirde vade farkının kabul edilmesi ve taraflar arasında sözleşme veya teamül olmamasına rağmen itiraz etmeyen kişiye dahi ağır bir sonuç doğuracak olması sebebiyle hakkaniyetli olmadığından vade farkı faturasını bağlayıcı bir sözleşme haline getirmeyeceğini hükmettiğini, vade farkı faturasına itiraz etmeyen kişiye dahi aralarında sözleşme veya teamül olmadığı takdirde vade farkı faturası düzenlenemezken dava konusu olayda davalı ile arasında vade farkının düzenlendiği yazılı sözleşme, teamül vs. olmadığı gibi vade farkı faturasına süresi içerisinde de açıkça itirazda ettiğini, Müvekkili şirketin başlattığı ve davalının itiraz etmiş olduğu Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı takip dosyası açıldıktan ve ödeme emri tebliğ edildikten sonra borçlu şirket tarafından müvekkili şirketin hesabına 23/03/2022 tarihinde 4.834,86 TL kısmi borç ödemesi yaptığını, sonrasında 24/03/2022 tarihinde icra takip dosyasına “herhangi borcu olmayıp borcun tamamına” itiraz ettiğini, bu ödemenin müvekkili tarafça derhal icra dosyasına bildirildiğini, yapılan ödemenin dosya borcundan düşürülmesi ve dosyaya kaydedilmesi hakkında talep atıldığını ve tahsil edilen miktar üzerinden haricen tahsil harcı yatırıldığını, davalının takip tarihinden ve ödeme emrinin tebliğinden sonra haricen ödemiş olduğu bu tutarın müvekkili tarafça icra takip dosyasına bildirilmiş olduğundan: dosya hesabı anında ilgili tutar dosya alacağından düşüleceğini (Öncelikle faiz ve ferilere mahsup edileceğini), sırf bu durumun bile müvekkilinin haklı olduğunu ve davalının çelişkili davranış yasağına ve Medeni Kanun 2.maddesindeki iyi niyet kurallarına aykırı hareket ettiğini gösterdiğini, Müvekkili şirket adına arabuluculuk sürecine vekil olarak katılmaları sebebiyle AAÜT'nin 16/2-c hükmü gereği arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettiklerini, İİK m. 67/2 uyarınca %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla; davanın kabulüne, davalı borçlunun Bakırköy .... İcra Dairesi .... Esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin tüm faiz ve ferileriyle birlikte devamına karar verilmesini, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı borçlu aleyhine İİK m.67/2 uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyetli tazminatına mahkum edilmesini, AAÜT'nin 16/2-c hükmü gereği arabuluculuk vekalet ücreti ve huzurdaki davanın yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek huzurdaki davayı açmışlardır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, davalı müvekkili aleyhine ilk olarak mezkur dosyanın konusu haksız icra takibini başlattığını, sonrasında ise asılsız ve dayanaksız iddialarını sürdürerek söz konusu haksız davayı açtığını, gerek davacı ile yapılan anlaşma gerekse ticari teamüller uyarınca maske piyasasında peşin, nakitle alım söz konusu olduğunu, zira maske piyasası USD üzerinden olduğundan döviz bazında mal ithalatı olduğu için öncelikle ödeme yapılmakta daha sonrasında minimum 1-1.5 ay süre içerisinde ödeme konusu ürün/mal teslim edilmekte olduğunu, bahse konu süreçte yoğun talepten müsebbib hammadde fiyatlarında USD bazında artışın söz konusu olduğunu, faturada açıkça kalem kalem belirtildiği üzere bu durumun görülmekte olduğunu, Bunun yanı sıra ödemeye ilişkin çeklerin vadeli olması durumunun da bulunduğunu, karşı tarafça piyasadaki dalgalanma, gecikmeler ve USD üzerindeki artış durumu hesaplanarak ve vade farkı da hesaba katılarak, fazladan çek verildiğini, karşı tarafın fazladan çek verdiğini iddia etmesi anlaşma bedelinden ötürü olduğunu, anlaşılan fiyattan ve anlaşmanın vadeli olmasına binaen olduğunu, yukarıda yapılan izahatlarden anlaşılacağı üzere bedelin nakden olmamasından sebeple doğan vade farkından dolayı olduğunu, ticari hayat başta olmak üzere olağan akış içerisinde alınan ürün/mal bedelinden daha fazla çek verilmesi abesle iştigal edecek olup karşı tarafla yapılan anlaşmada teslim süreleri ile ödeme arasındaki sürenin uzama durumları olması sebebiyle dolar kurundaki artış göz önünde bulundurularak bu şekilde mutabık kalındığını, karşı tarafın iddialarında haklı ve doğru olsaydı bu fazladan çeklerin veriş sebebini de izah etmeleri gerektiğini, karşı tarafın, vade farkını da hesaplayarak verdiği çekleri inkar etmesinin açıkça haksız ve iyi niyetten uzak davrandığını ortaya koymakta olup kabulünün mümkün olmadığını, Davacı tarafın Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı İcra Takibinde takip dayanağı olarak müvekkili tarafa keşide ettiği içeriği gerçeklikten uzak beyanlar içeren ihtarname dışında hukuki hiçbir delile dayanılmadığını, keşide edilen ihtarnamenin tek taraflı beyanlar içermekte olup borcu gösterir belge niteliği olmaktan haliyle uzak olduğunu, yalnızca tek taraflı beyanlardan oluşan, gerçeklikten uzak ihtarnamenin takip dayanağı olarak sunulması dahi itirazlarının haklı olduğunun göstergesi olduğunu, alacaklı tarafın takibi açarken borcun temelini, borçluda ödeme iradesi oluşturmak açısından net bir şekilde belirtmiş ve yansıtmış olması gerektiğini, icra takibinde öne sürülmeyip itirazın İptali davası aşamasında öne sürülen delillerin de iyi niyetle bağdaşmayacağının aşikar olduğunu, Davacının dava dilekçesinde; müvekkili şirket itirazında belge, makbuz, evrak sunulmamasını iddia ettiğini, ancak müddei iddiasını ispatla mükellef olduğunu, davacı tarafın beyanlarına ispat teşkil edecek herhangi bir hususa dayanmadığını ve delil ibraz etmediğini, Davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği iş konusunda anlaşma döneminde muğlak ve yine delilden yoksun bir şekilde "8.848,91 TL alacaklı olduğumuz dönemde" ifadesini kullandığını ancak bu ifadenin hukuki açıdan kabul edilemez olduğunu, Davacı tarafın, çek görüntülerini dava dilekçesinde delil olarak sunduğunu, çeklerin varlığını reddetmemekle beraber davacı tarafın mevcut duruma delilden ve dayanaktan yoksun eklemeler yaparak durumu lehine çevirmeye çalıştığını, anlaşmaya göre ürün teslimatlarının Eylül (2021) ve (Ekim 2021) aylarının ikinci haftalarında müvekkili şirket tarafından taahhüt edildiğini beyan ettiğini fakat bahsettiği teslim taahhütlerine ilişkin herhangi bir delil de sunmadığını, davacı tarafın iddialarının asılsız olmakla beraber müvekkili şirketin, karşı tarafa verdiği taahhütleri karşı tarafın edimlerini gerçekleştirmesi oranında eksiksiz ve zamanında yerine getirdiğini, Davacı tarafın hatalı kanıt ile İcra Dosyası borcu için olduğunu haricen tahsil harçlarını yatırdığı dekontunu sunduğu 4.834.86 TL tutarındaki banka ödemesinin şirketin muavin defterindeki cari hesabında karşı tarafın, müvekkili tarafça görünen alacaklarına karşılık ödendiğini, söz konusu banka ödemesi ile İcra Takibi arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, dekontun ve eft'nin içeriğinde İcra Dosyasına ilişkin ödendiğine dair açıklama kısmında da herhangi bir bulgu bulunmadığını, davacı tarafın ithamlarını kabul etmediklerini, söz konusu 4.834.86 TL tutarındaki banka ödemesinin haksız icra takibi için olmadığını, müvekkili şirketin cari hesabına göre ödendiğini, Davacı taraf ile müvekkili şirket arasında her ne kadar ticari bir ilişki mevcut olsa da karşı tarafın davaya esas takibe konu alacağa ve tüm bu iddialarına yaraşır herhangi bir delil sunmadığını, hal böyle iken bahse konu haksız ve mesnetsiz icra takibi ile davanın reddi gerektiğini, belirterek, davanın reddine, haksız ve kötü niyetli icra takibi ve itiraz iptali davası nedeniyle müvekkili lehine %20 icra kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve masraflarının karşı tarafa yükletilmesini ve müvekkili lehine vekalet ücreti takdirine karar verilmesini talep ederek cevaplarını sunmuşlardır.
DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi’nin .... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Bakırköy .... İcra Dairesi’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 107.356,93- TL asıl alacak ile asıl alacağa tahsilde tekerrür olmamak şartıyla takip tarihinden itibaren Asıl alacağa Diğer - YILLIK %15,75 oranında ve değişen oranlarda işleyecek Reeskont - Avans Faizi, icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili birlikte tahsili için ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi .... 21/09/2023 tarihli raporunda; "Davacı ile davalı arasında davalı tarafça faturalar düzenlendiği, davacı tarafça ödemeler yapıldığı dolayısı ile aralarında bir ticari ilişki bulunduğu, Davacı ve davalı tarafların 2021 ve 2022 yıllarında e-defter mükellefi olduğu, yevmiye ve kebir defterlerinin Maliye İdaresine yasal süresinde bildirildiği, envanter defterinin ise yasal defter tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, Davacı nezdindeki davalı cari hesabında 2021 yıl sonunda davacı taraf davalıdan 107.356,94.-TL alacaklı göründüğü, takip tarihi olan 09.03.2022 tarihinde davacı taraf davalıdan 107.356,94.-TL alacaklı göründüğü, tarafça 4.834,86.-TL ödeme yapıldığı kalan 102.522,08.-TL içinse davalı tarafça davacıya kur farkı faturası düzenlendiği ancak davacı tarafın söz konusu faturayı kayıtlarına almadığı ve 2022 yıl sonu itibariyle de davacı tarafın davalıdan 102.522,08.-TL alacaklı olarak göründüğü, Davalı nezdindeki davacı cari hesabında 2021 yıl sonunda davacı taraf davalıdan 107.356,94.-TL alacaklı göründüğü, takip tarihi olan 09.03.2022 tarihinde davacı taraf davalıdan 107.356,94.-TL alacaklı göründüğü, davalı tarafça 4.834,86.-TL ödeme yapıldığı kalan 102.522,08.-TL içinse davalı tarafça davacıya kur farkı faturası düzenlenerek cari hesabının kapandığı, Dosya münderacatı ve yapılan incelemeler neticesinde dosyada bulunan faturaların Türk Lirası cinsinden düzenlendiği, dövizli işlem olduğuna yönelik faturalarda herhangi bir ibare bulunmadığı, ayrıca dosyaya sunulmuş taraflar arasında fiyat farkı hususunun düzenlendiği veya sözleşmenin usd cinsinden olduğu hususunda tarafların imzaladığı bir sözleşmeye dosya münderecatında rastlanmadığından bu hususta takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, İcra takibinin 09.03.2022 tarihinde olduğu, söz konusu takip incelendiğinde davacının faiz talebinin icra takibinden sonrası için olduğu, takip tarihinden öncesi için sadece asıl alacak yönünden talebinin olduğu, davalı tarafça takip tarihine kadar herhangi bir ödeme yapılmadığı, taleple bağlılık ilkesi gereği takip tarihine kadar faiz hesaplanmayacağı hususunun sayın mahkemenin takdirinde olduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır." yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
Bilirkişi ... 10/01/2024 tarihli ek raporunda; "Yukarıdaki gerekçelerle; tarafların kök raporumuzdaki tespit ve görüşlerimizi değiştirecek nitelikte yeni bir bilgi ve belge sunmadığından tarafımızca kök raporumuzdaki görüşümüzün değişmediği, takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak üzere sonuç ve kanaatine varılmıştır." yönünde görüş ve kanaat bildirmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve ek raporu içeriğine göre; taraflar arasında bir ticari ilişki bulunduğu, tarafların e-defter mükellefi olduğu, yevmiye ve kebir defterlerinin maliye idaresine yasal süresinde bildirildiği, envanter defterinin ise yasal defter tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, davalı cari hesabında 2021 yıl sonunda davacı tarafın davalıdan 107.356,94.-TL alacaklı göründüğü, takip tarihi olan 09.03.2022 tarihinde davacı taraf davalıdan 107.356,94.-TL alacaklı göründüğü, tarafça 4.834,86.-TL ödeme yapıldığı kalan 102.522,08.-TL için ise davalı tarafça davacıya kur farkı faturası düzenlendiği ancak davacı tarafın söz konusu faturayı kayıtlarına almadığı, usulüne uygun tutulmuş ve birbirini teyit eden tarafların ticari defterlerine göre davacı tarafın takip tarihi itibari ile davalıdan 107.356,94.-TL alacaklı olduğunun denetime elverişli bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalı tarafından faturaya itiraz süresi geçtikten sonra tüm bakiyeyi kapatacak şekilde kur farkı faturası düzenlenmişse de, davaya konu faturaların Türk Lirası cinsinden düzenlendiği, dövizli işlem olduğuna yönelik faturalarda herhangi bir ibare bulunmadığı, ayrıca dosyaya sunulmuş taraflar arasında fiyat farkı hususunun düzenlendiği veya sözleşmenin USD cinsinden olduğu hususunda tarafların imzaladığı bir sözleşme bulunmadığından, davalı tarafın bu fatura yönünden alacağını ispat edemediği, öte yandan, icra takibinin 09.03.2022 tarihinde başlatıldığı, davalı şirket tarafından icra takibinden sonra dava açılmadan önce 4.834,86.-TL ödeme yapıldığı görülmekle, icra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler ile ilgili davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, dikkate alınarak davacının 102.522,08-TL asıl alacaklı olduğu, alacağın belirlenebilir ve dolayısıyla likit olması dikkate alınarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmüş, takibin başlatılmasında davacının haklı olduğu kanaati ile taleple bağlı kalınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
1-Davalının Bakırköy .... İcra müdürlüğünün .... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile 102.522,08-TL asıl alacak üzerinden takibin aynı koşullarda devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 20.504,41-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 7.003,28-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.296,61-TL harcın mahsubuyla bakiye 5.706,67-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.296,61-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.377,31-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 2.607,00-TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 2.489,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 4.834,85 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
8-Arabuluculuk ücreti olan 1.560,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden 1.489,00-TL tutarının davalıdan 71,00-TL tutarının ise davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır