T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/6 Esas
KARAR NO : 2024/690
DAVA : Alacak (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/01/2022
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2024
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; davacı'nın Katar Devleti vatandaşı olup, Türkiye ile yıllarca bir çok sektörde yatırım ve özelikle ülkesi Katar'a Gıda (Meyve, Sebze) ihracat yaptığını, bu işlerini yürütürken yine yabancı uyruklu olan Irak vatandaşı davalı .... ve oğlu ....'la birlikte bu işleri yürüttüğünü, bu işbirliğinin 30/03/2018 tarihinde resmi ortaklığa döndüğünü ve davalı .... Bey'in tek yetkili müdür olacak şekilde .... İhracat Limited Şirketi (TASFİYE HALİNDE) kurulduğunu, davacının 2020 Pandemi süreci ile birlikte Türkiye'ye gelemediğinden ve davalı ortakları tarafından bilgilendirmediği ve hiç bir belgeye dayanamayan pek çok masraf ve proje bahanesiyle ciddi paralar havale etmesi istenildiğinden ve daha önceki gönderilen paraların nerelere harcandığının açık ve şeffaf bir şekilde bilgi verilmediği için davalı taraflara sözlü ve yazılı ihtarda bulunduğunu ve para göndermeyi kıstığından dolayı davalılar ellerindeki tevkil yetkilerine dayanarak şirketi kapatarak ortaklığın tasfiyesine karar verdiklerini, ancak bu süreçte de pandemi nedeniyle şahsen takip edememesi nedeniyle ve ortakların bilgi vermemesi nedeniyle şirket kapanış süreci hakkında hiç bir bilgi sahibi olamadığını, davacının 2021 Nisan ayında avukat olarak kendisine başvurarak konuyla ilgili araştırma yapmasını talep etmişse de, davalılarla olan görüşme ve tasfiye halindeki şirketin tasfiye memuru ve şirket muhasebesinden elde edilen genel bilgi üzerine şirketin borçlu olduğunun, ödenen ve havale edilen bu paraların akıbetinin tespit edilemediğinin anlaşıldığını, davacının 2017 Eylül ayından itibaren 2020 sonuna kadar davalı .... Bey'in şahsi hesabına 29 farklı havale yaptığını, 2018 yılından itibaren davacıya ait Katar merkezli ... firması hesabından 14 havale yaptığını ve bunun toplamı bugünün değeri ile Üç Milyon Beş Yüz Bin TL (3.500.000,00TL) aştığının sabit olduğunun, tarafların şirket ortaklığı doğrultusunda bir çok ticari işlem yaptıklarını ancak bugüne kadar hiç bir fatura, sözleşme ve/veya belgelendirilmiş gider kaleminin davacıya beyan edilmediğini, arabuluculuk sürecinde davalı tarafın sunduğu şirket hesap hareketlerinde yaklaşık Bir Milyon Türk Lirası ve Yüz Seksen bin ABD Doları üzerinde harcama yapıldığının gözüktüğünü, davalıların şirketin kapatılması sürecinde, davacıya şirket hesabında fazla para olduğunu beyan ettiğini, ancak araştırmamız üzerine şirket 18/6/2020 tarihinde tasfiye sürecinde borçlu olduğundan halen kapatılamadığını, davalılarıın davacıdan bir çok iş ve proje adı altında, çok yüklü miktarda paralar aldığını, bunlardan bazılarının ( Tekirdağ'da Arsa Alımı, Mersin'de 1800 dönüm arazi üzerinde mahsulün peşin alınması ...) çalışmaların ödemelerinin peşin alındığını, ama karşılığında hiç bir belge gösterilmediğini, davalı şirket ortakları tarafından yetkili müdür sıfatıyla ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı, davacının hesabına davalı şirketin yurt dışındaki hesabından yapılan para transferlerinin davalı ticari defterlerinde davacının cari hesabına bire bir olarak kaydedilmediği kanaatinde olduklarını, gerek şirket hesabına gerek şahsi olarak davalıların zilliyetine geçen paraların tespiti gerektiğini, bahse konu nedenlerden dolayı gerek gönderilen havalelerin karşılığında yapılan işlemlerin belirsizliği, gerek kurulan şirketin tasfiye sürecinde borçlu halde olması ve bunun nedeninin belirsiz olması sebebiyle taraf teşkili süresince vefat olması durumunda veraset ilamı için yetki talep ettiklerini, davalıların taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının kaçırılmasının engellenmesi için tedbir taleplerinin kabulüne, davalıların şahsi ve şirket hesaplarına, davacı tarafından gönderilen paraların tespiti ve şirket işleri dışında harcanan ve şirketi zarara uğratan bedellerin tespiti ile, zarar doğrultusunda sorumlu tespiti ve ücretin iadesi, ödenen ve gönderilen paraların dava açılış tarihinden itibaren hesaplanacak faizle birlikte, şimdilik kısmi dava açarak 10.000,00 TL talep ettiklerini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkili ile davacı arasında uzun yıllardır devam eden ticari birliktelikleri olduğunu, 30/03/2018 tarihinde ticaret siciline tescil ve .... Dış Tic. İth. Ve İhr. Ltd. Şti.'nin kurulduğunu, şirket sermayesinin kuruluş tarihi itibariyle 750.000,00 TL olduğunu, davacı şirketin payına denk gelen 727.500,00 TL sermaye payının şirketin tescilinden itibaren 24 ay içerisinde ödeneceği hususunun taahhüt edildiğini, 14/11/... tarihli ticaret sicil gazetesinde, davacı tarafın 21.825,00 TL bedelli payını davalı müvekkiline devrettiğini ve müvekkilinin de bu şekilde şirkete ortak olduğunu, ilan tarihi itibariyle davacının sermaye borcu 705.675,00 TL olduğunu, müvekkilinin ise 21.825,00 TL olduğunu, davacının tescil tarihinden itibaren 24 ay içerisinde ödemesi yükümlülüğünü yerine getirmediğini, TTK 573/2'ye göre taahhhütte bulunan davacı ortağın bu yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediğini, şirket muhasebe kayıtları incelendiğinde davacı tarafın 244.046,79 TL ödenmemiş sermaye borcu bulunduğunu, davacı her ne kadar göndermiş olduğu paraların nerelere harcama yapıldığı ve çeşitli bahanelerle kendisinden para istenildiğini ifade etse de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, gönderilen tüm ödemelerin şirket muhasebesinde kayıtlı olduğunu, 2018-2021 arası mizan kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ödeme kalemlerinin açıklandığını, şeffaf olmama iddiasının yerinde olmadığını, davacı 3.500.000,00 TL civarında ödemenin şirkete aktarıldığını iddia etse de belirtilen yıllara ait mizanda 7.000.000,00 TL civarında kayıt olduğunu, davacının gönderdiği bedelden fazla mal ve hizmet işlemi olduğunu, şirket faaliyetinde gıda ve diğer ürünler ihracatının şeffaf şekilde yapıldığını, davacı tarafın alıcı olarak gözüktüğü faturalardan da belli olduğunu, davalı müvekkilinin şirket faaliyetleri için fazlasıyla emek ve çaba harcadığını, ekonomik sorunlar nedeniyle şirketin varlıklarının yıllar geçtikçe azaldığını ve şirketin tasfiye halini aldığını, davalı müvekkilinin şirket faaliyetlerinin tüm iş ve işlemlerini Türkiye'de davacı ortağın ise yurt dışından süreci yönettiğini, müvekkilinin emek ve çabasına rağmen kendisine karşı takınılan tutumun kötü niyetli bir davranış olduğunu, şirket faaliyetleri yürütülürken her türlü harcamanın müvekkili tarafından yapıldığını, şirket çalışanlarının ücreti, mali müşavir, muhasebeci ücretleri ve bilumum şirket giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, davacının bu anlamda hiçbir gidere katılmadığını, davacının Türkiye'ye geldiğinde şirketi gezme, çalışanlarla tanışma teklifine de olumsuz cevap verdiğini, bu tür şirket giderleri ve harcamaların davacı payına düşen yaklaşık 48.000,00 USD'yi müvekkiline ödemediğini, borcunu kabul ettiğini, ödeme yapacağını söylese de müvekkilinin iyi niyetini suistimal ettiğini, tasfiye sürecinden ve şirketin zarar ediyor olmasından davacı ortağın bilgilendirildiğini, sürece refakat ettiğini, davacıyı vekaleten temsile yetkili kişinin ... olduğunu, bunların .... konuşmaları ile sabit olduğunu, dilekçeleri ekinde sunduklarını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'nin vefat etmesi ve davacı tarafından bu davalı yönünden davadan vazgeçilmesi nedeniyle tebligat yapılamamış ve cevaplarına başvurulamamıştır.
DELİLLER:
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 26/01/2022 tarih ve .... sayılı yazısı,
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 25/01/... tarihli yazısı,
Göç İdaresi Başkanlığı'nın 28/01/2022 tarih ve .... sayılı yazısı,
Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü yazı cevapları, mahkememizce aldırılan 16/11/2023 tarihli bilirkişi raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava dava dışı ... Limited Şirketi'ne ve davalıların şahsi hesabına davacı tarafından gönderilen miktarın ne kadar olduğu, ve şirket işleri dışında kullanılıp kullanılmadığı ile şirket işleri dışında kullanılan paralar varsa tespiti ile davacıya iadesine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 16/11/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Türk Ticaret Kanunu'nun hükümlerine göre;
Ortakların Sorumluluğu
Madde 602- (1) Şirket, borç ve yükümlülükleri dolayısıyla sadece malvarlığıyla sorumludur.
Görevler, yetkiler ve yükümlülükler
1. Devredilemez ve vazgeçilemez görevler
Madde 625- (1) Müdürler, kanunların ve şirket sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkilidir. Müdürler, aşağıdaki görevlerini ve yetkilerini devredemez ve bunlardan vazgeçemezler:
a) Şirketin üst düzeyde yönetilmesi ve yönetimi ve gerekli talimatların verilmesi.
b) Kanun ve şirket sözleşmesi çerçevesinde şirket yönetim örgütünün belirlenmesi,
c) Şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması,
d) Şirket yönetiminin bazı bölümleri kendilerine devredilmiş bulunan kişilerin, kanunlara, şirket sözleşmesine, iç tüzüklere ve talimatlara uygun hareket edip etmediklerinin gözetimi,
e) Küçük limited şirketler hariç, risklerin erken teşhisi ve yönetimi komitesinin kurulması,
f) Şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi,
g) Genel kurul toplantısının hazırlanması ve genel kurul kararlarının yürütülmesi. h) Şirketin borca batık olması hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi.
(2) Şirket sözleşmesinde, müdürün veya müdürlerin;
a) Aldıkları belirli kararları ve b) Münferit sorunları, genel kurulun onayına sunmaları gereği öngörülebilir. Genel kurulun onayı müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, sınırlandırmaz. Türk Borçlar Kanununun 51 ve 52 nci madde hükümleri saklıdır.
2. Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı
Madde 626- (1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. ,
Temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması
Madde 629
(1) Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.
(2) Sözleşmenin yapılması sırasında şirket tek ortak tarafından ister temsil edilsin ister edilmesin, tek ortaklı limited şirketlerde, bu ortak ile şirket arasında yapılan sözleşmenin geçerli olması, sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu zorunluluk, piyasa şartlarına göre günlük, önemsiz ve sıradan işlemlere ilişkin sözleşmelere uygulanmaz.
(3) (Ek: 10/9/2014 - 6552/132 md.) Müdürler tarafından şirkete hizmet akdi ile bağlı olanların sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atanması hususunda 367 i madde ile 371 inci maddenin yedinci fıkrası kıyasen limited şirketlere de uygulanır.
Şirket yöneticilerinin ortaklara karşı TTK madde 626 hükmü gereği gereken özeni göstererek dürüstlük ilkeleri çerçevesinde şirket işlerini yapmaları gerekirdi. Faaliyet raporlarının düzenlenip suiistimal varsa bunun finansal ve hukuki denetim kontrolünün yapılması gerekirdi. Bu tarz bir inceleme raporu görülmemektedir. TTK madde 553’e göre sorumlulukları kapsamında ortaklar ve diğer alacaklıların haklarını korumak için basiretli davranıp, özenli olmak zorundadırlar.
Şirket müdürleri, temsilci ve ayrıca ortak oldukları için şirket adına tayin edilecek müdür, tacir yardımcıları ve vekillerini yetkilendirirken, yetkilerde sınırlandırma yapabileceği gibi, görevden istediğinde azletme yetkisini de kullanabilir. Tacir veya bu sıfatı üstlenen kişiler, tacir adına hareket ettikleri için basiretli bir şekilde davranmaları gerekir. TTK MADDE 372/7 hükmünün “…..Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur.” Şirketi temsille yetkili olan yöneticiler, yetkilendirmiş oldukları kişilerin şirkete, ortaklar ile üçüncü kişilere karşı sorumluluğundan dolayı müteselsilen bir sorumluluğu da üstlenmişlerdir.
Şirkette esas temsil ve sorumluluk Müdürlerde görünmektedir. Limited Şirketlerin ortaklar kurulu toplantıları da (TTK 617) faaliyetlerin sorgulandığı bir süreçtir. Bu süreçlerde şirket faaliyetlerinde aykırılıklar varsa, zarar varsa bunların sorgulanıp, mali tabloların onaylanması, yönetimin ibra edilmesi (TTK 616) yasal olarak uygun olanıdır. Ancak şirket yönetiminden beklenen bu konularda gereken özen ve hassasiyeti göstermesidir. Şirket yönetiminde yer alan kişilerin şirket genel kurulu yani ortaklar kurulu toplantıları ile yasal uygunluk çerçevesinde süreçleri işletmeyerek, kusurlu veya zarara sebep olabilecek ön tespitleri her dönem sonunda yapmaları beklenir.
Ana Sözleşme Sorumluluğu;
Sözleşmenin 8.maddesinde Temsil düzenlenmiştir. İş bu madde “Şirketi müdürler temsil ederler. Şirketi temsil edecek imzalar genel kurul tarafından tespit, tescil ve ilan olunur. Müdürler şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her türlü zarardan dolayı müdürler müteselsilen sorumludur. ” şeklindedir.
.... Şirketi'nin ticaret sicil kayıtlarında; 30/03/2018 tarihinde tescil edilerek kurulmuştur. Sermaye ve ortaklık yapısı; 750.000,00-TL sermaye beheri 25,00-TL hisse bedeli, 29100 Adet pay, 727.500,00-TL .... tarafından nakdi, 900 Adet pay, 22.500,00-TL Sami .... tarafından nakdi olarak taahhüt edilmiştir. Şirketin İdaresi; Şirket Müdürü olarak .... ilk 5 yıl için seçilmiştir. Yetkisi münferiden temsile yetkilidir. Şirket Müdürü olarak .... ilk 5 yıl için seçilmiştir. Yetkisi münferiden temsile yetkili olduğu görülmüştür. .... 21.825,00-TL 873 adet pay ...’a devretmiş olduğu Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 14/11/.... tarihli, .... sayılı, 08/11/2018 tarihinde tescil edilmiştir. Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi 10/07/... tarihli, ... sayılı, 08/07/.... tarihinde tescil edilerek, şirketin tasfiyeye girişi başlamıştır.
İstanbul ... Noterliği, 04/04/.... tarihli, .... numaralı vekaletnamesi ile .... Ltd.Şti.’i yetkilisi .... tarafından, ....’a şirket adına işlemleri yapmak için vekil olarak tayin etmiştir. İçeriğinde hesap açma, para çekme başlığı ve banka işlemleri ile ahzu kabz yetkisi mevcuttur. Doha Büyükelçiliği, 15/10/2018 tarihli, .... numaralı vekaletnamesi ile .... kendi adına, ....’yi kendi adına işlemler yapmak için vekil olarak tayin etmiştir. İçeriğinde şirket kurma, resmi dairelerde iş takipleri, şirket hissesi %3 oranında devretme, çalışma izni alınması, işlem yetkileri verilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuyla dava dışı .... Limited Şirketi'nin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri kontrol edilmiş, ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan 16/11/2023 tarihli bilirkişi raporu, ve tüm dosya kapsamına binaen,
Davalı ...'nın vefat etmiş olduğu, müteveffa davalının mirasçılarının verasetnamesinin bulunmadığı, davacı tarafından verasetname çıkarılamaması nedeniyle bu davalı yönünden davanın atiye bıraktıklarını beyan etmiş ancak, mahkememizin 09/05/2024 tarihli celsesinde davacı vekiline, davalı .... hakkında veraset ilamını sunmadıkları anlaşılmakla adı geçen davalı hakkındaki davadan feragat edip etmeyeceği (atiye bırakıp bırakmayacağı) hususunda HMK 31.maddesi uyarınca vazgeçme beyanının ... mirasçılarına ulaşmadığı da dikkate alınarak açıklayıcı yazılı beyanda bulunmak üzere iki hafta kesin süre verilmesine, bu süre içinde yazılı beyanda bulunmadığı mevcut delil durumuna göre davaya devam edileceğinin davacı vekiline ihtarat yapıldığı, ancak atiye bırakma hususunun karşı tarafın muvafakatına bağlı olması nedeniyle, bu nedenle davalı ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Somut Olayda; davacı ve davalı ... 'ın dava dışı .... Limited Şirketi'nin ortakları olduğu, aynı zamanda şirketin temsilci ve müdürleri olduğu, şirket yönetici ve temsilcilerinin, pay ve paydaşlarına veya diğer alacaklılara karşı olan sorumlulukta TTK ilgili hükümlerince önerilen basiretli tacir olmak ve şirket işlerinde gerekli özeni göstermeleri gerektiği, olağan, olağanüstü ortaklar kurulu toplantıları ve faaliyet raporları ile şirketin finansal durumunun tespiti ile finansal ve hukuki denetimleri yapmaları, sorumlulukları kapsamında, bu denetimler ile işlem ve süreç hatalarını görerek önlem almaları gerekli olduğu, şirketin büyük ortağı ve yetkilisi olan davacının şirketle ilgili olarak her türlü temsil veya değişikliği olağanüstü ortaklar kurulu toplantıları talep ederek, şirket lehine olabilecek bir çok kararı alabileceği, TTK hükümleri gereği basiretli davranma ve özen gösterme ilkesi açısından şirket yönetiminden beklenen bu konularda gereken özen ve hassasiyeti göstermesi gerektiği, şirket yönetiminde yer alan kişilerin şirket genel kurulu yani ortaklar kurulu toplantıları ile yasal uygunluk çerçevesinde süreçleri işletmeyerek, kusurlu veya zarara sebep olabilecek ön tespitleri her dönem sonunda yapmaları beklenirken, dosya kapsamında davacının bu hususta kendi sorumluluğunu yerine getirdiğini ispat açısından herhangi bir delil, belge sunulu olmadığı, şirketin tasfiye öncesi mali tablolarında, olağanüstü para çıkış hareketleri ve transferlerine rastlanılmadığının görüldüğü, davalı ...'ın dava dışı şirkete 201.019,56 TL borç bakiyesi olduğunun mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olduğu, ancak davacı tarafından, tasfiye öncesi de dahil olmak üzere herhangi bir iade talebinde bulunulmadığı, davacının borcun kendilerine ödenmesini talep ettiği, şirket ortağı ve yetkilisi olan davacının ileri sürdüğü maddi olguların, tamamen dava dışı şirketin zararına neden olan eylemler olduğu, açıklanan zararlar dava dışı şirket yönünden doğrudan davacı bakımından dolaylı zarar kapsamında olduğu, mahkememizin 4. celsesinde HMK 31 gereği davacı vekilinin yazılı beyanlarında da davacıdan fazla alınan paranın hesaplanması ve tahsilini talep ettiği, bu şekilde dava açılamayacağı, (Yargıtay 11.HD. 2016/7730-8878 K, 2013/17539 esas 2014/9870 karar, 2016/11929 esas 2018/3736 karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. HD. 2019/137 esas, 2021/141 karar), ayrıca bu borcun TTK 555/1 maddesi gereğince şirkete ödenmesi şeklinde talep edilebileceği, TTK. 553 ve 555. Maddeleri kapsamında, böyle bir borcun ancak şirket lehine hüküm altına alınmasının istenebileceği anlaşıldığından, yukarıda açıklandığı şekilde davalı ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, diğer davalı ... yönünden açılan davanın reddine, karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına,
2-Diğer davalı ... yönünden açılan davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile eksik 256,82 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
6-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava değeri üzerinden hesap edilen 10.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a ödenmesine,
7-Davalılar tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
27/06/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır