T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/639 Esas
KARAR NO : 2025/203
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 30/09/2021
KARAR TARİHİ : 26/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2025
Mahkememizin ... Esas, .... Karar 23/02/2022 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verildiği, kararın istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... Esas, .... Karar 02/06/2022 tarihli ilamı ile Mahkememizin görevsizlik kararının kaldırıldığı, dosyanın Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmekle davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 23/05/2016 tarihli devredeni davalı, devralanı müvekkilinin olduğu fizik tedavi rehabilitasyon ünitesi hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, sözleşmede devralan taraflardan ....'nun devralan olarak hak, yetki ve borçlarını müvekkiline devrettiğini, davacının sözleşmeye güvenerek davalının talebi ile ruhsat alınması için danışmanlık hizmetini yerine getirdiğini, davalıya Eyüp .... Noterliği'nin 02/05/2018 tarihli ihtarı ile müvekkilinin işinin başına geçerek müsade edilmesini istendiğini, davalının Bakırköy .... Noterliği'nin 04/05/2018 tarihli ihtarı ile sözleşmenin bayilik tarafından onaylanmasının reddedilmesi sebebiyle 03/06/2016 tarihinde karşılıklı feshedildiğini, davacının buraya hiçbir harcaması ve emeği olmadığını ileri sürdüğünü, aslı olmayan bahanelerle müvekkilini ticari kârından mahrum ettiğini, harcamaların bir kısmının doğrudan müvekkili tarafından yapıldığını, sözleşmenin feshedildiği ileri sürülen tarihten sonra İspark ile davalı arasında abonelik sözleşmesi imzalandığını ve sözleşmede irtibat ad soyad olarak müvekkilinin isminin yazıldığını, sözleşmenin altının kaşelenip davalı tarafından imzalandığını, davalının haksız ve mesnetsiz olarak müvekkilinin işyerine girmesinin engellediğini ve sözleşmeden kaynaklanan menfaatlerini ihlal ettiğini, müvekkilinin emekli olduktan sonra tüm parasını bu iş için harcadığını, bu nedenle ailesi ve çevresiyle ilişkilerininde bozulduğunu belirterek yapmış olduğu harcamalar ve mahrum kaldığı kazanç nedeniyle uğradığı zararlar yönünden fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 150.000,00 TL maddi tazminat, 50.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacının talep ve dava haklarının zamanaşımına uğradğını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiğini, davacı ile müvekkili arasındaki ilişkinin 04/05/2018 tarihinde bittiğini, taraflar arasında düzenlenen 23/05/2016 tarihli sözleşmenin işlerlik kazanması ve geçerli olması için İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğüne bildirilerek onay istendiğini ancak iş bu kurum tarafından onay verilmeyerek reddedildiğini, şifahi olarak sözleşmenin geçersiz olduğu ve feshedildiği konularında tarafların anlaştığını, davacının müvekkili şirket ile fizik rehabilitasyon merkezi kurulmasında ücret karşılığı iş takibi yapmak için anlaştığını ve resmi evrak işleri ürün tedariki konularında yardımcı olmayı kabul ettiğini, fizik tedavi ünitesi tam olarak kurulmadan davacının kendi bulduğu doktor vasıtasıyla ruhsat almaya çalıştığını, doktorun işbaşı yapmayıp sadece diplomasından faydalanılacağının davacı tarafından bildirilmesi ve doktor gelmeden hasta girişi yapmak istemesi gibi usulsüz ve yasaya aykırı davranışları sonucu davacı ile tüm ilişkilerin kesildiğini, davacının sunduğu belgelerin müvekkili şirket ile bir bağı ve ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava, ticari işletmenin devrinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi 2022/745 Esas, 2022/729 Karar 02/06/2022 tarihli ilamı ile "TTK'nın 4/1-c maddesinde, "c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
" düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan hüküm gereğince işletmenin devri sözlemesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava olarak belirlenmiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararı, usul ve yasaya aykırı bulunduğunu" bildirmiştir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan 24/07/2023 havale tarihli raporunda; davacının kar kaybı talebi yönünden dosyasına giren mali beyannamelerden, ticari defterlerden işin ifa edilememiş olması nedeniyle emsal alınabilecek kazanç yılı bulunmaması nedeniyle belirleme yapılamadığını, bu minvalde iş yapılabilmiş olsaydı davacının kazancının ne olacağı noktasında bir belirleme yapılabilmesi için, sektör karları baz alınarak belirlenmesi üzerinde durulabileceğini, emsal uygulamalarda kar kaybının vergisel/mali açıdan tespitinin mümkün olmadığı durumlarda, benzer alanda iştigal eden bölgedeki işletme ve kuruluşların ciro/kar durumları dikkate alınarak kurulacak olan işletmenin kapasite, hizmet niteliği, bölge nüfusu, demografik yapısı, iş konusuna olan bu bölgedeki rağbet, ikame etkisi vb hususlar birlikte değerlendirilerek makul düzeyde bir belirleme yapılabileceğini ancak tarafların kuracı işin kapasitesi mahiyeti hususunda dosyasında detaylı bilgi bulunmadığını, bu nedenle gerek davacı ve gerekse davalı taraftan kurulması planlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezindeki personel sayısı (nitelikleri ayrı ayrı belirtilmek suretiyle) kurulması planlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezindeki ekipmanlar (nitelikleri ayrı ayrı belirtilmek suretiyle) açıklanması gerektiğini, davacının bir diğer talebi olan, kurulması planlanan fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi için alınan demirbaş eşya, malzeme, dekoratif işler, inşai imalat nedeniyle katlanılmak zorunda kalınan maliyete ilişkin olduğunu, söz konusu demirbaş eşya, malzeme ve yapılan tadilatlar fatura edilmemiş olduğundan, bu giderlerin ilişkin olduğu dönemde serbest piyasa rayiçlerinin işin/malzemenin/eşyanın niteliğine göre belirlenmesi gerektiğini ancak söz konusu demirbaş eşya, malzeme ve ekipmanların, yine bu yerde yapıldığı belirtilen, inşai dekoratif işlerin (elektrik tesisatı, pervaz, kapı, perde, mobilya vb) maliyetinin hesaplaması uzmanlık alanımız dışında olduğunu, söz konusu hususlarda dosyasına giren belgeler ve mahallinde yapılacak incelemeler ile tespit yapmak üzere Elektrik, elektronik mühendisi, İnşaat mühendisi, obilya/eşya alanında uzman bilirkişilerin heyete dahil edilmesinde yarar görüldüğünü, söz konusu alanda uzman bilirkişiler dahil edilmesi durumunda, davacının bu zarar kalemi altında talep ettiği zarar hususunda denetime elverişli tespit yapılabileceğini bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan 04/06/2024 havale tarihli ek raporunda; Eşya ve İnşaat Bilirkişisi Yönünden; belirtilen alet ve edavatlar tıbbi aletler olup uzmanlık alanımız dışı olmakla birlikte ayrıca adet ve fiyat belirtilmediğini, tıbbi cihaz ve aletlerle ilgili durumun uzmanlık alanımız dışı olduğunu, sonuçta mobilya ve inşai olarak yapıldığı iddia edilen tadilat ve alındığı iddia edilen malzemelere ait fatura ve belge görülmediğinden bir bedel tespit edilmemiş, keşif yerinin hastane olması, hasta mahremiyeti nedeniyle fizik tedavi bölümünde inceleme yapılamamış, mobilya yönünden beyan edilen ürünlere ait bir fatura görülmediğini, iddialardaki diğer cihaz ve ekipmanların yorumu uzmanlık alanımız dışı olup heyetteki İç Hastalıkları uzmanı tarafından tıbbi cihazların değer tespitinin biyomedikal mühendisi bilirkişi tarafından yapılabileceğini, Sağlık Sektör (Doktor) Bilirkişisi Yönünden; eldeki davada doktor bilirkişi olarak tarafıma görevlendirme yapılmışsa da, listelenen medikal/tıbbi ekipman, eşya ve cihazların değerinin tetkik ve değerlendirilmesi biyonedikal alanında uzmanlık gerektirdiğini, bu nedenle söz konusu medikal/tıbbi ekipman, eşya ve cihazların değerinin biyomedikal alanında uzman dahil edilerek değerlendirilmesi Sayın Mahkemenin takdirinde olan bir husus olduğunu, kar kaybı yönünden, sektör karının belirlenmesi de uzmanlık alanımız dışında olduğunu, dava konusu yerde sektör karının belirlenmesi için, bu yerde yapılacak işin kapsamı, çalıştırılacak personel sayısı, bulundurulan ekipman, işin yapılacağı bölgedeki bu sektöre olan talep (müşteri portföyü), bölgedeki arz ( ikame işyerinin sayısı, nitelikleri), iş yapılabilseydi ikame (rakip) yerlere göre avantajları, dezavantajları birlikte değerlendirilmesini gerektirdiğini, konunun bu yönde değerlendirilmesinin, uzmanlık alanımız dışında olduğunu, Mali Bilirkişi İncelemesi Yönden ise; davacının mahrum kaldığı kar kaybı talebinin, kök raporumuzda ifade edildiği üzere, ticari faaliyete geçilememiş olması, haliyle emsal/tamamlanmış mali dönem bilançosu olmaması nedeniyle belirlenemediğini, konunun sektör karı olarak ele alınmasının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunun ifade edildiğinı, heyetimiz dahilinde, sektör bilirkişisi bulunmadığından, sektör karının ne olabileceği hususunda belirleme yapılmadığını, bu noktada, sektör bilirkişisinden görüş alınması ayrıca meslek odalarından benzer kuruluşların cirosu hakkında bilgi alınmasının uygun olacağının düşünüldüğünü, davacının talep ettiği masraf bedelleri ile ilgili teknik bilirkişilerce değer belirlemesi yapılamadığını ancak bu noktada hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemeye ait olduğundan, Sayın Mahkemece davacı tarafından sunulan belgeler kabul edilerek sonuca gidilmesi gerektiği kabul edilmesi halinde talep edilebilecek masraf tutarının toplam 119.302,11 TL olarak hesap ve tespit edildiğini bildirmişlerdir.
Davacı tanığı ...'ın mahkememizde alınan beyanında "davacı benim abim olur, abim .... Halk ekmekten emeklidir, orada sağlık şefliği yapmaktaydı, davalı tıp merkezi sahibi ... Beyle ortak olarak fizik tedavi ünitesinin açılması için bir anlaşma yaptılar, bu anlaşma esnasında da sonraki süreçlerde de ben tarafların yanındaydım, hatta abimin talimatları ile de hep sağlık merkezin olduğu yerde bulunurdum, sağlık merkezi faaldi ancak fizik tedavi ünitesi yoktu otopark olan -2kata fizik tedavi merkezinin açılması kararlaştırıldı, bunun için öncelikle dışarıdan otopark sözleşmesi yapıldı, sonrasında duvarlar sıvandı, tavan için gerekli malzemeler getittirildi yine abimin dışarıdan aldığı tıbbı masa ve sandalyeler geldi, hatta masalar bir miktar uzun olduğu için ben ayaklarını kestirdim, bu işlemlere dışardan ustalara yaptırdık, ustalar fatura kesti mi onu ben bilmiyorum, mali işlere abim bakardı, ancak bir defasında ... Bey'de benim yanımdayken doktor hanımın eşine yine abimde yanımdayken banka kanalıyla telefonumdan 17 bin TL bir ödeme gerçekleştirdim, bu işlemi abimin ve ... Bey'in talebi üzerine yaptım, başlangıçta herşey yolunda gidiyordu, o sebeple de biz gerekli masrafları ve işleri yaptık, ben valilik tarafından başvuru reddedildi mi veya ne zaman reddedildi bilmiyorum, ancak ünite tam olarak faaliyete geçeceği esnada davalı tarafla aramızda çekişme oldu, abimi orada istemediler, burayı bize devret dediler abim de o kadar masraf yaptık, emek sarf ettik diyerek bunu kabul etmedi ayrıca ben bu yerin ruhsatı için de .... Bankası kanalıyla 1.500 TL'lik harç parası ödedim, bu işlemi şubeden yaptım, bu yerde daha sonrasında fizik tedavi ünitesi faaliyete geçmiştir ancak abim buraya gitmemiştir, bir kazanç da elde etmedik, biz otopark sözleşmesini yaptıktan sonra işlemlere başladık, sağlık merkezinin olduğu yerde üçüncü şahıslar tarafından bir müdahelede bulunulup bulunulmadığı bir kavga veya çatışma çıkıp çıkmadığını ben bilmiyorum, burası faaliyete geçeceği esnada ... Bey abimi neden istemedi ben bilmiyorum hatta bildiğim kadarıyla abime bir miktar para da talep etti abim bunu kabul etmedi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ...'in mahkememizde alınan beyanında "ben açılan fizik tedavi ünitesinde ... Beyin istediği üzerine müdürlük yapmaya başladım, sürecin en başından beri ... Bey ile birlikteyim, hatta ruhsat işlemleri için bende Ankaraya gittim bu yerin tüm tadilat işlerini, tıbbı malzemelerini ... Bey yerine getirdi, ben kendisine ödeme yaparken görmedim ancak işin başında olduğunu bizzat görmekteydim, ne kadar ödeme yapmıştır, karşılığında fatura almış mıdır ben bilmem, kendisi bana 2 aylık maaşımı ödememiştir, toplam 5.000 TL kadardır sonrasında toplam 4 ay kadar çalışmış olmama rağmen kalan maaşımı da alamadım bu yer 2017 yılında faaliyete geçmiştir, hangi aylarda olduğunu hatırlamıyorum ben bu yere ilişkin valiliğin veya sağlık bakanlığının red kararı verdiğini bilmiyorum, ancak bizzat orada çalıştım, hasta kabulüne de başlanılmıştı, 1-1,5 ay kadar bu şekilde çalıştım, ... Bey'de o zaman oradaydı, taraflar arasında sebebini bilmediğim bir anlaşma çıktı, ben de oradan ayrılmak durumunda kaldım, diğer tanık beyanı ile çelişen hususlar sebebiyle tanıktan tekrar soruldu; ben orada çalıştığım dönemde ... Bey ile birlikte hasta kabulüne başladık ancak bu işlemler sebebiyle ... Bey'in ödeme alıp almadığını ben bilmiyorum, benim bildiğim kadarıyla birkaç ay sonra kadar ödeme yapılıyordu, diğer tanık mali yönden bu şekilde beyanda bulunmuş olabilir, tanık devamla; ben sağlık merkezinde çalışıyorken üçüncü kişilerin gelmesi ile herhangi bir tartışma veya kavga olayına tanıklık etmedim ancak orada çalışan diğer kişiler tarafından biz mobinge uğramaktaydık, bizden pek hoşlanmıyorlardı, davacı beni davalı şirket yetkilisi ... Bey ve eşi ile ortağı olarak tanıştırmıştır, ben alınmış olan tıbbı cihazların akıbetini bilmiyorum, orada kalmış olabilir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ...'un mahkememizde alınan beyanında "ben davalı sağlık merkezinin baş hemşiresiyim, sağlık merkezinin -2katının başlangıçta endoskopi merkezi yapılması kararlaştırıldı ancak daha sonrasında birimimizin tasarrufu ile fizik tedavi ünitesinin açılmasına karar verildi, ben davacıyı fizik tedavi ünitesinin işletmesini almak istediği için tanırım, bu sebeple ilgili yerlere başvurular yapıldı ancak dışarıdan işletme izin verilmedi bu nedenle de herhangi bir ortaklık yapılmadı, yine bana göstermiş olduğunuz duruşma salonundaki kişiyi de birkaç kez tıp merkezinde gördüm ancak kendisi orada herhangi bir tadilat işi yapmamıştır, -2 katta yapılan tüm işlemler sağlık merkezimiz adına yaptırılmıştır, faturalar ödenmiştir, tıbbı malzeme alımına bizzat ben tanıklık ettim ve davalı sağlık merkezimiz adına alınmıştır, bana göstermiş olduğunuz diğer tanık olan hanımefendiyi tam olarak hatırlamıyorum, kendisi hastanede görev almış mıdır çalışmış mıdır hatırlamıyorum üzerinden zaman geçmiştir, biz fizik tedavi ünitesini faaliyete geçirdikten sonra davacı hastaneye geldi orada olay çıkardı, kendisini ....'ın akrabası olarak söyledi, burayı bırakmayacağını belirtti, sonrasında gitti, ben üçüncü kişilerin de dahil olduğu başkaca bir tartışma veya kavga ortamına tanıklık etmedim, bu -2 katta ki tadilat işlerinin kimin yaptığı belgeledir ancak ben şuan hatırlamıyorum, ben bana sormuş olduğunuz diğer tanık olan beyefendiyi ... Beyin yanına birkaç kez geldiğini gördüm herhangi bir iş yaparken görmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ...'nun mahkememizde alınan beyanında "ben davalı tıp merkezinde personel müdürü olarak görev yapıyorum, yaklaşık 28 yıldır burada çalışmaktayım, davacı taraf fizik tedavi ünitesi açma fikri ile kendisinin de siyasi bağlantıları olduğunu söyleyerek bu üniteyi işletmeyi teklif etti, taraflar anlaştılar, sonrasında resmi başvuru yapıldı ancak sağlık bakanlığı dışarıdan işletmeye izin vermedi, sonrasında bu yerde fizik tedavi ünitesini biz tıp merkezi olarak açtık, tüm tadilatları ve masrafları da bizzat kendimiz yaptık, tarafların ortaklık sözleşmesini imzaladığı tarih ile Bakanlığın red cevabı arası kısadır, yaklaşık 15-20 gün olarak hatırlıyorum, sonrasında sözleşmenin feshi için taraflar görüştü, yine .... Bey tıp merkezine geldi ancak .... Hanım yurt dışında olduğu için gelememişti, kendisinin fizik tedavi ünitesinin işletme istediği devam etmekteydi ben bu işi bir şekilde yaparım diyordu, sonrasında tıp merkezine birçok alacaklı geldi, ... Bey kendisini tıp merkezinin ortağı olarak tanıtmış ve kendi adına hastaneden tahsil edilebilecek şekilde söyleyerek çek yazmış sonra bu çek karşılıksız çıktı, bu şekilde sıkıntılar yaşadık, durumu ... Bey'e de söyledik, ... Bey, burayı bırakmayacağını kendisinin siyasi bağlantılarının olduğunu burayı yakıp yıkacağını, tıp merkezini kapattıracağını söyledi, bunun üzerine polis çağırdır, polis zoruyla tıp merkezinden çıktı, bu olaydan başka üçüncü kişilerin de karışlığı herhangi bir kavga veya tartışma ortamı olmamıştır, bana göstermiş olduğunuz erkek olan tanığı tanırım, ... Beyin kardeşidir, kendisini ... Bey'in yanında görmüştüm, yine ustalar çalışırken de kendisi gelmekteydi ancak aktif bir görevi yoktu, öyle gelir giderdi, kendisi o zaman zaten itfaiyede çalışmaktaydı, yine bana göstermiş olduğunuz kadın olan tanığı da bizim hastanemizde çalışmış olduğundan tanırım, kendisi ... Bey'in istediği ile fizik tedavi biriminde çalışmak üzere işe başlamıştı ancak ne kadar süre çalıştı, ne zaman ayrıldı ben tam hatırlamıyorum ücretini de kurum öderdi diye biliyorum, ruhsat başvurusunu yapan ve bu evrakı imzalayan ... Hanım'dı, ... Bey'in evrakta imzası yoktur, bizim başvurumuz İl Sağlık Müdürlüğüneydi, ruhsat işlemleri için ... Bey Ankara'ya gitmedi çünkü ruhsat işlemleri İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünde yapıldı, ben bana sormuş olduğunuz tanık ...'nin ücretinin hastane tarafından karşılandığını hatırlıyorum buna ilişkin de bilgi ve belgeler vardır, elden ödeme yapmayız, ben bana sormuş olduğunuz tanık ...'ın ruhsat başvurusu için neden para ödendiğini bilmiyorum böyle bir şey olmaz, bana sormuş olduğunuz tanık ...'ın doktor ücreti olarak banka kanayı ile bir ödemesi oldu doğrudur ancak bu miktarda kendisine iade edilmiştir, fizik tedavi ünitesi için tıbbı cihazları biz kurum olarak aldık ve kullandık ödemelerini de biz yaptık, bizim bilgimiz dışında gelen bir kısım tıbbı cihazlar oldu biz onları aynen iade ettik, hatırladığım kadarıyla da ... adında bir firma getirdi bizde kabul etmedik iade ettik" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu ve tanık beyanları içeriğine göre; taraflar arasında ticari işletme devrine ilişkin sözleşme imzalanmışsa da faaliyete konu fizik tedavi ünitesinin işletmesinin ancak valilik onayıyla yapılabileceği, İstanbul Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünün 03/06/2016 tarihli yazısıyla sözleşmenin uygulanmasının yasal olarak mümkün görülmediğinin bildirildiği, böylelikle tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtuldukları ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilecekleri yine yapılan masrafların da sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesinin de talep edilebileceği, davacı tarafından 10/03/2017 tarihli dekontla 2.010,00 TL, 29/03/2018 tarihli dekontla 7.000,00 TL doktor ödemesinin yapıldığının ve 02/03/2018 tarihinde ".... Açılışı" için .... Bankasına 1.536,80 TL'nin yatırıldığının ispatlandığı, inşaat malzemesi için gönderildiği iddia edilen 30.000,00 TL'nin davalı şirket tarafından 15/08/2018 tarihinde gönderene iade edildiği, tarihsiz ve okunaksız dekont ile ödendiği iddia edilen 5.000,00 TL'nin ispatlanmadığı, .... faturası olarak sunulan çay ısıtıcı ve TV ile aksesuarlarına ilişkin faturasının bireysel olarak davacı adına İl Sağlık Müdürlüğünün red yazısından sonra düzenlediği ve söz konusu sözleşme kapsamında alındığı iddiasının ispatlanamadığı, inşaat malzemesi için yapıldığı iddia edilen masrafa ilişkin faturanın ibraz edilmediği, denetime elverişli olmayan tarihsiz belgede; adet, metraj, torba ve birim fiyatlarının yazılı olmadığı, bu nedenle inşaat masraflarının ne kadar olduğunun, inşaatın yapılıp yapılmadığının ve yapıldıysa masrafının davacı tarafından karşılandığının ispatlanamadığı, Valilik onayının olmaması nedeniyle tarafların borçtan sorumlu tutulamayacağı ve bu sebeplerle borç imkansızlaştığından borcun sona erdiği, davalının kusuru olmaksızın sona eren borç nedeniyle davacının ispatladığı masraflar haricinde kar kaybı ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağı, tanık beyanlarının da mahkememizce kabul edilmeyen masraf iddialarının ispatına elverişli olmadığı anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın kısmen kabulü ile; 10.546,80 TL maddi tazminatın 09/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Manevi tazminat talebinin reddine,
Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 720,45 TL, manevi tazminat talebi yönünden alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 3.415,50 TL harcın mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 2.079,65 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 720,45 TL peşin harç olmak üzere toplam 779,75 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafça posta/tebligat/bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 13.099,60 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 690,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça posta/tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 600,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 569,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesap edilen 10.546,80 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden AAÜT 10. maddesi gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 69,00 TL'nin davalıdan, 1.251,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kabul edilen maddi tazminat yönünden miktar itibariyle kesin, reddedilen maddi ve manevi tazminat yönünden kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/02/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır