T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1001 Esas
KARAR NO : 2025/786
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2023
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin şişe, kapak vs. ürünleri ürettirerek satan ve bu işin ticaretiyle uğraşan bir firma olduğunu, davalı şirketin ise ürünlerin ariyet ilişkisi çerçevesinde teslim alarak bünyesinde tutan, ariyet ilişkisi süresince bu şirketlerin temin ettiği kalıplar ile yine bu şirketlerin istediği şekil ve sayıda üretim yaparak ürettiği kapak / şişe vs. ürünleri geri bu şirkete ücret karşılığı teslim ederek para kazanan, siparişlerin bitmesinin ardından ise ürünlerin kalıplarını, aldığı firmalara geri teslim eden bir şirket olduğunu, tarafların da ticari ariyet sözleşmesi ilişkisi kurduklarını ancak yazılı bir ariyet sözleşmesi imzalanmadığını, müvekkilinin kapak ürettirmek amacıyla davalı şirkete 4 adet kalıp teslim ettiğini, 2 adet kalıp doğrudan davalı şirkete ücretinin ödenerek yaptırıldığını, mülkiyeti müvekkilinin kendisine ait olacak şekilde zilyetliğini üretim boyunca muhafaza ederek üretimde kullanabilmesi amacıyla davalı Şirket'e teslim edildiğini, 2 tanesinin ise dava dışı ... Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. isimli firmaya yaptırarak yine aynı şekilde kapak ürettirmek amacıyla ariyet sözleşmesi olarak nitelendirilebilecek şekilde geri almak üzere zilyetliğini davalı şirkete bıraktıklarını, taraflar arasındaki ilişkinin devamında ise davalı firma tarafından 62.000 adet ıslak mendil kapağı üretildiğini ve müvekkiline 6.218,60 USD tutarlı, 01.10.2021 tarihli ve ... numaralı fatura kesildiğini, fatura bedelinin davalı tarafa tamamen ödendiğini ancak kapaklar müvekkiline teslim edilmediğini, cari hesaplar incelendiğinde müvekkili davalı tarafa borçlu olarak görünse de söz konusu borç, kapakların kendisine teslim edilmemesinden doğan KDV yükümlülüğünden ibaret olduğunu, devam eden süreçte ise taraflar arasındaki sipariş/ üretim ilişkisi tamamen durduğunu, en nihayetinde kalıpların iadesi ve kapakların teslimi istendiğinde davalının kalıpları hurdacıya sattığını, kapakları ise kırdığını beyan ettiğini, ... konuşmalarında bu durumun açıkça görüldüğünü, davalının tevdi mahali belirlenmesini yahut malları bir ardiyeye bırakmayı dahi düşünmeden, kendisine emanet edilen malları basiretsizce sattığını ve yok ettiğini, hatta işbu davanın konusu olmamakla birlikte davalının emniyeti suistimal suçunu işlediğini beyanla dava konusu kapaklara ilişkin bedellerin güncel değerleri hesaplatılarak şimdilik 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, uğranılan muhtemelen kazanç kayıplarının ve kaçırdığı ticari fırsatların karşılığı olarak munzam zararların Denkleştirici Adalet İlkesi uyarınca tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, müvekkili tarafından davacı şirkete 2 adet kalıp üretildiğini, dava dışı ... Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. isimli firmaya yaptırıldığı iddia edilen 2 adet kalıp müvekkili şirkete teslim edilmediğini, dava dışı şirket tarafından üretildiği iddia edilen kalıp bedellerinin müvekkili şirketten talep edilebilmesi mümkün olmadığını, dava konusu yapılan ve müvekkili tarafından üretilen diğer 2 kalıp ise davacıya teslim edildiğini, müvekkili şirkette davacıya ait herhangi bir kalıp mevcut olmadığını, müvekkilinin davacıdan cari hesapta 62.903,87 TL alacağı bulunduğunu, davanın kısmen veya tamamen kabulü halinde bu bedelle ilgili takas mahsup taleplerinin bulunduğunu, ticari ilişkinin devam ettiği süreç içerisinde müvekkili tarafından davacı için üretilen tüm ürünler davacıya teslim edildiğini, ticari ilişkiden iki yıl sonra dayanaksız ve mesnetsiz olarak iade faturaları kesildiğini ancak bu faturalar müvekkili tarafından Büyükçekmece ... Noterliğinin 17.07.2023 tarih ve yevmiye no'lu ihtarnamesi ile iade edildiğini, davanın reddini, Mahkemeniz aksi kanaatte olması halinde takas mahsup talepleri doğrultusunda 62.903,87 TL'nin 09.05.2022 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte hüküm altına alınacak alacak tutarından mahsubunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesi kapsamında araç ve gereçlerin iade edilmemesi ve bir kısım eserlerin teslim edilmemesinden kaynaklanan zararların tazmini ve kazanç kaybının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı tanığı ...'un Mahkememizde alınan beyanında; "ben davacı şirkette 2021 yılından itibaren 1,5 yıl kadar çalıştım, depo sorumlusuydum, davalı firmayı bilirim, kendileri bize kapak üretip vermekteydiler, biz ıslak mendil üretimi yapan bir firmayız, davalı tarafa bize kapak üretim vermeleri için dışarda yaptırmış olduğumuz kalıpları teslim ettik, hatta kalıpları teslim eden bizzat benim, ben bizzat 2 tane teslim ettim, toplam 4 tane kalıbımız da davalı tarafa verildiğini biliyorum, yine kapak üretimi için malzemeleri de biz ham madde olarak davalı tarafa teslim ettik, onlarda üretip kapakları bize veriyorlardı, zaman zaman üretilen kapakların uymadığı da oldu, son süreçte de ben işten ayrıldığım için kalıplar neden geri verilmedi tam bilmiyorum, yine taraflar arasında borç alacak durumuna ilişkin benim bir bilgim yoktur, bu kalıplar her şişe ebatlarına göre değişen ölçülerdedir, bizim ki büyük kalıptı, davalı teslim ettiğimiz kalıplarla sadece bize üretim yapabilirdi, başka bir firmaya üretim yapamazdı, bu kalıplar özel üretimdir, kendisinin değeri olduğu gibi hurda değeri de vardır ayrıca bu kalıpların yapılması da oldukça zordur, ben davalı firmanın 2kalıp için üretimi başkasına yaptırıp ücretini bizden kestiğini biliyorum, benim teslim ettiğim 2 kalıp ise ... bey tarafından yapılıp bize verilmişti, ne kadara yaptırıldığını ben bilmiyorum, ben numune getirip götürdüm aradan zaman da geçtiği için kaç adet kapak teslimi yaptım eksik var mıydı hatırlamıyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ...'un Mahkememizde alınan beyanında; "ben ... Plastik'in şirket yetkilisiyim, davacı şirket bizden kalıp ve şişe üzerine talepte bulundu, bunun üzerine 2 tane kalıbı bizzat biz üretip davacıya teslim ettik, bunlar müşteriye özel olarak yapılan teslimatlardır, iki tane kalıbı da farklı bir firmaya yaptırdık, bu firma ... Kalıptır, ... Kalıpta kalıpların davalı tarafa kendisi teslim etmiştir, esasen davacı tarafın aciliyeti olduğu için iki kalıbı kendilerine erken verdik, bu kalıpların tanesi 11 bin dolardır, toplam 4 tane kalıp yaptırılmıştır, bu 4 kalıbın iki tanesinin ödemesini bizzat davacı taraf yaptı, diğer iki kalıbında ödemesini davada taraf olan iki şirket kendi arasında faturalandırdılar, davacıya üretilen kalıplar özeldir, farklı bir işlem görmesi halinde ancak farklı şekilde üretime konu olabilir, hurda olarak da ayrıca bir değeri vardır, benim kendi kalıplarım davalı tarafta vardı bu davanın konusundan bağımsız olarak zaman zaman da davalı tarafa gidip gelirdim o zaman sorduğum da da davalı taraf bana bir revizyon yaptıklarını ancak davacı tarafla çalışmaya devam ettiklerini söylemişti sonrasında işler yavaşlayınca ben kendi kalıplarımı davalıdan aldım, farklı bir üreticiye verdim, biz iki kalıbı ... Kalıpla birlikte ... olarak yaparak davacı tarafa teslim ettik, diğer iki kalıpta ... Kalıbın kendi bünyesinde yapmıştır, davalı taraf bana aralarında ticari olarak anlaşmazlıklar olduğunu ,borç alacak durumlarının olduğunu bu nedenle de bünyelerindeki kalıpları satıp paraya çevireceklerini söylediler bende onlara bunları davacı şirket yetkilisine söylemeden yapmayın, bir şekilde iletişime geçin şeklinde söyledim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Mali Müşavir (genel muhasebe), Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı (Borçlar Hukukçusu) ve Sektör bilirkişi tarafından alınan 28/10/2024 havale tarihli raporunda; taraflar arasındaki hukuki ilişkide "âriyet alanın menfaatine kullanma ödüncü" unsuru bulunmadığından bir âriyet sözleşmesi bulunduğunun söylenemeyeceğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin malzemenin iş sahibi tarafından sağlandığı olağan eser sözleşmesi niteliğini taşıdığını, dosyadaki yazışmalardan davalı tarafından davacıya kalıpların ve kapakların teslim alınması için bir çağrı veya davet yapılmadığının anlaşıldığı, bu durumda davacı yönünden alacaklı temerrüdünün oluşmadığı, davalının eser sözleşmesinde yüklenici/borçlu temerrüdüne düştüğünü, eser sözleşmesinde yüklenicinin malzemeyi özenle kullanma, koruma ve işin sonunda davacı iş sahibine iade etme yükümlülüğü bulunduğunu ancak davalının bu yükümlülüğe aykırı davranarak kalıpları ve kapakları hurdaya verdiği ve kırdırdığını, kendi edimiyle ifayı imkansız hale getirdiği anlaşıldığından davacının zararını tazminle yükümlü olduğunu, malzeme ve kalıpların teslim/iade edilmesi gereken tarih önceden belirlenmiş olmadığından güncel değer hesabının dava tarihine göre belirlenebileceğini, mali yönden yapılan tetkikte tarafların ticari defterlerinin incelemesinden anlaşılacağı üzere davalı tarafından davacı adına düzenlenen tüm faturalar her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu ancak davalı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 13.7.2023 tarihli sırasıyla ... nolu 188.800,00 TL, .... nolu 55.196,92 TL, ... nolu 188.800,00 TL tutarlı iade faturalarınıon davalı tarafın ticari defterlerine kaydedilmediğini, iade faturaları hariç tutulduğunda tarafların ticari defter kayıtlarının uyumlu olduğu ve her iki tarafın defterine göre bakiye tutarın 62.903,87 TL olduğunu ancak davacı defterlerinde 3 adet iade faturası davacı borcuna yazıldığından davacı defterinde, davacı şirket bu üç adet iadeden kaynaklı bakiye 369.893,05 TL alacaklı göründüğünü bildirmişlerdir.
Mali Müşavir (genel muhasebe), Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı (Borçlar Hukukçusu) ve Sektör bilirkişi tarafından alınan 14/01/2025 havale tarihli ek raporunda; 19/10/2023 dava tarihi itibariyle 2 adet kullanılmış kalıbın kullanılmışlığı da dikkate alınarak 19/10/2023 dava tarihi itibariyle takriben toplamda 125.000 TL+KDV olarak, 2 adet diğerlerinde göre daha yeni durumdaki kullanış kalıbın kullanılmışlığı da dikkate alınarak 19/10/2023 dava tarihi itibariyle takriben toplamda 240.000 TL+KDV olarak, KAPAK-Ø130'un 62.000 adet olarak imalatının 19/10/2023 dava tarihi itibariyle takriben 150.000 TL+KDV olarak imal ettirilebileceğini bildirmişlerdir.
Mali Müşavir (genel muhasebe), Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı (Borçlar Hukukçusu) ve Sektör bilirkişi tarafından alınan 18/06/2025 havale tarihli 2.ek raporunda; davalının temerrüdünün whatsapp mesajından 1 yıl önce gerçekleştiği belirtilmekteyse de mesajlarda tarih görülmediği ve davacı tarafça da bir tarih zikredilmediği dikkate alındığında, davacı itirazı uyarınca faturanın kesildiği ocak 2021'den itibaren 1 yıllık süre işletilerek en erken temerrüt tarihinin ocak 2022 olarak belirtilebileceğini, takdirin mahkemeye ait olduğunu, buna göre 31.01.2022 temerrüt tarihi olarak esas alındığında 2 adet kullanılmış kalıbın kullanılmışlığı da dikkate alınarak takriben toplamda 110.000 TL+KDV olacağını, 2 adet diğerlerine göre daha yeni durumdaki kullanış kalıbın kullanılmışlığı da dikkate alınarak takriben toplamda 205.000 TL+KDV olacağını, KAPAK-Ø130'un 62.000 adet olarak imalatının 19/10/2023 dava tarihi itibariyle takriben 70.500 TL+KDV olarak imal ettirilebileceğini, mali yönden yapılan tetkikte, tarafların ticari defterlerinin incelemesinden anlaşılacağı üzere davalı tarafından davacı adına düzenlenen tüm faturalar her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davacı şirketin davalı şirkete düzenlemiş olduğu 13.7.2023 tarihli sırasıyla, ... nolu 188.800,00 TL, ... nolu 55.196,92 TL, ... nolu 188.800,00 TL tutarlı iade faturalarının davalı tarafın ticari defterlerine kaydedilmediğini, iade faturaları hariç tutulduğunda tarafların ticari defter kayıtlarının uyumlu olduğu ve her iki tarafın defterine göre, bakiye tutarın 62.903,87 TL olduğunu ancak davacı defterlerinde 3 adet iade faturası davacı borcuna yazıldığından, davacı defterinde davacı şirket bu üç adet iadeden kaynaklı bakiye 369.893,05 TL alacaklı göründüğünü, iadelerin kabulü noktasında takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu, Sayın Mahkemece davacının güncel değerden faiz tutarı mahsup edilerek oluşan munzam zarar talebi kabul edilmesi halinde ise Sayın Mahkemece 31.01.2022 tarihi itibariyle güncel değerden faiz tutarı mahsup edilerek kalan kısmın munzam zarar olduğu kabul edilmesi halinde bu tutarın 163.805,21 TL, Sayın Mahkemece 31.01.2022 tarihinden dava tarihine kadar olan dönem için güncel değerden faiz tutarı mahsup edilerek kalan kısmın munzam zarar olduğu kabul edilmesi halinde bu tutarın 434.443,09 TL olduğunu bildirmişlerdir.
Davacı vekili tarafından sunulan 01/09/2025 değer artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL'yi 1.318.336,14 TL arttırarak toplam 1.319.336,14 TL talep edilmiş ve talep edilen tutar yönünden noksan harç ikmal edilmiştir.
Davacı vekili son duruşmada; "ıslah dilekçemiz doğrultusunda taleplerimiz gibi davanın kabulüne karar verilsin, biz bilirkişi raporunda belirlenen kapak ve kalıp bedelleri ile birlikte yine ticari defterler yönünden tespit edilen alacak miktarımızı ve ayrıca munzam zarar taleplerimizi bedel arttırım dilekçesini belirterek harcı yatırdık" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle birlikte takas def'inde bulunmuş ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın mahsubunu talep etmiştir. Takas karşı dava olarak ileri sürülebileceği gibi defi olarak da ileri sürülebilir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 tarih, 2013/4050 Esas, 2014/3742 Karar sayılı ilamında; "Takas iddiasının karşılık dava veya def'i olarak ileri sürülmesi durumunda aradaki fark; karşılık dava halinde, harcın yatırılması gerekeceği ve davalının alacağının borcundan çok olması halinde bu kısmın da tahsiline imkan vermesi ve avukatlık ücretinden yararlanma olanağı sağlamasıdır. Def'i olarak ileri sürüldüğü hallerde ise, Borçlar Kanununun 122. maddesi 2. fıkrası gereğince "iki borcun talep edilebilecekleri andan itibaren en az olan borcun miktarı nisbetinde sakıt olması" sonucunu doğurur. Diğer deyişle bu durumda davalının fazla olan alacağının tahsiline karar verilmesi veya takas ileri sürüldüğü alacak için lehine ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi söz konusu olmayacaktır. Dava konusu olayda takas def'i davalı tarafından esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmüştür. Takas mahsup bildirimi tek taraflı hukuki işlemlerdendir. Böyle bir bildirimle takas hakkının kullanılması ne karşı tarafın muvafakatine, ne de önceden yapılacak bir takas anlaşmasına bağlıdır. Mahkemenin bu hukuki ve maddi olgulara rağmen harç yatırılmadığından bahisle takas def'ini gözönünde bulundurmaması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." belirtildiği üzere karşı dava olarak ikame edilmeyen takas nedeniyle mahkememizce ayrıca harç alınmamış ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Kabul edilen takas defi ile birlikte davacının talep ettiği toplam alacaktan mahsup işlemi yapılmış ve reddedilen miktar üzerinden karşı vekalet ücreti hesaplanmamıştır.
Davacı vekili tarafından; dosyaya sunulan ... görüşmelerinden sözleşmenin dava tarihinden bir yıl öncesinde sona erdiği ve temerrüdün bu tarihten itibaren başlaması gerektiği belirtilmişse de; tacirlerin birbirlerini TTK 18/3 maddesi uyarınca noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta ile temmerüde düşürebilecekleri düzenlendiğinden ve yine davalı tarafından da cari hesap alacağına ilişkin aynı yöntemlerle temerrüt ihtarında bulunulmadığından her iki alacak yönünden de temerrüt başlangıcı olarak dava tarihi esas alınmıştır.
Davacı vekili tarafından munzam zarar talep edilmişse de; munzam zararın para borçlarında temerrüdün bir sonucu olduğu, eldeki davanın aynen iadenin mümkün olmaması sebebiyle parasal karşılığı olarak ikame edildiği, davanın para borcuna ilişkin temerrüdün sonucu olarak açılmadığı, davacının dava dışı üçüncü kişiden kalıpları temin ettiğini belirttiği, teknik bilirkişi raporuyla kalıpların ve kapakların dava tarihi itibariyle değerinin hesap edildiği görülmekle davacının malzemelerin geç iade edilmesi nedeniyle ölçülebilir ve somut zararının bulunduğunu ispat edemediği, bilirkişi ek raporuyla seçenekli olarak davacının temerrüt başlangıcı talebinin 31.02.2022 olması haline özgü olarak munzam zarar hesabının yapıldığı, davacı vekilinin bilirkişi ek raporunda bu seçeneğe uygun olarak değer artırım talebinde bulunduğu, mahkememizce temerrüt başlangıcı dava tarihi kabul edildiğinden bu kısıma yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, tanık ifadeleri, bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin malzemenin iş sahibi tarafından sağlandığı eser sözleşmesi olduğu, davalı yüklenicinin bu malzemeye özen göstermesi, onu dikkatle kullanıp iş sonunda kullandığı araç gereci iş sahibine geri vermekle yükümlü olduğu, tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıdan 62.903,87 TL alacağının bulunduğu, davacı iş sahibinin iade edilmeyen kalıplar nedeniyle toplamda 432.796,92 TL iade faturası düzenlediği ancak bu faturaların davalı tarafından kayıtlara alınmadığı, tarafların dava öncesinde birbirlerini usulüne uygun olarak temerrüde düşürmedikleri, davalı tarafından cari hesap alacağının takas mahsup edilmesinin talep edildiği, davacı tarafından davalı tarafından iade edilmeyen kalıpların dava dışı kişilere hurda fiyatına satılması nedeniyle, iade edilmeyen kalıp ücretlerinin, kar kaybının ve kendileri tarafından düzenlenen iade faturalarından bakiye olan 369.893,05 TL'nin talep edildiği, davacı vekilinin hem kalıp bedellerini hem de kalıpların iade edilmemesi nedeniyle düzenledikleri iade fatura bedellerini talep etmesinin mükerrer nitelikte olduğu, tarafların usulüne uygun tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre davalının 62.903,87 TL alacaklı olduğu, bu nedenle davalının takas mahsup talebinin mahkememizce kabul edildiği ve davacının iade faturalarından bakiye kaldığı belirtilen 369.893,05 TL'nin reddine karar verildiği, davalı tarafından iş bitiminde kalıpların davacıya iade edilmediği ve 62.000 adet kalıpla birlikte hurdaya verildiği sabit olduğundan denetime elverişli teknik bilirkişi raporunda dava tarihi için belirlenen kalıp ve kapak bedellerinin 125.000-TL+240.000-TL+150.000-TL+KDV(%20)=618.000,00-TL olduğu, davalının dava tarihinde temerrüde düşürüldüğü dikkate alındığında faiz başlangıcının buna göre belirlendiği, iade edilmeyen kalıplar nedeniyle davacının talep ettiği munzam zarar şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın kısmen kabulü ile; 4 adet kalıp ve 62.000 kapak için davacıya ödenmesi gereken 618.000,00 TL'den davalının takas mahsup talebinin kabulü ile 62.903,87 TL'nin mahsubu ile 555.096,13TL'nin dava tarihi olan 19/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,
Alınması gerekli 37.918,62 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 269,85 TL peşin harç ve 22.540,00TL ıslah harcının mahsubuyla bakiye 15.108,77 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç ve 22.540,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 23.079,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 30.163,50TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 12.690,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
AAÜT gereğince hesap edilen 87.264,42 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 118.636,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 1.312,00 TL'nin davalıdan, 1.808,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.24/09/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır