T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1162 Esas
KARAR NO : 2025/193
Bakırköy .... İcra Dairesi : ...
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 07/12/2023
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki taşıma sözleşmesine göre, 25/05/2023 tarihinde CMR belgesi ve faturalarda bildirilen araçlara kontroplak yüklendiği ve 06/06/2023 ile 09/06/2023 tarihlerinde kontrplaklar Dilovası'na teslim ettiğini, iş bu taşımaya ilişkin davalı tarafa 2 adet fatura keşide edildiğini, ödenmeyen bedel olan 7.600,00-USD'nin tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptalini, takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacının takip dayanağı olarak hiç bir belgeye dayanmadığı, takip talebi ve ödeme emrinde alacağın sebebine yönelik hiçbir bilgi olmadığı, yasaya uygun bir takip olmadığını, takibin 03/08/2023 tarihinde başlatıldığı, dava dilekçesi ekinde sunulan faturaların 09/08/2023 tarihinde kesildiğini, takip başlatıldığı tarihte dayanak gösterilen faturaların henüz kesilmemiş olduğunu belirterek, davanın reddini, kötü niyetli davacı aleyhine %20 tazminata, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyası, Küçükyalı Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, Atışalanı Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, Taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinden kaynaklı bedelin davalıdan tazminine dair davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
Davacı vekilinin 01/10/2024 tarihli dilekçe ile, bilirkişi raporu ile ticari defterlerde davalıdan alacaklarının sabit hale geldiği belirtilerek, davanın 9.617,28-USD olarak tümden ıslah ettiği görülmüştür.
Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 9.100,00-USD toplam alacak üzerinden faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Mahkememize ibraz edilen 26/08/2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle,
Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı ve davalı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2023 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşıldığı,
Davacının ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 9.617,28-USD ve TL karşılığı olarak 259.021,44-TL alacağı olduğu,
Davalının ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalının davacıya 9.617,28-USD ve TL karşılığı olarak 259.021,44-TL alacağı olduğu,
Davalının davacı adına 2023 yılında 26/12/2023 tarihinde yasal sürenin dışında iade faturası düzenlendiği,
Davacı ve davalı 2023 yılında bağlı bulundukları vergi dairelerinde birbirleriyle ilgili e-belge kayıtlarında fark olmadığı birbiriyle uyumlu oldukları görüş ve kanaati bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur.
Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.
Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir.
TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır.
TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı)
Davacı, fatura alacağı olduğundan bahisle iddiada bulunmuş olup, faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir.
BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. 2011/8941 E. - 2012/969 K sayılı kararından hareket edilmiştir. )
Esasen VUK nun 381 seri nolu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar.
Tarafların ıslah ile değiştirilen davaya karşı iddia ve savunmaları, icra dosyası, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun hususunun ticari defter ve kayıtlar ile sabit olduğu sabittir. Davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturanın, davacı tarafın incelenen ticari defter kayıtlarına göre, yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği davalı şirketin 6102 sayılı T.T.K.’nın 21/2 madde hükümleri çerçevesinde dosya münderacatında bu faturaların içeriğine itiraz ettiklerine dair bir belgeye rastlanmadığı, takibe konu faturanın davacı ve davalı tarafından Bs-Ba formu ile karşılıklı olarak beyan edildiği tespit edilmiştir. Yapılan açıklamalar doğrultusunda davanın kabulüne, 9.617,28 usd' nin dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının usd cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, şeklinde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile; 9.617,28 usd' nin dava tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının usd cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine,
3-Alınması gerekli 19.032,02-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.277,16-TL harcın mahsubuyla bakiye 16.754,86-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 2.277,16-TL peşin harç ve 3.345,97-TL olmak üzere toplam 5.892,98-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça 177,00-TL posta/tebligat ve 7.000,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 7.177,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-AAÜT gereğince hesap edilen 56.134,14-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır