T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1192 Esas
KARAR NO : 2024/527
DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 14/12/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... adına kayıtlı ve ... Sigorta A.Ş.’ye sigortalı “....”plakalı araç, müvekkili adına ruhsat kaydı olan “...” plakalı araca çarpması sonucunda maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait araç üzerinde kazadan kaynaklı çok sayıda bakım ve onarım yapıldığını, araçta oluşan değer kaybına dair herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı şirkete başvuru yapıldığını fakat başvurunun reddedildiğini, ekspertiz raporuna göre söz konusu kazanın meydana gelmesinde “....” plakalı aracın tam kusurlu olduğunu, müvekkili adına kayıtlı aracın önceki hasar kayıtları ve pazarlık payı da dikkate alındığında kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değerinin 125.000,00 TL olduğunu, söz konusu kaza nedeniyle onarımı yapıldıktan sonraki ikinci el piyasa rayiç değerinin ise115.000,00 TL olduğu tespit edildiğini, değer kaybı tespit raporuna göre 06.12.2021 tarihinde yaşanan kaza öncesi ikinci el piyasa rayiç değerinin kaza nedeniyle onarımı yapıldıktan sonraki ikinci el piyasa değerinden çıkarılması suretiyle yapılan “reel hesaplama yöntemi” ile yapılan hesaplama sonucunda müvekkili adına kayıtlı “....” plakalı araçta meydana gelen reel değer kaybı tutarının 10.000,00 TL olduğu tespit edildiğini beyanla anılan nedenlerle 10.000,00 TL tutarındaki reel değer kaybı tutarı ile 354,00 TL tutarındaki “Değer Kaybı Tespit Raporu” ücreti olmak üzere toplam 10.354,00 TL’nin tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın 06/12/2021tarihinde gerçekleştiğini, işbu tarihten 2 yıl geçtikten sonra açılan huzurdaki davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kazada tam kusurlu bulunduğunu, kabul manasında olmamak üzere Trafik Sigortası Genel Şartları’nın A.6.B maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatları teminat dışında kalan hallerden olduğunu, öncelikle başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğuna ilişkin bir karar ihdas edilmesi halinde müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağını, davacı tarafın aracında meydana gelen zarar miktarının tespit edilebilmesi için uyuşmazlık konusu poliçenin tanzim tarihinde yürürlükte olan Trafik Sigortası Genel Şartların ilgili ekinde yer alan hesaplama yönteminin esas alınması gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, 06/12/2021 tarihli maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı tazminine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için teknik inceleme yapılması gerektiğinden dosyanın bilirkişiye tevdine dair 28/02/2024 tarihli celsede ara karar kurulmuş ve bilirkişi ücretinin davacı tarafça yatırılması için ihtarlı kesin süre verilmiştir. İhtarlı kesin süre içerisinde davacı vekilinin bilirkişi ücretine ilişkin delil avansını yatırmadığı görülmüştür.
HMK'nın 266. maddesi uyarınca “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz....” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkememizin 28/02/2024 tarihli celsesinde delil avansı niteliğinde olan bilirkişi giderinin yatırılması hususunda davacı vekiline kesin süre verilmiş olup, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçlar açık olarak anlatılmış ve anlatılanlar tutanağa geçirilmiştir. Bilirkişi giderinin davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı, iki haftalık kesin süre içerisinde masraf yatırılması gerekirken makul süreyi aşacak şekilde bir sonraki celse günü olan 15/05/2024 tarihinde masrafın yatırıldığı, bu şekliyle celse talikine sebebiyet verildiği, dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığı, usulüne uygun olarak verilmiş kesin sürenin tüm tarafları ve mahkemeyi bağladığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26/11/2021 gün 2019/1785 esas 2021/1453 karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2022/1305 esas 2022/1267 karar sayılı ilamı)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın reddine,
Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 269,85 TL harçtan mahsubuyla bakiye 157,75 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
AAÜT gereğince hesap edilen 10.354,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Arabuluculuk ücreti olan 1.680,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır