T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1256 Esas
KARAR NO : 2025/18
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/12/2023
KARAR TARİHİ : 08/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 12.11.2018 ve takip eden tarihlerde imzalanan belirsiz iş sözleşmeleri (henüz vatandaşlığını almadığı için) ve 01.09.2022 tarihinde akdedilen Belirsiz İş Sözleşmesi ile birlikte, davalının uzun yıllar müvekkil şirketin satış birimi ihracat departmanı bölümünde "İhracat Bölge Satış Yöneticisi" unvanıyla 31/10/2023 tarihine kadar çalıştığını, davalının son brüt maaşı aylık 46.712,34 TL olduğunu, bir yıllık brüt ücret tutarı 560.548,08 TL olduğunu, davalının istifa ile iş ilişkisini sona erdirdiğini, sözleşmenin 5.Maddesi b.bendi uyarınca davalının iş akdinin sonlandığı tarihten itibaren iki yıl süresince müvekkili şirketin alanında, aynı işi yapan bir firmada çalışmamayı kabul ettiğini, davalının iş akdini istifa ile sonlandırmasının sonrasında Hindistan menşeili .... şirketinde çalışmaya başladığının öğrenildiğini, bununla birlikte davalının dava dışı şirket bünyesinde İstanbul'da bulunmak suretiyle uzaktan çalıştığı da bilindiğini, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini, dava dışı şirketin ....com isimli internet sitesinde "Ürünler" kısmında "Laminat" bölümünün altında laminat sattığı ve müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği ortada olduğunu, davalının istifa etmesinden hemen önce ... tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen ..... fuarına ve İtalya'da .... tarihleri arasında gerçekleşen ... fuarına katılarak müşterileri ile ilgilendiğini ve rakip firmaya katılmasından sonra da bu fuarda iletişime geçtiğini ve müşterilerle de iletişime geçtiğini, uyuşmazlık konusu olayda rekabet yasağının iş sözleşmesinin bir hükmü olarak yazılı şekilde kararlaştırıldığını, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde yasağın işverenin faaliyet alanı ile sınırlandığını, somut olayda davalının her ne kadar Hindistan merkezli bir şirkette işe girmişse de İstanbul'da ikamet ettiğini ve çalışmalarını İstanbul'dan sürdürdüğünü, işe girdiği şirketin gerek İstanbul'da gerek yurt dışında ... A.Ş. ile rekabet içinde olduğunu, özel durum ve koşullar dışında rekabet yasağının süresi iki yıl olduğunu, somut olaydaki özellikle yön, istifa ve yeni işe giriş tarihleri dikkate alındığında, işçinin iş sözleşmesini rakip işyerinde çalışmak amacıyla feshettiğini, bu şekilde gerçekleşen bir işten ayrılma işleminde rekabet yasağının devam edeceğinin açık olduğunu, beyanla anılan nedenlerle davalının rekabet etmeme yasağını ihlal etmesinden dolayı müvekkili şirketin zararlarını karşılamak üzere davalının işten çıktığı tarihteki brüt bir yıllık maaş tutarı 560.548,08 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yapılan sözleşmenin yabancılık unsuru taşınması sebebiyle MÖHUK hükümleri gereği müvekkilinin mutad meskeni olan Belarus Hukuku'nun uygulanması gerektiğini, dava konusu ilişkinin iş sözleşmesinden kaynaklandığından görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin yalnızca Türkçe olarak yapıldığını, sözleşme yapıldığı esnada müvekkili sözleşmeyi anlayabilecek düzeyde Türkçeye sahip olmadığından imzalanan sözleşmede yer alan cezai şart eksik irade beyanı sebebiyle geçersiz olduğunu, müvekkilinin 560.548,08 TL borç doğuran bir sözleşmeyi anlamadan imzalandığının açık olduğunu, eksik irade beyanı ile imzalanan sözleşmenin sonuç doğuramayacağını, sözleşmede yer alan 12 aylık bürüt ücretin sözleşmenin taraflarına yüklenen sorumluluğa göre öznel bir değerlendirme yapmadan hazırlanmış olması sebebiyle fahiş olduğunu, müvekkilinin işten çıkmasının sebebi iş yerindeki çalışma şartlarının kötü olması, yoğun iş yükü, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi ve işçilerine uygulanan baskı olduğunu, sözleşmede yer alan cezai şart tek taraflı olduğunu, konulan cezai şartın geçersiz olduğunu, rekabet yasağının koşulları müvekkili açısından değerlendirildiğinde rekabet yasağını doğuracak bir husus söz konusu olmadığını, müvekkili yaptığı iş gereği müşteri çevresini bildiğini ancak alış satış vs. tutarları tüm müşteriler için aklında tutması ve davacıyı zarara uğratmak için bunları kullanması söz konusu olmadığını, ... Group firmasında davacının eski çalışanı ve daha çok bilgi sahibi olan ... çalıştığı için davacının, müvekkili eliyle elinde olduğu iddia edilen bilgileri kullanarak zarar vermesi durumu söz konusu olmadığını, sözleşmede yer alan rekabet yasağı TBK Madde 445 hükmü dikkate alınarak değerlendirildiğinde geçersiz olduğunu, sözleşmedeki sınırlama müvekkilinin ekonomik geleceğini tehlikeye sokar nitelikte olduğunu, sözleşme ile yer sınırlaması getirilmediği gibi getirilecek olsa dahi bu sınırlama tüm dünyayı kapsamayacağından müvekkilinin şimdiki çalışması rekabet yasağına aykırı nitelik çalışmadığını, davacının sözleşmede sınırlamayı ''aynı iştigal konusu'' diyerek genellemesi müvekkilinin ekonomik özgürlüğünü tehlikeye düşürür nitelikte olduğunu ve TBK 445/2 kapsamında bir sınırlama getirilmesi gerektiğini, davacının rekabet yasağı hükmünü kötü niyetli olarak yalızca kadın çalışanlarına yönlendirmekte ve bununla aktif çalışanlarının gözü korkutulmaya çalışılarak kendi bünyelerinde uzun soluklu çalışmalarını amaçlandığını, davacı delil listesinde müvekkilinin müşteri çevresi ve fiyat listesine erişim sağladığını gösterir log kayıtlarını delil olarak göstermişse de müvekkilinin çalışırken bunlara ulaşım sağlaması, müvekkilinin bunları aldığı kendine fayda sağladığı sonucu doğurmayacağını beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, rekabet sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart talebine ilişkindir.
Davacı tanığı ...'un mahkememizde alınan beyanında "ben davacı şirkette ihracat müdürü olarak 2009 senesinden beri çalışmaktayım, davalı da 2018 sonu gibi işe başladı ve yaklaşık 4-4,5 yıl kadar benimle aynı bölümde çalıştı, bizim şirketimiz laminat konusunda üretim yapan Düzce'de fabrikası bulunan ve yine mobilya ve dekoratif anlamda ürünler üreterek ihracat ağırlıklı çalışan bir şirkettir ve yine yurt içinde de müşterilerimiz bulunmaktadır, davalı ile birlikte çalıştığımız dönemde kendisinin performansından memnunduk, kendisi ihracat bölümünde çalışırdı ve müşteriler ile iletişim halinde olurdu, ayrılmadan 1 sene kadar önce bir ayrılma isteği olmuştu o zaman şartlarında iyileştirme yaptık, hatta sırf bu nedenle çalışma barışı bozulmasın diye ekipteki diğer arkadaşlara da iyileştirme yaptık, sonrasında 1-1,5 yıl kadar sonra davalı işten ayrılmak istedi ve işten ayrıldı, bize söylediği de ailevi sebeplerden dolayı 1-1,5 ay kadar Belarus'a gidip döneceği şeklindeydi, ben davalının ... in profilini gördüm, kendisi bizzat rakibimiz olan Hindistan şirketi ... laminette çalıştığını profiline yazmıştı, aynı zamanda da bizim müşterimiz olan Arnavutlukta bulunan bir bayimizden de davalının bahsetmiş olduğu ..... şirketi üzerinden kendilerine fiyat teklifinde bulunduğunu sözlü olarak öğrendim, yine Danimarka'da bulunan bir müşterimiz de davalının güncel mail adresi yerine yanlışlıkla bizim şirketimizdeyken çalışmış olduğu mailine ürünlerin fiyatlarına ilişkin talep dilekçesi attığını gördüm, davalı işten ayrıldıktan sonra onun mail adresi ihracat müdürü olmam sebebiyle bana yönlendirilmişti, davalı .... şirketteki tüm müşterilerin fiyat bilgilerine erişebilirdi sadece kendi müşterileri ile sınırlı değildi, benim bildiğim kadarıyla davalı şuanda Hindistan'da yaşamamaktadır, Türkiye de yaşadığını ve ilgili firmanın Avrupa satışında çalıştığını profil sayfasını gördüğümde anladım, davalının Türkçesi gayet iyidir, ofis içinde hem İngilizce hem Türkçe konuşmaktadır, İngilizce bilmeyenlerle Türkçe konuşurdu, kendisi ülkesinde hukuk eğitimi almıştı, bu nedenle de Türkçe okuduğu bir sözleşmeyi anlamaması veya okumadan imzalaması bence mümkün değildir, davalı müşteri bilgilerine uluşabilmekteydi ancak ulaşıp ulaşmadığını buna ilişkin herhangi bir çıktı alıp almadığını ben bilmiyorum, ben davalının istifa dilekçesinde ülkesine gidip gitmediğine ilişkin bir şeyin yazılıp yazılmadığını hatırlamayorum, bana net bir şekilde sözlü olarak yukarıdaki bahsettiğim gibi olayı anlatmıştı, Danimarka'daki firmanın adı ....'dır, Arnavutluktaki şirketin adı da ....'dır, zaman zaman yurt dışından gelen müşterilerimiz fabrika binamızı ziyaret etmektedir, benim ve .... Hanım'ında bu ziyaretlere eşlik ettiğimiz vardır, hem birlikte hem ayrı ayrı eşlik ettik, müşteri ziyaretleri sebebiyle fabrika gidiş gelişlerimizde mesai saatlerimizde farkılıklar olabilir, iş hayati ve trafik şartlarından kaynaklanmış olabilir, şirketimizin fazla mesai ve fuar katılımına ilişkin çalışanlarına ayrıca ücret verilip verilmediğini bilmiyorum, iş yerimizde işten ayrılan olduğunda onun işleri diğer çalışanlara eşit olarak dağıtılmıştı, arife günü veya yarım gün gibi dini bayram öncesi oluşan zamanlarda şirketin diğer yarım günü bağlayarak çalışanın yıllık izninden düştüğü olmuştur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ....'in mahkememizde alınan beyanında "ben davacı şirkette 2017 yılından beri iş geliştirme ve operasyon direktörü olarak çalışıyordum, 2018 yılında davalının iş görüşmesinde bizzat ben yapmıştım, davalı iyi derecede Türkçe bilirdi zaten iş görüşmesini Türkçe yapmıştık, yine bildiğim kadarıyla avukattı, bu nedenle de herhangi bir sözleşmeyi okumadan imzalamayacağını düşünüyorum, davalı ayrılana kadar yaklaşık 5 yıl kadar süre boyunca bizim şirketimizde ihracat bölümünde önemli müşterilere ilişkin satış temsilcisi olarak çalışmaktaydı, çalışma şeklimiz bölge olarak ayrıydı ancak belirli dönemlerde bölgeler değiştirildi, bu nedenle davalı müşterilerimizin birçoğu ile doğrudan çalışmıştı, ayrıca şirketimizin tüm müşterilerine ilişkin bilgi ve belgelere davalının erişimi vardı, fuar esnasında kendisi bana ailevi sebeplerden dolayı ülkesine döneceğini söylemişti, bu sebeple kendi isteği ile şirketten ayrıldı, davalı daha sonra ülkesine gidip gitmediğini bilmiyorum bir süre sonra .... in'de bizim de doğrudan rakibimiz olan firmada çalıştığını gördüm. Bu firmayı aynı sektörde olduğumuz için biliriz yine aynı şirkette daha önce bizimle birlikte çalışmış olan satış direktörü de çalışmaktadır, daha önce bizde çalışan satış direktörü ...'dır, ben sonrasında davalının bu şirkette çalıştığını öğrendiğimde ... ile telefonda görüştüm, kendisi de bana davalının Türkiye'de yaşadığını ve uzaktan çalıştığını söyledi, şirketin kadın çalışanlarına yönelik rekabet sebebiyle dava açma veya çalışma şartlarında baskı diyebileceğimiz tarza herhangi bir mobingine ben şahitlik etmedim, yine davalının da iş yükünün artmadığını ve kendisine herhangi bir baskı yapılmadığını söyleyebilirim, buna ilişkin herhangi bir olaya tanıklık etmedim, ben davalının bizim müşterilerimize diğer şirket adına ulaştığını mail yazışmalarında doğrudan gördüm, benim bahsettiğim mail yazışmalarındaki şirketler yurt dışıdır, yurt içi ile ilgili bilgim yoktur, yurt dışından müşterilerimiz geldiğinde davalı eşlik ederdi, yine fuarlara da davalı katılırdı, yurt dışı fuarlarına ilişkin bir mesai kavramımız yoktur onun hariciyle de davalı fabrika ziyaretlerine geldiğinde 12:00-13:00 gibi dönerdi, biz yurt içinde fuar takvimine uygun çalışırdık, davalının çalıştığı dönemde aynı bölümde çalışan .... Bey ayrıldığında organizasyonel değişiklik yapıldı muhakkak onun müşterilere de diğer çalışanlara dağıtıldı, bayram süresince şirketimiz çalışmazdı öncesi ve sonrasında ise örneğin son bayram öncesinde çalıştık ama daha öncesinde de çalışmadığımız dönemler olmuştur, ben kendi adıma insifayatım dışında yıllık izin bana kullandırılmadı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ....'in mahkememizde alınan beyanında "ben davalı .... ile davacı şirkette birlikte çalıştım, ben davacıda yanlış hatırlamıyorsan 2020 son ayı gibi işe girmiştim, 1 yıl öncesine kadar da işten ayrıldım, benim çalıştığım dönemde ... aynı iş yerinde çalışmaktaydı, benden sonra işten ayrılmıştır, .... satış bölümünde çalışmaktaydı, ben önce operasyon sonrasında satış bölümünde çalıştım, ... pozisyonu gereği müşterilere ait bilgilere sahipti, .... çalıştığımız dönemde işten ayrılmak istedi, daha sonra davacı şirketle görüştüler davacı şirket kalması için ikna etti, sanırım ücrette iyileştirme yaptı, fakat ....'nın içerideki pozisyonu değişti, davacı şirketin alt şirketi niletiğinde olan .... satış bölümünde çalışmaya başladı, .... esasen şirketten ayrılmadan önce kişilerin çalıştırıldıkları bir bölümdür, bizim çalıştığımız dönemde fuarlar sebebiyle hafta sonu çalışmışlığımız vardır, yine ....'nın gelen müşterileri gezdirdiği, mesai sonrasında da ilgilendiği dönemler olmuştur, bu hususlar hepimiz için geçerlidir, bu nedenle davacı şirketle hukuki ihtilaf veya yazılı talep şeklinde bir durum yaşanmamıştır, biz ... ile hep ingilizce konuşurduk, ... Türkçe bilirdi ancak Türkçesi zayıftır, benim kanaatim Türkçe okuduğunu anlamayabilir, ... şuan ... şirketinde çalışmaktadır, bu şirket Hint şirketidir, Türkiye'de satışı ve faaliyeti yoktur, davacı şirketin de yurt dışında satışları vardır, ... ile davacı şirket aynı sektörde ve aynı ürün üzerinde çalışmaktadırlar ancak Hint pazarının sektörde daha ucuz olması gibi bir durum vardır, ... ile davacı şirketin müşterilere aynı olabilir, davacı şirkette daha öncesinde çalışan ... ihracat direktörüydü, tüm müşteri pörtföyüne ulaşabilir haldeydi, 3 yıl kadar önce davacı şirketten ayrılmıştır, neden ayrıldığını ben bilmiyorum, ... şuanda ... çalışmaktadır, davacı ile ... arasında herhangi bir hukuki ihtilaf olmamıştır, ...'da şuan ...'ın yanında çalışmaya başlamıştır, ... ile davacının çok fazla aynı kalitede ürün sattığını düşünmüyorum, ayrıca ...'de birisi işten ayrıldığında yerine birinin alınması çok uzun sürüyordu, çıkan kişinin pörtföyü içeridekilere dağıtılıyordu, benim de davacı firma ile buna benzer bir davamız vardır, ... 'in işini yapmaya başladığında da ...'de çalışmaya devam etti çünkü ... sanayide olan ve ...'nın rahatça çalışabileceği bir yerde değildi, ...'in beyaz yakalarına ait çalıştığı ayrı bir yer vardı ancak orası kadınlar için çalışabileceği uygun bir yer değildi, ... da tüm müşteri pörtföyüne ulaşabilirdi ancak ...'ın müşteriler ile olan ilişkisi ve arkadaşlığı çok fazlaydı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan 05/11/2024 havale tarihli raporunda; sözleşmenin “Rekabet Etme Yasağı” hükmü değerlendirildiğinde davalının davacı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiğini ancak sözleşmenin “Rekabet Etme Yasağı” başlıklı hükmünün coğrafi kapsam açısından sınırsız olmasının TBK 444'e aykırılık teşkil edeceğini, buna mukabil TBK 445/2 hükmü gereğince Sayın Mahkemece coğrafi yer yönünden rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2 hükmü dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede kararlaştırılan cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, Hukuki durumun dosya kapsamının delillerin ve davacının taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinden kaynaklanan rekabet yasağına aykırılık sebebiyle cezai şart alacağına hak kazanıp kazanmadığını, cezai şart hükmünün geçerli olup olmadığını, TBK'NIN 420. Maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine uygulanıp uygulanmayacağı, hakkaniyet indirimi yapılıp yapılmayacağı yönünde nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere cezai şart miktarının seçenekte brüt 560.548,08 TL, seçenekte 579.877,32 TL olabileceğini bildirmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, tanık beyanları ve bilirkişi raporu içeriğine göre; davalının davacı şirket bünyesinde 12.11.2018-31/10/2023 tarihleri arasında "İhracat Bölge Satış Yöneticisi" olarak satış biriminde çalıştığı, iş akdinin istifa ile son bulduğu, taraflar arasında feshin haklı olup olmadığına ilişkin bir hukuki uyuşmazlığın olmadığı, davalının iş akdi sona erdikten kısa bir süre sonra Hindistan şirketi olan ... Group'ta çalışmaya başladığının iddia edildiği ve buna ilişkin sosyal paylaşım platformu çıktısının sunulduğu, davalı tarafından bu paylaşımın inkar edilmediği, yine tanık beyanlarından da davalının ... Group bu şirketinde çalıştığının tespit edildiği, ... Group'un Türkiye'de merkez, şube veya acentesinin bulunmadığı, her iki şirketin benzer faaliyette bulundukları ancak Hint şirketi olan ...'nun Türkiye pazarında herhangi bir satışının olmadığı, uyuşmazlığın davacı şirketin ihracat satışları için davalının yurtdışı şirketinde çalışmasının rekabet sözleşmesini ihlal edip etmediğine ilişkin olduğu, rekabet yasağına ilişkin sözleşme maddesinde; "işverenin özel çalışma alanına münhasır" şeklindeki düzenlemenin coğrafi kapsam açısından belirsiz ve sınırsız olmasının TBK 444'e aykırılık teşkil edeceği, bu nedenle TBK 445/2 maddesi gereğince rekabet yasağı sözleşmesinin yer bakımından sınırlandırılması gerektiği, bu durumun hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğu, rekabet yasağı hükmünün aynı ülke sınırları için geçerli olduğunun mahkememizce kabul edildiği, davalının aynı sektörde ülke dışında da çalışamayacağının kabul edilmesinin anayasal güvence olan çalışma hürriyetini engeller nitelikte olduğu, davalının Türkiye'de herhangi bir faaliyeti olmayan Hindistan'da kurulmuş bir şirkette çalışmasının rekabet sözleşmesini ihlal etmediği, davalının İstanbul'da yaşamaya devam ederek uzaktan çalışmasının bu durumu değiştirmeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın reddine,
Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafça yatırılan 9.572,76 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 8.957,36 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça posta / tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 120,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
AAÜT gereğince hesap edilen 88.082,21 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.08/01/2025
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır