T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/211 Esas
KARAR NO : 2024/719
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : 07/03/2023
KARAR TARİHİ : 02/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı şirkete 16/12/2017 tarihli fatura ile 7.200,00-TL bedel ile ürün sattığını, davacı tarafından bedelin ödenmediği gerekçesiyle takip başlattığını, ancak 09/11/2018 tarihli iade faturasıyla iade edildiğini, davalı şirketin faturasına konu malzemeleri teslim aldığını, davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, faturaya konu malzemelerin 09/11/2018 tarihli iade faturasıyla imza karşılığında davalı şirkete iade edildiğini belirterek, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile takibe konan 7.200,00-TL bedelli fatura nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, iade faturasının usule uygun olarak düzenlenmediğini, iade faturasının 8 günlük yasal faturaya itiraz süresinden ve malların tesliminden yaklaşık 11 ay sonra düzenlendiğini, davalı aleyhine açılan davanın zamanaşımı ve yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, esasa girilmesi halinde esas yönünden davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası celbedilerek incelendiğinde, davalı/alacaklı tarafından davacı/borçlu aleyhine 8.035,20-TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen raporda özetle,
Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2017, 2021 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulmadığı anlaşılmakla, 2018, 2019, 2020ü 2022, 2023 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşıldığı,
Davacının ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 0,00-TL alacağı olduğu,
Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davalı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2017, 2018, 2019, 2020, 2021, 2022, 2023 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşıldığı,
Davalının ticari defterine göre takip tarihi itibariyle davalının davacıdan 8.035,20-TL alacağı olduğu görüş ve kanaatini bildirmişlerdir.
DELİLLER : Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosya sureti, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı yazı cevabı, Sosyal Güvenlik Genel Müdürlüğü yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davanın konusu İİK 72. maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), Ankara 2013, s. 346).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Diğer bir deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Eldeki somut uyuşmazlık bakımından; davalının davacı aleyhine fatura alacağına dayalı olarak başlattığı icra takibine karşı davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davacının hukuki ilişkiyi inkar etmediği ve ancak bu hukuki ilişki kapsamında takibe konu edilen faturadaki ürünleri davalıya iade ettiğini ve bu nedenle davalıya borçlu olmadığı iddia ettiği görülmekle yukarıda yapılan doktrin ve uygulamaya dair açıklamalar doğrultusunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda davacının da delil olarak dayandığı tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiştir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır ( HMK 222/2 ). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur ( HMK 222/4 ).
Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelendiği, 02/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 2017,2021 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı 2018,2019,2020,2021,2022,2023 yılı ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu, davalının ise 2017-2023 yılları ve bu yıllar arasındaki defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiş olup, dava konusu faturanın 2017 yılı tarihinde düzenlendiği ve davacının bu yıla ait defterlerinin, sahibi lehine delil vasfına haiz olmadığı, yine davalı tarafından bildirilen tanık ..., faturaya konu 5 adet ürünün davacı tarafından iade edildiği, 5 adet ürün için iade faturası düzenlendiği ancak bu faturanın davacı tarafından kaşe ve imzalanmadığı, faturadaki toplam tutarın ne olduğunun bilinmediği hususlarında beyanda bulunmakla, beyanının tarafların iddia ve savunmalarını ispata elverişli olmadığı anlaşılmış olup incelenen tüm dosya kapsamına göre davacının iddialarının ispata muhtaç kaldığı, verilen sürede tanık bildirmediği, davacının yemin deliline de dayanmadığı ve eldeki deliller ile davalıya borçlu olmadığı ve davalının davaya konu icra takibini kötüniyetli olarak başlattığını ispat edemediği sonuç ve kanaati ile davanın tüm talepler yönüyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından reddine,
3-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 179,90-TL harcın mahsubuyla bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-AAÜT gereğince hesap edilen 7.200,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı şirket yetkilisi ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 02/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır