T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/300 Esas
KARAR NO : 2025/827
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ : 30/03/2022
KARAR TARİHİ : 06/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.01.2021 keşide tarihli, 30.04.2021 ve 31.05.2021 tarihli iki adet 25.000,00 TL bedelli bononun müvekkili tarafından davalıya, rulman alımı karşılığında verildiğini, ancak alınan malların tamamı, müvekkilin müşterileri tarafından sahte olduğu gerekçesi ile iade edildiğini, müvekkili ile davalı arasında yapılan görüşmelerde davalı, mallarının ayıplı olduğunu kabul ettiğini bildirdiklerini, Gaziantep'e geldiklerinde bonoları müvekkiline teslim edip ayıplı mallarını teslim alacakları konusunda anlaştıklarını, aradan geçen yaklaşık bir senenin sonunda müvekkilinin senetlerin kendisine teslim edileceğini beklerken bir anda ihtiyati haciz kararı (Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş) ile tüm mallarına haciz konulduğunu fark ettiğini, yapılan itiraz üzerine ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı bulunarak kaldırıldığını, ancak davalının esas takibe geçerek Bakırköy ....İcra Dairesinde icra takibi başlattığını, yapılan kötü niyetli icra takibine karşı Bakırköy ....İcra Hukuk Mahkemesinde ... Esas numaralı dosyası ile gerekli itirazların yapıldığını, 03.06.2022 tarihine duruşma günü verildiğini, ancak takibin durdurulmasına karar verilmediğini, müvekkilin halen tüm mal varlığının hacizli olduğunu, hesaplarına bloke konulduğunu, araçlarının yakalatıldığını, kötü niyetli olarak icra işlemlerine devam edildiğini, ayıplı çıkan mallar için müvekkili tarafından iade faturası düzenlendiğini ve malların kargo ile davalıya gönderildiğini, davalının daha evvelden benzeri faaliyetleri yine yaptığını, daha sonra yeni şirket kurarak eski şirketin müşterilerini mağdur ettiğini, mevcut şirketini de kapatma aşamasında olup yeni şirket kurduğunu haricen yaptıkları araştırmalarla öğrendiklerini, icra veznesine yatırılacak ödemenin, davada muhtemel haklı çıkmaları durumunda geri alınmasının imkansız olacağını, bu nedenle uygun görülecek teminat karşılığında icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya verilmesinin engellenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davanın kabulü ile müvekkilinin, ayıplı mallara yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye binaen davacı şirket tarafından müvekkilimize 08.01.2021 tarihinde 2 adet senet verilmiştir. İşbu senetlerin vade tarihleri 30.04.2021 ve 31.05.2021 olup, vade tarihlerinde ödeme yapılmamıştır. Akabinde müvekkilimizce senetlerin kabul edilmesine ve üzerinden 1 yıldan fazla süre geçmesine rağmen davacı tarafça mesnetsiz şekilde borçlarının olmadığı iddia edilip, menfi tespit davası ikame edilmiştir. İşbu dava hukuka aykırı ve haksız olduğunu, mahkemenin yetkisizin ve görevsiz olduğunu, davanın esasa girilmeksizin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Bakırköy ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacı tarafından icra takibine dayanak senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.
Mahkememizden verilen 30/09/2022 tarih ve ...Esas ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 16/03/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla bozulmakla, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Bakırköy ....İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 50.000,00-TL asıl alacak ile asıl alacağa işlemiş toplam 7.613,45-TL faiz ile birlikte toplam 57.613,45-TL'nin tahsili için icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ... ve ...'den oluşan bilirkişi heyetinin Gaziantep .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyası ile alınan 12/12/2024 tarihli raporunda; "Dava dosyasındaki duruma göre yapılan incelemede davacı ve davalı firmalardan gelen kayıt ve belgelere göre bir durum tespiti yapıldığını, tüm belgeler incelendiğinde yasal olarak usul yönünde bir problem olmadığını ancak tarafların ticari malların kalitesinin evsafı konusunda anlaşmazlık yaşadıkları ayıplı mal olup olmadığı ana temalı olup bundan dolayı borç-alacak ilişkisi anlaşmazlıkları bulunduğunun anlaşıldığını, bu durumun gerek davacının işyerinde yerinde yapılan incelemelerden gerekse davalının telefonda beyan ettiği ifadelerinden (karşılaştırma amaçlı belge isteme sırasında)yapılan görüşme kapsamında böyle bir durum ortaya çıktığını, sonuç olarak; dosyada bulunan, davacı ve davalının itiraz ve savunmaları dahil dosyadaki tüm delil ve evraklar incelenerek mahkememizin talep etmiş olduğu “ayıplı mallarla ilgili inceleme yapılmasının istenilmesine” hususunda, ürünlerin ayıplı mal olmadığı kanaatine varıldığını, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 219 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun ilgili usul ve esaslarına karşı bir durum sözkonusu olmadığını, mevzuata uygun bi durumun sözkonusu olduğunu." beyan ederek görüş ve kanaat bildirmiştir. Mahkememizin 11/02/2025 tarihli bilirkişi görevlendirme ve teslim tutanağı ile heyet ek rapor tanzimi için görevlendirilmiş ise de 13/12/2024 tarihli rapora yapılan itirazların incelendiğini, davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği testlerin yüksek maliyetli olmaları nedeni ile bilirkişi marifetiyle tarafınca testlerin maliyetinin yüklenmesi şansının bulunmadığını, bu testlerin ... Üniversitesi laboratuvarında yada bu test cihazlarının bulunduğu diğer üniversite ve akredite muayene kuruluşlarında yaptırılabileceğini beyan etmiştir.
Mahkememizin 27/06/2025 tarihli ara kararı ile; dosyanın bilirkişi Prof. Dr. ....'a tevdine bilirkişi incelemesinin 18/07/2025 günü saat 11:00'da ... Mah. ... Cad. No: 2/57 ... Kimya Metalurji Fakültesi .... Sarıyer/İSTANBUL adresinde icrasına karar verildiği, ara kararın taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği, ancak Bilirkişi .. tarafından tutulan 18/07/2025 tarihli tutanak ile de kayıt altına alındığı üzere belirtilen tarih ve saatte ... Kimya Metalurji Fakültesi'nde icra edilecek incelemeye davalı vekili Av. ... dışında gelen olmadığı, bilirkişiye herhangi bir numune getirilmediği anlaşılmıştır.
Gaziantep ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat sayılı dosyasının 13/09/2023 tarihli 1 nolu celsesinde;
Tanık ...: "Ben davacı şirketten rulman alırım. Davalı şirketi bilmem. Yine davacıdan .. marka rulman aldım. Bu rulmanın numarası ... idi. Bu malzemeyi makinamda kullandığımda makinam çalışmadı. Malın arızalı olması sebebiyle aldığım malzemeyi tekrar davacı şirkete iade ettim. Davacı şirkette bana ... marka malzeme verdiler. Bu dediğim olay 2020 yılında 9. Ay içerisinde gerçekleşti. Davacı tarafça tarafıma verilen ... marka malzeme sorunsuz bir şekilde halen çalışmaktadır. Tanıklık ücreti talebi yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ...: "Ben davacıyı kendisinde makine parçası almam sebebiyle tanırım. Geri dönüşüm işi yaparım. Bu iş sebebiyle kendisinden rulman aldım. Bu malzemeyi takiben 2 sene kadar önce almıştım. Bu malzemeyi makinenin kullandığımda 1 veya 1,5 sene kadar sorunsuz kullanmak gerekmekteydi. Makinenin bakımını yaptıktan sonra en fazla 1,5 gün kullanabildim. Sorun için davacıya başvurdum. Davacı ise bu malzemeyi temin ettiği şirkete gönderdi. Şirket kendisi yaptığı test sonuçlarında malzemenin sorunsuz olduğunu bildirmiş. Ancak davacı da bende esasen 1,5 sene sorunsuz kullanılması gereken malzemenin 1,5 günde sorunlar çıkardığını, makineye uyum sağlayamadığını gözlerimizle gördük. Bunun üzerine davacı ile birlikte rulmanın sahte olduğunu anladık. Başka bir firmadan rulman tedarik etmek zorunda kaldım. Tedarik ettiğim malzeme hiçbir sorun vermedi. Yaklaşık 1,5 sene kadar bu malzemeyi kullandım. Bilgim ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasının 01/07/2024 1 nolu celsesinde davalı tanığı ...; "Davalı şirkette 10 yıldan fazla satış pazarlama bölümünde satış departmanı olarak çalıştım. Bütün Anadolu'yu geziyordum. Davacı şirkete, davalı şirket adına pazarlama ve satış yaptım. Ne şahsım, ne de başka bir şirket adına satış yapmışlığım vardır. Otomotiv parçaları (rulman vb.) parçaları üzerine pazarlama yaptım. Davacı şirketi 15-20 yıldır tanırım. Çünkü sürekli mal sattık. Davacı son zamanlarda ödeme yapmamaya başladı. Davalıya karşı zor durumda kaldığım için davacı adına kesilen faturaları işleme koymalarını söyledim. Bunun üzerine davacı iade faturası kesmeye başladı ve içinde ne olduğu belli olmayan 4 paket mal bize iade edilmek istendi. Ancak bizi depocumuz bunu kabul etmedi. Aslında iade faturalarına göre teslim edilmesi gereken mal 13-14 paket olması gerekirdi. Bu bile faturaların ve iadenin gerçeği yansıtmadığını gösterir. Yoksa bize gönderilen malların ayıplı olduğuna dair bildirim yapılmadı. İade faturası kesilerek ve 4 paket mal iade edilmek istenerek malların ayıplı olduğu iddiasında bulunulmadı. Bizim hiçbir zaman geri dönüşü yapılan malımız olmamıştır. Senede belki 1 defa böyle bir şeyle karşılaşmışlığımız vardır. O da malın ayıplı olması sebebiyle değil yanlış mal gönderilmesi sebebiyle gerçekleşmiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 25/03/2024 tarihli 4 nolu celsesinde davalı tanığı ...: "Ben ... şirketinde 2020 yılından bu yana kargo alım ve gönderim işini yapmaktayım, dava konusu olan rulmanların davacı şirkete gönderildiği biliyorum, davalı rulmanları Romanyadan ithal edip satmaktadır, ... marka rulmanın Türkiye distribitörüdür davacıya gönderilen rulmanlar ayıplı değildi, sıfır ürün gönderildi, davacı şirket ile devamlı ticaret halindeydi, dava konusu rulmanların ödemesi yapılmadığı için sonrasında tekrar taraflar arasında bir alışveriş olmadı, bildiğim kadarıyla rulmanların ayıplı çıktığı iddiası ile davacı şirketin davalıya bir geri dönüş yapmadı, davalının bazen vadeli çalıştığı firmalar olmaktadır, davacı firmada bunlardan biridir, rulmanlar verildikten 2-3 ay sonra davacıdan senet alındığını ben davalı firma sahibinden duymuştum, rulmanlardan ayıplı çıktığı iddiası ile iade gelmiş olduğu çok nadirdir, binde bir olmaktadır, 2021 yılında herhangi bir ayıp iddiası ile rulman iadesi olmamıştır davacı firma iade olarak 4 koli rulmanı geri göndermişti ben zaten o zaman olaydan haberdar olmuştum fakat o 4 koliyi biz teslim almadık geri gönderdik, toplamda 13-14 koli rulman olmasıgerekmekteydi, toplam 419 kg rulman gönderdik davacı 200 kg kısmını iade göndermişti ben iade gelen kolileri görünce davalı şirketi aradım bana aralarında dava olduğunu kolileri almamamı geri göndermemi söylediler davacı şirket gönderdiği 200 kg lık kısmın değil 419 kg lık kısmın tamamına iade faturası kesmişti, iade faturası kesildiği tarih hatırladığım kadarıyla 2022 yılıdır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları içeriğine göre;
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).
Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
Somut olayda; Taraflar arasında rulman satışına ilişkin ticari ilişkinin bulunduğu, bu kapsamda davacı şirket tarafından davalıdan rulman satın alındığı ve rulmanların tesliminin yapıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafından satıma ilişkin olarak davalıya iki adet bononun verildiği, davaya konu rulmanların ayıplı olduğundan bahisle borçlu olunmadığının tespiti talebiyle işbu davanın açılmış ise de; ayıp iddiasında bulunduğu rulmanların ayıplı olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, aynı ticari ilişkiye istinaden verildiği anlaşılan davanın konusu olan senetlerle ilgili borçlu olmadığının tespiti talepleri yönünden davanın reddi ile icra takibi teminat karşılığında durdurulduğundan İİK 72/4 uyarınca tazminata hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK 72/4 md gereğince 14.505,60 TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Alınması gerekli 615,40-TL harcın davacı tarafça yatırılan 1.222,34-TL harçtan mahsubuyla bakiye 606,94-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/10/2025 12:06:27
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır