T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/322 Esas
KARAR NO : 2024/651
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/01/2022
KARAR TARİHİ : 10/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Bursa İlinde oto alım satım işi yaptığını, Huzurdaki dava dışı ... marka 2015 model .... plakalı aracı satın almış sonrasında aracın ayıplı çıktığından bahisle (km düşürüldüğü iddiası) müvekkil aleyhine Konya .... Tüketici Mahkemesi'nin .... Esas ... Karar sayılı dosyası ile dava açtığını, Dava neticesinde müvekkilinin her ne kadar kusursuz olsa da ilgili mevzuat gereğince söz konusu bedelin ödenmesine karar verildiğini, Söz konusu aracı müvekkil şirket davalı ..... 'dan 07/05/2019 tarihinde satın aldığını, Aracı satın alırken de ekte sunduğu ... Oto Ekspertiz tarafından yapılan ekspertiz raporunu aldığını, Bu rapora göre 03/05/2019 tarihinde aracın km'sinin 86.502 olduğu açıkça görüldüğünü, Müvekkilinin şirkette aracı bu hali ile alarak galerisine çektiğini ve satış için beklettiğini, Daha sonra dava dışı .... araca talip olarak aracı noter sözleşmesinde de belirtildiği şekilde 87.000 km de iken aldığını, Aslında aradaki km farkı yuvarlanarak hesaplandığını, Aracın 86.502 km iken İstanbul'da ekspertize sokulduğunu daha sonra araç 200 km daha yaparak Bursa iline getirildiğini, noterde davacıya satış yapılırken de 250 km yuvarlanarak 87.000 km olarak yazıldığını, Yani yukarıda detaylıca anlatıldığı şekilde km düşürülmesi iddiası iile müvekkilin hiçbir şekilde sorumluluğu olmadığını, Zira aracı aldığı KM'nin belli olduğunu, Aracın muayeneye girdiği tarihteki KM sinin belli olduğunu, Aracı davacıya satarken ve ''sahibinden'' İnternet sitesine aracın KM si olarak yazdığı tarihin belli olduğunu, Konya ... Tüketici Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasının içerisinde tüm bilgi ve belgeler mevcut olduğunu, Konya .... Tüketici Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasından verilen karar neticesinde müvekkil tarafından Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyasında 36.855,28 TL yatırıldığını, Müvekkilinin kusurlu olmamasına rağmen bu bedeli yatırmak zorunda kaldığını, Zira Konya .... Tüketici Mahkemesi'nce gerekçede müvekkilinin kusurlu olmasa da ilgili mevzuat gereği söz konusu bedelin ödenmesine karar verdiğini, Akabinde müvekkilinin .... 'e ödemiş olduğu bedelin rücusu için davalı .... 'ya karşı Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, Ancak davalı haksız olarak söz konusu takibe itiraz ettiğini, Tarafınca zorunlu olarak ara buluculuk başvurusu yapılarak huzurdaki davanın ikame edildiğini, Davalının takibe itirazında haksız olup, takibin devamı bakımından davalı itirazının iptalini sağlamak için mahkemenize başvurmak zorunluluğu doğduğunu, bu nedenlerle Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin aracı 06/05/2019 tarihinde satın almış akabinde 24 saat geçmeden 07/05/2019 tarihinde davacı yana sattığını, müvekkilinin huzurdaki davanın tarafı olamayacağından davanın müvekkilince yöneltilmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, huzurdaki davada müvekkilinin davalı sıfatına haiz olmayıp pasif husumet yokluğundan davanın öncelikle usulden reddine, davanın asıl yöneltilmesi gereken müvekkilinin aracı satın almış olduğu ... ile eksper raporunu hazırlayan ... olduğundan hmk 61. maddesi uyarınca davanın ilgililere ihbar edilmesine, -haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın esastan reddine, kötü niyetli olan davacı/alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan .... Bağımsız Araç Ekspertiz Hizmetleri .... Şubesi vekili cevap dilekçesinde özetle; 03.05.2019 Tarihinde müvekkil ekspertiz firması ... Plakalı 2015 model ... model araca ekspertiz hizmeti verildiğini, Dava konusu edilen aracın gösterge ekranında yazılı olan 86. 502olan km durumu yazıldığını, Aracın ekranında taraflar nezninde hep birlikte görülen km rapora işlendiğini, Umran araç ekspertiz merkezlerinde bakılan araçların teslimi imzalanan iş formu ve ekspertiz raporlarında alıcıya ve satıcıya yazılı olarak kilometre orijinalliği ve kilometre kontrolü yapılmadığı yazılı olarak beyan edilmekte olduğunu ve edildiğini, Taraflara bildirerek, ve tarafların onayını alarak vermediği bir hizmetten dolayı hukuken ve hakkaniyet gereği sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir.
DELİLLER : Büyükçekmece ..... İcra Dairesi’nin .... esas sayılı dosyası, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının, rücuya dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Büyükçekmece .... İcra Dairesi’nin .... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 36.855,28 TL asıl alacak, 930,60 TL rücu bedeli olmak üzere toplam 37.785,88 TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 18/12/2023 tarihli raporunda; Dava konusu .... plaka sayılı, BMW 320İ ... markaltip, 2015 model, .... şasi nolu aracın dava konusu satış tarihinin “07/05/2019” olduğu, satış tarihindeki okunur km değerinin 86502 olduğu, Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Diş dosyası kapsamında, 17/10/2019 tarihli Bilirkişi Raporundaki tespitler dikkate alındığında dava konusu aracın satış tarihindeki km değerinin ... olması gerektiği, dava konusu aracın kilometresinin düşürülmüş olduğu ve bu hususun gizli ayıp niteliğinde olduğu, aracın kilometresinin düşürülme işlemin 1 gün içinde yapılabileceği, Bir(1) gün içinde yapılmasının mümkün olabileceği, dosya kapsamındaki bilgi-belgelere göre km düşümünün ne zaman yapıldığının anlaşılamadığı, dava konusu aracın “07/05/2019” satış tarihine kadar, .... araç muayene kayıtlarından km değerlerinde tutarsızlık-km düşüklüğü bulunmadığı, davacının dava konusu aracın sahipliğindeki sürenin, iki satış tarihi arasında 120 gün olduğu, yine iki satış tarihi arasındaki km değeri artışının (87266 — 86502-) 764 olduğu ve bu değerlere göre ortalama günlük (764 / 120 -) 6,37 km yol aldığı hesaplanmış olup, dava konusu... Marka/tip, 2015 model araç için hesaplanan km'nin makul değerlerde olduğu, davacı şirketin “....com” ilanında aracın km değerinin “84000” olarak alış km değerinden 2.502 km daha düşük gösterilmiş olduğu, bunun nedeninin anlaşılamadığı, davacı şirketin aracı satarken Noter Satışında aracın km değeri “87000” olarak görünür km değerinden 266 düşük gösterilmiş olduğu bunun nedenin de anlaşılamadığı, davalının dava konusu aracın sahipliğindeki sürenin 1 (bir) gün olduğu, yine iki satış tarihi arasındaki km değerinin değişmemiş olduğunun anlaşıldığı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Bilirkişi 24/04/2024 tarihli raporunda; Konya .... SHM'nin ..... D.İş. sayılı Bilirkişi Raporunda; 11.10.2019 tarihinde aracın okunan km değeri “89530” olduğu, aracın beynindeki km. sinin 129.900 km. de olduğu görülmüştür!tespit edilmiştir. Söz konusu tespit ve 07.05.2019 satış tarihinde aracın okunan km değerinin “86502” olduğu dikkate alındığında, okunan değerler arasındaki fark (89530-86502<) 3028 olup, aracın beynindeki km si olan 129.900 değerinden inde 126872 elde edilirki bunun da Bilirkişi Raporundaki tespitlere göre aracın satıştaki olması gereken km değeri olduğu, Ek rapor tanzimi sırasında davacı vekili ve İhbar Olunan Umran Bağımsız Araç Ekspertiz Hizmetleri Autopia ( ... Otomotiv İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ) vekili trafından verilen dilekçe eklerinde; 03/05/2019 tarih ve ... Belge Nolu ... - Ekspertiz Raporu bulunmakta olup, bu ekspertiz raporunda; Aracın KM'si 86.502, Araç Tanımlayıcı Rapor (... ) Kilometre sayacı (Odometer) kısmında; mil değeri Mil: 53752 miles (86.505,45 km olarak hesaplanan) belirtildiği, Tarafların sorumlulukları ve bilgilendirme kısmında; "Servislerimizde Kilometre orijinalliği kontrolü, hasar sorgusu yapılmamaktadır." Şeklinde belirtildiği, alıcı / satıcı beyan kısımlarında; alıcı bölümünde "..." yazılı ve adına atılı imza bulunduğu, satıcı bölümlerinde isim bulunmadığı, boş bırakılmış olduğunun tespit edildiği, kök rapordaki tespitleri değiştirecek nitelikte yeni bir bilgi-belgenin dosyaya eklenmediği, Kök Rapordaki teknik tespitlerin aynen geçerli olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Dava, Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen, satış sözleşmesinde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Davacı şirket ve davalı 6102 sayılı TTK 16. Maddesi uyarınca tacirdirler.
Davacı tacir olup aracıda ticari amaçla aldığından 6102 sayılı TTK 19/2 hükmü uyarınca taraflar arasında uyuşmazlığın ticari nitelikte satım sözleşmesi olduğu sabittir.
Uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1-c hükmü de uygulanacaktır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun. 207 ve devamı maddelerinde satım sözleşmesine dair hükümler düzenlenmiştir.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır. Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.
" Alıcının bildiği ayıplar" başlıklı 222. Maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmadığı, yine satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK 223.maddesinde ise "Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse,bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir.
"Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesinde;
Ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı, satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hükümlerin geçerli olduğu düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. Maddesi incelendiğinde;
Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. "Düzenlemesi mevcuttur.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Adı geçen Kanun’un 219. maddesinde, “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
Aynı Kanun’un 227. maddesi gereğince alıcı, ayıbı ihbar etmek suretiyle satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere, satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme haklarına sahiptir.
Somut olayda, davacı şirketin oto alım satım işi yaptığı, davaya konu aracı 07/05/2019 tarihinde davalıdan satış sözleşmesi ile aldığı ve aracı 04.09.2019 tarihinde Bursa .... Noterliğinin .... yevmiye nolu araç satım sözleşmesi ile dava dışı .... 'e sattığı, aracın bu satıştan kısa bir süre sonra arıza vermesi sebebiyle götürülen serviste aracın kilometresinin düşürüldüğünün ortaya çıkması üzerine, Konya ...Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değ.İş dosyası ile tespit yapıldığı ve buna göre aracın kilometresinin 40400 km düşürüldüğünün tespit edildiği, .... 'ün davacıdan satın aldığı aracın kilometresinin oynandığı ve düşürüldüğü iddiasıyla Konya ..... Tüketici Mahkemesinde açtığı davada, Mahkemenin, 24.12.2020 tarih E:... K: ... sayılı ilamı ile açılan dava kabul edilerek ...'e 23.500,00-TL ödenmesine karar verildiği, kararın Konya .... İcra Müdürlüğünün .... Esas dosyası ile icra takibine konulduğu ve davacının icra dosyasına 36.855,28-TL ödeme yaptığı ve davacı tarafça yapılan bu ödemenin dosyamız davalısından talep edildiği, davalının, gizli ayıplı araç satışı ve ayıba karşı tekeffül borcu nedeniyle, davacıya karşı, ayıpların varlığını bilmese dahi sorumlu olduğu, tüm dosya kapsamından davacının rücu talebinde haklı olduğu kanaatine varılarak, davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dava ve delil dilekçesinde delil bulunmadığı dikkate alınarak açılan davanın kısmen kabulü ile, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında yapılan takipte davalı tarafından yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptaline, takibin aynen bu miktar üzerinden devamına, alacağın likit olduğu anlaşıldığından davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile 36.855,28-TL asıl alacak yönünden davalının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin bu miktar yönünden aynı şartlar altında devamına,
2-İşlemiş faize ilişkin talebin reddine,
3-Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 7.371,05-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli 2.517,58 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 645,29 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.872,29TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 645,29 TL peşin harç olmak üzere toplam 725,99 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 3.353,75 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 3.271,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacının diğer davalı yönünden yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 930,60 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
10-Arabuluculuk ücreti olan 680,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
11-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
12-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin, davalı vekilinin ve ihbar olunan ...nun yüzünde diğer tarafların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır