T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/334 Esas
KARAR NO : 2025/650
Bakırköy ..... İcra Dairesi : ... Esas
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/01/2017
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2025
Mahkememizin ... Esas, ... Karar 01/10/2019 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... Esas, ... Karar 02/03/2023 tarihli ilamı ile Mahkememiz kararının kaldırıldığı, dosyanın yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görülmekle davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 18/09/2010 tarihli son olarak 14/12/2015 tarihli bayilik sözleşmesi ile müvekkili şirketin bayisi olduğunu, davalı ... Petrol'ün her ne olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 100.000,00 TL'sinin teminatını teşkil etmek üzere tapuda diğer davalı hem şirket yöneticisi olan ... adına kayıtlı Çanakkale İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... Mevkii, 76 Parselde kayıtlı bahçeli kerpiç ev nitelikli taşınmazın tamamı üzerinde 07/09/2010 tarih-... yevmiye numarası ile 1.dereceden 100.000,00 TL'lik ipotek vererek müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketten satın almış olduğu akaryakıt ürünleri ile sözleşmeye dayalı diğer alacak bedellerini ödememesi nedeni ile Bakırköy ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, davalıların dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptalini, takibin devamını, davalı şirketin %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ... Petrol Ürünleri Nak. Tur. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti. Ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirket ile aralarında bayilik sözleşmesi sonucu çalışmaya başladığını ancak davacı tarafça sözleşmede belirtilen edimler yerine getirilmediğini ve aksak çalışmalar olduğunu, davacı tarafça sözleşmede yapılması taahhüt edilen taahhütler yerine getirilmediğini, belirli miktarda alımlardan sonra hibe olarak vermeyi taahhüt ettiği akaryakıt miktarı da verilmediğini, müvekkili tarafından akaryakıt alımı için gidildiğinde hazır nakit parası olduğu halde davacıdan hazır edilmemesi nedeni ile akaryakıt alamadığını ve ciddi anlamda mağdur olduğunu, müvekkilinin davacıdan aldığı tüm mallarının bedelini ödediğini, herhangi bir borcunun olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... adına usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı ve duruşmalara katılmadığı görülmüştür.
Dava, davacı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalılar aleyhinde 100.000,00 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren sözleşmesel faizi ile birlikte tahsili için ipotek senedine dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... Esas,...Karar 02/03/2023 tarihli ilamında; "..... alacağın dayanağı olan faturaların dosyaya ibrazı sağlanmadığı gibi alacağın dayanağı açıklığa kavuşturulmamıştır. Bunun dışında davacı tarafından asgari mal alım taahhütnamesinde belirtilen şartların yerine getirilmediği ileri sürülmesine rağmen dosyada bahsi geçen taahhütnameye rastlanmamıştır. Bilirkişiler tarafından 477.451,49-TL bedelli 2 adet cezai şart faturasının sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği belirtilmesine rağmen bu faturaların haklılığı yönünden herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Her ne kadar taraflar arasında delil sözleşmesi bulunmakta ise de HMK m.193/2 hükmü gözetildiğinde, davacının ticari defterlerinde yer alan kayıtların davalı tarafından mutlak olarak benimsendiği şeklinde sonuca varılması mümkün olmayıp, davalının davacının kayıtlarına ters düşen iddiaların ispatına dair delil ikamesi mümkündür. Bu durumda bahsi geçen taahhütnamenin dosyaya ibrazı sağlanarak, davacının alım taahhüdünde bulunup bulunmadığının, bulunması halinde taahhütte bulunulan ve alım yapılan ürün miktarının, buna göre eksik alım nedeniyle cezai şart talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşması halinde miktarı üzerinde durulup, yine davacının 2015 yılı öncesi faturalardan kaynaklandığı belirtilen alacakları da belirlendikten sonra karar verilmesi gerekirken sözleşmede davacının defterlerinin delil niteliğinde kabul edildiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığını" belirtmiştir.
İstinaf ilamı doğrultusunda davacı vekiline alacağın dayanağı olan faturalarla birlikte asgari alım miktarını gösteren taahhütnameyi sunmak üzere ihtarlı kesin süre verildiği, ihtarlı kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından 23/06/2023 tarihinde asgari alım taahhütnamesi ve faturaları sunduğu görülmüştür.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83. ilâ 85. ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Genel Muhasebe ve kimya (akaryakıt) bilirkişisi vasıtası tarafından alınan 08.07.2024 havale tarihli raporunda; talimat yoluyla incelenen davalı şirket defterlerinin delil niteliğine haiz olmadığının talimat kapsamında alınan bilirkişi raporunda belirtildiğini, keza söz konusu rapor içeriğinde davalı şirket defterlerinde davalı adına düzenlenen faturalar ve davalının bu faturalar karşılığında yapmış olduğu ödemelerle ilgili bir tespit yapılamadığının anlaşıldığını, davacı şirketin ticari defterleri ise 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2016 yılına ait olanlarının usulüne uygun kayıtlarının yapıldığı görülmekle beraber, 2015 yılı defterlerinde usulün uygun kayıt yapılmadığının görüldüğünü, şöyle ki 1201.3.5.2.B15 kodu ile davalı cari hesabının takip edildiğini, bu cari hesapta 2015 yılı için kapanış kaydı yapılmadığı görüldüğünü, keza 19.9.2015 tarihinde yapılan son kayıttan sonra hesap bakiyesi 520.911,41 TL olduğunu, bu bakiyenin 2016 yılına 1.11.2016 tarihinde yapılan kayıt ile devir edildiğinin görüldüğünü, halihazırda davacı defterine göre davacı davalı şirketten 520.557,68 TL tutarında alacaklı görüldüğünü, bahse konu alacağın 358.708,48 TL'sı 1928 nolu 3.8.2015 tarihli faturaya ve 118.743,01 TL'sı da 1943 nolu 19.09.2015 tarihli cezai şart bedeli içerikli fatura alacağı olduğunu, istinaf kaldırma ilamında özetle; alacağın dayanağı olan faturaların dosyaya ibrazı sağlanmadığı gibi alacağın dayanağı açıklığa kavuşturulmadığının, davacı tarafından asgari mal alım taahhütnamesinde belirtilen şartların yerine getirilmediği ileri sürülmesine rağmen dosyada bahsi geçen taahhütnameye rastlanmadığının, 477.451,49TL bedelli 2 adet cezai şart faturasının sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği belirtilmesine rağmen bu faturaların haklılığı yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığının, bahsi geçen taahhütnamenin dosyaya ibrazı sağlanarak, davacının alım taahhüdünde bulunup bulunmadığının, bulunması halinde taahhütte bulunulan ve alım yapılan ürün miktarının, buna göre eksik alım nedeniyle cezai şart talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı, oluşması halinde miktarı üzerinde durulup, yine davacının 2015 yılı öncesi faturalardan kaynaklandığının belirlenmesi gerektiğinin ifade edildiğini, istinaf bozma ilamına müteakip davacı vekilince sunulan "Asgari Mal Alım Taahhütnamesi ve Cezai Şart" başlıklı belgenin 14.12.2015 tarihli olduğu, cezai şart bedeline ilişkin faturaların ise, 03.08.2015 tarih ... nolu KDV dahil 358.708,48 TL ve 19.05.2015 tarih 1943 nolu KDV dahil 118.743,01 TL tutarlı faturalar olduğu, bu iki faturanın da, 14.12.2015 tarihli taahhütnameden önce düzenlenmiş faturalar olduğu, taraflar arasında kurulan sözleşmelerin sırasıyla; 18.09.2010, 14.12.2015 tarihli olduğunu, 14.12.2015 tarihli taahhütnamenin yine aynı tarihli sözleşme tarihinde düzenlenmiş olduğunu, ancak 18.9.2010 tarihli sözleşme anında düzenlenmiş olması gereken taahhütname dosyasına ibraz edilmediğini, hal böyle olunca davacı şirketin 3.08.2015 tarih ... nolu KDV dahil 358.708,48 TL ve 19.05.2015 tarih 1943 nolu KDV dahil 118.743,01 TL tutarlı faturadan kaynaklı cezai şart alacağının varlığından bahsedilebilmesi için dosyasına bu faturalar öncesinde düzenlenen taahhütnamenin ibraz edilmesi gerektiğini, mevcut durumda eğer var ise 18.9.2010 tarihli sözleşme tarihindeki düzenlen taahhütname içerik olarak 14.12.2015 tarihinde düzenlenen taahhütnameden farklı içerikte olabileceğinden, denetim açısından bu eksikliğin giderilmesinde yarar görüldüğünü, bu noktada 14.12.2015 tarihli taahhütname içeriği ile varsa 18.9.2010 tarihli sözleşme tarihinde düzenlenen taahhütname içeriği aynı kabul edildiğinde, düzenlenen iki adet cezai şart faturasında belirtilen USD kurları dikkate alınarak davacının cezai şart bedelleri cezai şart taahhütnamesinde belirtilen miktarlara uyarlandığında, 19.09.2015 tarihli fatura için 438,91 m3, 03.08.2015 tarihli fatura için 1.432,24 m3 olmak üzere toplam 1.871,15 m3 için cezai şart bedeli hesaplandığını ancak beyaz ürün için yıllık alım taahhüdünün 300 m3 olduğuna göre toplam 1.871,15 m3 eksik alım miktarı, bir yılın eksik alımı olmayacağını, ilk sözleşme tarihi 18.9.2010'den - 17.9.2011 sözleşme bitim tarihine kadar olan süre için beyaz ürün alım miktarının yıllık 300 m3'den toplam 1.500 m3 olduğunu oysa fatura edilen miktar 1.871,15 m3 olduğunu, hal böyle olunca 18.9.2010 - 17.9.2015 arasındaki beyaz ürün alım alt limiti 300 m3'den toplam 1.500 m3 alım taahhüdü verilmişken 1.871,15 m3 eksik alıma dair cezai şart faturası düzenlenmiş olması çelişki oluşturduğunu, bu hususun da 18.9.2010 tarihinde varsa düzenlenen taahhütnamenin dosyasına ibraz edilen 14.12.2015 tarihli taahhütnameden farklı düzenlemeler içerdiğini düşündürdüğünü, neticede davacının cezai şart bedeli olarak düzenlediği faturalar yönünden alacağın varlığının İstinaf bozma ilamında belirtilen şekilde denetime elverişli tespit ve değerlendirmesi için; varsa 18.09.2010 tarihli sözleşme esnasında düzenlenen "Asgari Mal Alım Taahhütnamesi ve Cezai Şart" belgesinin, 18.09.2010 tarihli sözleşme tarihinden 17.09.2015 tarihine kadar geçen sürede düzenlenen tüm faturaların ibraz edilmesi gerektiğini, ibraz edilmesi halinde Sayın Mahkemenin ve İstinaf'ın denetimine elverişli bir belirleme yapılabileceğini bildirmişlerdir.
Genel Muhasebe ve kimya (akaryakıt) bilirkişisi vasıtası tarafından alınan 26/02/2025 havale tarihli ek raporunda; davacı vekili 6.8.2024 tarihli dilekçesinde, 18.9.2010 tarihli sözleşme esnasında düzenlenen Asgari Mal Alım Taahhütnamesi ve Cezai Şart belgesinin ve 18.9.2010 tarihli sözleşme tarihinden 17.09.2015 tarihine kadar geçen sürede düzenlenen tüm faturaların dilekçe ekinde sunulduğu ifade ettiğini ancak UYAP sisteminde söz konusu dilekçe ekinde söz konusu taahhütname ve faturaların yer almadığı görüldüğünü, dosya fiziki olarak ta teslim alınmışsa da fiziki olarak da söz konusu taahhütname ve faturaların sunulmadığı görüldüğünü, hal böyle olunca kök raporumuzda belirtilen eksiklik giderilmediğini bu sebeple kök raporumuzda mevcut tespitlerimizi değiştirecek bir husus görülemediğini belirtmişlerdir.
Genel Muhasebe ve kimya (akaryakıt) bilirkişisi vasıtası tarafından alınan 06/05/2025 havale tarihli 2. ek raporunda; dosyaya sunulan taahhütname ve faturalar dikkate alınmak suretiyle, taahhütnamelerde alınması taahhüt edilen ürün sayılarına riayet edilmemesi, altında alım yapılması nedeniyle taahhütnamelerde öngörüllen birim cezai şart bedellerine göre davacının talep edebileceği cezai şart bedelinin 277.224,71 TL olarak hesap ve tespit edildiğini, bu minvalde 100.000,00 TL tutarlı ipoteğin paraya çevrilmesi istemli icra takibine vaki itirazın iptal edilmesine ilişkin takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, istinaf ilamı, bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasında bayilik ilişkisinin bulunduğu, davanın ipoteğin paraya çevrilmesine yönelik başlatılan ve itirazla duran icra takibine karşı itirazın iptali davası olduğu, istinaf kaldırma kararı sonrası alacağa konu faturalarla birlikte asgari alım taahhüdü dosya içine alınarak taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, denetime elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda taahhüdün altında alım yapılması sebebiyle davacının talep edebileceği cezai şart bedelinin 277.224,71 TL olarak hesap ve tespit edildiği, icra takibinin 100.000,00 TL üzerinden başlatıldığı ve alacak miktarının yargılama sonucu belirlendiği anlaşılmakla davanın kabulü ile icra inkar tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın kabulü ile; 100.000,00 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına,
İcra inkar tazminatı talebinin alacak likit bulunmadığından reddine,
Alınması gerekli 6.831,00 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 1.207,75 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 5.623,25 TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 31,40 TL başvurma harcı, 1.207,75 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.239,15TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 23.606,40TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı ... Petrol Ürünleri Nak. Tur. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti. Ve ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı ... Petrol Ürünleri Nak. Tur. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti. tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep halinde davalı ... Petrol Ürünleri Nak. Tur. Tic. Ve Paz. Ltd. Şti.'ne iadesine,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair; kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.09/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır