T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/383 Esas
KARAR NO : 2025/1138
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/04/2023
KARAR TARİHİ : 18/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; Beşiktaş ... Noterliği'nin 26/11/2018 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile davalı ... A.Ş ile .... Reklamcılık Makina Matbaacılık Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi arasında 26/11/2018 tarihinde iş modern ambarlı projesi kapsamında yer alan ve İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesinde Kain, tapuda .... pafta 6 ada 24 parselde kayıtlı, 1. kat 132 nolu bağımsız bölümün (işyeri) KDV hariç vadeli olarak 2.645.190 TL bedel ile satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, eser sözleşmesine bağımlı bir satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye konu bağımsız bölümün fiili teslim tarihinin ise 30/06/2022 olarak belirlendiğini, mezkur sözleşmede yer alan ödeme taahhütnamesinde 30/12/2018 vadesi ile 30/11/2022 vadesi arasında her ay aynı güne denk gelecek şekilde kararlaştırıldığını ve alıcı ... Reklamcılık Makina Matbaacılık Hizmetleri Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından muhatap lehine toplam 48 adet bono tanzim edilerek yine muhataba teslim edildiğini, ayrıca alıcı davacı tarafından 23.11.2018 de 10.000 TL ve 26.11.2018 40.000 TL tarihinde olmak üzere toplam 50.000 TL ödeme yapıldığını, iş bu ödeme ve senetlerin satış esnasında teslimi ile birlikte davacının taşınmazı hukuken teslim almadığı halde sözleşmeden kaynaklı ödeme yükümlülüğünü hukuken yerine getirdiğini, sözleşmede kararlaştırılan fiili teslimat tarihinin geçtiğini, gecikmenin muhattap ... kaynaklı olduğunu, araya giren pandemi koşullarına ve sözleşmenin 3 maddesi ikinci fıkrası ile : " ...mücbir sebeplerin zuhurundan itibaren 12 aydan fazla sürmesi halinde servet bu hali 60 gün içinde alıcıya taahhütlü mektupla veya faksla bildirir. alıcı bu tarihten sonraki taksit ve ödemeleri askıya almak veya devam etmekte muhtardır...." hükmü kararlaştırılmasına rağmen muhatap tarafından alıcı davacıya ulaştırılmış herhangi bir yazılı bildirim olmadığını, sözleşmenin 4 maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesinde :"...ödemeler için senet tanzim edilmiş ise senet bedeli alıcı(servet) tarafından senedin ihbar edildiği bankaya veya katılım bankası ve/veya finans kurumuna vadesinde ödenir..." hükmü, 5/a maddesinde :" alıcı bu sözleşmeden doğmuş ve doğacak bütün borç ve yükümlülüklerinin art arda ikisin veya sözleşme bedelinin %10 dan fazla herhangi bir yada birkaç borcunu vadesinde ödemezse Servet bakiye borcu muaccel kılacağını bir ihbarla Alıcıya bildirir ve temerrüde düşmüş olduğu borçlarını bir hafta içerisinde ödemesini ihbar eder. Bu süre içinde borç Alıcı tarafından ödenmediği takdirde bakiye borç muaccel olur. Servet bu halde sözleşmeyi fesih ile bağımsız bölüm tahsisinden vazgeçmek veya muaccel borcu defaten ödemekle muhtardır..." hükmü kararlaştırılmış olmasına rağmen, muhatap tarafından uhdesinde bulunan senetler ödenmek üzere banka veya kredi kuruluşuna ibrazın yapılmadığını, herhangi bir icra takibi veya ihtarın da müvekkil ... Ltd. Şti'ye ulaşmış olmadığıını, alıcı müvekkili nezdinde sözleşmede kesin vade kararlaştırılmadığından müvekkil nezdinde temerrüt şartlarının oluşmadığını ve davacının ödemeye esas tutarını nakden tutmak zorunda bırakıldığını, davalıya yapılan tapunun devrinin yapılması yönündeki ihtar sonrasında, davalı tarafça olumsuz cevap verildiği gibi senetlerin teslimi konusunda tevdi mahaline belirlenmesine ilişkin başvuru yapılarak sözleşme ediminden kurtulma ve taşınmazı kaçırma gayreti içine girildiğini, müvekkil şirket sözleşmede yazılı bedeli ödemeye hazır olduğunu, Türk Borçlar Kanununun 29. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin, Türk Borçlar Kanununun 237. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türü olduğunu, vaat alacaklısının, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebileceğini, geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmede, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkansız hale getiren her türlü davranıştan kaçınmalarının zorunlu olduğunu, TBK. m. 112 hükmünün; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiğini, borçlunun edimin ifasını kusuruyla imkansız hale getirmesinin TBK. m. 112 anlamında borca aykırı bir davranış olduğunu, borçlunın bu durumda alacaklının uğradığı tüm zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun somut olayda olduğu gibi başlangıçta geçerli olarak kurulan ancak, sonradan hükümsüz hale gelen sözleşmede zararı “Bir sözleşmenin başlangıçta geçerli olarak kurulmasına rağmen daha sonra ortaya çıkan nedenler dolayısı ile imkansız hale gelmesi durumunda, davacı gerçek ve güncel müspet zararını talep edebilmelidir.” şeklinde belirlediğini, benimsenen ilkeye göre; zarar doğurucu eylemin, zarar görenin malvarlığında ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcunun da, o miktarda olması gerektiğini, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.09.2010 gün ve 2010/14-386 esas, 2010/427 karar; 15.12.2010 gün ve 2010/13-618-668 esas, karar ve 05.03.2003 gün ve 2003/19-152 esas, 2003/125 karar sayılı ilamları), borçlunun taahhüdünün genellikle bir akde dayandığından buna akdi tazminat, borçlunun sorumluluğuna da akdi sorumluluk dendiğini, anılan madde ödenmesi gereken tazminat ise alacaklının müspet zararının olduğunu,müspet zarardan borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının malvarlığı ne vaziyette bulunacak idiyse bu vaziyetle malvarlığının hali hazır vaziyeti arasındaki fark anlaşılması gerektiğini, bu şekilde müspet zarar olarak nitelenen dava konusu taşınmazın rayiç değeri olduğunu, dava konusu davalı adına kayıtlı gayrimenkul olan “ ... Projesi kapsamında yer alan ve İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesinde kain, tapuda ... Pafta, 6 Ada 24 Parselde kayıtlı, 1. Kat 132 nolu Bağımsız Bölümün (işyeri)” taşınmaza ilişkin tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi işlenmesini, talep yerinde görülmez ise “davalıdır” şerhinin işlenmesini, taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile davacıı adına tesciline, tapu iptal ve tescil talepleri yerinde görülmez ise fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla dava konusu gayrimenkulün rayiç bedelinin (müspet zararımızın) işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline (dava değerine esas olmak üzere HMK 107 gereği şimdilik 1.000,TL’nin ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar adına yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının harcının eksik yatırıldığını, eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceğini, davalı şirket ile davacı ... arasında 26.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi akdedildiğini, davacının daha evvel davalı şirkete gönderdiği Beşiktaş .... Noterliği’nin 20.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden cayma hakkını kullandığını ve yatırdığı 50.000 TL’nin tarafına iadesini talep ettiğini, akabinde müvekkil şirket Beyoğlu .... Noterliği’nin 27.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevap verdiğini ve sözleşmeden cayma hakkına dair süreyi geçirmiş olduğunu ancak haksız ve tek taraflı fesih iradesi doğrultusunda, sözleşme gereği tazminat ve cayma akçesi bedelini müvekkile ödemesi gerektiğini bildirdiğini, ... ile davalı şirket sözleşmenin feshi konusunda mutabık kaldığını, davacı tarafından İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile cayma hakkını kullandığının tespiti ve sözleşme kapsamında ödediği 50.000 TL’nin iadesi talepli dava açmış ise de işbu dava: cayma hakkını süresinde kullanmamasın ve tek taraflı haksız fesih yaptığı gerekçesi ile reddedildiğini ve dava konusu edilen tutar yönünden davalının, ...'ın haksız feshi nedeniyle hak ettiği 249.705,93 TL tazminat ve 124.852,96 TL cayma akçesi alacağına karşılık, talep hakkı bulunmadığının hüküm altına alındığını, davacının bu süreç sonrası tekrar müvekkil şirkete gönderdiği Isparta ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 23.02.2023 tarihli ihtarname ile kısaca öncesinde feshettiği sözleşme uyarınca ödeme edimlerini yerine getirmek istediğini belirtmişse de, davalı şirket tarafından işbu ihtarnameye cevap olarak Beşiktaş ... Noterliği'nin 01.03.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taleplerinin mümkün olmadığının, kendileri tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin, bu durumun mahkeme kararı ile de sabit olduğunun, davalının herhangi bir borcu olmadığının, bu sebeplerle de ortada geçerli bir sözleşme olmadığından dolayı geçersiz hale gelen senetlerin kendileri tarafından davalı şirketten teslim alınması gerektiğinin bildirildiğini, takip eden süreçte, davacının gerek cevap dilekçesinde izah ettiğinin aksine 26.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi gereğince tanzim edilen 55 adet senedin teslim alınması gerektiği hususu müşteriye yazılı ve şifahi olarak bildirilmesine rağmen, davacı tarafından teslim alınmaması nedeni ile senetlerin mahkeme kasasına alınmasını talebiyle İstanbul .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyasında davalı şirket tarafından dava açıldığını; Mahkemenin 30.03.2023 tarihli kararı ile davanın kabulüne ve söz konusu 55 senedin tevdi mahalli olarak ilgili mahkeme kasası olan İstanbul Adalet Sarayı ...bank Kasası olarak belirlendiğini, akabinde senetler mahkemeye teslim edildiğini, sözleşmenin feshine ilişkin tarafların mutabık olduğunu, davacının haksız ve tek taraflı fesih yapması nedeniyle ortada devam eden bir sözleşme bulunmadığını, sözleşmeyi haksız fesheden davacının tazminat talep hakkı bulunmadığını, hatta bu nedenle müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı olarak tazminat talep etme hakkı bulunduğunu, sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemiş olan davacının tapu tescil talep etme hakkının bulunmadığını, sözleşmenin 6/b maddesine göre davacının edimlerini yerine getirmediğini, ayrıca sözleşmenin 9. Maddesine göre de alıcının sözleşmeden doğan borç ve yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerektiğinin belirtildiğini, satış bedelinin tam ve zamanında ödenmemiş olmasına ek olarak ...'e yapılması gereken diğer ödemelerin de yapılmadığını, davacının bu bakımlardan asli edimlerini yerine getirmemiş durumda olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava konusu taşınmaza ait tapu ve belediye kayıtları, İstanbul .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyası, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, ticaret sicil kayıtları, Beşiktaş ... Noterliği ’nin 20 Aralık 2018 tarihli ... yevmiye tasdikli ihtarname, Beyoğlu ... Noterliğinin 27 Aralık 2018 tarihli ... yevmiye tasdikli ihtarname, mahkememizce aldırılan 28/12/2023 tarihli bilirkişi raporu, 07/02/2025 tarihli bilirkişi ek raporu, 01/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davanın Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah., ... Pafta, 6 Ada, 24 Parselde bulunan 1. Kat 132 nolu bağımsız bölüme ait tapunun iptal edilerek davacı adına tescili olmadığı taktirde bedelinin isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememiz üye hakimi ... uhdesinde iken, mahkememizin 05/05/2024 tarihli celsesinde dosyanın miktar itibariyle heyete tevdiine karar verilmesi nedeniyle yargılamaya heyet olarak devam edilmiştir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan mahkememizce aldırılan 01/06/2025 tarihli bilirkişi ek raporları bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesi :
İstanbul İli, ... İlçesi ... Mahallesi 6 ada 24 parsel sayılı 26.120,62 m2 yüzölçümlü ‘’ Yedi Katlı Betonarme Ofis,İşyeri ve Arsası’’ ana taşınmaz nitelikli 1796/400000 arsa paylı 1. Kat 132 nolu dükkan vasıflı taşınmazın ... Ortaklığı A.Ş. adına Kat İrtifakı Tesisi edinme sebebi ile 14/08/2020 tarih ... yevmiye nolu işlem ile kayıt edildiği görülmüştür.
Beşiktaş .... Noterliğinin 26 Kasım 2018 tarihli ... yevmiye numarası ile tasdikli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin incelenmesi :
İş Modern Ambalaj - Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi Lejant belgesinde, sözleşme tarihi : 26.11.2018 Fiili Teslim Tarihi : 30.06.2020 Vadeli Satış Bedeli, KDV Hariç : 2.645.190,00 TL, Vadeli Satış Bedeli KDV Dahil : 3.121.324,20 TL, KDV Oranı % 18 : 476.134,20 TL olarak belirtildiği, ek olarak sunulan ödeme taahhütnamesinde ise; ödeme tutarları ve vadelerinin belirtildiği, ... Projesi kapsamında yer alan ve İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesinde Kain, tapuda ... Pafta 6 Ada 24 Parselde Kayıtlı, 1. Kat 132 nolu bağımsız bölümün (İşyeri) taşınmaza ödenecek toplam tutarın KDV hariç 2.645.190,00 TL olduğu konusunda tarafların anlaştığı ve adı geçen sözleşmenin taraflarca imza altına alındığı görülmüştür.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi tarafların taşınmaz satışını şu anda yapmak istemedikleri yahut yapamadıkları ancak ileride taşınmazın satışını gerçekleştirmek istedikleri durumda yaptıkları sözleşmedir. Bu sözleşme kaynağını Türk Borçlar Kanunu'nun 29. maddesinden alır. Bu madde uyarınca Madde 29 - Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir.
Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, ön sözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır. Tapulu gayrimenkullerin satışı Tapu sicil müdürlüğü'nde yapılacağından gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri de tapu sicil müdürlükleri'nde yapılmak zorundadır. Bundan başka kanun koyucu bu tür sözleşmelerin noterler tarafından re sen düzenleme şeklinde yapılabileceğini de öngörmüş ve bu düzenlemeye de noterlik kanunu 60. Maddesinde yer vermiştir. Uygulamada taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin neredeyse tamamı noterlerde yapılmaktadır.
Şekil şartına uyulmadan yapılmış bulunan taşınmaz satış vadi sözleşmeleri (örneğin tarafların kendi aralarında yaptığı adi yazılı sözleşmeler) geçerli olmayıp ihtilaf durumunda herkes aldığına geri vermekle yükümlüdür.Yani taraflardan birisi 100.000 TL ödemiş diğer taraf ise karşılığında A dairesini satmayı vaat etmiş ancak satmayı vaadeden söz konusu daireyi satmaktan vazgeçmiş yahut müteahhit ise İnşaatı bitirememiş her ne şekilde olursa olsun taşınmazı alıcıya geçirmemiş ise bu takdirde ödeme yapan alıcı ancak ödemiş olduğu bedeli isteyebilir. Oysa şekil şartına uyularak yapılmış bulunan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinde Eğer alıcı üzerine düşen edimi yerine getirmiş ise bu takdirde satış vaadi yapılan gayrimenkulün kendi üzerine tescil etmeye zorlayabilir. Ve bu amaçla gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası açabilecektir.
Söz konusu sözleşme noterlikçe yapıldığında ayrıca tapu siciline de kaydettirilebilir. Bu kayıt yapıldıktan sonra taşınmazı satma vaadinde bulunan söz konusu taşınmazın üçüncü kişiye satmış olsa bile üçüncü kişiye karşı dava açılarak tapunun gayrimenkul satış vaadi alacaklısı üzerine kaydedilmesi talep olunabilir. Usulüne uygun olarak yapılmış bulunan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde taşınmazı satın almak isteyen vaat alacaklısı üzerine düşeni yerine getirmiş ise yani belirlenen bedeli taşınmazı satmak isteyen kişiye ödemiş ise taşınmazı satmayı vaat eden kişi taşınmazı tapuda vaat alacaklısının üzerine tescil ettirmekten kaçınırsa bu takdirde Taşınmazı almak isteyen kişi noterlikçe düzenlenen gayrimenkul satış vaadine dayanarak taşınmazın kendi üzerine tescilini talep edebilir. Ayrıca her ne kadar noterlikçe düzenlenmese de taraflarca tüm edimler yerine getirmiş ise örneğin satış konusu daire için gerekli ödemelerin tamamı yapılarak dairenin anahtarı alıcıya verilmiş ise ve alıcı söz konusu daireyi kullanıyorsa artık şekil şartına uygun olmadığına dayanarak satıcının gayrimenkul satış vaadinden cayması Türk Medeni Kanunun ikinci maddesi uyarınca objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan alıcı şekil şartına uygun olmayan taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak gayrimenkulün kendi adına tescilini talep edebilir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, vaadin yerine getirilmesi veya sözleşmenin feshi ile sona ermektedir. Satış vaadi sözleşmesine göre vaad edilen taşınmaz bedelini ödeyerek, vaad eden ise sözleşme konusu taşınmazın mülkiyetini vaad edilene devrederek edimlerini ifa etmiş olurlar.
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçerliliği noterde düzenlenmiş olmasına bağlı olduğundan sözleşmenin feshi de Noterlik Kanunu’nun 81/2’nci maddesine göre noterde yapılacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2013/474, K.2013/1050, T.10.03.2013 sayılı kararında Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhi ile ilgili;
‘’…Bilindiği üzere ve kural olarak; kaynağını 818 sayılı Borçlar Kanunun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri: aynı kanunun 213, TMK.nun 706, Tapu Kanunun 26 ve Noterlik Kanunun 89. maddesi hükümleri uyarınca Noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla, geçerliliği resmi şekil şartına bağlı bulunan tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan bir sözleşme türüdür. Satış vaadi alacaklısı; taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyeti devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde TMK.nun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptal ve tescil davasında, bu borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilecektir.’’ şeklindeki içtihadı ile taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin hukuki niteliğini açıklamıştır.
Davacı tarafça bilirkişi incelemesine esas olmak üzere ticari kayıt ve defterlerin sunulmadığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından yapılan incelemeler neticesinde, davalı şirkete ait dava konusu ticari defterler ve kayıtların 6102 sayılı T.T.K. hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan kök ve ek raporlar ile tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda:
Taraflar arasında akdedilen, Beşiktaş .... Noterliği'nin 26/11/2018 tarih ve ... yevmiye nolu düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile İstanbul ili ... ilçesi ... mahallesinde kain, tapuda ... Pafta 6 Ada 24 Parselde Kayıtlı, 1. kat 132 nolu bağımsız bölümün (işyeri) KDV hariç vadeli olarak 2.645.190,00 TL bedel ile satışı konusunda anlaşmaya varıldığı, ve taşınmazın fiili teslim tarihinin ise 30/06/2022 olarak belirlendiği, davacının işbu taşınmaz için 55 adet vadeli senet verdiği halde davalının işbu taşınmazın teslimini yapmadığından bahisle favalı adına kayıtlı olan taşınmaz için tapu iptali ve tescili talebinde bulunduğu, Gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin noterde düzenleme şeklinde yapıldığının görüldüğü, TBK 237/2.maddesi ve Medeni Kanun 706.maddesi uyarınca geçerli bir satış sözleşmesi olduğu, düzenleme şeklindeki sözleşmenin HMK 204/2 .maddesi uyarınca kesin delil olarak sayılacağı, sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete 50.000,00 TL tutarında nakit ödeme, 2.595.190,00-TL tutarında 55 adet senet verdikleri, senetlerin bedelinin ödenmediği, ayrıca işbu davaya konu gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine göre, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... ESAS sayılı gerekçeli kararı ile ..., müvekkil şirkete gönderdiği Beşiktaş .... Noterliği'nin 20.12.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden cayma hakkını kullandığı, ancak sözleşme uyarınca süresinde yapılmış, geçerli bir caymanın mevcut olmadığı, taşınmaz peşin satış bedelinin KDV dahil 2.497.059,36 TL olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 5/b maddesinde sözleşmenin alıcı tarafından tek taraflı feshi halinde satış bedelinin %10' una karşılık gelen tutarda tazminatı ve %5 tutarında cayma akçesi ödemeyi kararlaştırıldığı, bu durumda davacının 14/12/2018 tarihinde cayma hakkını kullanması halinde 249.705,93 TL tazminat ve 124.852,96 TL cayma akçesi ödemesi gerektiği anlaşıldığından, davacının başlangıçta ödemiş olduğu 50.000,00 TL'yi talep edemeyeceğine karar verildiğinden, taraflar arasındaki sözleşmeye göre süresini geçirdikten sonra cayma hakkını kullandığı, İstanbul .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyası ile 55 adet senet ile ilgili olarak mahkemece İstanbul Adalet Sarayı ... Bankası Kasasının tevdi mahalli olarak belirlendiği, ve senetlerinin bedellerinin de ödenmediği, Davalı şirket tarafından alınan senetlerin sözleşme madde 4’e göre banka ve finans kuruluşuna verilmediği, davacının sözleşmeden doğan edimini davalıya karşı yerine getirdiğini ispat edemediğinden, TBK 97. Maddesi gereğince davalıdan ifa talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin ve bakiye karar harcı olarak alınan 179,90 TL+170.595,10 TL harçtan mahsubu ile hazineye irad kaydına, fazla 170.159,60 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 1.010.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır