T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/453 Esas
KARAR NO: 2023/1104
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/05/2023
KARAR TARİHİ: 30/10/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firma medikal sektöründe; medikal, kimyasal ürünlerin ve bunlardan oluşan diğer ürünlerin yapımı, ihracı, ithali ve her türlü ticareti faaliyetleri ile iştigal ettiğini, Davalının müvekkili firma ile ticari ilişkisi bulunmakta olup bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak 49.102,96 TL borcu bulunduğunu, Davalının ödemediği borcunun tahsili için Bakırköy ... İcra dairesinde ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak davalı haksız ve yasal dayanağı olmadan borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı vekili 05.11.2021 tarihli borca itiraz dilekçesinde özetle " geçmişte alacaklı şirket ile krem üretimi için iş ilişkisinde bulunmuştur. Müvekkilim için ticari amaçla güneş kremi üretimi yapmışlar, ürettikleri ürünler sorunlu olduğu için kendilerine iade edilmiştir. İade edilen ürünler dışındaki ticari borç bakiyesini ise ödemiş ve ticari ilişkisini sonlandırmıştır.'' şeklinde beyanda bulunmak suretiyle ödeme iddiasında bulunduğunu, bu noktada belirtilmelidir ki; borcun varlığının davalı tarafça kabul edildiği ve ancak bunun ödendiğinin savunulduğu durumlarda, ödeme definin davalı tarafça kanıtlanması usul hukukunun gereği olduğunu, davalı tarafın ödeme iddia ederek ödeme savunması yaptığından ispat yükünün davalıya geçtiğini, işbu nedenle davalının yapmış olduğu ödemeyi kanıtlaması gerektiğini, davalının ödeme iddiasında bulunmuş olması sebebiyle ödemeye yönelik belgelerinin talep edilmesini, davalının bu belgeleri sunamaması durumunda ise icra takibine haksız ve yasal dayanağı olmadan itiraz edilmiş olması sebebiyle davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalının müvekkili şirkete borçlu olduğunun; muhasebe kayıtları, ticari defter ve belgeler, faturalar ve cari hesap dökümü ile de sabit olduğunu, gelinen aşamada davalının yaptığı itirazın iptali için iş bu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu,davalı/borçlu tarafından haksız ve yasal dayanağı olmadan Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, yapılan itiraz kötü niyetle yapılmış ve talep edilmiş olan alacak da likit olduğundan olduğundan davalı borçlunun %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyadan müvekkilim aleyhine yapılan icra takibine yönelik itirazımız üzerine bu davda açıldığını, dava usul ve yasaya aykırı olup, reddine karar verilmesini, dava, takip tarihinden sonra 1 yıllık itirazın iptali davası süresi geçtikten sonra açılmıştır. bu sebeple reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflarınca yetki itirazında bulunulduğunu, yetki sorunu çözülmeden bu davanın açılması da usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin geçmişte alacaklı şirket ile krem üretimi için iş ilişkisinde bulunduğunu, müvekkili için ticari amaçla güneş kremi üretimi yaptıklarını, ürettikleri ürünler sorunlu olduğu için kendilerine iade edildiğini, İade edilen ürünler dışındaki ticari borç bakiyesini ise ödemiş ve ticari ilişkisini sonlandırdığını, müvekkilinin, alacaklıya talep edildiği şekilde borcu olmadığını, faturaya dayalı alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının, önce itirazını kaldırılmasını yoluna gittiğini, sonra bu davayı açtığını, haksız yere müvekkiline karşı sürekli olarak hukuki zorlamalar yaptığını, davanın reddine karar verilmesini, %20 kötüniyet tazminatının davacıya yükletilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekillik ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... esas sayılı dosyası, vergi dairesi yanıtı, Ticaret Sicil Müdürlüğü yanıtı, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Bakırköy .... İcra Dairesi’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 49.102,96 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren %16,75 avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İİK'nun 67/1.madde hükmü uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süre niteliğinde olup taraflarca her aşamada ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen gözetilebilir.
Yasada "itirazın tebliği" ifadesi kullanılmış ise de, bunu mutlak ve katı şekilde anlamamak gerekir. Nitekim Yargıtay benzer durumda "...Davalının itirazı davacı tarafa ayrıca ve açıkça tebliğ edilmemiş olsa dahi, davacının, davalının itirazını öğrenmesi ile birlikte aynı nitelikteki davayı (itirazın iptali) ilk olarak 31.10.2007 tarihinde açtığı ve böylece haberdar olduğu bu takibin iptaline ilişkin iradesini, 31.10.2007 dava yolu ile ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Eldeki davanın ise 12.03.2009 yılında açıldığı gözönüne alındığında, davacının itirazı öğrendiği ve buna dair itirazın iptali davasını açtığı 31.10.2007 tarihten itibaren, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır..." şeklinde içtihatta bulunmuştur. (Yargıtay 3.HD.nin 05/04/2016 gün 2015/5259 E. 2016/5234 K.sayılı kararı).
Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; "Yerleşik uygulamada da bu sebeple ödeme emrine itiraz Tebligat Kanunu’nun düzenlediği şekilde alacaklı veya vekiline tebliğ edilmemişse, sair suretlerle itirazdan haberdar olunduğu ileri sürülse dahi hak düşürücü sürenin başlamayacağı kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarihli, 2013/19-2415 E., 2015/2335 K. sayılı kararı). Ne var ki, bu yönde tebligat kendisine yapılmamış olsa bile alacaklının ödeme emrine itirazın hükümden düşürülmesi için öngörülen kanuni yollara başvurabilir ve bu hâlde salt ödeme emrine itiraz alacaklıya henüz tebliğ edilmediği gerekçesiyle erken dava açıldığından bahsedilemeyeceği açıktır. Alacaklı, bu şekilde itirazın kaldırılması yönünde icra hukuk mahkemesine başvurduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini mahkemeye verdiği dava dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağından, itirazın kaldırılması dilekçesinin verilmesi ödeme emrine itirazın tebliği hükmünde sayılmalı ve hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir. Somut uyuşmazlıkta da davacı alacaklının Mersin ... İcra Dairesinin ... sayılı ilamsız icra dosyası ile başlattığı takip, davalı borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itirazı üzerine durmuştur. Alacaklıya bu itiraz tebliğ edilmemişse de alacaklı 09.11.2009 tarihli dilekçesi ile Mersin .... İcra Hukuk Mahkemesinden (2009/1114 E. sayılı dosya) söz konusu itirazın kaldırılmasını talep etmiş, eldeki itirazın iptali davasını ise 09.09.2011 tarihinde açmıştır. Hâl böyle olunca yukarıda yapılan değerlendirme ve varılan sonuca göre İİK’nın 67. maddesinde öngörülen bir yıllık sürenin itirazın kaldırılması için icra mahkemesinde açılan dava tarihi (09.11.2009) itibariyle işlemeye başladığı ve itirazın iptali davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığının kabulü gerekir." şeklinde içtihatta bulunmuştur. (Yargıtay HGK. 28/02/2019 gün 2018/13-602 E. 2019/218 K.sayılı kararı).
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi; "bu şekilde arabuluculuk başvurusunda bulunduğunda, başka bir anlatımla, ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğunu ve hükümden düşürülmesi gerektiğini arabulucuya verdiği dilekçesiyle bildirdiğinde, tebliğ ile aranan öğrenme ve belgelendirme unsurları aynı anda tümüyle gerçekleşmiş olacağı, hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren işleyeceği kabul edilmelidir. Dolayısıyla bu tarihte davacının icra takibine itiraza muttali olduğunun kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlaması gerektiği yolundaki Yargıtay (kapatılarak Dairemizle birleştirilmesine karar verilen) .... Hukuk Dairesi içtihatları gözetildiğinde itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığının anlaşılmasına göre davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/7345 Esas, 2022/1585 Karar)," şeklindeki gerekçesiyle aynı mahiyetteki davada arabuluculuk görüşmesiyle bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamış olduğu kabul edilmiştir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD. 2022/1760 E. 2022/1817 K.)
İncelenen tüm dosya kapsamından; taraf vekilleri tarafından imzalanan 24/02/2022 tarihli arabuluculuk son tutanağında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu alacak talebine ilişkin uyuşmazlık bakımından yapılan müzakerelerin anlaşmazlıkla sona ermiş olduğunun tespit edilmiş olduğu, davacının bu şekilde arabuluculuk başvurusunda bulunduğunda ödeme emrine itirazın tüm hukuki anlam ve sonuçlarına vakıf olduğu, davanın 05/05/2023 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılmakla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine,
2-Alınması gerekli 269,85 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 593,05 TL harcın mahsubuyla bakiye 323,20TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/10/2023
Katip ...
¸(e-imzalıdır)
Hakim ...
¸(e-imzalıdır)