T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/560 Esas
KARAR NO : 2024/468
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 26/06/2020
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2024
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; müvekkili bankanın dava dışı üçüncü kişi niteliğindeki yabancı şirkete kullandırılan ticari krediye kefil olan davalı ... tarafından, müvekkili bankanın alacağını tahsil amacıyla ikame edilen Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız icra takibi dosyasına yapılan borca ve yetkiye itirazı neticesinde söz konusu takibin durduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız olduğunu beyan ederek davanın kabulüyle Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesiyle vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalının yurt dışı adresine çıkartılan tebligatının usulüne uygun olarak yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
DELİLLER:
Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dava dosyası,
Davalıya yapılan yurtdışı tebligatlara ilişkin evraklar,
Ticari cari hesap kredi sözleşmesi aslı ve tercümesi,
Müteselsil / Müşterek borçlu Kefaletnamesi,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı tarafından yapılan icra takibinde, borçlu davalının hem icra dairesinin yetkisine ve hem de borca itiraz ettiği, anılan dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Görülmekte olan davada da, davalı borçlu tarafından icra dairesinin yetkisizliği iddiası tekrarlanmış, aynı gerekçeye dayalı olarak mahkemenin de yetkisiz olduğu ileri sürülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'Nin...tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla;
"Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece icra dairesi yetkili olmadığından özel dava şartının gerçekleşmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İİK'nun 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK'nun 447/2. maddesi atfıyla aynı Kanunun yetkiye dair hükümleri (HMK m.9-27) kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir.
HMK 19/2 maddesi “...yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü haiz olup, bu hükme göre yetki itirazında, yetkili icra dairesinin doğru olarak gösterilmesi gerekir. Aksi halde geçerli bir yetki itirazının varlığından söz edilemez.
Somut olayda, davacı alacaklı banka ile davalı borçlunun Almanya'da yerleşik olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin Almanya'da düzenlendiği, sözleşmede Türk mahkemelerini ve icra dairelerini yetkili kılan bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Buna karşılık davalı, dava konusu Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takibinde yetki itirazında bulunurken kendisinin Almanya'da ikamet ettiğini, Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmadığını belirtmiş; Türkiye'de nüfusa kayıtlı olduğu yer olan Zara İcra Dairesi'nin yetkili olduğunu ileri sürmüştür.
Bu durumda uyuşmazlık, davalının icra dairesinin yetkisine itirazında doğru icra dairesini gösterip göstermediği, Büyükçekmece'de mutad meskeni bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.
Öncelikle; 1587 sayılı Nüfus Kanunu'nun 4 ve 28. Maddeleri gereğince nüfusa kayıtlı olunan yer yerleşim yerine karine olarak kabul edilmekte iken 1587 sayılı Nüfus Kanunu'nun 28. Maddesinin 21/10/2003 gün 4992 sayılı Kanun'un 1. Maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından bu karineden vazgeçilmiş, 29/04/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nda da böyle bir karineye yer verilmemiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/11/2006 tarihli, 2006/2-687 E. 200/705 K. Sayılı içtihadı). Davacının nüfusa kayıtlı olduğu Zara'da ikamet ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığı gibi aksine Zara'da talimat yoluyla yapılan haciz işleminde davalının burada ikamet etmediği tutanak altına alınmıştır.
Nüfusa kayıtlı olunan yer, yerleşim yerine karine olarak kabul edilemeyeceği gibi davalının yerleşim yerinin ve mutad meskenin Zara'da olduğuna dair bir delil de bulunmamaktadır. Bu durumda davalının icra dairesinin yetkisine itirazında gösterdiği Zara İcra Dairesi'nin yetkili olmadığı, yetki itirazında icra dairesini doğru olarak göstermediği, bu nedenle geçerli bir yetki itirazından söz edilemeyeceği anlaşıldığından işin esasına girilmesi gerekirken, icra dairesinin yetkili olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir...." gerekçesiyle mahkememizden verilen 08/09/2022 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı ile kaldırılmış olup, dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce üst mahkemece değerlendirilen yetki hususuna dayanılarak, kaldırma kararından sonra esasa ilişkin incelemeye geçişmiştir;
Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinden ibarettir.
Davaya konu edilen Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı ilamsız icra takibi dosyası incelendiğinde; davalı tarafça icra dairesinin borca yetkisine itiraz edilmiş olduğu görülmüştür.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 04/12/2023 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Davacı banka (....bank ...) ile dava dışı kredi lehtarı (asıl borçlu) ... firması arasında 50.000,00 EUR limitli Ticari Cari Hesap Kredi Sözleşmesi imzalanmış olduğu görülmüştür. Sözleşmenin Türkçe tercüme edilmiş metni ile orijinal metni dosya içeriğinde mevcuttur.
Davacı banka (...BANK ...) ile davalı ... arasında 55.000,00 EUR limitli Müteselsil / Müşterek borçlu Kefaletnamesi imzalanmıştır. Türkçe tercüme edilmiş metni ile orijinal metni dosya içeriğinde mevcuttur.
Ticari Cari Hesap Kredi Sözleşmesi ile kefaletname karşılaştırıldığında, davalı kefilin aynı zamanda dava dışı asıl borçlu şirketin yetkili temsilcisi oldukları anlaşılmaktadır. Davacı banka yukarıda sözleşme ile düzenlenen kefalet hükümlerine uygun olarak alacağını önce kesip kat etmiş ve daha sonra da icra takibi başlatmış olmasının kefalet sözleşmesine uygun olduğu anlaşılmıştır..
Davacı bankadan temin edilen ve dosya içeriğinde bulunan bilgi ve belgelere göre DAVA DIŞI kredi lehtarı (asıl borçlu) ... firmasına Rotatif kredi kullandırılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Ticari Cari Hesap Kredi Sözleşmesinin 6/2 maddesinin “Bankamızda hesap kütük numarası .... olan tasarruf hesabı mevduatının 04.07.2012 tarihli sözleşmeye istinaden rehin edilmesi, aylık 500,00 EUR tasarruf birikimi yapılmaktadır.“ şeklinde olduğu, davacı bankadan temin edilen hesap ekstreleri kapsamında yapılan irdeleme neticesinde yukarıda belirtilen sözleşmenin 6/2 maddesi kapsamında herhangi bir rehin ve/veya hesapta biriken tasarruf bedeline rastlanılmamıştır. Kaldı ki, bir an için böyle bir birikim/bloke hesapta birikmiş olsa bile alacaklı banka öncelikle o bedeli kredi alacağına mahsup ettikten sonra kalan bakiyeyi takip ve dava konusu yapmaktadır. Kaldı ki, davalı da bahse konu bu hesaba sözleşmenin 6/2 maddesine göre yatırdığı bir bedelin dekontunu ibraz edememiştir.
Kefaletnamenin 12. Maddesinin "Kefalet ilişkisinde Alman Hukuku geçerlidir." şeklinde düzenlendiği, kefaletnamenin Alman Hukuku çerçevesinde tanzim edilmiş olduğu açıktır. Dolayısıyla Alman Hukukuna göre düzenlenen somut kefaletnamede TBK’nun 583. 584. 586 m. ile diğer devam eden maddelerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Hesap Kat İhtarnamesinin incelenmesi;
Ticari Cari Hesap Kredi Sözleşmesinin 8. hükmü uyarınca, davacı banka İadeli Taahhütlü Posta marifetiyle gönderilen 18.10.2016 tarihli hesap kat ihtarnamesiyle Muaccel kılınan 40.575,44 EUR’nun Federal Merkez Bankasının ilgili baz faiz oranından yıllık %9 ilavesiyle hesaplanan temerrüt faizi dahil 10 gün içerisinde, her halükarda en geç 31.10.2016 tarihine kadar ödenmesi, aksi halde yasal işlemlere başlanılacağı ihtar edilmiştir.
Davacı bankadan temin edilen .... no.lu rotatif kredi hesap ekstresine göre anapara miktarı 40.575,44 EUR’dur. Hesap kat ihtarıyla talep edilen alacak miktarı ile hesap ekstresinde gözüken alacak miktarı karşılıklı olarak birbirini teyit etmektedir.
Yine kredi hesap ekstresine göre devam eden süreçte 30.12.2016 tarihli hesap işletim ücreti 27,34 EUR ile 30.12.2016 tarihli (30.09.2016-31.12.2016 dönemi 3 aylık faizi) işlemiş devre faizi 1.441,62 EUR dahil edildiğinde, toplam alacak 42.044,40 EUR’ya baliğ olmuştur.
Hesap kat ihtarnamesi dava dışı kredi lehtarı (asıl borçlu)- ...'e ve davalı kefil-....'a muhatabın gösterilen adresinde tevziat sırasında şirket yetkilisinin bulunmaması üzerine daimi birlikte çalışan-sakin ....’a 25.10.2016 tarihinde tebliğ edildiği, posta idaresi tebliğ şerhinden anlaşılmaktadır. Usulüne uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılan hesap kat ihtarıyla ödeme için verilen (10) günlük mehil süresi bitimine müteakip dava dışı asıl borçlu şirket ile davalı kefilin 05.11.2016 tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüş oldukları anlaşılmıştır.
Davalı tarafça dosyaya herhangi bir ticari defter, kayıt ve ödeme belgesi sunulmamıştır. Kefalet imzalarına itirazda da bulunulmamış, davacı bankanın ticari defter ve kayıtları üzerinde mahkememize görevlendirilen bilirkişiler tarafından inceleme yapılmıştır.
Bankanın Hesapları Kesme ve Fesih Yetkisi:
Ticari Cari Hesap Kredi Sözleşmesinin 8. Maddesinin değerlendirilmesinde “Banka için kredi alan’ın haklı menfaatleri de dikkate alındığında, kredi sözleşmesine devam ettirilmesinin mümkün görülmediği önemli bir nedenin ortaya çıktığı durumlarda, kredi sözleşmesinin ihtar önelsiz feshedilmesi caizdir. Önemli bir durum ise özellikle şu hallerde mevcuttur. Kredi alanın sözleşmeye istinaden borçlu olduğu bir ödeme taahhüdünde temerrüde düşmüş olması ve bankanın durumunun bütün şartlarının ve her iki tarafın menfaatlerinin dikkate alınması ile sözleşme ilişkisinin devam ettirilmesinin beklenemeyeceği bir durumun ortaya çıkması veya bankanın kredi verme kararında önemli anlamı olan mal varlığı durumu konusunda kredi alanın doğru olmayan bilgiler vermiş olması …..vesaire gibi hususların ortaya çıkması durumunda kredi ilişkisi kesilip sözleşmenin fesih edilebileceği, “Kredi cari hesabının kat edilmesi, bankanın tek taraflı tasarrufu ile oluşur ve kredi müşterisine açılan ve kullandırılan kredi nedeniyle doğan borcun muaccel olması sonucunu doğurur “ (Cengiz KOSTAKOĞLU, Banka kredi sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, Ankara -1995 sayfa 129)
Kredi hesabının usulüne uygun olarak kesilip kat edilmiş olması nedeniyle davacı banka alacaklarının muaccel hale gelmiş olduğu değerlendirilmektedir. Güncel duruma gelince, dava dışı kredi lehtarı asıl borçlu şirkete rotatif kredi/ler kullandırılmıştır. Bahse konu kredinin 3’er aylık devreler halinde tahakkuk eden faizlerinin ödenmemiş olması nedeniyle alacağın muaccel hale gelmiş olduğu anlaşılmıştır. TBK 117 m. uyarınca, hesap kat ihtarıyla bu merasimin zaten tamamlanmış olduğuna kanaat getirilmiştir.
Ticari Cari Hesap Kredi Sözleşmesinin 3. maddesinin, “Cari hesap kredisinin (Rotatif kredi) kullanılan miktarı, yıllık %9,50 ve değişken faiz oranı ile belirlenir….”; şeklinde düzenlendiği, sözleşmede açık yazılı belirtilmiş olan faiz oranı %9.5 iken davacı banka tarafından takip talebinde %3 oranında temerrüt faizi talep edildiği görülmüştür.
Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 28/02/2017 tarihinde genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine geçilmiş olduğu, 42.129,08 Asıl alacak, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarına yıllık %3 oranında işleyecek temerrüt faizi, icra gideri, vekalet ücreti ile birlikte B.K. 100. Maddesi hükmü uyarınca tahsilinin talep edildiği, takip borçlusunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu görülmüştür.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan 04/12/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Somut olayda; Davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı/borçlusu (asıl borçlu) ... firması arasında Ticari Cari Hesap Kredi Sözleşmesi akdedildiği, ayrıca davacı banka ile davalı kefil arasında Kefaletname Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmeyi davalı kefilin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler doğrultusunda, davacı bankanın, davalı kefil hakkında takip ve dava hakkının bulunduğunun anlaşıldığı, davalı kefilin sözleşmede gösterilen kefalet limitlerinin 55.000,00 EUR olduğu, temerrüt tarihi itibariyle hesaplanan nakdi kredi asıl borç tutarının ise 42.129,08 EUR’nun kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin hem kendi ve hem de dava dışı kredi lehtarı asıl borçlu şirketin temerrüdü ve bunun hukuki sonuçlarından dolayı borcun tamamından müteselsilen sorumlu olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 42.129,08 EUR tamamen ödeninceye kadar yıllık %3 oranında işleyecek sözleşmesel temerrüt faizi ile birlikte istenilebileceği takip tarihi ile dava tarihi aralığında olmak üzere takip tarihi ile dava tarihi aralığında olmak üzere toplam 222,22 EURO tutarında kısmi tahsilat sağlandığı, icra takibinde talep edilen %3'lük işlemiş faiz ile hesaplandığında takip tarihinde 403,73 Euro'luk temerrüt faizi oluştuğu, yapılan kısmi tahsilatın takip dosyasının kesin infazı sırasında nazara alınması gerektiği anlaşıldığından, davanın kabulü ile B.Çekmece .... İcra Müd. ... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin aynı koşullarda devamına, alacağın likit olması karşısında, asıl alacak olan 161.535,53 TL ( 42.129.08 EUROx3.8343 TL) %20 si olan 32.307,10 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile B.Çekmece .... İcra Müd. ... esas sayılı dosyasındaki itirazın iptali ile takibin aynı koşullarda devamına,
2-Asıl alacak olan 161.535,53 TL ( 42.129.08 EUROx3.8343 TL) %20 si olan 32.307,10 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 11.034,50 TL harcın, peşin alınan 4.776,70 TL harcın mahsubu ile eksik 6.257,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 10.277,00 TL bilirkişi ücreti, posta masrafı vb. masraflar ile toplam harç gideri 4.831,10 TL olmak üzere toplam 15.108,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 25.845,68 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
25/04/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır