T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/600 Esas
KARAR NO : 2024/345
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2023
KARAR TARİHİ : 25/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirkete 27.01.2023 tarihinde 300 adet deri kredi kartlık ve 300 adet cep telefonu kılıfı satmış ve malı teslim ederek ayrıca 27.01.2023 tarihinde KDV dahil 64.045,68-TL bedelli ..... numaralı faturayı davalı şirkete kestiğini, müvekkili tarafından kesilmiş bulunan faturadan kaynaklı olarak davalı tarafından müvekkiline 46.642,31-TL ödenmişse de bakiye 17.403,37-TL bedelin ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhinde Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı icra dosyasıyla takip başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek; davanın kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın iptalini, 17.403,37-TL asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, %20'den az olmamak üzere davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin deri malzemesi taraflarınca verilmek üzere davacı tarafından hazırlanmak üzere deri kredi kartlık ve cep telefonu kılıfı imal edilmesi için sipariş verildiğini, ancak hazırlanan ürünlerden bir kısmının hasarlı ürün olması nedeniyle talebi karşılamadığından müvekkili tarafından duruma itiraz edildiğini, davacı taraf ile yapılan görüşmelerde davacı firmanın hatasını kabul ettiğini ve şifahi olarak hasar bedelinde anlaşılarak hasarlı ürünlere karşılık iade faturası kesilmesi talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından 06/02/2023 tarihli 17.403,68-TL'lik iade faturası düzenlendiğini ve firmaya tebliğ edildiğini, davacı firma tarafından da faturaya itiraz edilmediğini, davacı ile ...... üzerinden yapılan görüşmelerde de davacının hatayı kabul ettiğini ve yerine müvekkili tarafından tekrardan verilen yeni deriler ile imalat yapıldığını ve bunların teslim edildiğini, ancak müvekkilinin yeniden deri vermek zorunda kalması sebebiyle zararının doğduğunu, davacı firma tarafından 27.01.2023 tarihli 64.045.68 -TL'lik fatura tanzim edildiğini ve hasarlı ürünlerin mahsubu için görüşmeler sonucunda 06/02/2023 tarihli 17.403,68-TL'lik iade faturası tanzim edilmekle, bakiye kalan 46.642,31-TL nin müvekkili şirket tarafından usulüne uygun olarak ödendiğini beyan ederek; davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddini, haksız takip ve dava nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, dava harç masraflar ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER : Bakırköy ...... İcra Dairesi ....... Esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Bakırköy ...... İcra Dairesi ...... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 17.403,37- TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi ..... ve ......'dan oluşan bilirkişi heyetinin 23/02/2024 tarihli raporunda; "Davacı ve davalı arasında yazılı bir sözleşmenin varlığına rastlanılmamıştır. TTK.'nın 23/f. I-c maddesi uyarınca; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeli, açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı açıktır. Diğer durumlarda ise Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanması gerektiği, buna göre dava konusu ürünleri teslim alan davalı alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerekecektir. Hal böyleyken; Kılıflarda tespit edilen baskıların, beyan edilen numune ile yapılan karşılaştırmada; incelenen 86 adet telefon kapağı (kılıfı) arka yüzündeki baskının net yapılmaması sebebiyle ayıplı olduğu, niteliği itibari ile açık ayıplı olduğu, Davacının davalı ile olan ticari ilişkisi sonucunda 27.01.2023 tarihinde 64.045,68.-TL değerinde fatura keşide ettiği, davalının, 06.02.2023 tarihinde ve YASAL SÜRESİ İÇİNDE bir kısım ürünün iadesi için 17.403,68.-TL değerinde “iade faturası” keşide ettiği, davacı adına düzenlenen 17.403,68.-TL bedelli iade faturasının davacı yan kayıtlarında bulunduğu, iş bu faturaya yasal süresinde ya da sonrasında itirazda bulunulmadığı, 06.02.2023 tarihinden önceki (tarih yazışmadan tam olarak belirlenememiştir.) ....... yazışmasının ayıp ihbarı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Davalı tarafından davacı adına yapıldığı görülen 16.01.2023 tarihli 20.000.-TL ödemenin işlenmemiş olduğu, dolayısıyla davalının gerek faturaya süresinde itiraz etmemesi gerekse de davalı tarafından yapılmış olan ödemenin kayıtlarında yer almamasından dolayı alacaklı olmadığı, Görüş ve kanaatlerimizi belirtir işbu raporumuzu takdir ve tenkis hakkı Sayın Mahkemenize ait olmak üzere saygılarımızla arz ederiz" yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve...... E., ...... K. sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.
Faturaların tebliğ edildiğinin ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraza uğramadığının tespiti halinde, fatura içeriklerini taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğunun kabulü gerekli olup; bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin davacı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da iade edildiğinin davalı tarafça kanıtlanması halinde davalı tarafça davacının hizmet vermediği savunulduğuna göre, faturaya konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça kanıtlanması; davalının faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın davalı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı davalının (faturayı defterine kaydetmemek ve sözleşme ilişkisini inkâr etmek suretiyle), kabul etmemesi halinde hizmetin verildiğini davacının kanıtlaması gerekeceği gözetilmelidir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, icra dosyası, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; Dava konusunun, taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu 27.01.2023 tarihli KDV dahil 64.045,68-TL bedelli faturadan kaynaklı olarak ödenen 46.642,31-TL mahsubu sonucu bakiye 17.403,37-TL bedelden kaynaklandığı, davacı tarafından keşide edilen 27.01.2023 tarihli 64.045,68.-TL bedelli faturaya karşın davalının, 06.02.2023 tarihinde bir kısım ürünün iadesi için 17.403,68.-TL değerinde “iade faturası” keşide ettiği, davacı adına düzenlenen 17.403,68.-TL bedelli iade faturasının davacı yan kayıtlarında bulunduğu, iş bu faturaya yasal süresinde ya da sonrasında itirazda bulunulmadığı gibi davalı tarafından davacı adına yapıldığı görülen 16.01.2023 tarihli 20.000,00-TL ödemenin işlenmemiş olduğu, davalı tarafından davacı adına yapıldığı görülen 16.01.2023 tarihli 20.000,00-TL ödemenin işlenmemiş olduğu hususları tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde davacı yanın takip tarihi itibariyle davalı yandan herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmakla, bu haliyle davacının davasını ispatlayamaması sebebiyle davanın reddine ve reddedilen miktar yönünden davacının talebinde kötü niyetli bulunduğu hususu davalı tarafça ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 297,21-TL harcın mahsubuyla bakiye 130,39-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90-TL başvurma harcı, 297,21-TL peşin harç olmak üzere toplam 477,11-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 4.059,75-TL bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 17.403,37-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/03/2024
Katip .......
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır