T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/63 Esas
KARAR NO : 2024/484
Büyükçekmece .... İcra Dairesi : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/01/2023
KARAR TARİHİ : 06/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alüminyum cephe, cam cephe, cam panel işi yaptığını, davalıya mal ve hizmet sattığını, buna ilişkin faturalar tanzim ettiğini, davalının fatura bedelini ödemediğini, alacağının tahsili amacıyla davalı tarafa karşı Büyükçekmece ... İcra Dairesi 'nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı vekilinin itiraz dilekçesinde malın ayıplı olduğunu iddia etse de malın teslim edilmediği yönünde bir iddiasının bulunmadığını, malın ayıplı olduğuna dair bir bildirim yapılmadığını, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %40 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bir taşınmazın renovasyon projesini üstlendiğini ve davacı şirketten PVC doğrama ve kapı siparişi verdiklerini, davalı şirket yetkilisi tarafından müvekkiline kapıya ilişkin proje çizimleri gönderildiğini ve müvekkilinin de projelere .... üzerinden onay verildiğini, üretilen ürünlerin davacı şirket tarafından müvekkiline ambalajlı sandıklar içerisinde gönderildiğinden müvekkilinin söz konusu ürünlerin hatalı olup olmadığını kontrol fırsatı bulamadığını ve tıra yüklemesini yaparak Almanya'ya ihracını yaptığını, söz konusu ürünlerin ilk defa Almanya'da montaj yapılacağı esnada açıldığını ve orada kapının açılış yönünün onaylanmış projenin aksine ters olduğunu, lambiri cam yerine buzlu cam takıldığı ve ürünün ayıplı olduğunun görüldüğünü, bunun üzerine müvekkili tarafından davacı firma ile iletişime geçildiğini ve ürünün ayıplı olduğunun kendilerine belirtildiğini ve yenisinin yapılıp gönderilmesinin talep edildiğini ancak davacı firmanın hatasını kabul etmediğini, müvekkilinin davacı tarafın bu hatası yüzünden 2.350.00 EURO reklamasyon gördüğünü ve dava dışı işgören tarafından bu tutarın müvekkilinin alacağından kesildiğini, bu sebeple davacı şirketin hatası sebebiyle 20.000,00 TL ödeme yapıldığını ve bakiye tutar reklamasyon cezasından dolayı davacıya ödenmediğini belirterek, davacının hatalı ürün göndermiş olması sebebiyle davanın reddine, davacının icra takibi açmakta kötüniyetli olması sebebiyle %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Büyükçekmece ... İcra Dairesi ’nün ... esas sayılı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının, faturaya dayalı alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranına ve tüm ferilerine itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Büyükçekmece .... İcra Dairesi’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 58.721,03 TL asıl alacak, 1.185,20 TL olmak üzere toplam 59.906,23 TL ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan mali müşavir ve mobilya bilirkişisi tarafından incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi heyeti 30/01/2024 tarihli raporunda; Davacı tarafça davalı aleyhine 05.12.2022 tarihinde 58.721,39.-TL asıl alacak ve 1.185,20.-TL işlemiş faiz talebi ile icra takibinde bulunduğu, davacı tarafça incelemeye 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin yasal defterlerinin ibraz edildiği, davalı tarafça yasal defter ve dayanak belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, bu nedenle davalı tarafın yasal defterleri üzerinde dava konusu olaylar yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, davacının yasal defterlerinde takip tarihi olan 05.12.2022 tarihi itibariyle davacı taraf davalıdan 58.721,03.-TL alacaklı olarak görünmekte iken davalı tarafça 09.06.2023 tarihinde 24.000,00.-TL ödeme yapıldığı ve 2023 yıl sonu itibariyle 34.721,03.-TL davacı tarafın davalıdan alacaklı olarak göründüğü, davacı taraf ile davalı tarafın vergi dairelerinden huzurdaki davaya gönderilen yazılarda davacı tarafla davalı tarafın BA ve BS form bildirimlerinin birbiri ile örtüştüğü, taraflar arasında süresinde ödenmeyen alacaklarla ilgili olarak faiz talep edileceği konusunda taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir sözleşme veya taraflar arasında bu konuda oluşmuş bir teamül de bulunmadığı, davacı tarafın davalı tarafı takip tarihine kadar temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, dolayısıyla davacının takip talebine kadar işlemiş faiz talep edemeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
Genel Olarak; Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir, öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, T:27.06.2003.
Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır.
Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır.
Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur.
Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.
Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir.
TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır.
TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı)
Davacı, fatura alacağı olduğundan bahisle iddiada bulunmuş olup, faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir.
BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. 2011/8941 E. - 2012/969 K sayılı kararından hareket edilmiştir. )
Esasen VUK nun 381 seri nolu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, icra dosyası, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun her iki tarafın kabulünde olduğu, ticari ilişki içerisinde davalı şirketin davacı şirketten PVC doğrama ve kapı siparişi aldığı, bu hususun davaya konu edildiği anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturanın, davacı tarafın incelenen ticari defter kayıtlarına göre, yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği davalı şirketin 6102 sayılı T.T.K.’nın 21/2 madde hükümleri çerçevesinde dosya münderacatında bu faturaların içeriğine itiraz ettiklerine dair bir belgeye rastlanmadığı, takibe konu faturanın davacı ve davalı tarafından Bs-Ba formu ile karşılıklı olarak beyan edildiği tespit edilmiştir.
Davalı vekili her ne kadar hizmetin ayıplı olduğunu beyan etmiş ise de; yasal defter ve dayanak belgelerin incelemeye ibraz edilmediği, bu nedenle davalı tarafın yasal defterleri üzerinde dava konusu olaylar yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılamadığı, dava konusu edilen malların ayıplı olduğuna dair herhangi bir dokumanın bulunmadığı, bu haliyle davacı tarafından dava konusu edilen faturalara ilişkin olarak yapılan hizmet üzerinde inceleme yapılamadığı ve dosya içerisinde faturalara itiraz edildiğine dair bilgi ve belgenin bulunmadığı dikkate alınarak davalının ayıp iddiasını ispatlayamadığı, bu haliyle davacının talebinde haklı olduğu anlaşılmakla, takip tarihinden sonra icra dosyasına davalı tarafından yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine, davalının takip öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dava ve delil dilekçesinde delil bulunmadığı dikkate alınarak, takip öncesi faiz istenemeyeceğinden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile 58.721,03-TL asıl alacak yönünden davalının Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden diğer kayıt ve şartlarda devamına, davadan sonra borçlu tarafça yapılan 09.06.2023 tarihli 24.000,00-TL ödemenin infaz aşamasında nazara alınmasına,
2-İşlemiş faize ilişkin talebin reddine,
3-Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 11.744,20-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gerekli 4.011,23 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 703,28 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.307,95 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 703,28 TL peşin harç olmak üzere toplam 883,18 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 6.325,50 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 6.200,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 1.185,20 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
9-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 3.058,00 TL 'nin davalıdan, 62,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
10-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
11-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır