T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/691 Esas
KARAR NO : 2024/546
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/07/2023
KARAR TARİHİ : 20/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye sınırları içerisinde .... marka makine ve yedek parça ürünlerinin tek yetkili satıcısı ve acentesi olduğunu ve sektörde çok uzun yıllara dayanan emekle elde ettiği pazar payından ve müşteri portföyünden haksız kötü niyetle ve dürüstlük kuralına aykırı şekilde yararlanan ve bu ürünlerin Türkiye'de satımı ve dağıtımı eylemlerini gerçekleştiren davalı şirketin haksız rekabette bulunduğunu, müvekkilinin tek yetkili satıcı olduğunu ve davalı ... şirketinin ... marka makine ve yedek parçalarını yetkisiz habersiz ve izinsiz şekilde satarak haksız rekabette bulunduğunu ve bu durumun tespiti için Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespitinde davalının işyeri adresinde ve deposunda ... marka makine ve yedek parçalarının bulundurulduğunun kayıt altına alındığını, bu suretle davalının satış ve dağıtım fiillerinin gerçekliğinin keşfen yapılan bilirkişi incelemesiyle sabit olduğunu, bilirkişi raporunda ... marka makine ve yedek parçalarının adeti cinsi ve piyasa değerleri hakkında tespitlerin yer aldığını, arabuluculuk sürecinin anlaşmama şeklinde neticelendiğini beyan ederek; TTK Md. 61/1 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve davalı şirketin ... marka makine ve yedek parça ürünlerinin Türkiye'de satış ve dağıtımını engellemeye yönelik olarak izah edilen haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tedbiren önlenmesini, davanın kabulünü, davalının fiilinin haksız rekabet olduğunun tespitini ve haksız rekabetin yasaklanmasını, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, belirsiz nitelikteki maddi zararın yargılamada toplanacak delillere göre ve bilirkişi marifetiyle hesaplanması sonrasında HMK Md. 107 kapsamında bedel arttırım ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ve asgari değer olarak haksız rekabetinden kaynaklanan ve uğranılan 4.219,49 EURO maddi tazminatın 3095 sayılı Kanun Md. 4/a gereğince işleyecek Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli EURO mevduat hesabına ödedikleri en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilerinden ...'nın davalı şirketin kuruluş tarihi olan 2004 yılından 2021 yılına kadar davacı şirkette çalıştığı iddialarının gerçeğe aykırı bir beyan olduğunu, ....'nın 1997-2004 yılları arasında aynı sektörde faaliyet gösteren makine ve yedek parça satışı üzerine kurulmuş şirketlerden .... A.Ş'de çalıştığını, müvekkli şirket yetkililerinden gıda mühendisi ....'ın 2015'te davacı şirkette çalışmaya başlamadan önce "... şirketleri" başta olmak üzere, et ve et ürünleri gıda sanayisinde tanınmış markalarda üretim müdürü olarak faaliyette bulunduğunu, haliyle ....'ın davacı şirketteki kısa süreli çalışmasından çok daha önceye dayanan bilgi birikimine sahip biri olduğunu, dolayısıyla davacı ... Makine San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kuruluşundan çok önce sektörde bulunan müvekkili şirket yetkililerinin davacı şirketin yaptığı işe davacı şirketin kuruluşundan çok daha önce vakıf olduklarını ve çevrelerinin olduğunu, bu nedenle davacı şirketten ayrıldıktan sonra müvekkili şirket yetkilisinin kendi işini kurmuş olmasının hayatın olağan akışına uygun oldukça doğal bir durum olduğunu, müvekkili şirketin kuruluşunun ilk zamanından bugüne kendi sektörüne yönelik başkaca birçok yurtdışı menşeili markaların makine ve yedek parça satışını ve Türkiye'deki temsilciliklerini yapmakta olduğunu, müvekkili şirketin 2023 yılının Şubat ayından beri ... markasına ait hiçbir ürünün satışının yapılmadığını, müvekkili şirketin ... dışındaki başkaca ürünler ile yurt dışı firmalara ait markaların temsilciliğini yaptığı ürünlerin uhdesinde var olduğunun Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş numaralı dosyasından alınan delil tespiti raporuyla da sabit olduğunu ve delil tespiti raporuna taraflarınca itiraz dilekçesi sunulduğunu, davacı şirket ile üretici ana firma arasında imzalanan tek satıcılık sözleşmesinin üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği ve piyasaya usulüne uygun şekilde sürülmüş malların satış ve pazarlanmasının serbest rekabet koşulları altında mümkün olduğunu beyan ederek; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER : Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D. İş numaralı dosyası, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, haksız rekabetin tespiti ile yasaklanması, rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve maddi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi ..., .... ve ....'dan oluşan bilirkişi heyetinin 08/04/2024 tarihli raporunda; "Davalı şirketin davacı şirkette edindikleri şirket bilgilerini ve iş/pazar çevresini kullanmak suretiyle bir haksız rekabette bulunduğuna dair yeterli somut delile rastlanmadığı,Davalı şirketin birçok markalı ürünü satmak sureti ile, ilgili müşteri kitlesine farklı markalı ürünler sunması ve kendisini müşteri kazanmak bakımından mal ve hizmet yelpazesini genişletmek sureti ile hukuka uygun bir rekabet politikası izlediği, Tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklı bir haksız rekabetin varlığından söz edilemeyeceği, Davalı şirketin ticari defterlerinin 2021-2022 yıllarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 183-184-185 maddeleri gereğince ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64.Maddesi gereğince belirtilen Usul ve esaslara uygun olarak kayıtlarının yapıldığı ve yine 213 sayılı V.U.K.'nun 219, 223,224, 225 maddeleri hükümlerine göre ve 421 sıra nolu VUK Genel Tebliği ile 6102 sayılı T.T.K. Gereği açılış ve kapanış beratlarının usulüne uygun yapıldığı, 2023 defter tasdik/beratların Ocak-Eylül-2023 tarihler arasında yapılarak dosyaya sunulduğu, 2023 yılı Envanter defterinin görülmediği." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Haksız rekabet; Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, 54/2. maddede rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir.
Haksız rekabet sayılan bazı durumlar ise TTK'nın 55. maddesinde belirtilmiştir. TTK'nın 55. maddesinde "başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek", "kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek", "kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak" ve "üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak", "üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek" haksız rekabet eylemleri arasında sayılmıştır.
TTK'nın 55/1.b maddesinde ise sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik bir kısım haller haksız rekabet arasında sayılmıştır. Bu kapsamda müşterilerin sözleşmeyi bozmaya yöneltilmesi; üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine veya diğer yardımcı kişilere hak etmedikleri veya işleri ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışması; işçilerin, vekillerin veya diğer yardımcı kişilerin, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltilmesi halleri de haksız rekabet olarak değerlendirilmiştir.
Haksız rekabetin varlığı halinde açılacak davalar anılan Yasanın 56. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini talep edebilir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre;
Dava, davacının Türkiye sınırları içerisinde ... marka makine ve yedek parça ürünlerinin tek yetkili satıcısı ve acentesi olduğunu olduğu ,ancak davalının başka kanallardan temin ettiği ... marka makine ve yedek parça ürünleri satmak suretiyle haksız rekabet fiilini işlediği ve maddi ve zararına neden olduğu iddiası ile açılmış haksız rekabetin engelelenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Tek satıcılık sözleşmesi ile davacının ... marka makine ve yedek parça ürünleri ürünlerini satma hakkına sahip tek satıcı bulunduğu anlaşılmaktadır.Tek satıcılık sözleşmesi ,sağlayıcı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen çerçeve niteliğinde sürekli bir sözleşme olduğu,bu sözleşmeyle satıcı ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede tekele sahip olarak satmak üzere tek satıcıya bedeli karşılığında göndermeyi ve buna karşılık tek satıcı da sözleşme konusu malları kendi adına ve hesabına satarak malların sürümünü artırmak için faaliyette bulunmayı yüklenir.Tek satıcılık sözleşmelerinde sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca kural olarak edimler ve yükümlülükler taraflar yönünden bağlayıcı olup,üçüncü kişilere bir yükümlülük getirmez.Zira tek satıcıya bu bölgedeki tekel hakkını tanımak ve bu olanağı sağlamak sağlayıcıya düşen akdi bir edim olmaktadır. O halde satıcının sözleşmeden doğan bu hakkını üçüncü kişilere karşı haksız rekabet olarak ileri sürmesi mümkün değildir.( Yargıtay 11.HDnin 2018/4373 esas 2019/5710 karar sayılı ,23.9.2019 tarihli ilamı )
Somut olayda, davalının davacının tarafı bulunduğu sözleşmelerin tarafı olmadığı, davalının elde ettiği ürünleri kendi işyerinde satmaktan ibaret olduğu, bu eyleminin TTK nın haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal eder nitelikte olmadığı gibi iyiniyet kurallarına aykırı hareket olarak da değerlendirilemeyeceği, davacı ile dava dışı satıcılar arasındaki ilişkinin ihlal edildiği ileri sürülerek tazminat talebinin sözleşmenin nispiliği gereği davalıya karşı ileri sürülemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, davalı şirketin davacı şirkette edindikleri şirket bilgilerini ve iş/pazar çevresini kullanmak suretiyle bir haksız rekabette bulunduğuna dair yeterli somut delil bulunmadığı, davalı şirketin birçok markalı ürünü satmak sureti ile, ilgili müşteri kitlesine farklı markalı ürünler sunması ve kendisini müşteri kazanmak bakımından mal ve hizmet yelpazesini genişletmek sureti ile hukuka uygun bir rekabet politikası izlediği, bir kısım müşterilerin her iki şirket ile de ticari ilişkide bulunmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmadığı, zira rekabetin serbest olduğu, hizmet alan müşterilerin daha uygun koşullarla iş yapan firmayla çalışmaları, ticari hayatın gereklerine ve doğasına da uygun olacağı, davalı şirketin ortaklarının davacı şirket çalışanı iken şirketten ayrılarak, davalı şirketi kurmuş olsalarda ve bu kapsamda davalı şirketin hukuka aykırı eylemlerine rastlanılmadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafça yatırılan 2.131,79-TL harçtan mahsubuyla bakiye 1.704,19-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan bakiye 10.609,50-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 19.972,84-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00- TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı.20/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır