T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/725 Esas
KARAR NO : 2025/219
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/07/2023
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma raf sistemleri alanında global çapta iş yapan, saygınlığı olan, senelerdir varlığını sürdüren itibarlı ve tanınmış bir firma olduğunu, davalı firma da aynı alanda iştigal etmekte ve aralarında ticari rekabet bulunduğunu, müvekkili firma kendi alanında en ileride olduğundan, çalışanlarını özenle seçtiğini, eğittiğini ve alanlarında en iyisi olmaları için emek ve masraf sarf ettiğini ancak davalı rakip firma müvekkili işletmenin çalışanlarını ayarttığını, iş yerinden ayrılmalarını sağladığını, kendi firmasında işe başlatarak menfaat sağladığını, haksız rekabet içeren tutum ve davranış içine girdiğini, müvekkili firma çalışanlarından ... isimli çalışan ayartma eylemine maruz kaldığını, halihazırda çalıştığı işletmeden mevcut olan iş anlaşmasını bozmak suretiyle istifa ederek ayrıldığını ve davalı firma ile iş akdi imzaladığını, davalı firmanın basiretli tacir kriterine uymadığını, davalının ayartma eylemi TTK 56. madde kapsamında haksız rekabet hükümlerini meydana getirdiğini, müvekkilini maddi ve manevi olarak zarara uğrattığını, müvekkili şirket ile karşı tarafın iştigal konuları aynı olup ticari rekabet halinde olduklarını, müvekkili şirket tarafından davalı firmaya Bakırköy ... Noterliğinin 15.12.2022 tarih ... yev.no ile ihtarname keşide edildiğini, haksız rekabet teşkil eden bu davranışlarına derhal son vermesi, aksi halde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunacağının ihtar edildiğini, müvekkili şirket 22.05.2023 tarihinde .... San.ve Tic.A.Ş.'nin için ticari iş tekliflerinde bulunduğunu ancak ... adlı kendi eğittiği ve emek verdiği, ticari ve mesleki sırlarını öğrettiği, birdenbire istifa ederek işten ayrılan çalışanıyla karşılaştığını, müvekkile Silivri'ye taşınacağını burada bir soba fabrikasında çalışacağını söyleyen ....'ın ihalede müvekkili karşısına çıktığını, müvekkilin bu kişiye öğrettiği projeye ilişkin bilgiler sayesinde yeni çalıştığı davalı firma ihaleyi kazandığını, ... hakkında aynı zamanda İş Sözleşmesinin 13.maddesi gereği rekabet etmeme yükümlülüğü ve 14.maddesinde yer alan sır saklama yükümlülüğünü ihlal nedeniyle İş Mahkemesinde maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, ...'ın yeni çalıştığı firmanın iş alanı müvekkili firma ile aynı olduğunu beyanla anılan nedenlerle şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ortaklarının dava ile bir ilgisi olmayıp müvekkili şirket tüzel kişiliği haiz olduğunu, bunun sonucu olarak müvekkili şirket zaman içinde yatırımlarını büyütmüş ve başarılarıyla da sektörde adından söz ettirdiğini ancak müvekkilinin pazar payının büyümesi elbette davacı gibi rekabet ettiği firmalar açısından bazı rahatsızlıklar doğurduğunu, davacının bahsettiği şekilde bir haksız rekabet türü olmadığını, müvekkili firma açısından bakıldığında müvekkili şirkette açık bir pozisyon için ... iş başvurusu yapmış ve çalışmaya başladığını, müvekkili bünyesine her ay değişik sayılarda işçi girerek çalışmakta ve bazıları da ayrıldığını, müvekkili açısından bu son derece rutin bir durum olduğunu, bu yolla haksız rekabet oluşması mümkün görünmediğini, dava dışı çalışan ne davacının şirketinde ve ne de müvekkili şirkette kilit personel olmadığını, iş ilişkilerini, stok bilgilerini, formül, icat, yeni desen ve modeller, kâr marjı, ticari portföy, ekonomik güç, fiyat bilgileri vb. konuları bilmediğini, .... isimli çalışan müvekkili şirkette çalışmaya başlamadan yaklaşık 9 ay önce üçüncü kişi şirketin referansı ve tavsiyesi ile dava dışı iş sahibi tarafından müvekkili şirket 16.05.2022 tarihinde arandığını ve müvekkili şirkete mail yoluyla toplantı daveti iletildiğini, ... zaten projenin son aşamasında müvekkili şirkette çalışmaya başladığını, hal böyle iken davacı tarafın iddialarının havada kaldığı ve gerçeklikten uzak varsayıma dayalı olduğunu, dava dışı ... isimli çalışan 14.11.2022 tarihinde müvekkili şirkette teknik ressam olarak çalışmaya başladığını, müvekkili şirketin dava dışı çalışanın kendi bünyesinde çalışması için hiçbir aktif eylemi bulunmadığını, ihaleye yine dava dışı başka şirketler de dahil olmuş ancak sadece sunulan kaliteli proje ve maliyetin değil ikili ilişkilerin de kuvvetli olması nedeniyle müvekkili mezkur işi aldığını beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, haksız rekabetten kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tanığı ...'ün mahkememizde alınan beyanında; "ben davacı şirkette satış proje yönetiminde çalışırım, 2018 sonrası çalışmaya başladım, biz raf sistemi üretim ve satışıyla iştigal ederiz, davalı firma da bizimle aynı sektörde çalışmaktadır, kendilerinin 2020 yılından sonra yönetim değişikliği olmuştur, bu tarihten sonra da bazı sıkıntılar yaşanmıştır, benimle aynı departmanda çalışan ... Silivri'de bulunan evini işe uzak olması gerekçesiyle kendiliğinden istifa ederek işten ayrılmıştır, bizim iş yerimiz İkitellidedir, daha sonrasında .... ihale ve teklif yaptığımız esnada ....'ın da davalı şirkette çalıştığını bizzat gördüm, yine davalı şirket insan kaynakları tarafından yönetimimiz değişti cvs'imizi görmek isteriz denilerek arandım, ben bu teklifi reddettim, hem kendi iş yerimizde hem de sektördeki diğer iş yerindeki kişilerin davalı tarafından arandığını duydum, yine daha önce bizde çalışan yabancı uyruklu ...'ın da bizden sonra davalı tarafta çalıştığını fotoğraflardan gördüm yine bizde çalışan .... de davalı tarafta çalışmaya başlamıştır, bizden ayrılan kişilerin bizim şirkette aralarında bir dava olup olmadığını ben bilmiyorum, 2023 yılının Şubat ayınca .... firması ile görüşmelere başladık, Mart-Nisan ayı gibi final aşamasına geçildi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ...'ın mahkememizde alınan beyanında; "ben davalı şirketin satış müdürü olarak çalışmaktayım, 1999 Hazirandan itibaren davalı şirkette çalışırım, ...'yı bizde çalıştığı için bilirim, kendisi proje tasarım departmanında çalışmaktadır, bizden önce nerede çalıştığını ve işe alım süreci ile ilgili aşamaları ben bilmem, sonrasında davacı şirkette çalıştığını öğrendim, öncesinde buna ilişkin bir bilgim yoktu, ...'ın bizim şirketin sırlarını bilmesine imkan yoktur, çalışmış olduğu departman sebebiyle bunları bilebilecek durumda değildir, kendisi proje geldiği zaman bunun tasarımında görev alır, keşfini yapar, bizim şirketimiz raf imalatı ve satışı üzerine çalışmaktadır, biz ....'nun ihalesini aldık, doğrudur, ancak bu süreçte ...'ın bize bu ihaleyi getirme durumu söz konusu olmamıştır, sadece karacahome değil başkaca herhangi bir işi de kendisi pozisyonu itibariyle getiremez, ...'ın fiyatlara ilişkin bir bilgisi yoktur, ben 2022 Ocak ayı itibariyle karacahome çalışanları ile iletişime geçtim, o zamanlar ortada böyle bir ihale süreci de yoktu, 2022 yılının Eylül'ü gibi bu süreç başladı, 2023 yılında da biz ürünleri yaparak teslim ettik, ... projeyi tamamladığımız süre bizle çalışıyordu, başlangıçtaki süreci hatırlamıyorum, ben ...'ın bizde nasıl işe başladığını bilmiyorum, dediğim gibi davacı şirkette çalıştığını da sonradan öğrendim, bu nedenle de ayartılıp ayartılmadığını bilmiyorum, ...'ın çalıştığı departmanda 6-7 kişi ortalama olarak çalışmaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ...'ın mahkememizde alınan beyanında; "ben ... şirketinin projeler direktörü olarak görev yapmaktayım, davalı firma bizim tedarikçimizdir, ...'ı bu proje kapsamında tanıdım, aslında ihale sonlandıktan sonra kendisiyle çalışmaya başladım, ben ...ın daha öncesinde davacı şirkette çalıştığını bilmiyordum, ... proje tasarım mühendisidir, ben projelere ilişkin tüm tasarım ve teknik şartname işlemlerini bizzat kendim yaparım ve bu şekilde ihaleye çıkartırız, lojistik depomuz için yargılamaya da konu olan ihaleyi yaptık, 7 firma ihaleye katılmak istedi, 3 firmanın finansman durumu uygun değildi onlar direkt elendi, diğer 4 firma da ihale sürecindeki eksikleri tamamladılar sonrasında biz şirket tasarrufu olarak davalı firmaya ihaleyi verdik, davacı firmada da bu 4 firmadan biriydi bana sormuş olduğunuz ....'ın ihalenin davalı tarafa verilmesinde hiçbir etkisi yoktur zaten kendisinin bu ihale sürecine etki edebileceği bir pozisyonu da bulunmamaktadır, tamamıyla şirket tasarrufu olarak bu işi yapabileceğini inandığımız davalı tarafa bu işi verdik, kendileri de bu işi yaparak bize teslim etti, bende yukarıda bahsettiğim gibi ihale süreci kesinleştikten sonra bu proje kapsamında ... çalışmaya başladım, ... ihale sürecinde görüşmelere katılmamıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Rekabet Uzmanı Bilirkişi tarafından alınan 21/11/2024 havale tarihli raporunda; davacının iddiası haksız rekabete dayalı olduğunu, bilindiği üzere haksız rekabet, TTK m.54 vd. maddelerinde düzenlendiğini, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade ettiğini, haksız rekabet hukuku da haksız fiilin bir türü olarak haksız rekabet faili ile mağduru arasında dürüstlük kuralına uyma şeklinde hukuk düzeni tarafından tahmil edilen vazifeye muhalefet sebebiyle doğan bir zararı veya zarar tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlayan hukuki bir kurum olduğunu, haksız rekabette korunan hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olduğunu, bu hakkın mutlaka ticari bir işletme ile ilgili olmasına ve tarafların rakip olmasına da gerek olmadığını, TTK'nın 54 üncü maddesi hükmü haksız rekabete ilişkin ilkeyi koyduğunu, Kanun gerekçesine göre, ilkenin temel unsuru dürüst davranış kuralı olduğunu, dürüstlük kuralına aykırılık ya davranışlarla ya da ticari uygulamalarla olduğunu, davranışlar ve ticari uygulamalar iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters, aldatıcı, yanıltıcı, kandırıcı olabileceğini, İsviçre Kanununun gerekçesinde ifade edildiği üzere dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar rekabetin işlevsel kurallarını zedeler, rekabetten beklenen sonuçların alınmasını engelleyeceğini, rekabet hukukundaki dürüstlük kuralları İsviçre öğretisinde belirtildiği gibi Türk Medeni Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrası hükmündeki dürüst davranış kuralları ile tam örtüşmeyebileceğini çünkü Türk Medeni Kanununu 2 nci maddesi anlamında dürüstlük kuralları sözleşmesel veya ön sözleşmesel temelde ve taraflar arasındaki ilişkide var olan güvenle ilgili olduğunu, Rekabet hukukunda ise bu anlamda taraf mevcut olmayabileceğini, çoğu kez bir haksız fiil konumu bile söz konusu olabileceğini, bir işçinin çalıştığı bir işletmeden ayrılıp aynı sektörde çalışan başka bir işletmede işe başlamasının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitinde İş Hukuku kuralları ile TTK'nun haksız rekabet kuralarını ve her iki disiplinin amaçlarını birlikte değerlendirmek gerekeceğini, zira işçi, bir işverene bağlı olarak emek vererek çalışan kişi olduğunu, işçi işverene sunduğu emeğin karşılığını almak için çalıştığını, çalıştığı işverenin sunduğu şartlar işçi için uygun değilse ve/veya işçinin İş Kanunu'ndan kaynaklanan hakları işveren tarafından ihlal edilmişse işçinin İş Kanunu gereğince iş sözleşmesi feshetme ve hakkedişlerini talep etme hakkı mevcut olduğunu, İş koşullarını beğenmeyen veya İş Kanunundan kaynaklanan hakları zedelenen işçiyi çalıştığı işletmede çalışmaya mecbur etmek söz konusu olamayacağını, kural olarak bir işletmenin başka bir işletmenin personelini transfer etmesi serbest iktisadi rekabete aykırı düşmeyeceğini ancak eğer bu hareket dürüstlük kuralına aykırı olarak yapılmışsa haksız rekabette meydana gelebileceğini, aslında işletme personelinin diğer bir işletme tarafından ayartılması halinde İş Kanunu m.23 ile ayartan işverenin sorumluluğuna ilişkin bir hüküm mevcut olduğunu, bu hükme göre, “süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olmuşsa. b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa. c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam ederse işçiyle birlikte sorumludur". İş Kanununun bu hükmü dışında eğer yapılan fiil dürüstlük kuralına da aykırılık taşıyor ve iktisadi rekabetin suistimaline yol açıyorsa bu halde çalışanı ayartılan işletmenin ayartan işletmeden haksız rekabet hükümlerine dayanarak talepte bulunması mümkün olacağını, daha önce davacı bünyesinde çalışan davalı gerçekl kişinin diğer davalı şirket bünyesinde çalışması ya da hakim ortak olması tek başına haksız rekabetin varlığı için yeterli olmadığını, TTK m.55/1-b 2 bendine göre, üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek çıkarlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak da haksız rekabet sayılacağını, bu bent gereğince haksız rekabetin gerçekleşmiş sayılması için, haksız rekabeti yapanın kendisine veya başkasına çıkar sağlamış olması şart olmayıp yaptığı eylemin çıkar sağlamaya elverişli olması yeterli olduğunu, menfaatin nakdi veya gayrı nakdi olması önemli olmayıp işletme sahibinin bundan zarar görmesi de şart olmadığını, bir çıkar sağlanması veya bir çıkar vaadinden söz edilebilmesi için, sağlanan çıkarın, çalışanların vazifelerini ihlale sevk edecek nitelikte olması örf ve adete göre bahşiş niteliğinde olmaması gerekir". yardımcıları görevi kötüye kullanmaya sevk edilmesi, rakip işletmenin sahibi tarafından bizzat yapılabileceği gibi, onun adına hareket eden üçüncü bir kişi tarafından da yapılabileceğini, yine TTK 55/1-b-3 bendinde göre, “işçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek” haksız rekabet sayılacağını, bu haksız rekabet fiilinin gerçekleşebilmesi için, haksız rekabet fiilini gerçekleştirenin, başkasının üretim veya iş sırlarını ele geçirebilmek için onun işçilerini, vekillerini veya yardımcılarını vasıta olarak kullanması ve aynı zamanda vasıta olarak kullandığı bu kişileri iğfal etmesi gerekeceğini, bu nedenle işçilerin, vekillerin veya başka yardımcıların bizzat kendilerinin işletmeye ait üretim ve iş sırlarını haksız olarak kullanmaları veya herhangi bir iğfal olmaksızın kendi iradeleriyle ifşa etmeleri bu hükmün kapsamına girmez” bu halde TTK m. 55/1-d(ETTK m.57/8) hükmü çerçevesinde haksız rekabet gerçekleşmiş sayılacağını, dosyada çalışanlarda davacıya ait ürün ve ticari sırların elde edildiğine dair herhangi bir delile rastlanmadığını, davacının haksız rekabet iddialarına ilişkin yeterli ve somut delillere ulaşılamadığını bildirmiştir.
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; daha önce davacı şirket çalışanı olan ...'ın daha sonrasında davalı şirkette çalışmasının davalı şirket yönünden tek başına haksız rekabet oluşturduğu anlamına gelmeyeceği, davacı ile çalışanı arasında iş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlığın bulunmadığı, şirket çalışanı ...'ın davacı şirkete ait ürün ve ticari sırları elde ettiğine dair herhangi bir delilin sunulmadığı, tarafların ve dava dışı .... şirketinin ticari defterlerinin incelenmesinin davacı iddialarını ispatlayamayacağı aynı zamanda uyuşmazlık konusu olmayan mali kayıtların da taraflarca öğrenilmesinde hukuki yararlarının olmadığı anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın reddine,
Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafça yatırılan 1.724,83 TL peşin harcın mahsubuyla bakiye fazla yatırılan 1.109,43 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafça posta / tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 350,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır