T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/843 Esas
KARAR NO : 2024/639
DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/09/2023
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2024
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; davacı ile davalı şirket arasında kıymetli metal satış ve ticaret sözleşmesi akdedildiğini ve 1.005 gram altın değerinde bir kasa hesabı oluşturulduğunu, iş bu sözleşme uyarınca davacı tarafından 06/10/2021 tarihinde yapılan 500.000,00 TL yatırımın ticari karı ile birlikte karşılığının 1.005 gram olarak belirlendiğini, kısa bir süre sonra yine aynı sözleşmenin devamı olarak 10/11/2021 tarihinde ek protokol ile 570.000,00 TL daha ödeyerek, yeni bir satın alma işleminin gerçekleştiğini, ve kasa hesabının yıllık %7 ticari kar ile birlikte 2.005 gr altın olarak güncellendiğini, bir yılın sonunda sözleşmenin 8/b maddesi uyarınca fesih hakkını kullanmak istediklerini, ve davalı şirketin vaat ettiği 2005 gram altının aynen iadesini talep ettiğini, 19/09/2022 tarihinde iadeli taahhütlü bir bildirim ile .... kasa nolu hesabındaki altının iadesini ve sistemden çıkmak istediğini, bildirimin davalı şirket tarafından 20/09/2022 tarihinde teslim alındığını, davalı şirket tarafından müvekkilin talebinin işleme alındığı bilgisinin kendisine e-posta yoluyla bildirildiğini, ancak herhangi bir işlem yapılmadığını, daha sonra iletişime geçilmesine karşın, davalı şirketin 06/02/2023 tarihli e-postası ile vade planı gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını öğrendiklerini, davacı tarafından sözleşme ilişkininin ihtarname ile sona erdirilmesi şeklinde yeniden bildirildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir ödemede bulunulmadığını, arabuluculuk anlaşmama tutanağı düzenlendiğini beyanla taraflar arasında 07/10/2021 tarih ve .... nolu kıymetli metal satış ve ticaret sözleşmesi ile satın alınan 2005 gram altının aynen teslimi, aynen ifa mümkün değilse, 2005 gram altının 03/09/2023 tarihinde altın kur hesabına göre nakit karşılığı olan 3.337.525 TL'nin yıllık %7 getirisi dahil faiz, masraf ve vekalet ücreti ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: arabuluculuk tutanaklarından da anlaşılacağı üzere, davanın tüketici mahkemelerinin alanına girdiğini, davacının davalı nezdinde tüketici olduğunu ticari herhangi bir eylemi olmadığını beyanla görevsizlik kararı verilerek, davanın görevli tüketici mahkemelerine gönderilmesini ve davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Kartal .... Noterliği'nin 16/02/2023 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarname ve tebelliğ belgesi sureti,
Davacı için tacir araştırması, ticaret sicil kayıtları, vergi dairesi kaydı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava taraflar arasında yapılan 07.10.2021 tarih ve ... nolu sözleşme uyarınca, 2.005 gr. altının aynen teslimi, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise, 2.005 gr altının nakit karşılığı olan (03.09.2023 tarihli altın kur hesabına göre) 3.337.525 TL’nin yıllık % 7 getirisi dahil faiz, masraf ve ücreti vekaleti ile birlikte ödenmesi talebinden ibarettir.
Bilindiği üzere, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup bunlara dava şartları denir. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil davanın esasını girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkeme davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Mahkemelerin görevine ilişkin kurallarda kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. (HMK 114/1-c)
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. Maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK'da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK'nin 4/1 maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasanın 73/1. maddesinde; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkmeleri görevlidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde, "Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" denilmek suretiyle, Tüketici Mahkemesi'nin görev alanının belirlenmesine esas olan tüketici işleminin tarifi yapılmıştır.
Somut olayda; davacı taraf taraflar arasında yapılan 07.10.2021 tarih ve 600282 nolu sözleşme uyarınca, 2.005 gr. altının aynen teslimi, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise, 2.005 gr altının nakit karşılığı olan (03.09.2023 tarihli altın kur hesabına göre) 3.337.525 TL’nin yıllık % 7 getirisi dahil faiz, masraf ve ücreti vekaleti ile birlikte ödenmesini talep etmiş ise de ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesinden gelen yazı cevapları doğrultusunda davacının tacir olmadığı görülmüştür.
Davaya konu istemin taraflar arasındaki kıymetli metal satış ve ticaret sözleşmesine dayalı olduğu, TTK'da ticari şirketlerin tacir sayılacağının hükme bağlandığı, tacir niteliğindeki tüzel kişileri ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işlerin ticari işlerden sayılacağının TTK 19/1 maddesinde olduğu, ancak 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabileceği, tüketicinin malı satın alma amacı bu kanun kapsamında önem kazandığı, davacının davaya konu satın alımı yatırım amaçlı olarak yapmış olduğu, ticaret sicil kayıtlarından davacının gerçek kişi tüketici konumunda olduğunun da anlaşıldığı, ayrıca davaya konu sözleşmede davacıdan müşteri sıfatıyla bahsedildiği, tüm bunlar nazara alındığında davalı ile aralarında akdedilen sözleşmenin bir tüketici işlemi olduğu anlalşılmıştır. O halde, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın, Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiği anlaşılmakla davanın görev (usul) yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin görevsizliğine, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren başlatılmak suretiyle iki hafta içinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne tevdiine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
2-HMK'nun 20. ve 331/2. maddeleri uyarınca iş bu kararın kesinleşmesine müteakip yasal süresi içerisinde talep üzerine dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,
3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/06/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır