T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/863 Esas
KARAR NO : 2024/1222
DAVA : Ticari Şirket (Pay Defteri Kaydına İlişkin)
DAVA TARİHİ : 11/09/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/12/2024
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacılar vekili özetle; davacılar .... Ve .....'nun 05/06/2017 tarihli sözleşmeyle %36'sı .... adına, %4'ü ise ... adına olmak üzere, davalı ... San. ve Tic. A.Ş. (Eski: .... San. Ve Tic. A.Ş.) ’nin toplamda %40 (Yüzde Kırk) hissesini, .... Tic. Ltd. Şti.’nden devraldıklarını ve buna denk gelen pay senedi asıllarının teslim edildiğini, müvekkillerinin bahse konu pay devri sözleşmesine ve kendilerine teslim edilen pay senetlerine istinaden, hisseleri devraldıkları tarihte ve sonrasında, davalı .... San. ve Tic. A.Ş.'ni ve hisseleri devreden ..... Ltd. Şti.'ni konuyla ilgili olarak defaatle bilgilendirdiğini ve pay devrinin pay defterine işlenmesini birçok kez talep ettiklerini, ancak .... San. ve Tic. A.Ş. ve hisselerini devreden şirket tarafından hiçbir işlem yapılmadığını, ilgili şirketlerin yöneticisi/yetkilisi tarafından her seferinde davacılara, sanki pay değişikliği pay defterine işlenmiş gibi bilgi verildiğini, Yurt dışında yaşayan ve Türkiye'ye ancak seyrek aralıklarla ve kısa süreliğine gelebilen ve gerçek durumdan haberdar olmayan davacıların ilgili şirketlerin yetkilisinin/yöneticisinin gerçek olmayan beyanlarına uzun süre itimat ettiklerini, ayrıda davalı şirketin hiçbir genel kurul ya da yönetim kurulu toplantılarına çağrılmadıklarını, bu yönde ilgili şirket tarafından davacılarla hiçbir bilgi paylaşımında da bulunulmadığını, davalının hisselerini devraldığı tarihten beri davacılara, hiçbir kar payı ödemesi de yapılmadığını, davacıların bu zamana kadar konuyla ilgili bahse konu şirket yöneticisiyle/yetkilisiyle birçok kez iletişime geçerek defaatle ve şifahen taleplerini ilettiklerini, her seferinde daha sonra kendileriyle bilgi ve belge paylaşımında bulunulacağının söylendiğini, 05/06/2017 tarihinden bu yana davacıların, davalı şirketin genel kurul toplantılarından ve kararlarından, yönetim kurulu toplantılarından ve kararlarından, kar payı oran ve miktarlarından, yıllık bilançolarından ve mali tablolarından, mali ve ticari durumundan, yani .... San. ve Tic. A.Ş.'ne ait tüm ticari ve mali bilgi ve belgelerden habersiz bırakıldıklarını, davacıların 2023 yılı başı itibariyle 05/06/2017 tarihli sözleşmeye istinaden pay devrinin pay defterine tescilinin hala gerçekleşmediğini ve konuyla ilgili davalı şirket tarafından oyalandıklarını haricen öğrenmeleri üzerine davalı şirketle ve hisseleri devreden ... Tic. Ltd. Şti.'yle şifahi görüşmelerini sıklaştırdıklarını ve pay devrinin tescili için ısrarcı davrandıklarını, yerine getirilmemesi halinde hukuki yollara başvuracaklarını, sonuç alınamaması üzerine Beyoğlu .... Noterliği vasıtasıyla 17/03/2023 tarihli ve .... yevmiye nolu ihtarname keşide ettiklerini, 20/03/2023 tarihinde davalı şirkete tebliğ olunduğunu, bunun üzerine davalı tarafından Bakırköy ..... Noterliği'nin 03/04/2023 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamesiyle cevap verildiğini, şirket kayıtlarında, iddia edilen hususlarla ilgili bilgi ve belgelere ulaşılamadığından bahisle davacı .... tarafından iddia ve talep edilen hususların netlik kazanması adına şirket merkezinde 13/04/2023 tarihinde saat 15:00-16:00 arasında bulunmamız yönünde, talepte bulunulduğunu, bunun üzerine belirtilen tarih ve saatte müvekkil ...'nın vekili olarak Av. ... tarafından söz konusu davete icabet edildiğini ve davalı şirketin avukat ve mali müşaviriyle toplantı yapıldığını, ancak kendileriyle paylaşılan bilgi ve belgelere rağmen toplantı esnasında davalı tarafça, taleplerimizin değerlendirileceği hususunda bilgi verilmiş olmasına rağmen bu zamana kadar taleplerimiz yönünde hiçbir olumlu gelişme yaşanmadığını, davalı şirketin, 05/06/2017 tarihinden bu yana aldığı tüm karar ve yürüttüğü tüm ticari faaliyetlerin, davacıları zarara uğratmak kastıyla alınmış kötü niyetli kararlar olabileceğini ve 05/06/2017 tarihli sözleşme ve ellerinde bulunan pay senedi asılları gereği davalı şirketin %40 hissedarları olduğundan ve de davalı şirket ile yöneticilerinin/yetkililerinin bu durumdan haberdar olmasına rağmen TTK'nun ilgili hükümlerine aykırı olarak kararlar alındığını ve alınmaya devam edildiğini, davacıların sahip oldukları payların tehlike altında olduğunu, bu nedenlerle davalı şirketin payları üzerine ihtiyati tedbir uygulanarak bu şirkete ihtiyaten kayyım atanması gerektiğini beyanla, 05/06/2017 tarihli sözleşmeye ve davacıların elinde bulunan pay senedi asıllarına istinaden, davalı ... San. ve Tic. A.Ş’ nin toplamda %40 (Yüzde Kırk) hissesinin, %36'sı müvekkil .... adına, %4'ü ise diğer müvekkil .... adına olmak üzere, davalı şirketin pay defterine işlenmesine ve tesciline, her halükarda müvekkillerin, dayanak 05/06/2017 tarihli sözleşme gereği ve müvekkillerin elinde bulunan pay senedi asıllarına istinaden sahip oldukları payları tehlike altında bulunduğundan ve telafisi mümkün olmayan zararlarla karşı karşıya kalmaları kuvvetle muhtemel olduğundan ve hatta davalı şirket, davacılar aleyhine kötü niyetli faaliyetlerine devam ediyor olabileceğinden davalı şirketin tüm hisse payları üzerine ihtiyati tedbir uygulanmasına ve bu şirkete ihtiyaten kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle:
davacı tarafından pay defterine işlenmesi ve tescili talep edilen pay senetlerin itibari değerinin 6.000.000-TL'ye tekabül etmesine rağmen, davacı tarafça dava değeri 100.000,00-TL olarak belirtilerek dava ikame edildiğini ve bu miktar üzerinden harç yatırıldığını, Yargıtay .... Hukuk Dairesi E. ... K. ... T. 25.5.2016 sayılı ilamında belirtildiği üzere, hisse senetlerinin nominal değerleri üzerinden dahi değil, dava tarihi itibariyle gerçek değerinin belirlenmesi ve devamla eksik harcın ikmal edilmesinden sonra işin esasına girilmesi, aksi takdirde eksik harcın ikmal edilmemesi halinde Harçlar Kanunu'nun 30uncu maddesi kapsamında davaya devam olunamayacağının açık olduğunu, buna bağlı olarak, işin esasına girilmeden önce, davacı tarafın talepleri kapsamındaki pay senetlerinin dava tarihi itibariyle gerçek değerinin belirlenmesi ve eksik harcın ikmalini talep ettiklerini, her ne kadar davacı tarafından fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla, 100.000,00-TL dava değeri üzerinden dava ikame edilmişse de, toplamda %40 hisse oranına denk gelen şeklinde belirtilmek kaydıyla talep edilen pay senetlerinin adedi ve nominal değerleri belli iken, şu aşamada bu taleplerin kısmi davaya konu edilmesi de mümkün olamayacağından, davanın usulden reddine karar verilmesini talep ettikleri, Türk vatandaşı olmayanların, Türkiye'de dava açmalarına ilişkin olarak; Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun Teminat başlıklı 48inci maddesi uyarınca, yabancı gerçek kişiler yönünden mahkemece belirlenecek teminat gösterme zorunluluğu olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Teminat gösterilecek hâller başlıklı 84üncü maddesinde İlgili Yasa maddeleri kapsamında; öncelikle davacıların Türk vatandaşı olup olmadıkları ve Türk vatandaşı ise Türkiye’de mutad meskeni olup olmadığının ve dava dilekçesinde gösterilen adres ile ilgileri olup olmadığının araştırılmasını; devamla Türk vatandaşı değil ise hangi ülke vatandaşı olduklarının tespitiyle, vatandaşı oldukları ülke ile Türkiye arasında muafiyet olup olmadığının sorulması gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuatta anonim şirket hamiline pay senetlerinin pay defterine kaydedileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığın'dan Ticari Defterlere İlişkin Tebliğin 9uncu maddesinin 5inci fıkrasının düzenlendiği, bu düzenlemede esasen senede bağlanmış payların, senede bağlanana kadar pay defterine kayıt edildiği fakat, devamında payların senede bağlanması ile tesliminden sonra da pay defterindeki kaydın silindiği açıkça belirtildiğini, bu doğrultuda, hamiline yazılı, dolayısıyla senede bağlanmış paylar yönünden pay defterine kaydedilmesi/işlenmesi gibi bir durumun varlığından bahsedilemeyeceğini, ayrıca; pay senetlerine ilişkin olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun pay defterine kayıt hakkındaki 499uncu maddesinin 1inci fıkrasın uyarınca, esasen senede bağlanmamış paylar ile nama yazılı hisse senetleri yönünden pay defterine kayıt yapılabileceğini, anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin pay defterine kaydedilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte; şirket ana sözleşmesinde açık bir şekilde hamiline yazılı pay senetlerinin pay defterine kaydı kararlaştırılmışsa ancak pay defterine kayıt söz konusu olabileceğini, davalı şirketin ana sözleşmesi incelendiği takdirde böyle bir hükmün bulunmadığının görüleceğini, anonim şirketlerde pay sahipliğinin, aslen ve devren iktisap ile gerçekleşmekle birlikte; aslen iktisap yönünden, şirket kuruluşunda ana sözleşmenin veya sermaye attırımına ilişkin ana sözleşmedeki değişikliğin Ticaret Sicil Memurluğu tarafından tescili ile; devren iktisap yönünden ise devir yoluyla kazanım gerçekleşmiş olacağından, davaya konu pay senetleri hakkında tescilin söz konusu olamayacağını, anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin pay devrinin tescilinin ve buna bağlı olarak ticaret sicili gazetesinde yayımlanmasının zorunlu olduğu yönünde de bir düzenleme bulunmadığından, anonim şirketlerde hisse senetlerinin devrinin tescile tabi olması söz konusu değildir. Buna ilişkin olarak; T.C. Yargıtay .... Hukuk Dairesi E. ... K. .... T. 13.6.2014 sayılı Şeklindeki Yargıtay kararında da anonim şirketlerde hisse devirlerinin tescil ve ilana tabi olmadığının açık bir şekilde belirtildiğini, her ne kadar dava konusu pay senetlerinin pay defterine işlenmesi ve tescili talepli olarak ikame edilmiş ise de, davacı tarafından genel kurul ya da yönetim kuruluna çağrılmadığı, bilgi paylaşımı yapılmadığı, devir tarihinden beri hiç bir kar payı ödemesi yapılmadığı vb. hususlarda beyanda bulunduklarını, Zira; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Hamiline yazılı pay senetlerinin devri ve paya bağlı hakların ne zaman ve ne şekilde kullanılabilir/ileri sürülebilir olabileceğinin düzenlendiğini, belirtilen hususların şu aşamada henüz talep edilebilir olmadığının da ilgili yasal düzenleme kapsamında ortaya çıktığını, davacı tarafça her ne kadar davalı şirkete taleplerine ilişkin ihtarname yoluyla bildirim yapılmış olduğu belirtilmişse de, yasa ve ilgili mevzuat kapsamında, davalı şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını, davacı tarafın talepleri olan pay senetlerinin, pay defterine işlenmesi ve tescili yönünde bir düzenleme olmadığı ve ayrıca müvekkil şirkete de usulüne uygun bir başvuru olmadığı göz önüne alındığında, davacı tarafça huzurdaki davanın ikamesinde hukuki yarar bulunmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. ... T. 19.2.2014 sayılı Şeklindeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere, dava açabilmek için dava hakkına sahip olmak yeterli olmayıp, ayrıca davayı açmakta hukuki yararın da olması gerektiğini, davaya konu edilen hamiline yazılı pay senetlerinin, pay defterine işlenmesi ve tesciline ilişkin yasal düzenleme olmaması ve dahi senede bağlandıktan sonra pay defterinden kaydın silinmesine ilişkin düzenlemeler ile birlikte hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin ne şekilde hüküm ifade edeceği ve ilgili pay senetlerine bağlı hakların ne zaman ve ne şekilde ileri sürülebileceğinin de açık bir şekilde ortada iken, pay senetlerinin pay defterine işlenmesi ve tescili talepli olarak ikame edilen huzurdaki dava yönünden hukuki yarar bulunmadığından reddine karar verilmesini, davacıların ellerinde bulunduğunu belirttikleri pay senetlerine karşılık olan ödemelerin yapılıp yapılmadığı hususunda ispat yükü davacı tarafta, buna ilişkin olarak Yargıtay .... Hukuk Dairesi E. ... K. ... T. 10.3.2022 sayılı ilamında da, ödeme hususunda ispat yükünün devralan tarafta olduğunun görülebileceğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Mahkemece belge aslının istenmesi ve geri verilmesi başlıklı 216ncı maddesinde şeklindeki Yasa maddesi kapsamında, hamiline yazılı pay senedinin sahibi olduğu iddiası kapsamında talepte bulunulduğundan, pay senedi aslı ve geçerli yazılı esas pay devir sözleşmesi aslınının dosyaya sunulmasını talep etmekle birlikte, ilgili belgelerin asıllarının dosyaya sunulması halinde beyan ve itirazlarımızı sunma haklarını da saklı tuttuklarını, Türk Ticaret Kanunu kapsamında paydan doğan hakların ne zaman ve ne şekilde kullanılabileceği/ileri sürülebileceği açıkça düzenlenmekte olduğundan; davacı tarafın, tüm hisse payları üzerine tedbir konulması ve şirkete kayyum atanması yönündeki taleplerine ilişkin olarak red kararı verilmişse de, bu taleplerin iyi niyetten çok uzak olması ile birlikte davanın amacına ve niteliğine de uygun olmamasından ötürü, bu konu hakkında da beyan ve itirazlarını sunduklarını, haksız ve mesnetsiz olarak açılmış olan davanın reddine, davacı tarafından kötü niyetli olarak dava ikame edilmesi sebebiyle HMK 329ncu maddesinin uygulanmasını, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Bakırköy .... Noterliği'nin 03 Nisan Tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve tebliğ mazbatası sureti,
Beyoğlu .... Noterliği'nin 17/03/2023 tarihli, ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve tebliğ mazbatası sureti,
Ticaret Sicil kayıtları,
Mahkememizce aldırılan 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava davalı şirketin pay devrinin tescili ve kayyım atanması talebi isteminden ibarettir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Türk Ticaret Kanunu gereğince pay defterine, senede bağlanmamış pay sahipleri ile nama yazılı pay sahipleri ve intifa hakkı sahiplerinin kaydolunması gerekmektedir (TTK. m. 499/1). Pay defterinin niteliği ve işlevinin gereği olarak kanunda belirtilen hususların dışında, payların bölünmesi ya da birleştirilmesi, hamiline yazılı hisse senetlerinin nama veya nama yazılı hisse senetlerinin hamiline dönüştürülmesi, payın (senet) iptal edilmesi, bakiye sermaye borcunun ödenmemesi sonucu senetlerin itfa edilmesi suretiyle pay sahibinin ortaklıktan çıkarılması, payların nominal değerlerinde meydana gelen değişiklikler, iştirak taahhütnamesinin imza edildiği veya payın iktisap edildiği tarih ile iktisap sebebi (alım-satım, bağışlama, miras, cebri icra) gibi kayıtların da pay defterinde yer alması yararlı ve gereklidir (Güzin Üçışık/Aydın Çelik, Anonim Ortaklıklar Hukuku, C. II, Ankara 2021, s. 106).
Senede bağlanmamış bir payın, nama yazılı bir pay senedinin ya da nama ya da hamiline yazılı pay senetlerinin yerini tutmak üzere çıkarılmış nama yazılı bir ilmühaberin devri durumunda, bu devrin anonim ortaklık karşısında hüküm ifade edebilmesi ve ortaklığın, pay defterinde gerekli değişimi yapabilmesi, bir başka deyişle, devralanı kaydedip, devredenin de kaydını silebilmesi için, kendisine mutlaka bir kayıt bildirimi yöneltilmelidir (Üçışık/Çelik, s. 107-108). TTK. m. 499/2 hükmüne göre: “Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz”. Bu hükmünden, anonim ortaklığın yapılmış bir başvuru olmaksızın, kendiliğinden pay defterine kaydın gerçekleştiremeyeceği sonucuna varılmaktadır (Üçışık/Çelik, s. 108)
Hamiline yazılı hisse senedi, senedin metin veya şeklinden, hamili kim ise o kimsenin anonim şirket ortağı kabul edileceği hisse senedidir (TTK. m. 658/1).
Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; .... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'nin şirketin Bakırköy .... Noterliği'nin 30/03/2017 tarih ve ... sayılı ve onaylı genel kurulunun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 13/04/... tarihli ve .... sayılısıyla, şirket ünvanının ... San. Ve Tic. A.Ş. olarak tescil ve ilan olunduğu görüldü.
Davacı ... Beyoğlu ....Noterliğinden 17/03/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile Davalı .... San. Ve Tic. A.Ş. firmasından devir aldıkları hisseye ait pay senedlerinin pay defterine işlenmesini, şirkete ait tüm ticari ve mali kayıtlara ait belgelerin birer suretini davacı taraf ile paylaşmasını istemektedir.
Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. Bakırköy ....Noterliğinden 22/03/2023 Tarih ve ... Yevmiye numaralı İhtarname ile cevap vererek ‘konu edilen sözleşme ve belgelere ulaşılamadığı, Şirketin bilgilendirilmediği, davalı şirkete resmi bir ihtar yapılmadığı tespit edilmiştir’ ibaresine yer verilmiştir. Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. konu ile ilgili görüşmek üzere davacı müvekkilleri 29/03/2023 tarih Saat 15.00-16.00 arasında şirket merkezinde görüşmek üzere çağırmış bulunmaktadır.
Dosya içeriğinde 12 adet hamiline yazılı .... Sanayi Ve Ticaret A.Ş. ( .... San. Ve Tic. A.Ş. ) pay senetleri olduğu görülmüştür.
Davacının diğer talebi de, haklı nedenle davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkindir. Yönetim kurulu üyesinin görevden alınması, TTK. m. 364 hükmü uyarınca, genel kurul kararı ile mümkündür. Yönetim kurulu başkanının görevden alınmasının ise başkan seçimini yapan yönetim kurulu kararı ile olabilir. Somut olayda; azınlık pay sahibi olan davacı ortakların, keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmeleri gerekir. Bu bakımdan doğrudan yöneticilerin azledilmesi yerlerine kayyım atanması talebi yerinde değildir. (Yargıtay 11. HD’nin 2014/4084 E., 2014/10525 K. sayı ve 04.06.2014 tarihli kararı)
Yargıtay vermiş olduğu bazı kararlarda bu hususa ilişkin olarak şu ifadelere yer vermiştir:
“… anonim şirketlerde kayyım atanmasına ilişkin düzenlemenin TTK'nun 530. maddesinde düzenlendiği, şirket organlarından birisinin eksikliğinin veya genel kurulun uzun yıllardır toplanamamasının gerektiği, davacıların bu durumun varlığını iddia etmediği… TTK'nun 364. maddesi uyarınca yönetim kurulunu azil yetkisinin genel kurulun mutlak yetkilerinden olmasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir” (Y. 11. HD’nin 2014/4548 E., 2015/2472 K. sayı ve 24/02/2015 tarihli kararı).
“… Dava anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin görevden azli, kabul edilmemesi halinde yetkilerinin sınırlandırılması ve şirkete yönetici kayyım atanmasına ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de Dairemizin .... esas .... karar 24.02.2015 tarihli kararında da belirtildiği gibi azil yetkisi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin 364 ve 408. maddeleri gereği münhasıran genel kurula hasredilmiştir. Bu durumun tek istisnası TTK 334/2 hükmü olup … somut olayda şirket ortaklarının yöneticilerin azli veya yetkilerinin sınırlandırması amacıyla mahkemeye başvuru hakkı tanıyan bir hükmü bulunmamaktadır” (Yargıtay 11. HD’nin 2017/3136 E., 2019/338 K. sayı ve 15/01/2019 tarihli kararı).”
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan 24/10/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda;
Davacıların, 12 adet hamiline yazılı ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.'ne ait pay senetleri ile, önceki ünvanı ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.olan davalı şirketi hamiline yazılı iş bu pay senetlerine istinaden pay devrinin tescilini talep ettiği, TTK. m. 499’da yer alan hükümler uyarınca, nama yazılı hisse senetleri pay defterine kaydedilirken hamiline yazılı hisse senetleri pay defterine kaydedimedikleri, ancak hamiline yazılı hisse senetlerinde hisse devrinden sonra Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) sistemine kayıt yapılır ve hisse senedinin sahibi buraya işlenebileceği, dava konusu olan hamiline yazılı hisse senetlerinin pay defterine kaydedilme olanağının olmadığı, davacıların dava konusu senetlerin pay defterine kayıt edilmeleri gerektiğine ilişkin taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığı, yönetim kurulu üyesinin görevden alınması, TTK. m. 364 hükmü uyarınca, genel kurul kararı ile mümkün olduğu, genel kurulun mutlak yetkilerinden olduğu, Bu durumun tek istisnası TTK 334/2 hükmü olduğu, somut olayda iş bu istisna yoluna gidilmesini gerektirir bir durum olmadığı, somut olayda azınlık pay sahibi olan davacı ortakların, keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmelerinin gerektiği, bu bakımdan kayyım atanmasına ilişkin talebin de yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın REDDİNE,
1-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 102.465,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 102.037,40 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacılara iadesine,
2-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
3-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 576.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ....
e-imzalıdır