T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/938 Esas
KARAR NO : 2024/747
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/09/2017
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından 26/02/2016 tarihinde davalı şirketten .... marka, ... model hassas klima ve dış ünitesinin 50.585,48-TL bedel ile satın alındığını, ancak klimanın kurulumunun üzerinden 1 ay dahi geçmeden klimanın arızalandığını ve müvekkilleri şirketin talebi ile davalı tarafından servis işlemlerinin başlatıldığını, 15/03/2016 tarihli servis formunda klimanın hot-gas valfinin arızalı olduğunun ortaya çıktığını, 17/03/2016 tarihli formda hot-gas valfine ilişkin parçaların değiştirildiği ancak klimaların istenilen nem değerlerini sağlamadığını, 22/03/2016 tarihli formda klimanın periyodik bakımının gerçekleştirildiğini, nem ve sıcaklığın aşırı değişkenlik gösterdiğinin tespiti ile makinenin izlemeye alındığını, 02/05/2016 tarihli formda klimanın periyodik bakımının gerçekleştirildiğini ve nem tankı ile filtre değişimi gerektiğini, 13/05/2016 tarihli formda klimanın periyodik bakımı ile kirli olan filtresinin değiştirildiğini, 20/06/2016 tarihli formda yeniden periyodik bakım ile klimanın normal çalıştığını, 07/11/2016 tarihli formda klimada bir sorun görülmediğini, 14/11/2016 tarihli formda nemin düşük gittiği ve ayarların hızlı olarak değiştiğini, 16/11/2016 tarihli formda yeniden hot-gas ayan gerçekleştirildiğini ve klimadan gaz atıldığını, 23/06/2017 tarihli formda gaz basınçlarının yeniden düşük olduğunun tespit edilerek kaçak aramasında bulunulduğunu, 30/06/2017 tarihli formda cihaz iç ünite fanının arızalı olduğunu ve fan değişimi gerektiğini, 06/07/2017 tarihli son formda ise fan çalışmama sorunun giderildiğinin tespit edildiği hususları belirtildiğini, servis formlarından görüldüğü üzere yeni alınmış söz konusu klimanın bir yıl içerisinde defalarca arızalandığını ve müvekkilleri şirketin işbu klimadan beklediği faydayı hiçbir şekilde göremediğini, özellikle son arızalanmada klimanın üç hafta boyunca hiç çalışamayacak hale gelmiş olmasının müvekkilleri şirketin bu ayıplı mala katlanamayacak duruma gelmesine neden olduğunu, bu sebeple müvekkilleri şirket tarafından davalıya 10/07/2017 tarihinde ihtar gönderilerek sözleşmeden dönüldüğünü ve ürünün teslim alınarak ücret iadesi talep edildiğinin bildirildiğini, davalı tarafından işbu iletiye 12/07/2017 tarihinde taraflar arasında yaşanan arızalar ve nedenleri hakkında toplantı yapılması talebini içerir yanıt gelmiş olup, bu ileti davalı tarafından ayıbın kabul edildiğinin açık göstergesi olduğunu, ayrıca müvekkilleri şirket tarafından söz konusu kullanılamayan klima yerine başka bir firmadan 49.196,56-TL bedelli yeni bir klima daha alınmış olup, davalıya ait ayıplı mal neticesinde müvekkilleri şirket klimanın sebep olduğu sorunların yanı sıra maddi zarara da uğradığını, müvekkilleri şirketin bu zarara ilişkin haklarının saklı olduğunu, davalı tarafından müvekkilleri şirketin bedel iadesi talebine karşılık herhangi bir işleme geçilmediği için müvekkilleri şirket tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafından bu takibe 28/08/2017 tarihinde haksız ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz edilerek takip durdurulduğunu, huzurdaki uyuşmazlıkta davalıdan satın alınan klimanın sürekli arızalanarak çalışmaması müvekkilleri şirketin üründen beklediği faydayı ortadan kaldırdığı için bu klimanın ayıplı mal olduğunu, müvekkilleri şirket tarafından sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi hakkı talep edildiğini, bu kapsamda, davalının dava konusu klima bedelini müvekkilleri şirkete iadesi gerektiğini, bu nedenle de, müvekkilleri şirket tarafından davalının icra takip dosyasına gerçekleştirdiği haksız itiraza karşı huzurdaki davanın ikame zarureti hasıl olduğunu talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davayı ve cihazın ayıplı olduğu iddiasını kabul etmediklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Türk Ticaret Kanunu 23. madde ve 223. maddede ifadesini bulan şekilde bir ayıp ihbarı bulunmadığını, dava dilekçesinde bildirilen sorunların çoğunun cihazın normal servis bakımlarıyla ilgili olup bunların dışında özellikle davacının herhangi bir ayıp gerekçesine dayalı ayıp ihbarı bulunmadığını, davacı şirket ayıp nitelendirmesi yapmayıp genel bir ayıp iddiasında bulunmakta olduğunu, ayıbın ne olduğunu net şekilde adlandırmak mecburiyetinde olduklarını, davacının iddia ettiği 15/03/2016 tarihli servis formuyla klimanın hot-gaz valfinin arızalı olduğu tespitiyle 17/03/2016 tarihli formla fabrikasyon hatasından mütevellit parça değişimi sağlandığını, fabrikasyon hatası bir parça tespit edildiğini ve hemen değiştirildiğini, dava konusunu haklı kılacak bir husus olmadığını, 22/03/2016 tarihli formun, 02/05/2016 tarihli formun, 13/05/2016 tarihli formun, 20/06/2016 tarihli formun, 5 ay aradan sonra 07/11/2016 tarihli formun periyodik bakımlara ait olduğunu, dava konusu olamayacağını, nem tankı değişiminin suyun kalitesi ile ilgili olduğunu ve sarf malzeme kapsamında olup cihazla alakalı bir probleme işaret olmadığını, filtre değişiminin ise tamamen yine ortam temizlik durumuna bağlı olup sarf malzeme değişiminden ibaret olduğunu, nemlendirme tankları ve filtrelerin sarf malzemeler olduğunu, 14/11/2016 tarihli formda nemin düşük gittiği ve ayarların hızlı olarak değiştiği gerekçesinin de davayı haklı kılmadığını, çünkü son derece hassas bu cihazların yıl boyu sıfır hata ile gitmediğini, yılda 2 kez bakıma ihtiyacı olabildiğini, çünkü insanların girip çıktığı bir odada insan sayısının adeti ve mevsim geçişlerinden dahi nem oranının etkilenebildiğini, 16/11/2016 tarihli forma ilişkin bildirilen sorunun davalı şirket tarafından giderildiğini, dava konusu niteliği taşımadığını, aradan 7 ay geçtikten sonra 23/06/2017 tarihli formda gaz basınçlarının yeniden düşük olduğu tespit edilerek kaçak aramasında bulunulduğunu, fon arızası düşünülerek fon değiştirildiğini, fakat sorunun giderilemediğini, 30/06/2017 tarihli form ve nihayetinde 06/07/2017 tarihli son form ile cihaz ile ilgili sorunun artık yurtdışından bir ekip çağırma aşamasına gelindiğinde davalı şirket servisince hiç olmadık yerden cihaza yetkili servis harici davacı şirket tarafından müdahale ettirildiği tespitiyle cihazın yeniden çalışır hale getirildiğini, meselenin garanti kapsamındaki dava konusu cihaza dışarıdan bir müdahale sağlandığı için ve yapılan müdahale hiçbir zaman ellenmemesi gereken ana kart üzerindeki bir jumper ayarı bozulduğu için davalı şirket teknik servisinin boşu boşuna 3 hafta uğraşıp durduğunu, şayet davacı şirket 23/06/2017 tarihinde çağrı üzerine giden teknik ekibe cihaza dışarıdan müdahale ettirdiklerini söyleselerdi, sorunun çözümünün daha kısa sürede yapılabileceğini, gizlenen bir bilgi sebebiyle teknik servisin 3 hafta boşuna uğraştığını, davacı firmaya hizmet veren dava dışı ..... Mühendislik firması çalışanlarından birisinin dava konusu cihaza müdahale ettirildiği duyumu alındığından muhtemelen hiç kimsenin dokunmaması gereken jumber ayarına davalı şirketten ayrılarak şimdi .....'de çalışan eski personellerinden birisinin müdahale ettiğinin değerlendirildiğini, arıza sebebini tespit eden müvekkillerinin şirket teknik servis personeli ....'un tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, müvekkilleri şirketin hiçbir zaman ayıbı kabul etmediğini, davacı şirketin alt kademe yöneticileri ile diyalog kopukluğu yaşandığından müvekkili şirketin davacı şirketin üst düzey yöneticisi ... bey ile görüşme ihtiyacı hissettiğinden 13 Temmuz'da bir randevu talebinde bulunduğunu, ancak cevap alamadığını, bu randevu talebinin davalı şirketin kendi teknik servisi veya cihazı hatalı gördüğünden değil, cihazın sağlıklı kullanılması ile ilgili bilgilendirme ihtiyacından doğduğunu, davacı şirketin ibraz ettiği e-maillerin tek taraflı olduğunu, servis formlarından ve e-mail yazışmalarından görüldüğü üzere, tüketicinin onarım hakkını kullandığını, cihazın halen çalışır durumda olduğunu, garanti süresi içerisinde sık sık arızalanma durumunun söz konusu olmayıp, geçen süre zarfında 5 ve 7 ay süresince cihazın bakıma dahi ihtiyaç göstermediğini, son mevzuu davacı şirketin cihaza harici müdahale ettirtmesi ve bu durumu davalı şirketten saklaması nedeniyle davalı şirket gereksiz uğraştırılmış, tamir için gereken azami süreler hiçbir zaman aşılmamış ve tamiri mümkün şekilde cihaz davacının kullanımına bırakıldığını, yeni bir cihaz satın almış olmaları kendi inisiyatifleriyle olduğunu, davacı/tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan bir arızadan (harici müdahale) dolayı işbu seçimlik dava hakkını kullanmasının mümkün olmadığını, davacı şirketin ayıbın ne olduğunu net belirtmesi gerektiğini, genel bir ifadenin hukuken geçerli olmadığını savunmuş, davanın zamanaşımı ve esastan reddine, davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, avukatlık ücreti ve masrafların davacıya yüklenilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER : Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyası, davalı şirkete ait 12 adet servis formu, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları, davalı şirket tarafından tanzim edilen 26/02/2016 tarihli fatura, davacı tarafça yeni alınan klimanın faturası, tarafların ticari defter ve kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi incelemeleri.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibariyle, satıma konu cihazın ayıplı olması nedeniyle TBK'nın 227/1. maddesi uyarınca sözleşmeden dönme nedeniyle, satım bedelinin geri tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 51.193,55-TL bakiyenin tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizden verilen 24/11/2020 tarih ve .... Esas ... sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 14/09/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamıyla kaldırıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın halli için teknik inceleme yapılması gerektiğinden dosyanın bilirkişiye tevdine dair 08/01/2024 tarihli celsede ara karar kurulmuş ve bilirkişi ücretinin davacı tarafça yatırılması için ihtarlı kesin süre verilmiştir.
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır.
İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Mahkememizin 08/01/2024 tarihli celsenin 1 nolu ara kararları gereğince davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için masraf yatırmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır.
03.04.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde:
“(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
(4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmeliğin 45. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesinde "Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez." hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip ilgili tarafların uyarılması gerekir. Bu hüküm gereği mahkememizin 08/01/2024 tarihli celsesinin 1 numaralı bendinde davacı vekilinin yüzüne karşı ihtar yapılmıştır. Yapılan açıklamalar ışığında, somut olayda, davacıdan kesin süre içinde yatırılması istenilen bilirkişi masrafının delil avansı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, mahkememizin 08/01/2024 tarihli celsesinde delil avansı niteliğinde olan bilirkişi giderinin yatırılması hususunda davacı vekiline kesin süre verilmiş olup, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçlar açık olarak anlatılmış ve anlatılanlar tutanağa geçirilmiştir. Bilirkişi giderinin davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı, dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alındığında davacının davasını ispatlayamadığı, usulüne uygun olarak verilmiş kesin sürenin tüm tarafları ve mahkemeyi bağladığı anlaşılmakla ve ayrıca mevcut delil durumu tetkik edildiğinde davanın ve davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunun ispata muhtaç olması sebebiyle davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26/11/2021 gün 2019/1785 esas 2021/1453 karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2022/1305 esas 2022/1267 karar sayılı ilamı )
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 427,60-TL harcın davacı tarafça yatırılan 618,29TL harçtan mahsubuyla bakiye 190,69-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 3.330,50-TL bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davalı vekilinin yüzünde davacı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/07/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır