T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/941 Esas
KARAR NO : 2024/1045
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/12/2022
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından müvekkili davacı ..... aleyhine Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ..... E. Sayılı icra takip dosyası ile; 07.06.2022 tarihinde 19.03.2020 tarihli 25.000,00 TL değerinde havale bedeli ile havale tarihi itibari ile işlemiş 8.592,81TL avans faizi olmak üzere toplam 33.592,51 TL bedelin tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığını, müvekkili davacının davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, söz konusu havale bedelinin müvekkili davacının o tarihte sahibi ve yetkilisi bulunduğu ..... Gıda San. Ve Tic. Ltd Şti. ile davalı şirket arasında 18.03.2020 tarihinde akdedildiğini ve ..... Gıda San. Ve Tic. Ltd Şti. adına tescilli .... markalarına ilişkin Franchıse Sözleşmesi gereği davalı şirket tarafından ödenmiş bulunan franchise bedeli olduğunu, müvekkili davacının maruz kaldığı hukuksuzluk göz önüne alındığında takibinin tedbiren durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde sözleşme gereği franchise bedelinin ödendiği iddia edilmiş ve sözleşmenin taraflarca iptal edilmesiyle müvekkiline ödediği parayı geri istemişse de davacının bunu ödemekten kötüniyetli olarak kaçtığını, bu nedenle, müvekkili tarafından ödenen miktarın, davacı tarafından sebepsiz zenginleşme yoluyla elde edilmiş olduğundan buna dayanılarak icra takibi başlatıldığını, takibin haksız olmadığı, davacının borçlu olmadığı iddialarının yersiz olduğunu, sözleşmenin iptal edildiğini gösteren bir başka durumunda sözleşmede belirtilen diğer ücretlerin ödenmemesi olduğunu, tarafların sözleşmeyi iptal etmek iradesinde olduğu için sözleşme hükümlerinin hukuki sonuç doğurmaması üzerinde uzlaştıklarını, nitekim, davacının sözleşme konusu edimlerini yerine getirmemesi de sözleşmenin iptal edildiğini ortaya koymakta olduğunu, ancak, sözleşmede franchise veren olarak taraf bulunan davacı, borçlu olunmamasına karşı müvekkili tarafından davacıya ödenen bedeli geri vermekten kaçındığını, bu nedenle, karşı tarafın haksız ve kötüniyetli olarak elinde bulundurduğu paranın geri alınması için icra takibi başlatıldığını, icra takibinin haksız olduğundan söz edilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle hukuki dayanaktan ve dava şartlarından yoksun olarak açılan bu davanın reddini istemiştir.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi 14.06.2024 havale tarihli raporunda; Yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı şirket ticari defterleri, Davacı ....... vekili aracılığı dosyamıza sunduğu 05.02.2024 tarihli beyan yazısında, “müvekkil davacı tacir sıfatına haiz olmayıp ticari defterleri de bulunmamaktadır.” Diyerek dosya kapsamında davacı defteri incelenmemiştir.
Dava konusu uyuşmazlık kapsamında Dava dışı .... Gıda San, Ve Tic, Ltd. Şti'nin ticari defterkeri, Davacı ....... vekili aracılığı dosyamıza sunduğu 05.02.2024 tarihli beyan yazısında” müvekkil davacı 18.07.2021 tarihinde .... Gıda San Ve Tic. Ltd. Şti'nde bulunan tüm paylarını davadışı ..... 'na devretmiştir. Söz konusu pay devrinden sonra müvekkil davacının ..... Gıda San. Ve Tic. Ltd, Şti. ile tüm ilişki sona ermiş olup, dolayısıyla tarafımızca söz konusu şirketin ticari defterlerinin sayın mahkemeye sunulması mümkün değildir. "diyerek Dava dışı: ..... Gıda San, Ve Tic, Ltd, Şti.'nin dosya kapsamında istenmek üzere, dosyamız inceleme günü 05.02.2024 tarihinde ticari defterleri sunulmamış, dava dışı firmanın ticari defterleri dosya kapsamında incelenememiştir.
Dava konu uyuşmazlık kapsamında, Davalı ..... Dış Tic. Ltd. Şti. mahkememiz inceleme günü 05.02.2024 gün ve saatinde dosya kapsamında ticari defterlerini sunmamış yerinde inceleme talebinde bulunmamış, Davalıdan vekili aracılığı ile aşağıda mahkememize arz olunan e-postalar ile dosya kapsamında ticari defterleri talep edilmiş, davalıdan dönüş olmamış davalının ticari defterleri dosya kapsamında incelenmemiştir.
Dosya kapsamında, ..... Bankasının Mahkememiz müzekkeresine verdiği 09.12.2023 tarihli , ..... sayılı yazısıyla teyit edildiği üzere, Davalı ..... Dış Tic, Ltd. Şti'nin Davacı .......'a .... Bankası aracılığı ile, 19.03.2020 tarihinde, Açıklaması “..... FRANCHISSE BEDELİ” olan 25.000,00 TL para transferi yaptığı görülmüştür. Sözleşmenin feshedilerek sona erdirildiği ve Sözleşmenin 19. Maddesi uyarınca sözleşmenin feshi sebebiyle franchise bedelinin iade edilemeyeceğinden bahisle, davacı .......'ın borçlu olmadığını bildirmiştir.
DELİLLER : İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve .... Bankası yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davanın; havale sözleşmesine dayalı başlatılan takip nedeni ile menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkememiz dosyasının 07/12/2022 tarihinde Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... esasını alarak açıldığı, Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/05/2023 tarihli .... sayılı kararı ile davanın usulden reddedilerek Mahkememizin görevli olduğu yönünde karar verildiği, 03/10/2023 tarihinde ..... esasını alarak mahkememize tevzi olduğu görüldü.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve ..... E., ..... K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Somut olay irdelendiğinde; Taraflar arasındaki Franchise sözleşmesi gereği davacı tarafından davalıya ödendiği iddia edilen bedelin, ödenmediği gerekçesi ile davalı tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibi nedeniyle söz konusu bedelin zamanında davalıya ödendiğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığını beyan ederek, icra takibinin tedbiren durdurulmasının talep ve dava ettiği görülmüştür. Eldeki davada ispat yükü, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davalı üzerinde bulunmakla davalının, davacı aleyhine başlattığı icra takibine konu alacak yönüyle alacaklı olduğu iddialarını ispat edemediği anlaşılmış olup davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE
A) Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ..... sayılı takibine konu alacak sebebiyle sebebiyle davacının davalı tarafa borçlu olmadığının TESPİTİNE,
b)Tarafların kötüniyet tazminat taleplerinin REDDİNE,
2-Alınması gerekli 2.294,70 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 573,68 TL harcın mahsubuyla bakiye 1.721,02 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 573,68 TL peşin harç olmak üzere toplam 654,38 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça 621,75-TL posta / tebligat gideri ile 6.000,00-TL bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 6.621,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
7-Davacı tarafından yatırılan teminatın karar kesinleştikten 1 ay sonra talep halinde davacı tarafa iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde, davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip ....
....
Hakim ....
¸ ...