T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/1082 Esas
KARAR NO: 2025/367
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2024
KARAR TARİHİ: 15/04/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; 18/08/2023 tarihinde ..... plakalı araç sürücüsünün davacıya ait ..... plakalı araca çarparak trafik kazası meydana geldiğini, davacının aracında değer kaybının oluştuğunu, oluşan değer kaybının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edildiği, mezkur aracın onarımında kullanılan yan sanayi parçalar ile kullanılması gereken orijinal parçalar arasındaki fiyat farkının davacıya ödenmesini, davacının aracının onarım ve tamir süresince araçtan mahrum kalınan bedel nedeniyle zarara uğradığını, bu bedelin taraflarına ödenmesini belirterek, davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle, görevsizlik nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davalı adına Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası bulunduğunu, davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapmasının hukuki zorunluluk olduğunu, davacının değer kaybı, ikame araç bedeli ve hasar farkı tazminat taleplerinin haksız olduğunu, davacının maliki olduğu araçta dava konusu trafik kazasından önce birçok trafik kazası yapıldığını ve aracın aynı yerden tamir ve parça değişimi işlemine tabi tutulduğunu, aynı bölgeden daha önce kaza yapan aracın değer düşüklüğünün meydana gelmesinin mümkün olmadığını, davacı aracında meydana gelen hasarın makul onarım süresinin en fazla 2 gün olduğunu, 1 aylık araç mahrumiyet bedeli talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
Davanın, 18/08/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle dava konusu araçta oluşan değer kaybı, ikame araç bedeli ve hasar farkı alacağının davalılardan tahsili taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018)
Dosya incelenmekle; davanın maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davası olduğu, yukarıda detayı verilen tanım ve açıklamalar doğrultusunda eldeki davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olarak mutlak ticari dava olmadığı yine nispi ticari dava tanımı göz önüne alındığında taraflar her ne kadar tacir ise de eldeki uyuşmazlığın, tarafların iştigal alanları ile ilgili ticari faaliyetleri kapsamında bir uyuşmazlık olmadığı, dava konusu araçların da trafik kayıtlarının hususi olduğu anlaşılmış olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/04/2025
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır