T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/273 Esas
KARAR NO : 2025/518
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 15/03/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; tarafların dava konusu şirketin %50 hissedarları olduğunu, davalının kendi %50 hissesini müvekkiline devretmek üzere aralarında sözleşme imzaladıklarını ancak davalının kötü niyetli şekilde sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmede sözleşmeye aykırı davranıldığı takdirde 500.000,00 TL cezai şart bedelinin ödeneceğinin belirlendiğini, cezai şart bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu şirketin boş dükkan olduğunu, tarafların eşit hisseye sahip olduğunu, resmi işler için davalı müvekkilin yönetici olarak seçildiğini, ortaklığın amacının iş bu dükkanda kendi bütçeleri doğrultusunda ayrı ayrı ticaretlerini yürütmek olduklarını, ancak davacının şirket ortağı olduktan sonra şirkete hiç uğramadığını, davaya konu taraflar arasındaki devir sözleşmesinde davalının hile ile hataya düşürülerek şirket hissesi değerinin altında gasp edildiğini belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER : Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... esas sayılı dosyası, İBB Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı yazı cevabı, Kayseri Yahyalı Malmüdürlüğü yazı cevabı, Kayseri Ticaret Odası yazı cevabı, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, Kocasinan Vergi Dairesi yazı cevabı, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Davanın, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cezai şart alacağına ilişkin Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/03/2024 tarih, .... esas, ... karar sayılı kararı ile dosyanın görevli Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosunca mahkememize tevzi edilen dosyanın yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı görülmüştür.
Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 507.150,68-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845)
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).
Somut olay bakımından, taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin ihlali sonucu sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın talep edildiği görülmekle, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalının sunduğu cevap dilekçesi ile davacı ile olan hukuki ilişkiyi inkar etmediği ancak imzaladığı sözleşmenin irade fesadı haliyle imzaladığını iddia ettiği anlaşılmıştır. Davacı her ne kadar hisse devir bedeli konusunda yanıltıldığı ve korkutulduğu iddialarında bulunmuş olup Buradan hareketle ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ve irade fesadı halleri olan hata, hile ve ikrah durumlarının ispatı balkımından tanık dinlendiği, sözleşmede devir bedelinin sarih bir şekilde 2.800.000,00 TL olarak gösterildiği bu hususta bir tereddüt bulunmadığı ve ancak her ne kadar davacı bu bedelin 3.800.000,00 TL olduğunu zannettiğini beyan etmiş ise de bu husustaki savunma beyanlarının hukuki zemini olarak gösterdiği irade fesadı hallerinin sübut bulmadığı gerek dinlenen tanık beyanları gerekse tüm dosya kapsamı ile davacının dava konusu edilen sözleşmeyi irade fesadı sayılabilecek bir durumun tesiri ile imzalamadığı, davacının tacir olduğu göz önüne alındığında, basiretli davranma yükümlülüğü yüklenen kendisinin, gerekli dikkat ve özeni göstermediği ve davacının alacaklı olduğunun sabit olduğu görülmekle davanın gösterilen dava değeri bakımından kabulüne ve ancak alacak iddiası yargılama gerektirdiğinden bahisle icra inkar tazminatı talebinin ve davalının kötüniyetli olduğunun ayrıca ispatı gerektiğinden şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile 1.000,00-TL asıl alacak yönünden davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline,
2-Alacağın yargılamayı gerektirmesi ve likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 427,60-TL harcın mahsubuyla bakiye 187,80-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça 266,00-TL posta/tebligat giderinden ibaret yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 1.000,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır