T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/296 Esas
KARAR NO : 2024/477
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ : 18/09/2020
KARAR TARİHİ : 26/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2024
Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas .... Karar sayılı 21/09/2020 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosyanın Mahkememize gönderildiği görülmekle davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/02/2014 tarihinde dava dışı .... San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti ve davalı ... ile taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede belirtilen inşaat işlerinin yapılması karşılığında ve işleri tamamlanması akabinde iş sahibi davalı ..., 6.723,286 TL ödeme yapmayı taahhüt ettiğini ayrıca ... tarafından iş bu sözleşmede belirtili bağımsız bölümleri dava dışı .... şirketine devretmeyi taahhüt ettiğini, dolayısıyla 28.286,00 TL ödemenin ise 18/02/2015 tarihinde yapılacağını kararlaştırıldığını,18/02/2019 tarihinde ise müvekkili ile davalı ..., taşeron sözleşmesi imzaladığını, bu protokol uyarınca sözleşmede belirtilen işlerin müvekkili tarafından yapılması karşılığında ödenecek ücretin ek protokol ile yapılmasının kararlaştırıldığını, 18/03/2019 tarihinde müvekkili ile dava dışı .... şirketi arasında aslında içerdiği hükümler gereği TBK 205 hükmünce sözleşmenin devri niteliğinden olan 2.800.000 TL tutarlı alacağın temliki sözleşmesi imzalandığını, 18/03/2019 tarihinde müvekkili ile davalı ... arasında ek protokol imzalandığını, bu sözleşme ile sözleşmenin devri hükümlerine taabi sözleşmeden doğan borçların yerine getirilmesinin de eklendiğin, sözleşme bedelinin 21.258.062,26 TL olarak belirlendiğini, iş bu bedelin ifasının ise dava konusu taşınmazdaki sözleşmede ferden tayin edilmiş olunan 28 bağımsız bölümün ve sözleşmenin imzalandığı tarihte ve halen arsa malikleri adına kayıtlı 48 bağımsız bölümün %62'sinin mülkiyetinin 18/01/2020 tarihinde devri ve bakiye toplam 8.485,262 TL bedelli 24 adet senedin teslimi şeklinde gerçekleştirileceğinin kararlaştırıldığını ancak iş bu sözleşme uyarınca hak kazanmış oldukları bağımsız bölümlerin taraflarına devrolunmadığını ve senetler de ödenmediğini ayrıca asıl yüklenici tarafından tarafı bulunduğu sözleşmeden kaynaklanan bağımsız bölüm mülkiyetinin devrine ilişkin alacağı kapsamında bağımsız bölümlerin mülkiyetini dahi devralmaktan imtina ettiğini beyan ederek öncelikle esasa ilişkin karar verilinceye kadar TMK.nun 1011/1 hükmü uyarınca teminatsız olarak taşanmaza geçici tescil şerhi verilmesini, alacağın devri sözleşmesi uyarınca TMK.nun 716 hükmüne dayalı olarak arsa malikleri adına kayıtlı taşınmazların %62'sinin adlarına hükmen tescilini, alacağın devri sözleşmesi uyarınca TMK.nun 716 hükmüne dayalı olarak bağımsız bölümlerin adlarına hükmen tescilini, tüm davalılara ait irtifakına konu bağımsız bölümlere TMK.nun 688/son fırka hükmünün kıyasen uygulanması sonucu ipoteğin asıl alacak miktarına dayalı olarak arsa payları oranında bölünme sonucu tescilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında hüküm eden bir taşeronluk sözleşmesi veya temlik sözleşmesinden dolayı (hiçbir şekilde dahil ve onayı olmayan) üçüncü kişi olan müvekkillerine davanın yöneltilemeyeceğini, huzurdaki davaya aynı sebeplere dayanarak Büyükçekmece ...Asliye Hukuk Mahkemesi .... Esas sayılı dava açıldığından derdestlik itirazlarının bulunduğunu, Büyükçekmece ... Sulh Hukuk Mahkemesi .... D. İş sayılı dosyasında yaptılan tespitte kaba inşaatın 2015 yılında tespit tarihinde bittiği halde 2019 yılında kurulan şirketin 2015 yılı öncesi işleri yaptığı iddiasının abesle iştigal olduğunu, davacı şirket ile davalı yüklenici arasındaki muvazaalı olarak alacak ihdas edildiği ortada iken mahkemenin ihtiyati tedbir kararı vermesinin hiçbir izahı olmadığını, davacı şirketin 21.02.2019 tarihinde kurulduğu halde taşeronluk sözleşmesinin kuruluşundan önce (18.02.2019 tarihinde yapılmış olması), temlik sözleşmenin gerçek dışı olduğu ve hayalı alacak ihdasına yönelik olduğu 2015 yılı öncesinde kaba inşaat işleri bittiği halde davacı ... ile davalı asıl yüklenici ... Yapı arasında "kaba inşaat işlerine" ilişkin sözleşme yapılması temlik eden .... İnşaat, .... Yapı ve davalı yüklenici ... Yapı'nın ticari defter ve kayıtlarında dava konusu hak ve alacaklara dair kayıt bulunmaması, şirketlerin aynı adreste bulunması, davacı ile davalı ve temlik eden şirketlerin ortaklık yapısı ile organik bağı sabit olduğunu, gerçekten davacının bir alacağı bulunmadığı gibi sayılabilecek bir sebepte dolayı davacının gerçekten bir alacağı bulunmadığı sabit olduğundan davanın reddini, ihtiyati tedbir kararının geri alınmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tararafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Yapı İnş. Gıda Turizm ve Kuyumculuk San. Tic. Ltd. Şti. Vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada davalılardan arsa sahipleri olan ..., ..., ... ile müvekkili arasında "İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada ... Parselde" kayıtlı taşınmaz üzerinde inşaat yapılması konulu Büyükçekmece .... Noterliği nezdinde 14.09.2011 Tarih ve ... yevmiye numarası ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, taşınmaza ilişkin kaba inşaat işlerinin ve imalatlarının yapılması amacı ile de müvekkili ve ... arasında 18.02.2019 tarihinde taşeron sözleşmesi akdedildiğini, 18.03.2019 tarihinde ise yine aynı taraflar arasında taşeron sözleşmesinin devamı niteliğinde olan Ek Protokol tanzim edildiğini bu doğrultuda doğan ve doğacak alacaklar için müvekkili tarafından davacı lehine bonolar düzenlendiğini, müvekkilinin içinde olduğu maddi sıkıntılar nedeniyle davacı lehine düzenlenen bonoların ödenmesi mümkün olmadığını, davacı tarafından bu bonolardan doğan alacakların tahsili amacıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğünün .. Esas sayılı icra dosyasından icra takibi yapıldığını, müvekkili ile arsa sahiplerinin anlaşması gereğince inşa edilecek 126 adet bağımsız bölümden %62'si yani 78 adet daire ile geriye kalan %38'lik kısmın yani 48 adet dairenin %62 si müvekkile ait olacağını, davacı ile de bu durum gözetilerek ek protokol imzalanmış ve ek protokol de yapılan iş karşılığı oluşturulan ödeme planında müvekkiline ait olması gerekirken halen arsa sahipleri üzerine kayıtlı olan 48 adet dairenin %62 'si de konu edildiğini, arsa maliklerinin iyi niyetine güvenilerek anlaşma kapsamında 48 adet dairenin %62 sinin müvekkiline tescil edilmesi beklendiğini ancak taraflar arasındaki ihtilafların yargıya taşınmış olması nedeniyle bu mümkün olamadığını, müvekkili dava konusu bağımsız bölümlere hak kazanmış ancak arsa maliklerinin tescilden kaçınmaları sebeple bağımsız bölümleri kendi lehine tescil edemediğini beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, arsa malikleri olan davalılar ..., ..., ... ile müvekkili şirket arasında devam eden Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tararafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Bankası Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın dava konusu taşınmaz üzerinde aktif maliklik sıfatı bulunmadığını, dava konusu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mah. ... Pafta No. ... Ada No. ... Parsel Numaralı taşınmaz 10.06.2020 tarihinde ...'a satılmış ve tapudan terkin edildiğini, müvekkili banka mülkiyetinde bulunmadığını, dosya kapsamında Tapu Müdürlüğünden alınmış olan 17.05.2023 tarihli tapu kaydında müvekkili bankaya ait ipoteklerin bulunduğu ancak hepsinin terkin edildiği görüldüğünü, ilgili tapu kaydı güncel olmadığından güncel tapu kaydına göre cevap hakkımızı saklı tuttuklarını, müvekkili bankanın dava konusu taşınmazla herhangi bir ilişiği bulunmadığından davanın müvekkili yönünden husumetten reddi gerektiğini beyanla anılan nedenlerle davanın husumet yönünden reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tararafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Bankası A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki yetki sözleşmesi kapsamında yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, huzurdaki dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmeden önce arabuluculuk sürecine başvurulmadığını, huzurdaki davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, dava konusu talebin müvekkili bankaya yöneltilmesinin mümkün olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, kanuni ipoteğin şartlarının mevcut olmadığından davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, davacının geçici tescil şerhi talebinin reddi gerektiğini, taşeron sözleşmesinin yapıldığı tarih olan 18/02/2019 tarihindeki Türkiye Ticaret sicil gazetesi kayıtlarına bakıldığında davacı adına bir şirket kaydının bulunmadığının görüldüğünü, davacının davasına dayanak olarak ileri sürmüş olduğu taşeronluk sözleşmesinin hukuken geçersiz olduğunu, sözleşmenin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla somut uyuşmazlıkta kanuni ipotek şartlarının da mevcut olmadığını, ihtiyati tedbir talebinin kesin bir delile dayanmadığını verilen tedbir kararının kaldırılması gerektiğini beyanla anılan nedenlerle davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tararafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyadaki gider avansı eksikliği nedeniyle diğer davalılara tebligatların yapılamamıştır.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dava şartları, HMK’nın 114. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. Davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için varlığı ya da yokluğu hakim tarafından davanın her aşamasında re’sen gözetilebilen ve taraflarca da davanın her aşamasında ileri sürülebilen dava şartları adı geçen maddede belirtilmiştir.
Mahkemece, HMK'nın 114. maddesinde sayılan dava şartlarından birinin noksanlığının tespiti halinde, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Dava şartı tamamlandıktan ve şartların oluşmasından sonra yeniden dava açılabilir, davalı bu davaya karşı kesin hüküm itirazında bulunamaz.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nın 114. maddesinin "g" bendinde gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, 115. maddesinin 1. fıkrasında mahkemece bu koşulun mevcut olup olmadığının kendiliğinden araştırılacağı, 2. fıkrasında da şartın noksanlığı tespit edilir ise davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. Anılan Yasa'nın 120. maddesinde ise harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı ve dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.
06.08.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ve Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 205. maddesi, " '(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri giderleri için davacıdan alınan meblağı ifade eder." hükmünü içermektedir.
Gider avansının, 6100 sayılı HMK'nın 120/1., yönetmeliğin 205/1. maddesine göre yatırılmaması halinde, açılan dava dava şartı yokluğundan reddedilir.
Davacı vekiline 05/04/2024 tarihli muhtıra ile dosyadaki taraf sayısı ve tebligat ücretleri dikkate alınarak 5.000,00 TL gider avansını yatırmak üzere muhtıranın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre verilmiş, aksi halde davanın usulden reddine karar verileceği ihtar edilmiştir.
Davacı vekili tarafından kesin süre içinde vekillikten çekilme dilekçesi sunulmuşsa da dilekçenin tebliğ masraflarının yatırılmadığı, kaldı ki çekilme dilekçesinin asile tebliğinden itibaren de vekalet ilişkisinin on beş gün süreyle devam edeceği ve vekillikten çekilme dilekçesinin tek başına gider avansının tamamlanması için gerekli olan kesin süreyi uzatmayacağı anlaşılmakla ihtarlı kesin süreye rağmen gider avansını yatırmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve red sebebi ortak olduğundan kendisini vekille temsil eden davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın usulden reddine,
Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafça yatırılan 17.077,50 TL harçtan mahsubuyla bakiye 16.649,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı ... tarafça posta / tebligat gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 499,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,
Davanın usulden reddi nedeniyle AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak kendisin vekille temsil ettiren davalılar ..., ..., ..., ... Yapı İnş. Gıda Turizm ve Kuyumculuk San. Tic. Ltd. Şti., ... Bankası Anonim Şirketi ve ... Bankası A.Ş. Vekiline verilmesine,
Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.26/04/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır