T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/481 Esas
KARAR NO : 2025/105
DAVA : Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 21/02/2020
KARAR TARİHİ : 05/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... sayılı dosyada borcun sebebi olarak belirtilen cari hesap alacağının kaynağının 2016 yılında yapılan ticareti kapsadığını, müvekkili şirketin ikametgâh adresinin ...... İş Merkezi No:73/29 Bahçelievler/İstanbul olması nedeni ile takibin yetkisiz yerde açıldığı iddiasının mesnetsiz kaldığı gibi davalı borçlu tarafından taraflar arasındaki sözleşmenin kabul edildiğini, müvekkilin adresinin Bahçelievler olması ve borcun mal alım satımından kaynaklanması nedeni ile takibin yetkili yerde açılmış olduğunu, yetki itirazının reddi gerektiğini, davalı borçlu tarafından borcu olmadığı itirazı ile takibe itiraz edildiğini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde görüleceği iizerc davalı borçlunun müvekkiline olan borcunu ödemediğini, davalı borçlunun zaman kazanmak amacı ile kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, istenen faizin ticari faiz olup fahiş olmadığını, faturaların borçluya teslim edildiğini, bir itiraza uğramadığı gibi ödenmediğini, faturaların ödenmemesi nedeni ile temerrüt oluştuğunu, faizin icra takibinden itibaren istendiğini, icra takibinden öncesine yönelik olarak bir faiz talebi bulunmadığını, borçlunun tamamen zaman kazanmak amacıyla hareket ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıvla davalının; Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ..... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu yetkiye ve esasa ilişkin itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinden alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine, mahkeme masrafları ve ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...... Mimarlık Anonim Şirketinin hâkim ortağı ve şirket yetkilisi ...... 'nin uzun bir süre önce şirketin ve şahsının ekonomik krize girmesi nedeni ile yurt dışına gittiğini, İngiltere'de olduğu bilinmekteyse de davacının anılan davanın açıldığından bilgisi olmadığını, şirketin Türkiye'de faaliyet göstermiş olduğu bir adresi bulunmadığını, şirketin fiilen gayri faal durumda olduğunu, bu davayı açma iradesinin de bulunmadığını, müvekkili şirket çalışanlarının davacı şirket sahibine ulaşmış olduğunu, böyle bir davadan bilgisi olmadığını, dava açmak konusunda Avukatına talimat vermediğini ifade ettiğini, dolaysısıyla davacının bilgisi dışında açılan bu davada esasa geçilmesinin mümkün olmadığını, cari hesap ilişkisinin, davacı şirketin müvekkili şirketin kesmiş olduğu ve noter kanalı ile tebliğ ettiği faturaları kayıtlarına almaması neticesinde oluştuğunu, işin esasında müvekkili şirketin davacı şirketten alacaklı olduğunu, dava konusu ilişkinin başlangıcında ilk olarak Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin 2016 yılında yapmış olduğu ve ekte idari şartnamesini bulunan ihaleyi Kamil Sarıhüseyinoğlu isimli gerçek kişi firmasının almış olduğunu, müvekkili şirket ile hazır beton satışında ve işçilik hizmeti olarak tretuvar yapımında anlaşıldığını, ...... üzerinden yapılan anlaşmaya istinaden beton çıkışı yapıp irsaliyeler kesildikten sonra, anılan gerçek kişi firması iptal ettirip, ..... Mimarlık olarak işlem yapılmasını istediklerini ve işin alt yüklenici olan bu şirkete verildiğini belirttiklerini, ardından iş bitimine kadar malzeme ve işçilik olarak sürekli olarak ...... Mimarlık adına çıkış yapıldığını, taraflar arasında bir mutabakatsızlık oluşmadığını, işin sonlarına doğru müvekkili şirketin fatura kesmek istedikçe iş bitiyor hakediş yapacağız belediyeye o zaman hepsini toplu olarak kesersiniz açıklaması ile bekletildiğini, müvekkili şirketin ısrarlı aramaları neticesinde ..... Mimarlık firma sahibi ......’nin “bizim devletten KDV alacağımız çok fazla, siz bize fatura kesmeyin KDV’siz kapatalım hesabı” şeklinde istekte bulunduğunu, hesabı hamiline şahıs çekleri ile ödemek istediğini, ancak müvekkili şirketin bu durumu muhasebeleştiremeyeceği için riski almak istemediğini ve devleti dolandırmak istemeyen dürüst bir şirket olarak, Türk Ticaret Kanunun tacirlere yüklediği basiretli iş adamı gibi davranma teamülü gereği kabul etmeyip, geri kalan faturaları kestiğini, şirketin vekili tarafından anılan faturaların noter kanalı ile tebliğ edildiğini, anılan faturanın davacı şirket tarafından kayıtlara alınmadığını, müvekkili şirketçe çok sonra öğrenildiğini, dava konusu edilmiş, cari hesap ilişkisinde davacı tarafın alacaklı olmadığı gibi borçlu olduğunu, ihale edilen işin tamamının, malzeme ve işçilik olarak müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, ihale edilen iş ile müvekkili tarafından davacı adına yapılarak faturası kesilen işin malzeme ve işçilik olarak belediyenin resmi ölçümleri ile bire bir aynı olduğunu, işin malzeme ve işçilik olarak davacı adına müvekkili şirketçe yapıldığına ilişkin hiç bir şaibe bulunmadığını, karşı tarafın alınan bu işi başka bir yere yaptırdığını veya malzemesini başka bir yerden tedarik etmek kaydı ile yaptığını kanıtlayamadığını, belediyeden işin bedelini hak edişlerini yaparak tahsil ettiğinin tartışmasız olduğunu, sadece kesilen faturaları defter ve belgelerine Vergi Usul Yasasına aykırı şekilde kaydetmeyerek kendi yarattığı usul ve yasaya aykırı davranış ile kendi lehine kazanım elde etmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, dava konusu uyuşmazlığa girilmezden önce, davacı şirket yetkilisi ve hâkim ortağının bu davanın açıldığından bilgisi dahi olmamasından ötürü, dava açma iradesi konusu irdelenerek, öncelikle davacı vekili tarafından müvekkilinin talimat ve bilgisi dışında açılan bu davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesine, davanın esasına girilmesi halinde ise, davanın reddi ile davacı tarafın takip miktarının %20’sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davacının faturaya dayalı bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Tarafların davayı takip etmemeleri nedeni ile mahkememizce 04/11/2024 tarihinde iş bu dava dosyasının yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve bu tarihten itibaren 3 aylık yasal süresi içinde davanın yenilenmediği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın HMK'nun 150/5.maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, esas kaydının bu nedenle kapatılmasına,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafça yatırılan 705,57 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 90,17 TL harcın istem halinde ve hükmün kesinleşmesine müteakiben davacı tarafa iadesine,
3- Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak, davalı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
7-Davalı tarafından yapılan 70,50 TL yargılama giderinin davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
8-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 05/02/2025
Katip ......
Hakim.....
¸