T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/538 Esas
KARAR NO : 2025/802
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 07/06/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2025
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ...... numaralı sicil esasında kayıtlı bulunan davalı şirketin 30.000 adet payla %50 oranında hisse ortağı olduğunu, davacı tarafından defaaten hem şifahi hem de noter üzerinden yapılan tüm bildirimlere rağmen uzun zamandır şirketin hiçbir faaliyetinden bilgi verilmediğini, üstelik davacının şirketin %50 oranında hisse sahibi olduğu nazara alındığında, hiçbir yapılan işten davacıya haber verilmediği gibi herhangi bir görüş, onay yahut bilgi de verilmediğini, mevcut durum nedeniyle, davacının ortağı olduğu şirket hakkında hiçbir bilgi alamadığı gibi herhangi bir denetimi yahut söz hakkı da olmadığını, şirketin yetkili müdür olan ..... tarafından keyfi şekilde yönetilmekte olduğunu herhangi bir şekilde bilgi alma yahut denetim taleplerine yanıt verilmediğini, yetkili müdür olan .......'ın hizmetine olacak şekilde şirketin içinin boşaltıldığını ve davacının zarara uğratıldığını, Türk Ticaret Kanunu'ndan kaynaklanan ortaklık haklarını kullanması isteklerinin sürekli olarak reddedildiğini, bu hususlarda hem davalı şirkete hem de yetkili müdür .......'a; 3 adet ihtarname gönderildiğini, ancak bunlara yanıt da verilmediğini, ihtarnameler ile davacıya ait olan ve bugüne kadar ödenmemiş olan tüm kar payı ödemelerinin yapılmasının, şirket ana sözleşmesi ve yasa hükümleri uyarınca ayrılması gereken ihtiyat akçesi ve yedek akçe tutarlarının ayrılıp ayrılmadığı, ayrıldı ise tutar ve oranı hakkında ivedilikle bilgi verilmesinin, yasa hükümleri uyarınca zorunlu olan Olağan Genel Kurullarının neden bu zamana kadar yapılmadığı hakkında tarafımıza bilgi verilmesinin, hesap dönemi sonunda yapılmak üzere usule uygun davetiyeleri tebliğ edilerek Olağan Genel Kurulun derhal yapılması ve Olağan Genel Kurul için tarafımıza davetiye gönderilmesini, talep edilen bilgi ve inceleme taleplerinin gereğinin yerine getirilmesi ihtarnameler ile talep edilmişse de herhangi bir yanıt alınamadığını, davacının müdürlük yetkisinin şirketin şuanki yetkili müdürünün haksız şekilde açılan dava neticesinde alınması sürecinden bu yana, kar dağıtımı yapılmadığı gibi kar dağıtım talebinde bulunduğunda da herhangi bir yanıt verilmediğini, bilanço ve hesap defterleri de gösterilmediğini, şirketin göstermelik olarak zarara sokulduğunu düşündüklerini, işbu hususta ilgili kurumlara müzekkereler yazılmasını ve UYAP sistemi üzerinden şirket adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz tüm aktif-pasif sorgusunun yapılmasını talep ettiklerini, nitekim söz konusu ihtarnamelerin gönderilmesine rağmen herhangi müspet/menfi bir yanıtın da alınmaması işbu hususları açıkça gösterdiğinin, davacının bu nedenle sosyolojik sıkıntıları da beraberinde getirdiğini, aile birliğinin tehlike altına girdiiğini, davacının hem eşi hem yakın çevresi tarafından mevcut durumdan dolayı itibar kaybettiğini, ikili ilişkilerinde sıkıntılar yaşadığını, davacının diğer ortağa güveni kalmadığını ve ciddi bir güvensizlik oluştuğunu, limited şirketin ortaklık mevcudiyetinin kalmadığını, ortaklığın davacı açısından dayanılmaz bir hal aldığını, TTK'nin 638'inci maddesinin 2. fıkrasında 'Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.' şeklinde olduğunu, haklı sebeplerin neler olduğunu Yargıtay .....’inci Hukuk Dairesi ...... tarihli bir kararında , “Limited şirket ortaklığından çıkmak için geçerli haklı sebep kavramının ne olduğu konusunda yasada açıkça bir düzenleme bulunmamakla birlikte, doktrinde ve Dairemiz uygulamasında haklı sebep kavramı; ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kuralına göre ortaklık ilişkisinin sürdürülmesinin ortaktan beklenemeyeceği haller olarak kabul edilmiştir. Haklı sebep kavramının her somut olayda mahkeme tarafından takdir edilmesi gerekmekle birlikte, ortaya konulan haklı sebebin nesnel ve objektif ölçülere uygun olması gerekir.” şeklinde olduğunu, ayrıca TTK m.245'te ' bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması' veya 'bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi ' ve bunlara benzer haller haklı sebep olarak nitelendirildiğini, TTK 641’inci maddesinin 1’inci fıkrası hükmü "Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." düzenlemesi getirdiğini, şirket malvarlığını korumak, ortaklığın sevk ve idaresinin yapılması ve düzenin sağlanmasının şirket müdürünün asli görevi olduğunu, şirketin mevcut durumundan da müdürün sorumlu olacağını, bu nedenle, şirketin yetkili müdürü olan .......'ın görevine aykırı olarak şirketi ve ortakları zarara sokan iş ve işlemleri nedeniyle ortaklara karşı sorumlu olduğu sabit olduğunu, cezai sorumluluğu hususunda da şikayette bulunma haklarını saklı tuttuklarını, şirket malvarlığına ait tüm taşınır, taşınmaz ve gayri maddi tüm malvarlıklarına ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, arabuluculuk başvurusunun anlaşmazlık olarak sonuçlandığını beyanla TTK ve ilgili mevzuat gereğince davacının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla; hüküm tarihine en yakın gerçek/piyasa rayiç değeri üzerinden bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek hisse ve ayrılma payı değerlerinin, ileride arttırılmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL'nin hak edildiği günden bu yana işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, talepleri kabul edilmediği takdirde şirketin tasfiyesine karar verilmesini, yargılama giderleri(ihtarname masrafları eklenerek) ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiştir.
DELİLLER:
Büyükçekmece ...... Noterlği'nin 22/09/2023 tarihli, ... yevmiye numaralı ve 11/10/2023 tarihli, ..... yevmiye numaralı ihtarname ve tebliğ evrakı suretleri, ticaret sicil kayıtları, tapu kayıtları, banka hesap hareketleri, mahkememizce aldırılan 07/03/2025 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava TTK ve ilgili mevzuat gereğince davacının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talep, dava ve ıslah etme hakları saklı kalmak kaydıyla; hüküm tarihine en yakın gerçek/piyasa rayiç değeri üzerinden bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek hisse ve ayrılma payı değerleri şimdilik 10.000-TL'nin hak edildiği günden bu yana işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, aksi takdirde şirketin tasfiyesine karar verilmesini, dava sonuna kadar geçerli olmak üzere şirket malvarlığına ait tüm taşınır, taşınmaz ve gayri maddi tüm malvarlıklarına ihtiyati tedbir konulmasına, dava sonuna kadar geçerli olmak üzere davacının şirket ortağı olması nedeniyle yasaların yüklediği hukuki ve cezai sorumlulukların doğmaması yönünde borç ve yükümlülüklerin dondurulması yönünde tedbir kararı verilmesi isteminden ibarettir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 07/03/2025 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Ticaret Sicil Kayıtlarının incelenmesi:
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ..... sicil numarası ile kayıtlı ..... Kimya Endüstriyel Malzemeler San.ve Tic. Ltd. Şti.’nin ana sözleşmesinin 29.12.2003 yılında tescil edilerek, sermayesinin 1.500.000,00 TL, şirket ortaklarının, ..... T.C. Kimlik numaralı ....... %49 oran, .... T.C. Kimlik numaralı ..... %1 oran ile davacı ..... T.C. Kimlik numaralı ......’ın %50 oranlı olarak hisseleri bulunduğu, şirket yetkilisinin münferiden temsile yetkili olarak ...... T.C. Kimlik numaralı ....... olduğu anlaşılmıştır.
Limited şirketin haklı nedenle feshine ilişkin TTK. m. 636/3 hükmüne göre: “Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir.”
Limited şirketten çıkma ve çıkarılma hususunu düzenleyen TTK. m. 638/2 hükmüne göre, “her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir”. Yine TTK. m. 640 hükmüne göre: “
(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.
(2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.
(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır”.
Ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir (Nuri Erdem, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul 2012, s. 50 vd. ; Halil Arslanlı/ Hayri Domaniç, Ticaret Kanunu C. III, Limited Ve Hisseli Komandit Şirketler, İstanbul 1989, s. 753 vd.; Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi”, Prof. Dr. Yavuz Alangoya İçin Armağan, İstanbul 2007, s. 667; Murat Yusuf Akın, Şirketler Hukukunda Ve Özellikle Anonim Şirketlerde Pay Sahibinin Sadakat Borcu, İstanbul 2002, s. 234 vd.; Hamdi Yasaman, “Anonim Ortaklıkların Haklı Nedenle Feshi”, İsviçre Borçlar Kanunu’nun İktibasının 80. Yılında İsviçre Borçlar Hukuku’nun Türk Ticaret Hukuku’na Etkileri, İstanbul 2009, s. 716).
Doktrinde limited ortaklıkta ortaklıktan çıkma veya şirketin feshine ilişkin haklı sebep olarak nitelendirilen bazı örneklere bakacak olursak;
şirketin,
-Çoğunluk pay sahibi tarafından kötü yönetilmesi,
-Şirketin daimi olarak mali sıkıntıda bulunması, ➢ Şirket kasasının sistematik bir şekilde boşaltılması,
-Uzun süreler boyunca kâr payı dağıtılmaması,
-Azınlık pay sahiplerinin haklarının sistematik bir şekilde ve sürekli olarak kısıtlanması;
Bunlar dışında;
-Genel kurulun sürekli olarak toplantıya davet edilmemesi,
-Şirket amacı ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması,
-Şirket organlarının çalışamayacak şekilde bloke edilmesi (toplanmasının ve/veya karar almasının engellenmesi) de diğer örnekler olarak sayılmaktadır. (Ü. Tekinalp, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku § 14 Nr.14-12; F. Nomer Ertan, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası -TTK m. 531 Üzerine Düşünceler, İÜHFM C. LXXIII, S. 1, s. 421-440, 2015, A. Çelik, “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’na Göre Anonim Şirketlerin Haklı Sebeple Feshi”,, Batider, 2009/XXV, S.559-592, A. Şahin, Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, İstanbul, 2013, s. 137).
Yine, TTK. m. 608 hükmüne göre her ortağın kar payı alma hakkı bulunmaktadır. Şirket maksadının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunda da şirketin feshine karar verilmesi gerekir. YTD, 26.03.1963 tarih ve E. ....., K. ..... sayılı kararında, “...TTK. 434/2’de geçen ‘şirket maksadının husulünün imkansızlaşması’ şeklindeki ifade, sadece işletme konusu işin bünyesinden doğan imkansızlıklara taalluk etmektedir. İdarecilerin kötü idaresi hakkında ayrıca hükümler sevkedilmiştir. Kar elde edememe halinin, maksat ve mevzuun husulünü imkansız hale getirdiğini kabul, ancak uzun müddet kazanç sağlanamaması ve kazanç ihtimalinin tamamen ortadan kalkması halinde mümkün olur” görüşüne yer vererek, uzun süre kazanç sağlamama ve kazanç ihtimalinin ortadan kalkması durumunda maksadın imkansızlaştığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Nihayet, TTK. m. 636/2 hükmüne göre “uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir”.
Limited şirketlerin yönetim ve temsiline ilişkin TTK. m. 623/3 hükmüne göre: “Müdürler, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler”.
Müdürlerin yetki ve görevlerini düzenleyen TTK. m. 625 hükmü uyarınca, “şirketin yönetimi için gerekli olduğu takdirde, muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması… şirket finansal tablolarının, yıllık faaliyet raporunun ve gerekli olduğu takdirde topluluk finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun düzenlenmesi” hususları da müdürlerin devredilmez yetki ve görevleri arasındadır.
Davacının iddiası, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen;
Yukarıda bildirilen hükümler birlikte dikkate alındığında, dava konusu şirketin temsil ve idare edilmesinin, şirket adına bütün işlemlerin basiretli bir tacir gibi yürütülmesinin, ticari defterlerin muhasebe ilkelerine uygun olarak tutulmasının şirket müdürünün sorumluluğunda olduğu, ancak davacı tarafından keşide edilen ve tebliğ de edilen üç ayrı ihtarnameye rağmen bu sorumluluğa ilişkin bir dönüş yapılmadığı, şirketin herhangi bir kar payı elde edememesi ve hiç kar payı dağıtmaması, gayri faal hale gelmesi, şirketin adresinde bulunamaması, ticari defterlerini incelemeye sunmaması, şirketin son üç yıl içinde toplantı yaptığına ve genel kurul kararı aldığına ilişkin bir veriye rastlanmaması, üç ortaklı şirketin herhangi bir ortağının şirketin faaliyetlerini sürdürmeye yönelik somut bir istekte de bulunmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının haklı nedenle ortaklıktan çıkma şartlarının gerçekleştiği, ancak somut olayda davacının çıkma payının hesaplanması yerine, TTK. m. 636/2 hükmü de dikkate alınarak, şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil numarasında kayıtlı ...... Kimya Endüstriyel Malzemeler Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin FESİH VE TASFİYESİNE,
2-Tasfiye memuru olarak ...... T.C. Kimlik Numaralı .....'un atanmalarına, yapılacak işin mahiyetine göre tasfiye memuruna bir defaya mahsus olmak üzere 3 aylık olmak üzere (105.000,00TL) ücret takdirine, takdir edilen ücret ileride şirket kasasından tahsili sağlanmak üzere, davacı tarafça Bakırköy Mahkemeler veznesine depo edildiği ve karar kesinleştiği takdirde tasfiye memurunun göreve başlatılmasına,
3-Tasfiye memurlarının görevinin tasfiye kararının tescil edileceği tarihe kadar devamına,
4-Keyfiyetin tescil ve gazete ile ilanına, masrafın davacılar vekili tarafından karşılanmasına,
5-Tasfiye işlemleri neticesinde davacıların her birinin tasfiye alacağının mevcut olması halinde kendilerine ödenmesine,
6-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harç peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
7-Davacı tarafından 26.158,50 TL TL posta masrafı ile toplam harç gideri 855,2 TL olmak üzere toplam 27.013,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
10-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
11-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne diğer tarafın yokluğunda karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2025
Başkan....
e-imzalıdır
Üye .....
e-imzalıdır
Üye .......
e-imzalıdır
Katip ....
e-imzalıdır..