T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/568 Esas
KARAR NO : 2024/681
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/06/2024
KARAR TARİHİ : 24/06/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 25/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; İş yerinde 07/01/2024 tarihinde komşularının dükkanda su taşkını olduğuna dair haber vermesi üzerine dükkana gittiğini ve temiz su tesisatının patladığını, yayılan suyun iş yerine ve teminat kapsamında 2.,508 adet emtia hasarına sebebiyet verdiğini, davalı tarafça aralarında sigorta sözleşmesi ilişkisine istinaden, sigorta şirketinin poliçe kapsamında bu zarardan sorumlu olduğunu, sigorta şirketinin hasar dosyası açtığı, eksper ataması yapılarak, eksperin iş yerinin su tesisatında ki hasarı tespit ederek tamir yapılması için onay verdiğini, emtia tespiti araştırması yapılarak, faturaların sunulduğunu, sigorta şirketinin, faturalandırılmış emtianın gerçek bedelini dikkate almayarak, önce düşük teklif belirlediğini, bu bedelin ödemek şartı ile başka alacağının kalmadığına dair feragatname alamayınca, hukuki dayanağı olmayan gerekçeler ile hasar dosyası talebini reddederek dosyayı kapattığını, sigorta şirketinin hiçbir şekilde ödeme yapmadığını, Bakırköy ...... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...... D. İş delil tespiti davacı açıldığını, dava kapsamından sigortacı bilirkişi tarafından, temiz su tesisatının patlamasından kaynaklandığı, teminat kapsamında hasar oluştuğu yönünde tespit yapıldığını, izah ve resen tespit edileceği üzere, sigorta sözleşmesinden doğan alacağın, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL, hasar tarihinden itibaren avans aksi takdirde yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak tarafına verilmesi ve delil tespit davasında ki yargılama giderleri de dahil, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Dava, davacının, iş yerinde meydana gelen su basması sonucu uğradığı zararın tespiti ile sigorta şirketinden zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce davaya bakmaya görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Taraflar arasında simsarlık sözleşmesinin imzalandığı dava dilekçesi anlatımı ve eklenen delillerden anlaşılmaktadır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesi gereğince kapsamını her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları oluşturmaktadır. Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (k) bendinde Tüketici “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi”, (l) bendinde ise Tüketici İşlemi “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yasa koyucu, bu hükümle, tüketicinin taraf olduğu sigorta sözleşmelerini tüketici işlemi olarak kabul etmiştir.
Aynı Kanun’un 73. maddesinde, bu Kanun'dan kaynaklanan uyuşmazlıkların tüketici mahkemesinin görevine girdiği düzenlenmiş, 83. maddesinde ise, taraflardan birinin tüketici olduğu işlemler ile ilgili diğer Kanun'larda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; davacının davalı sigorta şirketi ile imzaladığı sigorta sözleşmesine istinaden, su basması sonucu zarara uğraya emtiaların zararının tanzimi için sigorta şirketine başvurduğu ancak sigorta şirketi tarafından davacının zararının tam olarak karşılanmaması üzerine davacının zararının tespiti ile yaşadığı maduriyetin giderilmesi için sigorta sözleşmesinden doğan alacağın, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL, hasar tarihinden itibaren avans aksi takdirde yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak tarafına verilmesi ve delil tespit davasında ki yargılama giderleri de dahil, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılması talebiyle iş bu davayı açtığı, davanın mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün ihtilafın tüketici ile sigorta şirketi arasındaki poliçe sebebiyle hasar bedelinin istenip istenemeyeceği hususunda toplandığı anlaşılmıştır. Bu durumda dosyada tüketici ile sigorta şirketi arasındaki davanın ticari dava olarak nitelenmesi olanağı yoktur. Bu haliyle görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olacağı sabit olmakla aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen karar dosya üzerinden açıkça okunup,usulen anlatıldı. 24/06/2024
Katip ......
Hakim ......
¸