T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/672 Esas
KARAR NO : 2025/42
Bakırköy ... İcra Dairesi : ...
Bakırköy .... İcra Dairesi : ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/07/2024
KARAR TARİHİ : 14/01/2025
G. KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafın tüm edimleri yerine getirdiğini, davacının hakedişleri ve bu kapsamda kesilen faturalara ait bedelin davalı tarafça ödenmediğinden bahisle, bu bedelin tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafça iş bu takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dava cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takibe yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının hiçbir alacağının olmadığını, davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibini yetkisiz yerde başlattığını belirterek, davalının davacıya karşı borcu bulunmadığından davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretini davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
Birleşen davada dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacı tarafın tüm edimleri yerine getirdiğini, davacının hakedişleri ve bu kapsamda kesilen faturalara ait bedelin davalı tarafça ödenmediğinden bahisle, bu bedelin tahsili amacıyla Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalı tarafça iş bu takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptalini takibin devamını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada cevap dilekçesinde özetle, davaya konu takibe yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının hiçbir alacağının olmadığını, davacının Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .. esas sayılı icra takibini yetkisiz yerde başlattığını belirterek, davalının davacıya karşı borcu bulunmadığından davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretini davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Asıl davada, davacının, bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalı itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine, birleşen davada ise bakiye cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalı itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının mahkememizin yukarıdaki esas sayılı dosyası ile birleştirildiği görüldü.
Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... esas sayılı takip dosyası celbedilerek incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 1.527,57-USD TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... esas sayılı takip dosyası celbedilerek incelendiğinde, davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 19.242,84-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği ve mahkememizle birleştirilen itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır (Yargıtay HGK'nın, 28/03/2001, E. 2001/19-267, K. 2001/311; 20/03/2002, E. 2002/13-241, K. 2002/208 tarih ve sayılı kararları).
Yine Yargıtay kararlarına göre, itirazın iptali davası için yetkili icra dairesinde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması, dava ön şartı niteliğindedir (Yargıtay 11. HD'nin, 17/02/2016, E. 2015/14964, K. 2016/1643; 17/02/2016, E. 2015/14588, K. 2016/1642; Yargıtay 19. HD, 13/05/2015, E. 2014/19860, K. 2015/7141; 21/04/2010, E. 2009/6453, K. 2010/4868 tarih ve sayılı kararları). Şayet icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmamış ve icra dairesinin yetkisine usulüne uygun olarak itiraz edilmiş ise, itirazın iptali davasının bu davaya özgü ve özel dava şartı yokluğu (icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.
2004 sayılı İİK'nın 50/1. maddesine göre "para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur." 6100 sayılı HMK'nın 447/2 maddesi uyarınca mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı HUMK'a yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'nın bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. Bu nedenle 6100 sayılı HMK’daki yetki kuralları ilâmsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir.
6100 sayılı HMK’nın 6. maddesine göre ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, aynı Kanunun m. 10 hükmünde sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı, 6098 sayılı TBK m. 89 hükmü uyarınca kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir (Yargıtay HGK'nın, 25/04/2018, E. 2017/19-902, K. 2018/973 tarih ve sayılı kararı).
Yukarıda ifade edildiği ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere; taraflar arasında akdi ilişki bulunması şartıyla, 6098 sayılı TBK m. 89 (818 sayılı BK. m. 73) uyarınca bir para alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinde, alacaklının ikametgahının bulunduğu yer icra dairesi takipte yetkilidir (Yargıtay 11. HD'nin 26/04/2022 tarihli ve 2022/1921 E., 2022/3415 K. sayılı; 19. HD'nin 13/05/2015, E. 2014/19860, K. 2015/7141 tarih ve sayılı kararı).
Açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her iki dava bakımından da; davalıya ilâmsız icra takibine dayanak Örnek: 7 ödeme emri gönderilmiştir. İlâmsız icra takibi yalnız para alacakları için geçerli olacağından, davanın dayanağı icra takibinin de para alacağına ilişkin olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Davalı tarafça icra dairesine sunulan dilekçeleri ile her iki davanın dayanağı takipler bakımından davacının talepleri ve davacı ile hukuki ilişki inkar ettiğinden, davacı taraf, davalı ile aralarında akdi ilişki bulunduğunu ispat ile yükümlüdür. Dosyada davacı tarafın iddia ettiği hukuki ilişkiyi ispata yarar yazılı herhangi bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, davalı tarafın akdî ilişkiyi inkâr etmesi nedeniyle dava konusu olayda 6098 sayılı TBK m. 89 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Zira bu hükümlerin uygulanabilmesi için öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekli olup bu husus dava değeri itibarıyla ancak yazılı delil ile ispat edilebilir. Bu durumda davacının kendi yerleşim yerinde takip başlatamayacağı sonuç ve kanaati ile Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinden yapılan sorgulamada davalı tarafın ödeme emrinin tebliği tarihindeki yerleşim yerinin Tuzla/İstanbul olduğu da anlaşılmış olup, tüm bu açıklamalar doğrultusunda 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince yetkili icra daireleri davalının yerleşim yeri icra daireleri olduğundan, dava konusu olayda takibin yetkili icra dairelerinde yapılmadığının kabulü ile davanın itirazın iptali davasına özgü dava ön koşulunun yerine getirilmemiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl dava bakımından, İcra İflas Kanununun 50/2’nci maddesi hükmü kapsamında, icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığından, itirazın iptali davasının REDDİNE,
Birleşen dava bakımından, İcra İflas Kanununun 50/2’nci maddesi hükmü kapsamında, icra takibi yetkili icra dairesinde yapılmadığından, itirazın iptali davasının REDDİNE,
2-Asıl dava bakımından alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı/birleşen davacı tarafça yatırılan 619,45-TL harçtan mahsubu ile fazlaca yatırılan 3,95-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı/birleşen davacıya iadesine,
3-Birleşen dava bakımından alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacı/birleşen davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Asıl ve birleşen dava bakımından davacı/birleşen davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Asıl dava bakımından AAÜT gereğince hesap edilen 30.000,00-TL ücreti vekaletin davacı/birleşen davacıdan alınarak davalı/birleşen davalıya verilmesine,
6-Birleşen dava bakımından AAÜT gereğince hesap edilen 19.242,84-TL ücreti vekaletin davacı/birleşen davacıdan alınarak davalı/birleşen davalıya verilmesine,
7-Asıl ve birleşen dava bakımından Arabuluculuk ücreti olan toplam 7.200,00-TL'nin davacı/birleşen davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/01/2025
Katip ....
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır