T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/121 Esas
KARAR NO: 2025/552
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 06/02/2025
KARAR TARİHİ: 16/06/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi nezdinde 20.08.2022-20.08.2023 tarihlerini kapsar ..... poliçe numaralı genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ..... plakalı araç maliki ..... nın, Kaza tarihi olan 13.06.2023 tarihinde saat 09:35 sularında Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, Ç.O.S.B.’de davalıya ait ve sürücüsü tespit edilemeyen ..... plakalı aracın fabrika içerisine girmek için emniyet şeridinden sola doğru manevra yaptığı sırada sol şeritte seyreden ..... plakalı çekicinin .... plakalı araca arkadan çarpması, ........ plakalı aracın ise davalıya ait ....... plakalı aracın geçişini bekleyen müvekkili şirket nezdinde sigortalı ....... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada davalıya ait ....... plakalı araç sürücüsü KTK m.46-2c, ..... plakalı araç sürücüsünün KTK m.56-1c maddelerini ihlal ettikleri için kusurlu bulunduklarını, meydana gelen kazada hasarlanan ....... plakalı araç üzerinde ekspertiz incelemesi yaptırıldığı, ekspertiz raporuyla sigortalı aracın hasarlı vaziyetteki tutarının 91.143,62-TL olarak tespit edildiğini, müvekkili sigorta şirketinin, hasarın teminat kapsamında kaldığına kanaat getirerek sigortalısının 91.143,62-TL hasar bedelini ..... Sağlık ve Turizm Limited Şirketine ödediğini, müvekkili şirketin sigortalısının haklarına TTK m.1472 gereği halef olduğu ve davalıların zararın meydana gelmesindeki kusuru ve sorumluluğu gerekçesiyle sigortalıya ödenen tazminatın tahsili amacıyla davalı tarafa Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmışsa da davalı tarafça icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, davalının müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ....... plakalı aracın uğradığı zarardan sorumlu olduğunun kabulüyle davalılar tarafından yapılmış haksız ve kötü niyetli itirazların iptaline, takiplerin kaldığı yerden devamına, kötü niyetli davalılar aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait aracın meydana gelen kazada kusuru bulunmadığını, davaya karşı kusur yönünden itiraz ettiklerini, müvekkiline ait araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğinin tutanak altına alındığını, halbuki müvekkili şirkete ait aracın sürücüsünün olay yerini terk etmediğini, kaza tutanağında belirtildiği üzere davacı şirketin sigortalısı ....... plakalı sayılı araç ve hemen arkasındaki ........ plakalı aracın, müvekkili şirkete ait ....... plakalı sayılı çekici ve dorsesinden oluşan tırın fabrika içerisine girmek üzere manevra yapması için durarak yol verdiğini, nitekim kaza tutanağında ........ ve ....... plaka sayılı araçların müvekkiline ait aracın manevrasını bekledikleri tespit edildiği halde, müvekkili şirkete ait ....... plaka sayılı aracın ''trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek'' maddesini ihlal ettiği sonucuna varılması ve kusur atfedilmesinin birbiri ile çeliştiğini, kazaya sebebiyet veren manevrasını kontrollü şekilde yapan müvekkili şirkete ait araç olmadığını, takip mesafesini korumayarak en arkadan müvekkiline ait aracın manevrasını beklemek için duran ........ plakalı araca çarpan ve bu aracın da önünde yine manevra bekleyen davacı şirketin sigortalısına ait ....... plaka sayılı araca çarpmasına sebebiyet veren ..... plaka sayılı araç olduğunu, meydana gelen kazada..... plakalı araç da kusurlu olduğu halde davacı tarafın sadece müvekkili şirkete karşı rücu talebi ile icra takibi başlattığını, sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemek adına davacı tarafın, dava konusu takip haricinde diğer kusurlu araç hakkında takip başlatıp başlatmadığı, tamir bedelini tahsil edip etmediğinin de araştırılması gerektiğini, davanın diğer kusurlu taraflara ve sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini, belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLER: Küçükçekmece İcra Dairesi 'nin ...... esas sayılı dosyası, Ticaret sicil müdürlüğü, Vergi dairesi, Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi yazı cevabı, ......., ......., ..... plaka sayılı araçların kaza tarihi olan 13/06/2023 itibari ile malik bilgileri ve tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, davacı tarafça Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018)
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 3 Temmuz 1944 tarih ve 5746 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. sayılı kararında halefiyet "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Somut olaydaki uyuşmazlık konusunun, haksız fiilden kaynaklı ve halefiyete dayalı tazminat talebinden ibaret olduğu, dava dışı sigortalının tacir olmadığı, dava dışı sigortalıya ait aracın trafik kayıtlarında hususi otomobil olarak geçtiği, davacının kasko sigortacısı olduğu ve sigortalısının yerine geçerek halefiyete dayalı olarak eldeki davayı açtığı görülmekle, hususi araç sahibi ile davalı arasındaki ilişkinin mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmakla görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/06/2025
Katip.....
e-imzalıdır
Hakim .....
e-imzalıdır