T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/122 Esas
KARAR NO: 2025/564
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 06/02/2025
KARAR TARİHİ: 18/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 01/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... , .... ve ... ile birlikte toplamda 2.000.000 TL sermaye koyarak %25'er hisse ile .... San. ve Tic. Ltd. isminde bir şirket kurmaya karar verdiklerini ancak müvekkilinin diş teknisyeni olduğunu, diğer ortaklar da sektör dışından şahıslar olduğu için ve yasal olarak da bu konuda şirket kurmaları mümkün olmadığından şirketi faaliyet konusunda yetkili bir başkası adına kurduklarını ama fiilen şirketin ortakları olduğunu, sonrasında aynı isimde bir başka şirket olduğunu öğrendiklerinde bu defa .... Polikliniğini kurduklarını, müvekkilinin en başta şirkete %25 ortakken sonrasında ...ın şirketten ayrılması üzerine ....ın payının da %8'ini alarak sonuçta %33 ortak hale geldiğini, şirket ilk başlarda iyi gittiğini, daha sonra şirketin diğer gizli ortakları davalılar ve şirket yönetimi müvekkili şirketten dışlar bir tavır içine girdiklerini ve müvekkile şirket kazancından pay vermemeye başladıklarını oysa müvekkilinin şirket ortakları içinde faaliyet konusunda en hakim kişi olduğunu, maddi ve manevi en çok katkıda müvekkilinin bulunduğunu, söz konusu ortaklık için taraflar arasında yazılı sözleşme yapılmış bu sözleşme gereğince her bir ortak 500.000'er TL sermaye koyduklarını, ortaklardan ... ayrılınca hissesini de diğer üç ortak satın aldığını, müvekkilinin kendisine yapılan kendisini şirketten ayrılması ve dışlanmasına dair hareketlerin artması üzerine ortaklık konusu taşınırlardaki payının kendisine verilmesini talep ettiğini ancak olumlu bir dönüş olmadığını beyanla dava konusu ortaklığın müvekkili adına %33 olduğunun tespitini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı asiller ... ve ... cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında şirket kurma ve hisseleri ortak olma yönünde yazılı ya da sözlü anlaşma bulunmadığını, diğer davalı .... şirketinin ne kurucusu ne de hissedarı ne de fiili ortağı olmadıklarını, davacının yazılı bir anlaşmanın olduğunu iddia etmişse de delil olarak sunmadığını, ortaklık anlaşmasına ilişkin yazılı anlaşma varsa dava açarken sunması gerektiğini, sonradan iddianın genişletilmesine muvafakatlarının bulunmadığını, davacının tanık dinletme talebine de muvafakatlarının olmadığını, davacının iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangi bir şekle tabi olmadığını, sözlü yapılan sözleşme geçerli ise de inkarı halinde ortaklığın var olduğunu ileri süren kişinin bu ortaklığı uygulanması gerekli HMK 'nın 200 ve devamı maddeleri gereğince ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ve şirket yetkilisi müvekkili ... ile davacı ve diğer davalılar arasında yazılı veya sözlü bir ortaklık anlaşması bulunmadığını, müvekkil .... şirketinin kuruluşundan beri müvekkili ... adına kayıtlı olduğunu, şirketin kurucusu ve tek ortağı konumunda olan kişi müvekkili ... olduğunu, şirketin kuruluşu için müvekkili .... davacı ve diğer davalılar ile ne yazılı ne sözlü ve fiili ne de gizli ortaklık anlaşması yaptığını, kuruluş kararı ve yapacağı iş başından beri müvekkili ....'in kendi kararı ve projesi ile gerçekleştiğini, müvekkili ... diş hekimi olduğunu, kanunun verdiği hak ile şirketi kurduğunu ve davalı gösterilen diş kliniğini açtığını, davacı taraf 2 milyon sermayeli şirketten bahsetmiş iken müvekkili şirketin kuruluş sermayesi 100.000,00 TL olduğu tüm kayıtlar ile sabit olduğunu, davacının müvekkilleri hakkındaki tüm iddialarını yazılı delil ile ispatlaması kanuni zorunluluk olduğunu, davacının tanık dinletmesine de muvafakatinin bulunmadığını, davacının var olduğunu beyan ettiği ancak tarih ve isimlendirerek henüz mahkemeye sunmadığı yazılı sözleşmeyi sunmasına da muvafakatlarının bulunmadığını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, limited şirket ortaklığının tespitine ilişkindir.
Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. Uyuşmazlığın esasına geçmeden önce davaya bakmaya görevli mahkemenin belirlenmesi yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. (HMK 114/1-c)
Asliye Ticaret Mahkemesinin görevini düzenleyen 6102 sayılı TTK.'nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca özel yasalarda Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin belirlemeler dışında bir ihtilafın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olabilmesi için o ihtilafın ya Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir husustan kaynaklanması ya da her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 18/09/2018 tarih 2016/18805 Esas 2018/8661 Karar sayılı ilamında "Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK. 620/1 md.). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını veya emeklerini) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 06/02/2025 tarihinde açılmıştır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı madde gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak) iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir..." hükmü yer almaktadır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; davacının davalılar ile imzaladığı ... Ortaklık sözleşmesi uyarınca şirket ortaklığının tespitini talep ettiği, iddianın adi ortaklık ilişkisine yönelik olduğu, (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin 14/09/2022 tarih 2022/5002 Esas 2022/6515 Karar ve 21/05/2015 tarih 2014/15133 Esas 2015/9154 Karar sayılı ilamları), davacının tacir olmadığı, uyuşmazlığın mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığı görülmekle eldeki davada yargılamanın genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesince görülmesi gerektiğinden (benzer mahiyette; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/45 Esas, 2025/145 Karar,28/01/2025 tarihli ilamı, Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4.Hukuk Dairesi 2025/264 Esas, 2025/277 Karar, 19/03/2025 tarihli ilamı) mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Davaya yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin ve davacı asilin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/06/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır