T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/485 Esas
KARAR NO: 2025/534
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 27/05/2025
KARAR TARİHİ: 28/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 01.06.2019- 24.06.2024 tarihleri arasında işveren davalı "..."a ait ".... Usta" isimli şahıs firmasında çalıştığını, müvekkilinin işe öncelikle işçi olarak başladığını akabinde şirketin finansal problemler yaşaması nedeniyle işveren tarafından kendisine bir miktar ödeme yapılması akabinde işletmeci olarak çalışabileceği teklif edildiğini, müvekkili tarafından teklifin kabul edilmesi üzerine müvekkilinin müdür olarak firmada çalışmaya devam ettiğini, taraflar işletmenin devrine ilişkin protokol yapmışsa da bu protokol şartları hiçbir zaman gerçekleşmediğini ve davalı tarafından kandırıldığını, müvekkilinin iş akdine son verildiği ve kendisine zorla ibraname imzalatıldığını yine müvekkiline "fiilen uygulanmayan protokolün feshine ilişkin tekrar protokol yapılması gerektiği ve müvekkilin boş bonolara imza atması gerektiği" belirtildiğini, işbu 2. Protokolde ise 1. Protokolün doğmuş ve doğacak bütün sonuçlarının ortadan kalktığı belirtildiği buna rağmen, 2. Protokolde bu protokolün sonucu olarak davalı işverene müvekkili tarafından 03.06.2024 düzenleme tarihli bono verildiği ifade edildiğini, müvekkilinin iki adet boş bonoya imzası iradesi sakatlanarak attırıldığını, müvekkilinin davalı firmaya borcu olmadığı gibi 2 adet boş bono zorla ve baskı altında imzalatıldığını, müvekkilinin borçlu değil davalı firmadan alacaklı olduğunu, müvekkilinin işçilik alacakları verilmediği gibi müvekkilinin işletmeye ilişkin o zamanki dolar kurundan çevrilerek ödediği 270.000 TL bedelin iadesi de işten ayrılırken yapılmadığını ayrıca protokolde her ne kadar bonoların düzenleme tarihinin 03.06.2024 olduğu belirtilmişse de bono imzalatıldıktan sonra müvekkili fotokopilerini aldığını ve bonolara tarih atılmadığı görüldüğünü, bu husus da bononun geçersiz olduğunu, davalının kötüniyetli olarak hareket ettiğini ve boş bononun müvekkiline zorla imzalatıldığını gösterdiğini beyanla müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, müvekkiline zorla ve baskı altında imzalatılan 2 adet boş senedin/bononun iptalini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dava, davacının kendisine zorla ve baskı altında imzalatıldığı iddia edilen 2 adet boş senedin/bononun iptali ile davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
HMK'nın 114. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir. Hakkı ihlal edilen bir kişi davacı olarak mahkemeye başvurup hukuki korunma talep edebilir. Ancak davacının hukuki korunma talep edebilmesi için, korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Davacının dava hakkına sahip bulunması, mahkemeden hukuki koruma isteyebilmesi için yeterli değildir. Dava açan kişinin ayrıca dava açmakta hukuki bir yararı bulunmalıdır. Kural olarak inşai davalarda ve eda davalarında hukuki yararın bulunduğu varsayılır. Davacı bu tür davalarda hukuki yararının bulunduğunu bildirmek ve ispat etmekle yükümlü değildir.Ancak şüphe halinde hukuki yararın mevcut olup olmadığı inceleme konusu yapılır. Tespit davalarında bu arada menfi tespit davasında davacının davanın açılmasında hukuki yararı bulunmalıdır. Davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu bildirmeli, açıklamalı ve gerekirse ispat etmelidir.
Tespit davaları bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının ya da bir belgenin sahte olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Bu davalar -genel olarak- HMK.nun 106. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak çeşitli kanunlarda -özel olarak- düzenlenen tespit davaları da mevcuttur.
Bazı kanunlarda özel olarak düzenlenen “menfi (olumsuz) tespit davaları” mevcut olup , İİK.nun 72 ve 89. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir . Bu düzenlemelere göre menfi (olumsuz) tespit davaları, “borçlunun, hakkında yapılan icra takibinden önce veya sonra, hukuki yararı bulunan durumlarda maddi hukuk bakımından borçlu olmadığının tespiti için açtığı bir dava” olarak tanımlanabilir. Bu dava, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığının ispatı maksadıyla açılabilmektedir. Borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında bu davayı açabilmesi, ancak korunmaya değer bir hukuki yararının mevcut olmasına bağlıdır (HMK.m.106/2)
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde somut olayda; borçlunun borçlu olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuki yararının mevcut olmadığı, borçluyu tehdit edebilecek yakın bir tehdidin bulunmadığı, "örneğin, davacı tarafından davalıya imzalanıp boş olarak verilen senedin, henüz davalı tarafından doldurulmamış, tahsile verilmemiş veya takibe konu yapılmamış olması halinde bu senetle ilgili menfi tespit davası açmasında davacının hukuki menfaatinin varlığından söz edilemeyeceği (Yargıtay 19. HD. 27/11/1996. T.4301/10567 - Aktaran, COŞKUN Mahmut, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2021 6. Baskı Seçkin Yayınevi)" anlaşılmakla bu şekilde davacının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından, davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davanın usulden reddine,
Alınması gerekli harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, kararın tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere HMK.320/1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 28/05/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır