T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/730 Esas
KARAR NO : 2025/1113
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/08/2025
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde özetle; 05/09/2023 tarihinde İstanbul il ve ilçelerinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel neticesinde davacı tarafından ..... hasar dosya ve ..... numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan ..... Profil Sistemleri San. Ve Tic. Ltd. Şti'ne ait ..... plakalı aracın ..... Teknik San. Sitesi Bakır Sokak Başakşehir/İstanbul adresinde ..... isimli iş yeri önünde caddede park halinde iken meydana gelen zarar neticesinde 08/11/2023 tarihinde sovtaj bedelinini mahsubundan sonra 251.500,00 TL'nin sigortalıya ödendiğini, sel baskınından kaynaklanan hasarın da karayolunda gerçekleşmesi nedeniyle trafik hasarı niteliğinde olduğundan trafik hasar nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının Adli Yargının görevinde olduğunu belirterek, 251.500,00 TL'nin ödeme tarihi olan 08/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı kurumlardan müşterek ve müteselsilen tahsili, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı .... İşleri Genel Müdürlüğü vekilinin cevap dilekçesinde özetle, idarenin hukuki sorumluluğundan söz edilebilmesi için ortada bir zararın bulunması ve İdareye yüklenen bir işlem veya eylemden doğmasının gerektiğini, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmamasının zararın idari faaliyetten doğmadığını gösterdiğini, dava konusu su baskınının herhangi bir baraj taşması veya tali bir etkenle oluşmadığını, şiddetli yağışlardan ortaya çıkan yüzeysel suların bölgedeki koşullara bağlı olarak sınırlı akış nedeniyle meydana geldiğini, varlığı iddia edilen zarardan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İski ve ilgili yerel belediyenin sorumlu olduğunu, husumet itirazlarının bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ..... vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davacının belirttiği olayın meydana geldiği adresin Başakşehir/İstanbul olduğu, bu bağlamda yetkili mahkemenin Küçükçekmece Mahkemeleri olduğunu, iş bölümü hususunda davacının iddialarını hizmet kusuruna dayandırdığından bahisle İdare Mahkemesinin görevli olduğunu, belirtilen adresin ana arter yol ağı listesinde bulunmadığını, Belediye Kanunu gereğince görevin belediyelere verildiğini, genel anlamda sezilemeyen, karşı konulamayan, idarenin dışından kaynaklanan mücbir sebep halleri de zararı idareye yüklenebilir olmaktan çıkaran, zararla idari faaliyet arasındaki illiyet bağını kesen etkenlerin başında geldiğini, meydana gelen zararla kamu hizmetinin yürütülmesi arasındaki illiyet bağının kesildiğini belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ..... vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davalı idarenin kamu tüzel kişiliğe haiz olduğunu, idare aleyhine açılan ve konusu tam yargı davası olan tüm davalarda görevli mahkemenin idare mahkemeleri olduğunu, davalı idarenin hasarın meydana gelmesinde herhangi bir hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının idari yargıda görülerek çözümlenmesi gerektiğini, huzurdaki davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini, davacının dayanak ettiği ekspertiz raporunun oluşturulması esnasında, davalı idareden hasarın oluşumuna dair hiçbir şekilde bilgi veya belge talep edilmediği, hasar hakkında görüş talep edilmediği, idarenin olay hakkındaki tutanak, görüş ve raporlarına yer verilmediğini belirterek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
Davalı ..... vekilinin cevap dilekçesinde özetle, kamu idaresi olan davalıya ilişkin görülecek davalarda İdari Yargı yerinin görevli olduğunu, dava konusu hasarın meydana geldiği yerin Büyükşehir Belediyesi ve İkitelli Organize Sanayi Bölgesi yetkisi dahilinde kaldığından, sorumluluğun İkitelli Organize Sanayi Bölgesi yönetimi ve diğer davalı ..... olduğunu, bu sebeple husumetten davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu hasarda davalı belediyenin sorumluluğunun bulunmadığını, 05/09/2023 tarihinde meydana gelen yağışın Doğal Afet niteliğinde olduğunu, mücbir sebep dolayısıyla idarenin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, Atıksu Kanallarında sorumluluğun İski'de olduğunu, davacı tarafın ticari faiz talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olmadığını belirterek, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER : Meteoroloji Genel Müdürlüğü yazı cevabı, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, 05/09/2023 tarihinde İstanbul'da meydana gelen yağış ve sel neticesinde dava dışı sigortalıya davacı tarafça ödenen tazminat tutarının, davalı kurumlardan müşterek ve müteselsilen tahsili taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018
Dava konusu somut olayda, 05/09/2023 tarihinde İstanbul il ve ilçelerinde meydana gelen kuvvetli yağış ve sel neticesinde, davacının sigortacısı olduğu araçta meydana gelen hasarın davacı tarafından ödenmesi ile sigortalısına halef olarak ödediği bedelin, kusuru olan davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili amacıyla eldeki davayı ikame etmiş ise de, bu husus Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli ..... Esas ve .... Karar sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde açıklanmış olup, bu doğrultuda eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı nispi ticari dava olarak yapılan incelemede, davacının halef olduğu sigortalısının şirket ve tacir olduğu ve ancak davalıların tacir olmadığı, somut olayın haksız fiile dayalı olarak vukuu bulduğu ve uyuşmazlığın nispi ticari dava da olmadığı anlaşılmış olup, mahkememizin görevsizliği ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davalı ..... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/12/2025
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim ....
¸e-imzalıdır