T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/74 Esas
KARAR NO: 2025/779
Küçükçekmece İcra Dairesi: ..
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/01/2025
KARAR TARİHİ: 23/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, mahkememize açmış olduğu 21.01.2025 tarihli dava dilekçesi ile; müvekkili firma ile davalı arasında mal satımına dayalı ticari bir ilişki mevcut olduğunu, davalı firmanın müvekkili firmadan belirli aralıklarla mal satın aldığını, bu ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalı şirkete malları teslim ettiğini, bunun karşılığı malların bedelini davalıya fatura ettiğini, davalı yan tarafından malların teslim alınmış olmasına rağmen taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığını, taraflarınca davalı firmaya farklı tarihlerde olmak üzere toplam 45.314,90-USD Doları fatura kesildiğini, davalı şirketin müvekkiline yalnızca 44.226,19-USD Doları ödeme yaptığını, davalı şirketin müvekkiline olan cari borcunun takip tarihi itibariyle 1.088,71-$ ABD Doları olduğunu, davalı firmaya cari borçları hakkında bilgi verilmiş olmasına rağmen davalı tarafça faturaların ibrazı sonrası herhangi bir itirazda bulunulmadığını, herhangi bir ödeme yapılmayınca müvekkilinin alacağını tahsil etmek için icra takibine giriştiğini, davalının takibe, borca, ödeme emrine ve işlemiş faize haksız olarak itiraz ettiğini, bu haksız itiraz neticesinde icra müdürlüğünce takibin durdurulduğunu bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalı borçlu aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız takibe karşı davalının vaki itirazının iptali ve takibin devamına, takip konusu alacağın takip tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ve %20 icra inkâr tazminatı ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, davalının mal varlığının borçlu olduğu bedel üzerinden yargılama süresince tedbiren ihtiyaten haczine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen, cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
DELİLLER : Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası, Uluçınar Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabı, İkitelli Vergi Dairesi yazı cevabı, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından faturaya dayalı olarak Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali takibin devamı ve icra inkar tazminatı taleplerinin sübut ve miktarı noktasında toplanmış olduğu görüldü.
Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 1.088,71-USD asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/01/2025 tarih, ... esas, .... karar sayılı ilamıyla dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine kararı verildiği, Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosunca dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydının yapıldığı görüldü.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Davacı defterlerinde inceleme yapılması maksadıyla alınan talimat bilirkişi raporunda özetle,
Davacı firmanın davaya konu 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu, taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğu, ticari ilişkinin cari hesap ilişkisine dayalı olduğu,
Davacı firmanın davalıdan 27/09/2024 takip tarihi itibariyle 1.088,72-USD karşılığı 38.245,02-TL alacaklı olduğu, davalı firma tarafından davacı firmaya takip tarihinden sonra 03/10/2024 tarihinde 963,49-USD karşılığı 32.966,20-TL tutarlı banka havalesi şeklinde ödemenin yapıldığı, davacı firmanın davalı firmadan 03/10/2024 tarihi itibariyle 125,23-USD karşılığı, 5.278,82-TL alacaklı olduğu kanaatini bildirmiştir.
Müşterek rapor olarak mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporunda özetle,
Davacı ile davalı arasında süreklilik arz eden cari hesap ilişkisi bulunduğunu, bu ilişkinin ticari defter, fatura, ödeme belgeleri ve Ba-Bs formları ile desteklendiğini,
Davacı tarafça düzenlenen toplam 45.314,90-USD tutarındaki faturalara karşılık 44.226,19-USD ödeme yapıldığı ve bu ödemelere karşılık davalı tarafından açık ve yazılı bir itiraz sunulmadığı,
27/09/2024 tarihli ödeme emri itibarıyla davalı tarafın bakiye borcu 1.088,71-USD olarak tespi edildiği, davalının 03/10/2024 tarihinde 963,49-USD ödeme yaptığını, bu ödeme sonrasında 125,23-USD bakiye borcun devam ettiğini, tarafların Ba-BS formlarında karşılıklı beyanlarının uyumlu olduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve davalının defter ibraz etmemesi nedeniyle davacı kayıtlarının HMK m.222 uyarınca tek başına delil değeri kazandığı kanaati oluşturulduğu, davalının bakiye borçtan sorumluluğunun devam ettiği görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Genel Olarak; Faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmektedir, öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile ispat etmesi gerekir. İspatın konusu, ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir. Alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerekir. Fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamaz. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E:2001/1, K:2003/1, T:27.06.2003.
Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır.
Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır.
Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur.
Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.
Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir.
TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır.
TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/15-472 E.,2011/608 K sayılı kararı)
Davacı, fatura alacağı olduğundan bahisle iddiada bulunmuş olup, faturaya konu malın teslim edildiği/hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükü davacı üzerindedir.
BA formundaki fatura kayıtları ile ilgili araştırma ve inceleme yaptırılmış olup bu kayıtların bir bütün olarak davacı lehine ve davalı aleyhine sonuç doğurduğu kanaatine varılmıştır. (Yargıtay 19. HD. 2011/8941 E. - 2012/969 K sayılı kararından hareket edilmiştir. )
Esasen VUK nun 381 seri nolu genel tebliği ve Ba formu içeriği ile vergi uygulaması gözetildiğinde aksini düşünmek mümkün değildir. Yine genel ispat kuralları çerçevesinde hiç bir kimsenin kendi aleyhine delil oluşturmayacağı düşünüldüğünde davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, icra dosyası, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun ticari kayıtlar ile sabit olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtların incelenmesi için bilirkişi incelemesi yapılması istenilmiş olup davacının defterlerinin talimat mahkemesince incelenmesi ile alınan rapor sonucunda, davacının defterleri ile alacağının sabit olduğu, her ne kadar davalı ticari defter ve kayıtlarını incelemeye ibraz etmemiş ise de davacının defterlerinde takibe konu faturaların kayıtlı olması karşısında davalının da bu faturaları beyanlarında ibraz ettiği ve iş bu faturaya istinaden icra takibinden sonra kısmi ödeme yaptığı anlaşılmakla, davalının hukuki ilişki ve davacının fatura alacağını kabul ettiği tespit edilmiş olup yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmak suretiyle davanın kabulüne, davalının itirazının iptaline, alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının da kabulüne dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile; davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, davalı tarafından, takip tarihinden sonra yapılan yapılan ödemelerin İcra Müdürlüğü tarafından infaz aşamasında dikkate alınmasına,
2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 933,92- TL harçtan davacı tarafça yatırılan 615,40-TL harcın mahsubuyla bakiye 318,52-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça 1.405,00-TL posta/tebligat ve 10.000,00-TL bilirkişi gideri olmak üzere, toplam 11.405,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 15.996,12-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır