T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/917 Esas
KARAR NO: 2025/909
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 18/09/2025
KARAR TARİHİ: 21/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., 2003 yılında iş sahibinden aldığı vekaletname ile iş sahibinin bina inşaatını yapma işini üstlendiğini, iş sahibi tarafından yapılması istenen bina dış cephe işlemleri için müvekkili "binanın dış cephe sıvası ve cam mozaik kaplamasının yapılması işi"ni, alt yüklenici ... ile anlaşma sağlanarak, işin tamamlanması işin tüm sorumluluğu ile 2005 yılında yapılan sözleşme beraberinde ...'a bırakıldığını, karşı Taraf ...'ın İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatına uygun davranmadığı, yanında kadrolu çalışmayan ve ilgili inşaat faaliyet ve meslek alanına ehil olmayan bir tekstil işçisini, günü birlik inşaat çalışanı olarak çalıştırması beraberinde işçinin yaşadığı iş kazası sonrası Bakırköy .... İş Mahkemesi ... Esas, ... Karar numaralı dosyası ile tazminat talebinde bulunan kazaya maruz kalan işçi, bilirkişi raporu kusur tayini neticesinde neticesinde işçinin(%60) asli kusurlu ve ...'ın(%40) asli kusurlu olduğu tespit edildiğini, müvekkili ...'ın ise kusursuz olduğu kanaatine varıldığını, eser sözleşmesinin tamamlanması sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle yüklenicinin yüklendiği işin ifası sırasında gerekli özen yükümlülüğünü yerine getirmediği tespit olunduğunu, eser sözleşmelerinden kaynaklanan iş kazalarında iş sahibi ve iş sahibi yerine geçen vekilinin kusursuz olması nedeniyle ödenen tazminatın kusurlu olan yükleniciye rücu edilmesi zorunluluğu doğduğunu, 19/03/2005 tarihinde gerçekleşen kaza nedeniyle, 21/06/2006 tarihinde açılan dava tarihinden itibaren yasal faizleri ile beraber başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi ... esas numaralı icra takibi kapsamında müvekkilimiz 2024 yılında hacizli taşınmazlarının satışı sonrası icra dosyasına toplamda 1.449.785,17 TL ödeme yaptığını, alacak kalemlerinin toplam meblağı müvekkilince ilgili icra dairesine ödendiğini ve yüklenici kusurlu ...'a rücu zarureti hasıl olduğunu, davanın kabulüne, kusursuz müvekkilinin, usulü müktesep hak nedeniyle ödediği tazminatın kusurlu davalıdan ödeme gününden itibaren faiziyle tahsilini, yargılama masraf ve giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Mahkememiz dosyasının 18/09/2025 tarihinde Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esasını alarak açıldığını, 19/09/2025 tarihinde ... karar numarası alarak mahkememize gönderme kararı verilerek 10/10/2025 tarihinde mahkememizin yukarıdaki esasını almıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018)
6102 sayılı yeni TTK 11.maddesine göre ticari işletme tanımı yapılmış olup, ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükümleri bulunduğundan, 21/07/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir.
Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar Tacir olarak kabul edilmiştir. Davacının bildirmiş olduğu gayrisafi hasılatı vergi beyannamesine göre esnaf olarak kabulü gerekmektedir.
Nitekim, benzer mahiyetteki dosyalarda verilen görevsizlik kararlarının istinaf ve temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemeleri Ve Yargıtay kararlarında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen kişi hakkında işletme defteri tutması nedeniyle değerlendirmenin gelir gider tablosuna göre belirleneceği içtihat olunmuştur.
Örnek olarak belirtmek gerekirse Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında, Antalya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararında davalının ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilmekle her iki tarafında tacir olduğu belirtilerek ticaret mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin verilen kararı "her ne kadar davacı tacir ise de, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı" belirtilerek asliye hukuk mahkemesini yargı yeri olarak belirlemiştir.
Yine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "....Mahkememiz davalısının dosyaya kazandırılan müzekkere cevaplarına göre ticaret sicil nezdinde tacir kaydının olmadığı, vergi dairesinden gelen yazı cevabına göre ise işletme defteri tutmasına rağmen 2021 yılı gelir ve gider tablosuna göre belirlenen sınırın üzerinde gelir elde etmediği anlaşıldığından davalının iş bu uyuşmazlık yönünden tacir olmadığı kanaatine varılarak Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olduğundan" bahisle vermiş olduğu görevsizlik kararını davalının vergi dairesi cevabında işletme defterine göre kayıtlarını tutup, ikinci sınıf tüccar olduğu açıklamasına göre davalının işletme defteri tutup, gelir gider tablosuna göre belirlenen sınırın üstünde gelir elde etmediği belirlenerek yapılan tacir araştırmasına istinaden verilen görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun nitelikte olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Bir başka emsal dosyada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "...Ankara Ticaret Sicil Memurluğu ve Yenimahalle Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün cevabi yazılarında davacının ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı, 2017, 2018, 2019 ve 2020 dönemlerinde ikinci sınıf tüccar sıfatıyla işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. Buna göre davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olan esnaf olduğu, bir başka deyişle tacir olmadığı anlaşılmaktadır." gerekçesiyle vermiş olduğu görevsizlik kararının istinafı üzerine yapılan yargılamada "kimlerin tacir sayıldığı konusunda 6102 sayılı TTK'nun 11. ve devamı maddesi hükümlerine göre değerlendirme yapılmalıdır. Buna göre ve mahkemece de yapılan araştırma sonucunda davacının işletme hesabı esasına tabi vergi mükellefi olup, esnaf niteliğine haiz olduğu ve tacir olmadığı anlaşılmaktadır." denilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda alıntılanan ve daha başka da güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararlarında ittifakla tacir araştırmasının 6102 sayılı TTK'nun 11.maddesine göre yapılması gerektiği ve vergi dairesi cevabi yazısında ikinci sınıf tüccar olduğu bildirilen ve işletme defteri tutan kişilerin tacir olup olmadığı hususunun belirtilen Bakanlar Kurulu kararındaki usule göre gelir gider tablosundaki sınırın üzerinde gelir elde edip etmediğine göre belirlenmesi gerektiğini içtihat etmişlerdir.
Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında; İstanbul Defterdarlığından; ...'ın ... T.C. Kimlik numaralı olduğu, 14.10.2025 tarihi itibarıyla potansiyel mükellefiyet kaydına rastlanıldığını, herhangi bir şirkette ortaklığı/yöneticiliği tespit edilememiş olduğunu, Ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre şirket ortak ve yöneticiliğine giriş ve çıkış işlemleri, ticaret sicil gazetesinde ilanı ile hüküm ifade etmekte olduğunu, ...'ın ise ... vergi kimlik numaralı, Küçükköy Vergi Dairesi Müdürlüğünde terk mükellefiyet kaydının bulunduğu bildirilmiştir.
Küçükköy Vergi Dairesi Müdürlüğünden; ...'ın ... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunu, 06/05/2011-31/12/2017 tarihleri arasında İkamet Amaçlı Binaların İnşaatı (Ahşap Binaların İnşaatı Hariç), Döner, Ciğer, Kokoreç, Köfte Ve Kebapçıların Faaliyeti (Garson Servisi Sunanlar İle Self Servis Sunanlar Dahil; İmalatçıların Ve Al ür Tesislerin Faaliyetleri İle Seyyar Olanlar Hariç), Gayrimenkul Faaliyetleri İçin Aracılık Hizmeti Faaliyetleri ile iştigal ettiği tespit edilmiş olduğu, 2. sınıf tüccar sayılmakta olduğunu, mükellef işletme hesabı esasına göre defter tutmakla yükümlü olduğunu, VergiUsul Kanunu gereği tutmakla yükümlü olduğu defter işletme defteri olup, Vuk' un 177. maddesi 1. ve 3. fıkrasındaki yazılı limitlerin 2 bendindeki fıkrasında nakdi limitin tamamını aşmamakta olduğu bildirilmiştir.
Somut olayda davanın taraflarının tacir olmadığı, davanın mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 21/10/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır