T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/100 Esas
KARAR NO : 2025/499 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 07/09/2024
KARAR TARİHİ : 12/06/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilİ şirket tarafından, davalı-borçlu aleyhinde; .... Mah. ... Caddesi İle .... Sokak Kesişimi .... Adresli 12.09.2022 tarihli 09.00 saatli Hasara ilişkin Büyükçekmeece İcra Dairesi ..... E. Sayılı dosyası;
... Mah. .... Caddesi .... Sokak Kesişimi ..... Esenyurt Adresli 12.09.2022 Tarihli 09.00 Saatli Hasara ilişkin olarak Büyükçekmece İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası; ... Mah. .... Caddesi .... Sokak Kesişimi ... Adresli 13.09.2022 Tarihli 09.00 Saatli Hasara ilişkin olarak Büyükçekmece İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, İcra takibine davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edildiğini, takibe konu borç bir haksız fiilden meydana geldiğini, ilgili İcra Müdürlüğü'nün dosyalarına takip dayanağı olarak sundukları ve dilekçeleri ekinde de bulunan hasar tespit tutanakları ve hasar fotoğrafları ile de görüleceği üzere söz konusu borcun haksız fiilden kaynaklandığının aşikar olduğunu, davalılar altyapı çalışması yapılırken ... güzergah ve kablosuna hasarlamak suretiyle zarar verdiğini, söz konusu hasara ilişkin ivedilikle inceleme yapılıp hasar yerinde ilgili tutanaklar tutulduğunu, yani davalının takibe konu hasarla veyahut takiple alakalı olarak kusuru ve sorumluluğu konusunda tereddüt bulunmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında davalıların itirazlarında haksız olduğunu ve kötüniyetle takibi durdurmak ve geciktirmek amacıyla yaptığını düşündüklerini, davalılar tarafından yapılan çalışmalar esnasında şirketlerine ait tesislerinin hasara uğratıldığını, söz konusu hasarların, müvekkili Şirket teknik personeli tarafından hasar mahallerinde düzenlenen Hasar Tespit Tutanakları ile tespit edilmiş olduğunu, ayrıca meydana gelen hasarların giderilmesi sırasında yapılan işlemler ve kullanılan malzemeler ile ilgili olarak teknik ekiplerce Günlük Ekip İş Raporları ve keşif belgeleri de düzenlendiğini, müvekkili ... A.Ş., telekomünikasyon şebekeleri üzerinden ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini sunmakla yetkilendirilmiş bir işletmeci olduğunu, söz konusu yetkilendirme çerçevesinde mevzuata uygun olarakyürütülen bu haberleşme hizmeti aynı zamanda “kamu hizmeti” niteliğinde olduğunu, neticede davanın kabulüne, itirazıların iptaline ve yukarıda esas numaraları sayılı takiplerin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere enflasyon ve güncel ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak belirlenecek en üst sınırdan, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle ve önemlilikle davaya konu alacaklara karşı zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, yetki itirazlarının bulunduğunu, itirazın İptali davalarında kesin yetkiye ilişkin bir kural söz konusu olmasa dahi genel yetki kuralı gereği davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, bu nedenle işbu davada İstanbul Anadolu Adliyesi mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin taraf sıfatı (davalı sıfatı) (pasif husumet) bulunmadığını, ... Anonim Şirketi'ne ihbarına karar verilmesini, davacı tarafından dava dilekçesi ile birlikte bir takım açıklamalar yapılmakla birlikte hiçbiri uğradığını iddia ettiği zararı açıklar nitelikte olmadığını, zira huzurda açılan bir “hasar bedeline ilişkin" bir dava olduğunu ve önemli olan davacıların tazmin edilmesini istediği miktarı net bir şekilde, somut belgelerle ortaya koyabilmesi olduğunu, Borçlar Kanunu’nun 50. Maddesinde “MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.” şeklinde hüküm altına alındığı üzere, davacının zarar iddiaları ispata muhtaç olduğu gibi ispat yükünün de bizzat davacı üzerinde olduğunu, davacı tarafından davadaki taleplerin ayrı ayrı dökümanlar ile belgelendirilmesi gerekir iken davacı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen tutanaklar ile Müvekkili Şirket'ten taleplerde bulunulmasının kabul edilemez olduğunu, davacı idarenin, zaten sabit olan aylık personel giderlerini de bu kazılarla ilgili maliyetlere yansıttığının anlaşıldığını, müvekkili şirketin eylemleri ile dava konusu arasında illiyet bağının bulunmadığını, öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan müvekkili şirket adına usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde işin esasına girildiği takdirde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, alt yapı kablolarına zarar verilmesi nedeni ile oluşan hasara ilişkin başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
İstanbul Arabuluculuk Dairesinin ... numaralı dosyasında; 21/09/2023 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 7.019,92-TL asıl alacak ve 820,66-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.840,58-TL toplam alacak yönünden 06/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak hasar bedeli gösterildiği, davalı tarafından 09/08/2023 tarihinde borca, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 7.252,87-TL asıl alacak ve 844,76-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.097,63-TL toplam alacak yönünden 06/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak hasar bedeli gösterildiği, davalı tarafından 08/08/2023 tarihinde borca, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 3.282,94-TL asıl alacak ve 385,30-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.668,24-TL toplam alacak yönünden 08/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak hasar bedeli gösterildiği, davalı tarafından 08/08/2023 tarihinde borca, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, Davacı şirkete ait alt yapı kablolarına davalı şirket tarafından zarar verilmesine ilişkin olarak başlatılmış olan icra takiplerinde davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu cari hesap nedeni ile alacaklı olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.
Mahkememizce davacının zararının ne kadar olduğu ve bu zararın davalıdan tazmin şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda yerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 19/11/2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; " Davacı tarafından yeraltına döşenmiş olan ve hasar meydana geldiği iddia edilen kabloların yönetmeliğe göre döşenip döşenmediği, hasarın ne boyutta olduğu, bu hasarın davacının kusurundan mı yoksa davalının kusurundan mı meydana geldiği, hasarın davacı tarafından giderilmesinden önce tespiti yapılmadığı, davacının sunduğu belirtilen ancak dosyada bulunmayan fotoğraflara göre, davacı tarafından döşenmiş kabloların, yukarıda anılan Yönetmelikte belirtilen özelliklerin hilafına, kazı derinliğinin 80cm olmadığı, Yönetmelikte belirtilen kum,tuğla, ikaz bandı gibi hususların yerine getirilmediği belirtilmektedir. 3. Davacının talep ettiği miktarın ayrı ayrı dökümanlar olarak belgelendirmesi gerekirken tek taraflı olarak düzenlenen tutanaklar ile talep oluşturulduğu, ... Mah. ... Cad. ile .... Sokak kesişimi .... adresli 12.09.2022 tarihli 9.00 saatli hasar ile .... Mah. ... Cad. ile ... Sokak kesişimi İstanbul Avrupa Esenyurt adresli 13.09.2022 tarihli 9.00 saatli hasarın gerçekleşmesinde Davacı Kurum ... Anonim Şirketinin %100 kusurlu olduğu, davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Mahkememizce davacı vekilinin itirazları ile dosyaya sunmuş olduğu emsal İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasında düzenlenen raporlar da dikkate alınarak ayrıntılı ve denetime elverişli rapor tanzim edilmesi için dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 04/03/2025 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında; "... Mah. ... Cad. ile ... Sokak kesişimi .... adresli 12.09.2022 tarihli 9.00 saatli hasar ile ... Mah. .... Cad. ile ... Sokak kesişimi .... adresli 13.09.2022 tarihli 9.00 saatli hasarın gerçekleşmesinde Davacı Kurum ... Anonim Şirketinin % 100 kusurlu olduğu, davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporları HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.
Bilirkişi incelemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu içerisine takdiri delillere ilişkin kısımda düzenlenmiş, ayrıca hâkimin bilirkişi raporunu serbestçe değerlendireceği ilgili kısımda vurgulanmıştır. Bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmesinden maksat ise, hâkimin, söz konusu raporun içeriği hakkında, kanunun aradığı ölçüde bir kanaate ulaşıp ulaşmadığını özgürce değerlendirebilmesidir. Başka bir anlatımla, delillerin serbestçe değerlendirilmesiyle, raporun öngörmüş olduğu sonucun (vakıa tespiti veya vakıalar hakkında varılan sonuç) hâkimin tek başına kanunun aradığı ölçüde kanaat edinmesi için yeterli kabul edilemeyeceği, hâkimin rapor içeriğini denetleyebileceği ifade edilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi uyarınca; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kanun maddesinde de belirtildiği gibi, esas olan bir kimsenin kusuru ile başkasına verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü olmasıdır, ancak zarar her zaman yalnızca zarar verenin kusurundan doğmamaktadır.Zarar görenin (mağdur) kusurlu davranışının da zararın doğmasına veyaortaya çıkan zararın artmasına sebep olması mümkündür. Hatta zarar gören, zarara rıza göstermiş dahi olabilir.
“Kimse kendi kusurundan faydalanamaz” ilkesi gereği, zarar göreninkusuru halinde zararın tamamının zarar veren tarafından tazmin edilmesi, zarar verenin durumunu adalete aykırı bir şekilde ağırlaştıracaktır.Zarar görenin zararın doğmasına veya artmasına neden olan davranışı,sorumluluğun paylaştırılması ve tazminatın belirlenmesinde önemli bir ölçüttür
Zarar görenin kusuru Latince’de, “faute concomitante” şeklinde ifade edilmektedir. Türk Hukukunda, zarar görenin kusuru kavramını karşılamak üzere doktrin ve uygulamada çeşitli terimler tercih edilmektedir. Doktrinde ve Yargıtayda, zarar görenin kusurunu ifade etmek üzer sıklıkla kullanılan terimler “müterafik (birlikte) kusur”, “ortak kusur” şeklindedir (Başak Z Baysal, Zarar Görenin Kusuru (Müterafik Kusur) (1. Bası, On İki Levha 2012) 31).
Birlikte (müterafik) kusur, zarar gören kişinin kusurlu bir davranışıyla kendisine karşı işlenen haksız fiilden bir zarar doğmasına veya zararınartmasına neden olması şeklinde tanımlanabilir.
Zarar görenin kusuru, zararı önlemek için gereken davranışta bulunmamasına dair bir değer yargısı hükmüdür. Hukuka aykırılık ise, kişinin hukuk normuna aykırı davranmasıdır.Burada kusur, başkasına zarar veren iradeye veya ahlaka aykırılığı değil,zarar görenin kendi menfaatini korumak için gerekli özeni veya çabayıgöstermemesi ya da tamamen aksi yönde hareket etmesidir. Öte yandan,bazı hallerde zarar görenin kusurdan bağımsız bir davranışı zararın doğ-masına, artmasına veya zarar verenin durumunun ağırlaşmasına nedenolabilir. Dolayısıyla, birlikte kusurdan bahsedebilmek için zarar görenin hukuka aykırı fiilinin bulunması gibi bir şart yoktur.
“…Şu hâlde, söz konusu orman emvalinin zarar gören araçla taşınmasının bölüşük kusur niteliğinde olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 44. maddesi uyarınca zarar miktarından takdir edilecek oranda bir indirim yapılması gerekir. Mahkemece, bu yönün değerlendirilmemesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir…” Yargıtay ... HD, 5.5.2014, Tarih, ... Esas, .... Karar.
"...Ayrıca, araç alım satımı işi ile uğraşan davacı tarafın, satışa esas olan belgeleri incelememiş olmaları, noterde satış işlemi yapılırken kullanılan belgelerdeki farklılığı görmemiş olmaları, kendilerinden beklenen özenli bir araştırma yapmamaları nedeni ile; davacının da bölüşük kusurunun varlığı kabul edilmelidir. O halde mahkemece; davacının bölüşük kusuru nedeniyle, toplam zarar miktarından uygun bir indirim yapıldıktan sonra kalan miktardan davalı noterlerin sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bölüşük kusuru olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir…" Yargıtay .... H.D.,17.05.2017 Tarih, ... Esas, ... Karar .
"...Tazminat hukuku ilkeleri gereğince davalı, kusurlu eylemi nedeniyle oluşan gerçek zararın tümünden sorumlu ise de davacının bölüşük kusurlu bulunması durumunda, bu kusur oranında indirim yapılarak kalan tutardan davalı sorumlu tutulmalıdır. Davacının, elektrik kablolarını döşemeden önce Çevre Kurulu'ndan izin almamak biçimindeki savsaması, davalının böyle bir hattın varlığını öğrenememesine yol açarak zararlı sonucun doğmasında etkili olmuştur. Diğer yandan, zarara uğrayan kabloların, yerin 45 cm altına döşenmesi ve yönetmelikte belirtilen standartları içermiyor olması da, zararın meydana gelmesine neden olan etkenlerdendir. Yerel mahkemece, açıklanan olguların davacının bölüşük kusurun oluşturduğu gözetilerek, belirlenen zarardan, uygun bir indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın 438/7. maddesi gereğince, kabul edilen tutardan ½ oranda indirim yapılmak suretiyle, kararın düzelerek onanması uygun görülmüştür." Yargıtay .... H.D.,23.10.2010 Tarih, ... Esas, ... Karar .
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; öncelikle yetki itirazı incelendiğinde, 6100 sayılı HMK'nın 6.maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. 6100 sayılı HMK'nın 16. maddesinde "Haksız fiilden doğan davalarda haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." düzenlemesini benimsemiştir. Bir davada (takipte) birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak ya da icra takibi yapmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını (takibini) bu genel ve özel yetkili mahkemelerden (icra dairelerinden) hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalı tarafa geçer. Somut olayda haksız fiil sonucu hasarı meydana geldiği yer Esenyurt/İstanbul olup Ticaret Mahkemesi olarak yetkili mahkemelerde Bakırköy mahkemeleri olduğundan davanın da yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.
Zamanaşımı itirazı inceleniğinde; Türk Borçlar Kanunu Madde 72 zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağını düzenlenmiştir. Somut olayda, her bir icra takibine konu hasarın gerçekleşme tarihileri 12.09.2022 ve 13.09.2022 tarihi olup TBK madde 72 uyarınca zamanaşımı süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Davalının pasif husumet itirazı incelendiğinde; Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Davalı ile ihbar olunan arasındaki ilişkinin davacıya karşı ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davanın esası bakımından incelendiğinde; takip dosyalarına konu hasarlar nedeni ile davacı tarafından 3 ayrı hasar tespit tutanağı düzenlendiği, hasara konu yerin fotoğraflarının çekildiği bunların dosya içerisine sunulduğu anlaşılmıştır. Davacı düzenlenen tutanak ve fotoğraflardan davalının işi yaptırdığı ihbar olunan çalışanları tarafından oluşan hasarın tazminini talep etmektedir. Davalı ve ihbar olunan ise; zarara neden olanın davacının döşenmiş olduğu kabloların, yönetmelikte belirtilen özelliklere uygun olmadığından zararın oluştuğunu, davacının tam kusurlu olduğunu ve hasar ile eylem arasında illiyet bağı olmadığı yönünde itiraz etmiştir. 6098 Sayılı TBK 49. maddesi gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK madde 50/1.fıkrası gereğince, zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olup ispat yükü davacı üzerindedir. Bu kapsamda bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, düzenlenen raporda hasarın oluşumunda Yönetmelik hükümlerine uygun kablo döşemesi yapılmadığından bahisle davacı kusurlu kabul edilmiştir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bu rapor mahkememiz bakımından delillerin serbestçe değerlendirilmesiyle raporun öngörmüş olduğu sonucun (vakıa tespiti veya vakıalar hakkında varılan sonuç) hâkimin tek başına kanunun aradığı ölçüde kanaat edinmesi için yeterli kabul edilemeyecek, hâkim rapor içeriğini denetleyebilecektir. Davacı tarafından yer altına kablo döşemesi yapılırken 30.11.2000 tarih ve 44246 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği ve ... Elektrik Dağıtım Şebekeleri Enerji Kabloları Montaj (Uygulama) Usul ve Esasları dikkate alınması gerekmektedir. Davalı taraf ise; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarihli yazı cevabında ekindeki "taahhütname" başlıklı belge incelendiğinde anlaşılabileceği gibi; davalının altyapı kazı çalışması esnasında hangi hususlara dikkat edeceği 11 bent halinde sıralanmıştır. Dosya içerisindeki belgelerden anlaşıldığı gibi davacının zararının olduğu ve bu zararın davalının ihbar olunana yaptırmış olduğu kazı neticesinde doğduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacının yönetmeliğe uygun döşeme yapmamış olması zararın meydana gelmesine neden olan etken ise de davalının da gerek taahhütnamenin 2-d bendi uyarınca "altyapı kurumunda görevli teknik personelin hazır edilmemesi" gerek davacı tarafından krokilerin alınmadan ve kablo döşeme derinliği denetlenmeden kazının yapılması, yapılırken gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi nedenleri de zararın oluşumundaki etkenlerdendir. Tüm bu nedenlerle tarafların zararın oluşumunda “müterafik (birlikte) kusur” lu oldukları kabul edilmiş olup, hasar miktarları bu şekilde belirlenerek karar vermek gerekmiştir.
Davacının icra inkar tazminat talebi bakımından incelendiğinde; İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Davalı taraf talebine karşı koymasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının belirlenmesi, yargılama yapılmasını gerektirdiğinden alacağın likit (muayyen, belirli) olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,
-Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 3.509,96-TL asıl alacak, 410,33-TL faiz alacağı üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
-İİK'nın 67/2. Maddesi şartları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine,
Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,
-Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 3.626,43-TL asıl alacak, 422,38-TL faiz alacağı üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
-İİK'nın 67/2. Maddesi şartları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine,
Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,
-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 1.641,47-TL asıl alacak, 192,65-TL faiz alacağı üzerinden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
-İİK'nın 67/2. Maddesi şartları oluşmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 669,66-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 242,06-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 427,60-TL peşin harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 916,00-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan (Bilirkişi ücreti ve posta masrafları) olmak üzere toplam 5.132,50-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 50'ü olan 2.566,25-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında % 50'ü olan 1.800-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1.800,00-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 8.777,86 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 8.777,86-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Mahkemece verilen kararın niteliği nazara alınarak davalı tarafın yapmış olduğu masrafın yine davalı üzerine bırakılmasına,
11-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar itibariyle KESİN olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/06/2025
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı