T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/134 Esas
KARAR NO : 2025/344
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/09/2024
KARAR TARİHİ : 21/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olduğunu, takip talebine konu alacaklar tahsil edilemeyince davacı adına Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ilamsız takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, takibe itirazdan sonra 30.07.2024 vade tarihli ve 52.242,45.TL, 30.08.2024 vade tarihli 52.242,45.TL, 30.09.2024 vade tarihli ve 69.656,60.TL bedelli 3 adet senet verildiğini, yapılan ödemeler sonrası davacının 493.428,39.TL bakiye alacağının bulunduğunu ödemelerin yapılmaması üzerine dava açtıklarını beyan etmiştir. Sonuç ve talep olarak: davanın kabulünü, Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, 9020'den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına mahküm edilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalının süresinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında; Davacı ... tarafından, davalı ... Örme aleyhine, 25.06.2024 tarihinde 667.569,89.TL asıl alacak, tutarında icra takibi başlatılmış, ilamsız Takiplerde Ödeme Emri (Örnek No:7) düzenlendiği ve ödeme emrinde; alacağın tahsil tarihine kadar faizi ile tahsili talep edilmiş, davalı tarafından takibe, 02.07.2024 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiştir. Ödeme emrinde borcun sebebine “Cari Hesap Asıl Alacağı 667.569,89.TL denilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... tarafından, davalı ... Örme aleyhine, 25.06.2024 tarihinde, Bakırköy ... İcra Dairesinin .... esas sayılı dosyası ile 667.569,89.TL tutarında icra takibi başlatılmış, davalı tarafından 02.07.2024 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiştir.İcra takibinde, her ne kadar borcun sebebine “Cari Hesap ” denilmişse de taraflar arasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 89.maddesi” hükümlerine göre akdedilmiş yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır buna mukabil taraflar arasındaki ticari ilişkinin, açık hesap şeklinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Usul yönünden incelenen davacı ... ye ait 2024 defter-i kebir ve yevmiye defteri, e-defter olarak tutulmuş, beratları zamanında ve usulüne uygun oluşturulmuş, fiziki olarak tutulan, envanter defteri noter onayı zamanında ve usulüne uygun yaptırılmıştır. Davalı ... Örme, mahkemenizin belirlemiş olduğu inceleme tarihinde, incelemeye gelmemiş veya yerinde inceleme talebinde bulunmamıştır. Hesap ve kayıt yönünden incelenen davacı .... yasal defterlerine göre, davalı ... Örme, icra takip tarihi (25.06.2024) itibariyle (493.428,39.TL) tutarında borçludur. Davacı tarafından, davalıya düzenlenen faturalar, davacının kendi yasal defterlerine kaydedilmiştir. Faturalar elektronik olarak düzenlenmiş ve davalıya iletilmiştir. Fatura ve içeriklerine karşı davalı tarafından, yasal süre içerisinde yapılmış herhangi bir itiraza rastlanmamıştır. Netice olarak; davalının cevabının olmaması ve yasal defterlerini incelemeye ibraz etmemiş olması sebebiyle, şayet davacı yasal defter kayıtlarına itibar edilerek, Bakırköy ... İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyasına yapılan itirazın, (493.428,39.TL) tutarındaki kısım yönünden iptali halinde, davacının takip talebi sonrası faiz talebine ilişkin; takip talebi tarihinden (25.06.2024) dava tarihine (10.09.2024) kadarki 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun nun 2.maddesi uyarınca T.C. Merkez Bankası %51,75 oranında reeskont avans faizi 53.868,19.TL tutarındadır. Davacının talep ettiği icra inkâr tazminatının kabulü halinde, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu 68.maddesine” göre; 98.685,68.TL (493.428,39.TL X %20) tutarında olduğu yönünde rapor sunmuştur.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, faturaya dayalı ticari ilişki nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu iddiasına dayalı yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır..
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında493.428,39-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 493.428,39-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,
2-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 98.685,68-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE dair,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 33.706,09-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 5.088,68-TL harcın mahsubu ile bakiye 28.617,41-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 78.014,26-TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından ödenen 427,60-TL başvurma harcı, 5.088,68-TL peşin harç ve 5.150,00-TL tebligat ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 10.666,28-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Gider avansından artan olur ise karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda karar verildi.21/04/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza