T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/159 Esas
KARAR NO : 2025/240 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/09/2024
KARAR TARİHİ : 13/03/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin İstanbul İlinde ticari elektrik mimarlık ve müteahhidlik alanlarında faaliyet gösterdiğini, Davalı şirketin İstanbul ili ... ilçesi ... Mah. ... sokak .... ada ve 9 parsel adresinde bulunan taşınmazın yeni kofra bağlantısı için yapılan anlaşma ile müvekkili şirketin taşınmazın kofra kurulumuna başladığını, yapılan çalışmanın nedeniyle müvekkili şirketin malzeme ve işçilik masrafını talep ettiğini, müvekkil şirketin 05.04.2024 tarihinde davalı şirkete fatura kesmiş ve davalı şirket ilgili faturaya süresi içerisinde itiraz etmediğini, alacağın tahsili için Büyükçekmece .... İcra dairesinde icra takibi başlatıldığını, ilgili icra dosyasına davalı şirket tarafından 30.04.2024 tarihinde itiraz edildiğini, zorunlu arabuluculuğun anlaşamama olarak sonuçlandığını, müvekkili şirketin hak ve alacaklarının dava sonunda karşılanabilmesi ve infazın sağlanabilmesi için davalı şirkete ait olan araçlara taşınmazlara ve banka hesaplarına ihtiyati haciz uygulamasın karar verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin 05.04.2024 tarihinde davalı şirkete fatura gönderdiğini, davalı şirket ilgili faturayı iade etmediğini, ayrıca davalı tarafından yapılan ödeme emrine itirazda dayanak belge olarak sunulan faturaya karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, alacağın ispatı için tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasını talep ettiğini, müvekkili şirketin davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde alacağını tahsil edemediğini ve zarara uğradığını, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla İİK madde 67/2 uyarınca takip bedelinin %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ettiğini, açıklanan nedenlerle, İhtiyati haciz talebinin kabulü ile davalıya ait araç, taşınmaz ve banka hesaplarına ihtiyati haciz uygulanmasına karar verilmesini talep ettiğini, açıklanan nedenlerle, Büyükçekmece ..... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında itirazın iptaline, takibin Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası üzerinden devamına, davalının borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye mahkum edilmesine, borca itirazının kötü niyetli olması nedeniyle icra dosya bedelinin %20 sinden az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gider ve ücretlerinin davalı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında usulüne uygun olarak yapılmış ve imzalanmış yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, taraflar sözlü olarak davaya konu adreste elektrik tesisinin sağlanması için anlaşmış bu kapsamda davacı tarafın işe başladığını, davacının işi eksiksiz olarak tamamlamadığını, malzeme konusunda tek taraflı karar alarak yüksek maliyet çıkartmış ve emsallerine göre oldukça yüksek olan işçilik ücreti talep ettiğini,. Bahsi geçen nedenlerle taraflar arasında anlaşmazlık çıkmış ve davacı tarafça Büyükçekmece İcra Dairesinin .... Esas (yeni esas) icra takibi başlatıldığını, usulüne uygun olarak tebliğ edilen bir faturanın olmadığını, bu nedenle müvekkili süresi içerisinde hakkında düzenlenen faturaya itiraz edemediğini, müvekkili hakkında kesilen faturadan ancak icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle haberdar olmuş ve icra takibine itiraz ederek fatura içeriğini kabul etmediğini, takip tutarınca borcu olmadığını beyan ettiğini, fatura incelendiğinde yapıldığı iddia olunan malzeme ve masraflar haricinde "pano tadilat işçiliği, tesis işçiliği ve genel giderler" adı altında 40.000,00 TL alacak talep edildiğinin görüldüğünü, taraflar arasında işçilik bedeli, iş bu tutar uyarınca belirlenmediği gibi genel giderlerin ne olduğunun belli olmadığını, bu hususların da kabulünün mümkün olmadığını, davacının iş başlangıcında teklif formu adı altında müvekkile ibraz ettiği belge tutarı 280.000,00 TL iken huzurda davaya konu edilen fatura bedeli 490.602,00TL' olduğunu, iş başlangıcı ve fatura tarihi arasındaki süreç içerisinde enflasyon dolayısıyla fahiş fiyat değişikliğinin yaşanmadığı bilindiğinde göre ilgili fiyatlandırmanın neden iki katına ulaştığı da izaha muhtaç olduğunu, açıklanan ve resen gözetilecek diğer nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak kaydıyla, cevap dilekçesinin kabulü ile neticeten davanın reddini, yargılama giderleri vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen faturalar nedeni ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Büyükçekmece Arabuluculuk Dairesinin .... Numaralı dosyasında; 05.05.2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 490.602,00-TL asıl alacak yönünden 22.04.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak .... numaralı 05-04-2024 fatura alacağı olarak gösterildiği, davalı tarafından 30/04/2024 tarihinde borcun tamamına itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Davacı, ticari ilişki kapsamında fatura nedeni ile alacaklı olduğu ileri sürmüş; davalı, süresinde cevap dilekçesi sunduğu ödeme defi ve eksik iş, yüksek maliyetli fatura düzenlendiği iddiası olduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, "pano tadilat işçiliği, tesis işçiliği ve genel giderler" başlığı altında düzenlenen faturadaki hizmetin verilip verilmediği, verilen hizmetin fatura tutarı ile uyumlu olup olmadığı, davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 24.12.2024 tarihinde inceleme günü verilmiş olup tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 12.01.2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; yukarıda yapılan tüm bu alıntı ve açıklamalar ışında; davacı tarafından davalı aleyhine; Büyükçekmece İcra Dairesi ....; 22/04/2024 takip tarihli 490.602,00 TL .... numaralı 05-04-2024 fatura alacağı (Günlük Reeskont Avans) davacı tarafından davalı aleyhine takip başlattığı, tarafların defter kayıtları 2024 döneme ait E defterlerinin süresi içinde verilmiş olduğu zaman damgalarından tespit edildiği, envanter defterlerinin süresi içinde tasdik ettirilmiş olduğu tespit edildiği, TTK ve VUK gereği kesin delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından davalı tarafa “05/04/2024 fatura tarihli ....- | adet fatura keşide edildiği 490.602,00 TL toplam da olduğu tespit edildiği faturalar hakkında iptal, iade, itiraz konumunun olmadığı” davacı defterine kayıtlı olduğu, davalı tarafından defter kaydı ve faturaya itiraz olmadığı, icra takibine konu edilmiş olan fatura içeriğindeki malzeme ve işçilik bedellerinin piyasa koşullarında kadri marufunda olduğu ve davacı şirketçe teklif formu ile icra takil dayanak teşkil eden fatura içeriğindeki işlerin yapılmış olduğu görüş ve kanaatlerini bildirir raporu ibraz etmişlerdir.
Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.
Faturaya konu hizmetin yerine getirildiğini TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği davacı ispat etmelidir.
TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir. Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, her iki tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Ticari defterlerin delil olma durumlarına ilişkin hukuki düzenlemeler TTK ve HMK’da olmak üzere iki ayrı kanunla belirlenmiştir. Kişinin kendi ürettiği delili kendi lehine kullanamama durumunun özel bir istisnası olan ticari defterlerin delil fonksiyonu, HMK m. 222 ile sınırları ve koşulları sıkı sıkıya belirlenmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari defterlerin delil olmasına ilişkin genel şartları, üçüncü fıkrasında lehe delil olması için gereken şartları, dördüncü fıkrasında aleyhe delil olabilmesi için gereken şartları ve son fıkrasında ise delilin hasredilmesi olarak nitelendirilen ayrıksı durum ele alınmıştır. Bilirkişi raporunda, tarafların usulüne uygun ticari defterlerine göre Bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre 490.602,00-TL bakımından TL alacaklı olduğu, fatura içeriğinin yapılan iş ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu bu faturanın davalıya tebliğ edildiği, TTK madde 21/2 uyarıca davalının faturalara itirazına rastlanılmadığı da rapor da tespit edilmiştir. Her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafında ticari defterlerine işlenmesi gereken ticari işten kaynaklanıyor olduğuna şüphe bulunmamaktadır. Davalının ödeme defi dikkate alınarak ödeme belgelerini sunması için kendisine süre verilmiş olup sunulan ödeme dekontu incelendiğinde, dekontun alıcısının Batuhan Baltacıoğlu, ödeme tarihlerinin davalı tarafında sunulan belgelerden anlaşılamadığı, davacının ödemeleri kabul etmediği ve faturalardan önceki tarihli ödeme olduğundan kabul etmemiştir. Sunulan 2 adet ödeme dekontundaki ödemelerin bu faturadan kaynaklandığı açıklamada yer alamamakta olup açıklamada yalnızca "...." olduğu, bu ifadeden faturaya konu hizmete ilişkin ödeme olduğu iddiasını davalı ispatlayamamıştır. Davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı anlaşılmakla yemin delili hatırlatılmamış, davalı eksik iş, ödeme define ilişkin iddiaları ispatlayamamıştır. Davacının faturaya konu hizmeti verdiği, faturaların içeriğinin miktar ile uyumlu olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Tarafların ticari defterleri, fatura ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KABULÜNE,
1-Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın 490.602,00-TL bakımından iptali ile asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 98.120,40- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 33.513,02-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 5.925,25-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 27.587,77-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60- TL başvuru harcı, 5.925,25-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 6.413,65-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 9.261,50-TL toplam yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3600 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına,
8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 77.590,30 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır