T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/162
KARAR NO : 2025/158
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 11/09/2024
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP:Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ...... nolu ..... Gıda Paket Sigorta poliçesi ile sigorta edilen ve sigortalı ..... Şekerleme Gıda Turizm İnşaat Hayvancılık Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ait ..... Mah. .... Cad. No:33a D:1 Esenyurt/İstanbul adresinde bulunan iş yerinin 24/04/2023 tarihinde davalıya ait işyerinden sızan sular nedeniyle hasara maruz kaldığını, bahse konu olay nedeniyle müvekkili şirketinin iy şerinde yaptırılan ekspertiz sonucundan 445.568,98 TL hasarın tespit edildiğini, müvekkili şirketin bu bedelin sigortalısına ödediğini, hasar tazminatını ödeyene müvekkili şirketin sigortalısının hukukuna halef olduğundan bu kanunu halefiyete dayanılarak davalı aleyhine Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının bu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama sonucuyla sonuçlandığını, açıklanan nedenlerle, davalının haksız ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalının kötüniyetli itirazı sebebiyle aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dilekçe içerisinde belirtilen kişilere davanın ihbarını ve dava dilekçesinin bu kişilere tebliğini talep ettiklerini, müvekkili şirketin..... markasının sahibi olduğunu, müvekkil şirketin ticari faaliyeti önemli ölçüde üçüncü şahıs/şirketlerle Franchise Sözleşmeleri yaparak yürütüldüğünü, çoğunlukla alışveriş merkezlerinde faaliyet gösteren bu iş modeli olduğunu, müvekkili şirketin hasarın meydana geldiği mecuru 09.02.2018 imza tarihli kira sözleşmesi uyarınca ...... YÖNETİMİ A.Ş.’den kiraladığını, müvekkili şirket ile davanın ihbarı talebinde bulunulan .....GAYRİMENKUL A.Ş. arasında 01.11.2019 tarihinde yine davanın ihbarı talebinde bulunulan .....GAYRİMENKUL YÖNETİMİ A.Ş.’ye ait ...... PARK AVM’ de bulunan ...... markalı mecurun işletilmesi hususunda beş yıl süreli Franchise Sözleşmesi imzalandığını, mecuru ..... Yönetimi A.Ş.’den kira sözleşmesi ile teslim alan müvekkili şirketin Franchise sözleşmesine istinaden 01.02.2020 tarihli alt kira sözleşmesi ile bu mecuru ...... Anonim Şirketi’ne kiraladığını, bu sözleşmenin diğer tarafı da ...... Yönetimi A.Ş. olup adına hareket eden işletme şirketinin imza tarihi 05.03.2020 olduğunu, ...... Anonim Şirketi ile müvekkili şirket arasındaki Franchise Sözleşmesinin 20.05.2024 tarihinde düzenlenen bir fesih protokolü ile feshedilmiş ve mecurun müvekkili şirket tarafından teslim alındığını, müvekkili şirket 20.05.2024 tarihinde ZEYİLNAME yapmak suretiyle mecur ile ilgili sigorta poliçesini yaptırarak işletmeye başladığını, hasarın gerçekleştiği tarihin 24.04.2023 tarihi olduğunu, o tarihte mecurda ....... Anonim Şirketi'nin bulunduğunu, ..... markası yukarıda da ifade edilen gibi Franchise sözleşmesi uyarınca bu adreste ...... Anonim Şirketi tarafından kullanıldığını, eğer bu hasardan doğan sorumluluk hasar tarihinde mecurda bulunan kişiden talep edilecekse müvekkili şirketin mecurda fiilen bulunmadığı için kendisine husumet yönetilemeyeceğini, bu nedenle müvekkili şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, hasar incelemesi yapan Sigorta Eksperi’nin yaptığı incelemenin eksik ve hatalı olduğunu, sigorta eksperinin hasarın sebebine ilişkin yaptığı tek araştırmanın AVM tarafından tutulan tutanağı incelemekle olduğunu, bunun dışında yeni bir inceleme, araştırma, yeni bir su testi yapmadığını, hiçbir incelemeye, araştırmaya ve yeni bir teste gerek duymadan, sadece AVM’ nin tutanak ve beyanına dayanarak hasarın sorumluluğunu ...... İşletmesi’ne yıktığını, davacı tarafından gönderilen 22.10.2023 tarih “...... Dosya No’ lu rücu talebi ile ödediği hasar bedelini müvekkili şirkete rücu ettiğinde müvekkili şirket 30.11.2023 tarihli cevabi yazısı kendisine yöneltilen bu sorumluluğa karşı gerekli açıklamayı yaparak reddettiğini, davacının müvekkili şirket aleyhine Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyası ile takibe başlaması üzerine bu takibe de yasal süresi içerisinde itiraz edilmiş ve davacı tarafından dava şartı arabuluculuk müracaatı yapıldığını, anlaşmama tutanağı ile sonuçlandığını, müvekkili şirketin kendisine iletilen bu hasar ile ilgili olarak alt kiracısı ile iletişime geçtiğini, konu ile ilgili olarak bir mimarlık şirketi aracılığı ile yerinde inceleme yaptırılarak bir rapor alındığını, AVM’ nin tuttuğu tutanağa istinaden yaptığı anlaşılan değerlendirme sonrasında davacı tarafından ödenen hasar bedeli haksız bir şekilde müvekkile ve/veya kiracısına yüklenilmeye çalışıldığını, mahkeme tarafından yapılacak keşif sırasında bu su giderlerinin kime ait olduğu, akan suyun nereye gittiği ve nerede toplandığı çok daha iyi bir şekilde belli olacağını, açıklanan nedenlerle, davanın talep doğrultusunda ilgili taraflara ihbarına, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın reddine, müvekkili icra takibine başlayan davacının takip miktarı üzerind6en %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı sigorta şirketi tarafından TTK 1472 maddesi kapsamında halefiyet esasına dayalı olarak İİK 67 maddesi uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava konusu olayın sigortalı işyerinin üst katında bulunan bölümde faaliyet gösteren davalı şirkete ait işyerinden sızan suların sigortalı işyerine verdiği hasar nedeniyle sigorta şirketinin sigortalısına yapmış olduğu ödemeyi halefiyete dayalı olarak davalı şirketten tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
TTK'nın "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. Maddesinde; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli ..... Esas ve .... Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 27. maddesinde; "Her kat maliki anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumludur", aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde, "Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine Yargıtay ...... Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikli 17/06/2019 tarihli ...... E. ..... K. sayılı ilamı ile; "... Dava, konut sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu ileri sürülen davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır... 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 19. maddesinde, her kat malikinin anagayrimenkule ve diğer bağımsız bölümlere, kusuru ile verdiği zarardan dolayı diğer kat maliklerine karşı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise, kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözümleneceği öngörülmüştür. Somut olaya bakıldığında; davalının kullanımında olan konut ile davacı sigortalısının kullanımındaki konutun da bulunduğu anataşınmazın kat mülkiyeti kurulmuş bir taşınmaz olduğu; davacıya sigortalı konutun üst katında bulunan ve davalının kullanımındaki dairenin su tesisatından sigortalı yere su sızdığı gerekçesiyle davalıya husumet yöneltildiği görülmektedir. Bu durumda, anataşınmazda kat mülkiyeti kurulmuş olması nedeniyle, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu açıktır..." şeklinde karar verilmiştir.
Dosya tüm deliller, yasa hükmü, içtihatlar ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; Dava dışı sigortalı iş yerine ilişkin tapu kayıtlarının celp edilerek incelenmesinde; sigortalı iş yerinin bulunduğu binada kat mülkiyetinin kurulu olduğu anlaşılmıştır. Davacının davalı ile aynı binada farklı bağımsız bölümlerde faaliyet halinde olduğu, uyuşmazlığın kat mülkiyetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 27 ve Ek 1.maddesi uyarınca kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevli olup, tarafların tacir olması mahkemenin görevini bertaraf edemeyecektir. Zira bu konudaki görev hususu kanunun açık hükmüne dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince ,
-Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden,
-Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten,
-Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Büyükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,
5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/02/2025
Katip ....
¸e-imzalıdır
Hakim ......
¸e-imzalıdır