T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/203 Esas
KARAR NO : 2025/207 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : 12/09/2024
KARAR TARİHİ : 05/03/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 20.03.2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nin iki ortaklı olduğunu ve ortaklarının müvekkili .... ile davalı ... olduğunu, tarafların ticari faaliyetlerini davalı şirket üzerinden 2013 yılından beri sürdürdüğünü, ancak gelinen noktada, davalı ...'ün müvekkilinin imzasını taklit ederek çıkardığı genel kurul kararı ile kendisine şirketi münferiden temsile yetkili sıfatını hukuka aykırı biçimde kazandırdığı için "haklı sebep" meydana geldiğini, iki ortaklı şirkette müvekkiline haber ve bilgi verilmeksizin 20.05.2022 tarihinde genel kurul düzenlendiğini, işbu genel kurulda müvekkilinin bulunmadığı halde imzası taklit edilerek genel kurula katılmış gibi gösterildiğini, aynı genel kurulda, karar defterinde yazdığı üzere davalı ....'ün tek yetkili kılınmasına ilişkin karar alındığını, müvekkilinin 20.05.2022 tarihli genel kurula katılmadığı ve imzasının taklit edildiğini, teknik açıdan incelemeye muhtaç olduğu için HMK md.293 uyarınca uzman görüşü alındığını, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle incelenen imzanın müvekkili ....'ün el ürünü olmadığı uzman mütalaası ile tespit ve ispat edildiğini, taraflarınca 01.08.2024 tarihinde Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi .... E. Sayılı dosyası ile işbu usulsüz genel kurul kararının yokluğunun tespiti için dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, yasal yollara başvurma hakkı kapsamında başta ceza hukuku bağlamında özel belgede sahtecilik suçlarından ve sair suç teşkil eden eylemlerden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ...'ün münferiden temsil yetkisini hukuka aykırı yollarla elde ettikten sonra, şirketi borçlandırmak suretiyle içini boşaltmaya başladığını, şirkette metal panel işi yapılmasına rağmen tekstil firmalarına 2.500.000,00-TL bedelli senetler verildiğini, dava sonuçlanıncaya değin şirket yönetimine devam eden davalının; şirket için geri dönüşü mümkün olmayan işlemlerde bulunmasının mümkün olduğunu, bu nedenle ihtiyati tedbir taleplerinin olduğunu, davalı müdürün görevde kalması şirket için geri dönülmez zararlar doğuracağından ve çekilmez bir hal aldığından davanın ihtiyati tedbir taleplerinde bulunduğunu, neticede davanın kabulü ile; davalı ....'ün .... Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ndeki müdür görevinden alınmasına, HMK md.389 uyarınca ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile davalı şirketin temsil yetkisinin davacı müvekkili ...'e verilmesine, sayın mahkemeniz aksi kanaatte ise temsil yetkisini haiz kayyım atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı müvekkili ...'ün, ... Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketinin eski ortağı olduğunu, huzurdaki davanın açıldığı tarihte ve halihazırda söz konusu şirketin ortağı, yetkilisi veya müdürü olmadığını, huzurdaki davanın hiç esasa girilmeden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, biran için aksi varsayılsa dahi huzurdaki davanın yasal süresi içinde açılmadığını, zamanaşımı/hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davanın zamanaşımı/hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmesini, yine işbu davanın açıldığı tarihte ve halihazırda davalı müvekkilin şirket ortağı, yetkilisi veya müdürü olmadığına yönelik itirazları saklı kalmak kaydıyla, 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararındaki imza, ya bizzat davacı ya da herhalukarda davacının muvafakati ve talimatı ile bizzat yetkilendirdiği kişi tarafından atıldığını, davacının, 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararı ile davalı müvekkil ...'ün .... şirketine müdür olarak atandığından ve ....'e şirketi her hususta münferit imzası ile temsil yetkisi verildiğinden haberdar olduğunu, söz konusu genel kurul kararının bizzat davacının onayı ile alındığını, 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararının alındığı tarih öncesi ve sonrasında, davacı ile o dönemdeki diğer şirket ortağı davalı müvekkil .... arasında yapılan telefon arama, sms ve ... yazışmalarında, davacı, 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararı ile davalı müvekkili ....' ün .... şirketinin tek yetkilisi olarak atandığını bildiğini ve bunu kabul edip onay verdiğini belirtmiş olup söz konusu arama ve yazışma içerik ve kayıtları celbedildiğinde aksi yöndeki davacı iddialarının ve imza itirazının haksız ve kötüniyetli olduğunun açıkça ortaya çıkacağını, davacının bizzat onayı ile alınan 20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararı doğrultusunda davalı müvekkili .....'ün, ..... şirketine müdür olarak atandıktan ve .....' e şirketi her hususta münferit imzası ile temsil yetkisi verildikten sonraki dönemde davacının, ....o şirketi adına kendisi veya yakınlarının lehine olacak birçok iş ve işlemlerde bulunduğunu ve bu işlemler sırasında davalı müvekkili ...' ün, şirketin tek yetkilisi olduğunu bildiğini telefon arama, sms ve .... yazışmalarında açıkça ikrar etmiş hal böyleyken şuan ise davalı müvekkil ...'e duyduğu husumet nedeniyle çıkıp, "20.05.2022 tarih ve 2022/01 sayılı genel kurul kararındaki imza bana ait değil davalı .....'in şirkete tek yetkili olarak atandığından haberim yok bunu yeni öğrendim, söz konusu genel kurul kararını iptal edin" dediğini, dolayısıyla, davacı iddialarının kötüniyetli ve haksız menfaat sağlamaya yönelik olduğu ayan beyan ortada olup itibar edilebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine, mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, davalının 6102 sayılı TTK' nın m. 630/2 uyarınca limited şirket müdürlük görevinden haklı nedenle azline ilişkin olduğu görülmüştür.
Dava konusu; dava dışı şirketin davacı ile birlikte 2 ortağından biri olan davalı ...'ün dava dışı .... Yapı Metal San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti' yi zarara uğrattığı iddiası ile davalının yönetim ve temsil yetksinin kaldırılmasına ve tedbiren temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir.
Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın 4/1-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; dava dışı ... sicil numarasında kayıtlı .... Yapı Metal San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.' nın adresinin, ... Mah. .... Cad. No:29A Küçükçekmece /İSTANBUL olduğu görülmüştür.
Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6100 sayılı HMK' nın 14/2. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.04.2016 Tarih ve 2015/10670 E. - 2016/4851 K . sayılı ilamı.) incelenip sonuçlandırılmıştır.
Dava dışı şirketin sicil kayıtlarının incelenmesinde; dava tarihi itibariyle ortakların davacı ve dava dışı .... olduğu, yine münferiden yetkili müdürlerin davacı ve dava dışı .... olduğu görülmüştür.
Dava dışı şirketin 07.08.2024 tarih ve 2 sayılı genel kurul kararı ile davalı ....' ün, dava dışı şirketteki payının tamamını dava dışı ...' a devrettiği, davalının müdürler kurulu başkanlığı görevinin sona erdiği ve dava dışı ....' ın münferiden temsile yetkili müdür olarak atandığı anlaşılmıştır. İş bu kararın da, dava tarihinden önce 09.09.2024 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği görülmüştür.
a) Taraf ehliyeti yönünden değerlendirme:
6102 sayılı TTK' nın 630/2. maddesine dayalı limited şirketin ortağına ait idare ve temsil yetkisinin (müdürlük) kaldırılması (azli) istemli olarak açılan iş bu davada, husumetin idare ve temsil yetkisinin kaldırılması istenen ortağa (müdüre) yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.04.2021 Tarih ve 2020/5947 E. - 2021/3810 K . sayılı ilamı.) Bu haliyle davalının, taraf ehliyetine tek başına sahip olduğu anlaşılmıştır.
b) Dava takip yetkisi yönünden değerlendirme:
6102 sayılı TTK' nın "Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması" başlıklı 630/2. maddesinde, her ortağın haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davacının dava dışı şirkette ortak olduğu görülmüştür. Bu haliyle davacının, dava şartı olan dava takip yetkisine sahip olduğu anlaşılmıştır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.01.2018 Tarih ve 2016/5809 E. - 2018/67 K . sayılı ilamı.)
c) Hukuki yarar yönünden değerlendirme:
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 18.02.2022 Tarih ve 2019/5 E. - 2022/1 K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukukî bir yararının bulunması gerekir; yani, dava hakkı hukukî yarar ile sınırlıdır. Buna hukukî korunma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukukî korunma istemesinde, korunmaya değer bir yararı olmalıdır, aksi hâlde devletin mahkemelerini (davası ile) gereksiz yere uğraştıramaz.
Hukukî yarar dava açıldığı anda var olmalıdır; ilerideki (müstakbel) bir yarar yeterli değildir. Bu nedenle, muaccel olmayan (müeccel) alacak için dava açılamaz; açılırsa, dava hukukî yarar yokluğundan (usulden) reddedilir. Fakat bu, alacağın muaccel hâle gelmesinden sonra yeniden dava edilmesine engel değildir. Aynı şekilde, açıldığı sırada belli olmayan, şüpheli veya ileride doğacağı beklenen bir yarar da hukukî yarar sayılmaz (Kuru/Arslan,/Yılmaz, s. 244; Tanrıver, Süha: Medeni Usul Hukuku, Cilt I, Ankara 2016, s. 456).
Davanın açıldığı sırada var olmayan “hukukî yararın” dava sırasında tamamlanması, mahkemenin “hukukî yarar” eksikliğinin tamamlanmasını beklemesi söz konusu olamaz. Çünkü, hukukî yarar dava şartı eksikliği ilgili tarafa belli bir süre verilerek taraf eylemi ile tamamlanabilecek bir dava şartı değildir. (Pekcanıtez, Hakan Atalay, Oğuz/ Özekes, Muhammet: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2015, s. 250-251; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, Ciltli, İstanbul 2017, s. 948).
Hukukî yararın bulunması dava şartı, sadece dava açılırken değil, nihai karar verilinceye kadar mevcudiyetim devam ettirmelidir. (Arslan, Ramazan Yılmaz, Ejder/Ayvaz Taşpınar, Sema/ Hanağası, Emel: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2020, s. 316; Budak, Ali Cem/ Karaaslan, Varol: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2021, s. 176; Postacıoğlu, İlhan: Medeni Usul Hukuku, İstanbul 1975, s. 204; Karslı, Abdurrahim: Medeni Muhakeme Hukuku, İstanbul 2012, s. 466; Alangoya, Yavuz: Medeni Usul Hukuku Esasları, İstanbul 2000, s. 170-178).
Yukarıda belirtilen sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...., dava dışı şirkette dava tarihi itibariyle ortak ve yetkili (müdür) değildir.
Davacının, dava dışı şirketin 07.08.2024 tarih ve 2 sayılı genel kurul kararının yokluğunun tespiti ile pay devrinin iptali istemli açmış olduğu Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı davanın sonucunun beklenilmesi talebinin değerlendirilmesi neticesinde; mahkememizdeki iş bu davanın açıldığı tarihte davacının hukuki yararının bulunmadığı, davalının şirket yetkilisi (müdürü) olmadığı, ileride doğacağı şüpheli bir yararın hukuki yarar olamayacağı, hukuki yarar dava şartının tamamlanabilecek bir dava şartı da olmadığı, hüküm tarihi itibariyle de hukuki yararın mevcut olmadığı görülmekle ilgili davanın neticesi beklenilmeden hüküm kurulmuştur.
Hukuki yarar dava şartı gerçekleştikten sonra iş bu davanın açılması mümkündür. Ancak bu aşamada, hukuki yarar dava şartı gerçekleşmeden iş bu davanın açıldığı (mevsimsiz dava) görülmekle açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 hükümleri gereğince hukuki yarar dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı