T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/371 Esas
KARAR NO : 2025/786
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/09/2024
KARAR TARİHİ : 29/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle;Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer aldığı; Davalı borçlunun, takibe konu 63.425,05 TL tutarındaki borcunu ödemediği; Davalının borçları, işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili için Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı borçlu ... San. Tic. Ltd. Şti. nin itiraz ettiği ve takibin durduğu; Davalı borçlunun itirazlarının hukuken dayanaksız olduğu; Cari hesap ekstreleri ve tarafların defter kayıtları da incelendiğinde takibe konu borcun ödenmediği ve devamında borcu ödememek için arabuluculuk süreci başladıktan sonra iade faturaları düzenlediğinin açıkça görüleceği; Türk Ticaret Kanununda 01/01/2019 tarihinde yapılan değişikliğe istinaden itirazın iptali davası açılmadan önce taraflarınca arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığından işbu davanın açıldığı; ayrıca hem Müvekkili hem de davalı tarafın ticari faaliyette bulunan şirketler olması nedeniyle ticari faizin uygulanmasının yasaya uygun olduğu; bu sebeple borçlunun haksız Şekilde yaptığı faiz oranına itirazının reddedilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yanın dosya kapsamına cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Alacaklısının ..... Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan borçlusunun .... Sanayi Ticaret Limited Şirketi olan, ticari defter ve kayıtlara dayalı cari hesap alacağı nedeniyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebinde 17/07/2024 tarihli ticari defter kayıtlarına göre asıl alacak 63.425,05-TL olan ,bu miktarın fiili ödeme tarihine kadar TCMB ticari avans faiz oranı üzerinden faiz istendiği, borçlunun 26/07/2024 tarihinde takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunda özetle;. Davacı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan 2023 - 2024 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine Uygun tutuldukları anlaşılmakla anılan ticari defterlerin davacı şirket lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu; . Dosya kapsamında, davalı şirket tarafından sunulu cevap dilekçesine rastlanmadığı, Sayın Mahkemeniz ara kararı kapsamında 20.12.2024 tarihinde Mahkeme kaleminde yapılan incelemeye davalı tarafın iştirak etmediği, dava konusu Uyuşmazlık kapsamında ticari defter ve belgelerini sunmadığı anlaşılmakla hukuki yorum ve nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu; Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 17.07.2024 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile 63.425,05 TL Asıl Alacak tutarındaki toplam alacağın tahsilinin talep edildiği, borcun sebebi olarak 17.07.2024 tarihli cari hesap alacağının gösterildiği; Davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan ticari defter ve belgelerin tetkiki neticesinde 31.12.2023 sonu itibarıyla davalı borç tutarının 63.426,26 TL olduğu; anılan tutarın 01.01.2024 açılış bilançosuna devrettiği; neticeten davacı şirket ticari defterleri kapsamında 17.07.2024 icra takip tarihi itibarıyla davalı borç tutarı 43.626,26 TL bakiyenin korunduğu; 06.08.2024 tarihinde davalı tarafından davacı adına düzenlenen 156.447,47 TL bedelli iade faturasının davalı adına alacak kaydedilmesi ardından davalı şirketin davacı şirketten 93.021,21 TL alacaklı konuma geçtiği; ancak işbu iade faturasının davacı şirkete 23.08.2024 tarihli fatura ile (fatura göreline raporda verilmiştir) iade edilmesi ile anılan hesaba borç kaydı ardından davacı şirket ticari defterleri kapsamında davalı borç tutarının tekrar 63.426,26 TL olduğu; Eylül 2024 döneminden 31.12.2024 dönemine kadar 156.447,47 TL bedelli faturanın tekrar tekrar davalı tarafından gönderilip, davacı tarafından iade edildiği; Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 17.07.2024 tarihinde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalı borçlu vekili tarafından sunulu 25.07.2024 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş olup, itirazında yer alan hususlarına ilişkin tespit yapmanın mümkün olmadığı; başka bir ifadeyle davacı tarafından üretilerek davalı adına fatura edilip gönderilen ürünlerin kusurlu/hatalı olduğuna ilişkin davalı yanca yapılmış bir bildirime ve ürünlerin hatalı/kusurlu olmasından dolayı davalı şirketin bu ticaretten uğradığı zararı ispat eder belge ve ticari defter kaydının görülemediği; Sayın Mahkemeniz tarafından tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerine müzekkere yazılmak suretiyle 2023 — 2024 yılı BA BS Formları talep edilmiş olup; yapılan inceleme neticesinde 2023 yılı BA BS Formlarının birbirini teyit eder nitelikte olduğu; 2024 yılı BA BS Formlarının tetkikinde ise davacı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesinden gönderilen Karşılaştırmalı BA BS Formunda davacı şirketin davalı tarafından düzenlenen iade faturasını kabul etmeyerek iade ettiği; davalı şirket 2024 BA BS Formlarında ise -her ne kadar davacı BA BS Formunda karşılık verilmiş olarak görülse de- davacı adına bildirime rastlanmadığı; Neticeten davacı şirketin davasının kabulü halinde davacı ticari defterleri kapsamında 17.07.2024 takip tarihi itibarıyla davalı borç tutarı 63.426,26 TL görülse de takip talebinde yer alan 63.425,05 TL tutarın tahsilini talep edebileceği; sonuç ve kanaati ile rapor sunmuştur.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğu iddiasına dayalı davalı aleyhine yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 63.426,26 alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 63.425,05-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,
2-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 12.685,01-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 4.332,56-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 766,02-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.566,54-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.254,42-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 4.530,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıran tarafa iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, hazır olan tarafların yüzüne karşı karar verildi.29/09/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza