T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/405 Esas
KARAR NO : 2025/404
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/09/2024
KARAR TARİHİ : 12/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02.06.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ile müvekkili şirket arasında ticari alışverişler bulunduğunu, bu alışverişlere istinaden davalı tarafa ürünler satıldığını ve teslim edildiğini , davalı tarafa teslim edilen ürünlere ve kesilen faturalara istinaden altı (6) ayı geçkin süre sonrasında müvekkili şirket aleyhine 28/02/2024 tarihli .... fatura numaralı 189.688,43-TL bedelli, reklamasyon bedeli açıklamalı e-faturası kesildiğinin belirlendiğini, bunun üzerine davalıya Denizli .... Noterliğinin 06/03/2024 tarihli .... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini ,bu ihtarnamede müvekkili şirket aleyhine kesilen reklamasyon faturasının Kanunlarda belirtilen özellikleri taşımadığı ve yine Kanunlarda belirtilen yasal sürelerden çok sonra düzenlendiği, bu sebeplerle müvekkil şirkete kesilen işbu reklamasyon faturasının kabul edilmediği, reklamasyon faturasıyla aynı miktarlı olan müvekkili şirkete 189.688,43-TL cari hesap borcunun ödenmesi gerektiği belirtilerek, ilgili fatura da iade edildiğini, davalı tarafça bu ihtarnameye cevap verilmediğini, davalı tarafça, müvekkili şirkete yasal sürelere uygun olarak bir ayıp ihbarı yapılmadığını, malın ayıplı olduğuna yönelik müvekkil şirketçe bir kabul beyanında bulunulmadığını, davalı tarafla ortak bir bedel veya durum üzerinde anlaşılamadığını, bunun üzerine davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi .... Esas sayılı dosyasında takibe geçilmiş, davalı tarafça işbu takibe borçları bulunmadığını, takibe itiraz edilerek takip durdurulduğunu, akabinde ticari uyuşmazlıklara getirilen zorunlu arabulucuk kurumuna başvurulduğunu, ancak davalı tarafla anlaşmaya varılamadığını, müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında 189.688,43-TL asıl alacak için ilamsız takip başlatıldığını, bu ilamsız takibe davalı tarafça itirazda bulunulduğunu, itirazın haksız olduğunu, iptali gerektiğini, davalının haksız olan itirazının iptaline ve takibin devamına karar verilmesine, davalının haksız itirazı nedeniyle %20 icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, dava harç masrafları ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça süresinde sunulmuş bir cevap dilekçesi bulunmamaktadır.
Takibe konu icra dosyası, faturalar ve ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı .... Tekstil tarafından Denizli İcra Müdürlüğü Nezdinde .... Esas sayıl ıtakip dosyasında davalı .... adına 22/03/2024 tarihinde takip başlatıldığını, takip tutarının 190.202,93-TL olduğu, takip dayanağı 1 adet toplamı 189.688,43-TL olan fatura gösterildiğini, takip esnasında 514,50-TL işlemiş faiz talep edildiği, davalı tarafın 27/03/2024 tarihinde tebliğ aldığı ödeme emri ve takip yerine karşı 02/04/2024 tarihinde itiraz ettiği, bunun üzerine Denizli İcra Dairesinin takip dosyasını Bakırköy icra dairesine gönderdiğini, Bakırköy icra dairesinin .... nolu takip dosyası ile davalıya tebligat gönderdiği, davalının 29/04/2024 tarihinde tebliğ aldığı ödeme emrine 03/05/2024 tarihinde tekrar itiraz ettiği, icra takibinde asıl alacağa tahsil tarihine kadar %9 değişen oranlarda işleyecek adi kanuni faizi ile tahsili talebi bulunduğu anlaşılmıştır.
SMMM Bilirkişi .... tarafından tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın; 2023 ve 2024 yılı ticari Defter ve belgelerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TIK ilgili maddelerine uygun şekilde ve zamanında yapıldığı, kayıt nizamının ve belgelerinin birbirini doğrular şekilde VUK ilgili maddelerine uygun şekilde tutulduğu bu sebeple defter ve belgelerinin dava konusu işlemler bakımından kendisi lehine delil niteliğine haiz olduğunu, davacının ticari defter ve belgelerine göre taraflar arasında ticari bir ilişki olduğunu, davacının yapmış olduğu satışlar karşılık davalıdan tahsilatlar yapıldığını, davalı tarafından dava konusu cari hesapta yer alan fatura ve içeriklerine yapılmış bir itirazın tespit edilmediğini, davacı defterlerinde davalıya yapılmış en son satış faturasının tarihinin 07.06.2023 olduğunu, bu tarihte davalının 496.331,43-TL borçlu olduğunu, bu tarihten sonra davacıya 306.643,00-TL daha ödeme yapmış olduğunu, kalan bakiye borcunun 189.688,43-TL olduğunu, davalı tarafından hesap bakiyesinin tamamı için davacıya kesilen Reklamasyon faturasının kesilme tarihinin 28.02.2024 olduğunu, dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış ayıplı mal ihbarının ve itirazının olmadığını, davacının ticari defter ve belgelerine göre; icra takip tarihinde davacının davalıdan 189.688,43-TL alacaklı olduğu kanaati ile rapor sunmuştur.
Davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş fakat ihtaratlı karara rağmen davalı tarafça defterleri incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunulmamıştır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, faturaya dayalı ticari ilişki nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olduğu iddiasına dayalı yapılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 189.688,43 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği kabul edilerek açılan dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 189.688,43-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,
2-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 37.937,68-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE dair,
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 12.957,61-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 3.239,41-TLpeşin harcın mahsubu ile bakiye 9.718,20-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan toplam 3.727,81-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 4.484,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.350,15-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, hazır olan tarafın yüzüne karşı karar verildi.12/05/2025
Katip ....
¸E-imza
Hakim....
¸E-imza